ARKAK A ARKAK A HEYKELTRALIIYLA LGL KAYNAKA John









































































- Slides: 73
ARKAİK ÇAĞ
ARKAİK ÇAĞ HEYKELTRAŞLIĞIYLA İLGİLİ KAYNAKÇA: John Boardman, Yunan Heykeli, Arkaik, Homer Kitabevi, 2001. (Alınacak) Yusuf Boysal, Arkaik Devir Heykeltraşlığı, Ankara, TTK, 1979. (Fotokopi çektirilecek) P. Clayton-M. Price, Antik Dünyanın Yedi harikası (Çev: B. Avunç)Homer Kitabevi 199 (6. bas) J. Boardman, Greek Art, Thames&Hudson, 3. ed. 1996(Kütüphanede var)(İsterseniz bu kitabı da satın alabilirsiniz ama ders kapsamında zorunlu değil) N. Spivey, Understanding Greek Sculpture Ancient Meanings, Modern readings, Thames-hudson London 1996 (Kütüphanede var) G. M. A. Richter, Kouroı, Archaic Greek Youths, London, 1960. C. Laisne, Art of Ancient Greece, Italy, 1995 (Kütüphanede var) P. G. Canevi, Antik Yunan Sanatı Üzerine düşünceler, Bedrettin Cömert'e Armağan , Hacettepe Üni. Sosyal ve İdari Bilimler Fak. Beşeri Bilimler Dergisi Özel Sayı, Ankara 1980, sf. 43 -59. (Fotokopisi verilecek)
• B. A. Ashmole, A Catologue of the Ancient Marbles at Ince Blundell Hall. 1929. • B. A. Ashmole, Late Archaik and Early Classical Greek Sculpture in Scily and South Italy, 1934. • G. Karo, Greek Personality in Archaik Sculpture, 1948. • H. Payne-G. M. Young, Archaik Sculture from the Akropolis , 1936. • J. D. Beazley-B. A. Ashmole, Greek Sculpture and Painting to the end of the Hellenistic Period, 1932
• Arkaik Çağ Heykeltraşlığı Kronolojisi kendi arasında gösterdiği özelliklere göre belli dönemlere ayrılmıştır:
ARKAİK DÖNEM KRONOLOJİSİ: ERKEN ARKAİK ÇAĞ: MÖ. 650 -580/570 OLGUN ARKAİK ÇAĞ: MÖ. 580/70 -540/30 GEÇ ARKAİK ÇAĞ: MÖ. 530 -490/80
• Arkaik Çağ heykeltraşlığında bu evrelere ayrılma sanatın ve eserlerin gösterdiği gelişime ve özelliklere dayanmaktadır. • Örneğin Heykel çalışan araştırmacı G. Lippold, arkaik heykel sanatını Erken ve Geç arkaik olmak üzere ikiye ayırmıştır.
• Ama biz Erken, Olgun ve Geç Arkaik dönemi tercih ediyoruz. Bu dönemlere ayrılma nedenlerinden biri de büyük tarihi olayların sanata olan etkileridir.
• Bu dönemlere ayrılma nedenlerinden biri de büyük tarihi olayların sanata olan etkileridir.
• Yunan sanatında kronoloji tespitinde zamanın bilinen önemli olaylarından yararlanılır. Örneğin bir şehirde ele geçen eser, o şehrin kuruluşundan önce olamayacağı için şehrin kuruluş tarihi bu eser için bir • TERMİNUS ANTE QUEM dir.
• Ve Perslerin MÖ. 480 yılında Atina Akropolisini tahrip etmeleri de o tahrip tabakasından çıkan eserleri için MÖ. 480 tarihi bir • TERMİNUS POST QUEM dir. • Yani bu çıkan eserler bu tahrip tarihi olan MÖ. 480’den sonra yapılmış OLAMAZ
• STİL KRİTİK: • Kronoloji tespitinde Stil Kritik de önemlidir. • STİL: • Eseri biçimlendiren özelliklerdir. Eserin taşıdığı özelliklere göre tüm ayrıntıları araştırmak, bunları diğer eserlerle karşılaştırarak ortak ve farklı yönlerini bulmak Stil kritik yapmaktır.
• Stil kritik ile, eserin yapıldığı yılı, bölgesini, ekol özelliklerini ve sanatçısını saptama bakımından son derece önemlidir.
• Eserlerin tarihlendirilmesinde ve sanat özelliklerinin açıklanmasında ayrıca yazıtlardan ve antik yazarların verdiği bilgilerden de yararlanılır. • Antik yazarlardan • Yaşlı Plinius • MS. 1. yy. da yazmıştır. • Ve • Naturalis Historiae ( Doğa Tarihi) • isimli eserinde Yunan heykeltraşlığı hakkında ayrıntılı bilgi vermiştir. • MS. 2. yy. da ise Pausanias, Periegesis tes Hellados (Yunanistan’ın Tasviri) isimli eserinde kendinde önceki yazarlarıda refere ederek yunan heykeltraşlığı hakkında ayrıntılı bilgi vermiştir. (Bu 2 yazarı asla unutmayın. 2. sınıflar sanırım unuttular ama!!!)
• MS. 2. yy. da ise Pausanias, • Periegesis tes Hellados (Yunanistan’ın Tasviri) • isimli eserinde kendinde önceki yazarları da refere ederek yunan heykeltraşlığı hakkında ayrıntılı bilgi vermiştir. • Yazıtlarda ise, eserin kim tarafından yapıldığı, kime(hangi tanrıya gibi) ithaf edildiği gibi bilgilere ulaşabiliriz.
• Antik yazarlardan Yaşlı Plinius MS. 1. yy. da yazdı Naturalis Historiae( Doğa Tarihi) isimli eserinde Yunan heykeltraşlığı hakkında ayrıntılı bilgi vermiştir. • MS. 2. yy. da ise Pausanias, Periegesis tes Hellados (Yunanistan’ın Tasviri) isimli eserinde kendinde önceki yazarlarıda refere ederek yunan heykeltraşlığı hakkında ayrıntılı bilgi vermiştir. • Yazıtlarda ise, eserin kim tarafından yapıldığı, kime(hangi tanrıya gibi) ithaf edildiği gibi bilgilere ulaşabiliriz.
• Arkaik dönem Heykel sanatı inceleyen araştırmacılardan • Gisela M. A. Richter(ki; çok önemli bir isimdir, aklınızda tutun çok duyacaksınız) • Arkaik çağ heytkel sanatını, kuroslar ve koreler olarak konularına göre incelemiş • Langlozt, Bölgelere göre incelemiş ve • Yusuf Boysal, Erken, Olgun ve Geç Arkaik diye ayırarak dönemlere göre incelemiştir. Biz de Yusuf Boysal’a göre gideceğiz.
• Klasik Arkeoloji MÖ. 2. Binden sonra özellikle Akdeniz havasını incelemektedir. Klasik arkeolojinin kapsamına giren uygarlıklar: • MÖ. 2. Bin Başlarında Giritte Minos Uygarlığıdır. • MÖ. 1600’lardan itibaren Yunanistan’da Miken uygarlıdır. • Daha sonra ise Yunan ve Roma uygarlığı gelir ve biz Klasik Arkeologların inceleme alanına giren dönemlerdir.
• Antik Çağ Yunan ve Roma uygarlıklarının oluştuğu dönemlerdir ve Bizans ile sona erer. Rönesans ile yeniden doğar. Modern anlamda müzecilik ve koleksiyonculuk ta ilk olarak Rönesans döneminde başlamıştır. Rönesans 14. yy. da İtalya doğmuştur ve 18. yy. a (1789’a kadar) kadar sürmüştür.
• Rönesans döneminin Antik çağ açısından öneminin en önemli nedenlerinden biri bu çağda eserlerin keşfedilmesi, onlara ilgi duyulması ve Yunan, roma eserlerinin aynı zamanda Arapça eserlerin çevrilmesi ile eski çağlar hakkında daha ayrıntılı bilgiye ulaşılmasıdır.
• Antik tarih insanlık tarihinin başlangıcından erken dönem Orta çağ'a kadarki zaman dilimindeki belirgin kültürel ve siyasi olayları konu alır. • Antik tarih için kullanılan bir başka terim de antikite’dir. (antiquity). Yine de bu terim (antikite) daha çok Antik Yunan ve Roma uygarlıklarını özel olarak tanımlamakta kullanılmaktadır.
Antik Yunan’da dönemler: • Geometrik Dönem: MÖ. 1200700/650 • Geometrik dönemde kendi içinde safhalara ayrılır. • Arkaik Çağ: MÖ. 650 -490/480 • Klasik Çağ: MÖ. 490/480 -330 • Hellenistik Çağ: MÖ. 330 -30 • Roma Çağı: MÖ. 30 -MS. 394
ARKAİK ÇAĞ’DA NELER OLDU? • MÖ. 8. yy. da başlayan kolonizasyon hareketi MÖ. 7. yy. içinde iyice yaygınlaşmaya başlar. • Artan sanayi gücü ile küçük atelyelerin yerini büyük sanayi kurumları almaya başlar. • Bu durum daha fazla insan gücüne gereksinimi doğurur ve KÖLELİK ortaya çıkar.
• Güney Rusya, Trakya gibi yerlerden para ile satın alınan köleler Arkaik Çağ’da ortaya çıkar. Köleliliğin ilk ortaya çıktığı bölge ise İONYA bölgesidir çünkü sanayi bu bölgede çok ilerlemiştir. Tarlada çalışan köleler
MÖ. 7. yy. ’ın son yarısında Lidyalılar sikkeyi icat eder. Herodotos’ta bu anlatılır.
• Lidya bölgesi, Gediz (Hermos) Irmağı ve Küçük Menderes (Kaistos) Irmaklarının vadilerini kapsayan bölgedir. • Kuzeyinde Mysia, güneyinde Karia, doğusunda Phrygia, batısında ise Ionia bölgeleri vardır. • Yapılan dilbilim çalışmaları sonucunda Lidyalıların kökeninin Anadolu'nun Tunç Çağına kadar gittiği anlaşılmaktadır. • En parlak dönemi M. Ö. 700 -550 yılları arasıdır. • Bu dönemde kralları Gyges'tir.
Kral Gyges ve hikayesini tasvir eden bir resim. Not: Gyges’in hikayesini Herodot’ta bulun ve yazıp getirin lütfen!
• Peki Herodotos kimdir? Neden biz arkeologlar için önemlidir?
Herodotos • • Bugünkü Bodrum yakınlarındaki Halikarnas'ta doğan Herodotos (M. Ö. yaklaşık 484 -426), hayatı boyunca seyahatlar yaparak, gördüklerini ve duyduklarını kendisinden sonra gelenlere aktarmış olan nadir insanlardan birisidir. Tarihin babası olarak adlandırılmaktadır. Yunan nesrinin ilk şaheserini yaratan Herodotos, kendisini siyasî veya askerî olayların kaydı ile sınırlandırmamış, gezdiği ve gördüğü yerleri fizikî ve beşerî açıdan da tanıtma yoluna gitmiştir. Herodot'un “Tarih” adlı eserinin asıl maksadı, Yunanlılarla Asyalılar ve özellikle de Persler arasında cereyan eden büyük savaşı anlatmaktır; ancak Herodotos savaşan taraflardan Asyalıları da tanıtır; böylece sadece Yunanlıların değil, barbarların başarmış oldukları büyük işler de gelecek kuşakların bilgisine sunulmuş olmaktadır; bu eserde, Herodotos'un olaylara bakışı, Yunan milleti ile bağlantı içinde olan diğer milletlere de yönelik olduğu için bir olay kayıtçısının bakışı kadar sınırlı değildir; daha evrenseldir ve bu evrenselliğin oluşmasında Dorlar tarafından kurulan bir koloniye mensup olmakla birlikte, Anadolu ve Pers tesirleri altında kalmış olmasının önemi büyüktür.
• Gyges hakkında bildiklerimizi Yunanlı tarihçi Heredotos'tan öğrenmekteyiz. Heredotos, Gyges'in Miletos, Smyrna ve Kolophon (Değirmendere)'a karşı saldırgan bir politika izlediğini söylemiştir. Gyges'ten sonra sırasıyla Ardys, Sadyattes, Alyattes ve Kroisos hüküm sürmüşlerdir. • Lidyalıların Yunanlılarla en fazla ilişki kurdukları dönem Kroisos (560 -547) dönemidir. • Kroisos'da Ionia kent devletlerine karşı saldırgan bir politika izlemiştir. • Fakat adalarda oturanlarla iyi ilişkiler içine girmiştir.
• M. Ö. 546 yılında Persler, Lidya Krallığının başkenti Sardes'i ele geçirip Lidya Krallığına son vermişlerdir. • Böylelikle Anadolu 200 yıl boyunca Pers egemenliğine girmiştir.
• Lidyalıların doğudaki Medlerle Kızılırmak yöresinde yaptıkları savaş Alyattes döneminde olmuştur.
THALES • Bu savaşta Miletos'lu Thales ilk Güneş tutulmasını doğru olarak tahmin etmiştir Tarih: (M. Ö. 28. 05. 585). • Thales, M. Ö. 624 ve M. Ö. 546 arasında yaşamıştır. Bilimin doğduğu düşünülen Miletos’ta doğmuştur.
• Lidya'nın insanlık tarihine en büyük katkısı "sikke"yi icat etmiş olmalarıdır. Başkent Sardes'in içinden geçen Paktalos Irmağı'nın alüvyonlarında doğal olarak bulanan altıngümüş karışımı "elektron" madeninden basılan ilk sikkelerin üzerinde Lidya Krallığının arması olan Aslanbaşı bulunuyordu. • İlk Lidya sikkeleri muhtemelen Alyattes döneminde basılmıştır.
• Sikke basımının daha iyi bir duruma gelmesi ve elektron yerine altın ve gümüşten ayrı olarak sikke basımı Kral Kroisos zamanında ortaya çıkmıştır. Lidyalıların Yunanlılarla ticari ilişkilerinin yanı sıra dinsel ilişkileri de vardı. Lidya dininde en önemli kültler: • Aana tanrıça-Artimu (Artemis. Kybele), • Luvi tanrıçası-Kubava, • tarım tanrıları-Baki (Dionysos), • yağmur tanrısı-Leus (Zeus) ve • mezarların koruyucusu. Santas'dır.
• Lidya kralı Kroisos sikkesi
Lidya sikkesi MÖ. 610 -560
Gyges döneminde elkeron sikke MÖ. 687 -652
Lidya Elektron
• Arkaik Çağ’da sınıf mücadeleleri başlamıştır. Aristokratlar ile köylüler arasında, tüccar, zanaatkar gibi meslek gruplarından oluşan bir orta sınıf ortaya çıkmıştır. Bu kişiler köylülerle birleşerek bazı haklar talep ederler ve mücadele başlar. Bu halk tabakasına “”DEMOS” adı verilir.
• Demos sözcük anlamı olarak; halk, yurttaş topluluğu, sıradan halk gibi pek çok anlamı olan bir sözcüktür.
• Demos haklarının korunması için yazılı kanunlar ister ve bazı kanun koyucular çıkarç En ünlüleri Atina’da yaşamış Drakon ve Solon’dur.
• Kanunların yazı ile saptanması aslında Eski doğu kavimlerinde ve en erken olarak ta Sümerlerde görünür. Babil kralı Hammurabi kanunları toplatır ve 300 maddelik ünlü kodexini çıkarttırır. . Bu kodex 2 metre yüksekliğinde piramidel bir stel üstüne yazılmıştır. Yunanlılarda da MÖ. 7. yy. dan itibaren Eski doğu usulüne göre kanunlar aşağıdan yukarı daralan taş ya da tahta levhalara yazılmaya başlamıştır.
Hammurabi kodexi. Louvre Müzesi
GİRİTTE YAZILI KANUN ÖRNEĞİ. DUVAR ÜSTÜNDE
DRAKON KANUNLARI • M. Ö. 620'de Drakon, Antik Yunan tarihinde bilinen ilk yazılı yasayı çıkardı. Bu yasa adam öldürmeyle suçlanan kişilerin şehirden sürülmesini öngörüyordu. Eğer bir kişi, bir başkasının kişisel hak ve özgürlüklerine saldırıda bulunuyorsa, cezası çoğunlukla para cezası oluyordu. Drakon'un hazırladığı yasalara göre tecavüz cezası 100 drahmeydi. Hırsızlıktan dolayı verilecek cezaysa çalınan malın miktarına göre değişiklik gösterirdi.
SOLON KANUNLARI • Solon, MÖ. 640 -559 yaşamıştır. • Atinalıdır. Yaptığı reformlarla Atina demokrasisinin temelini attığı kabul edilmektedir. • KANUNLARI: • Çiftçi borçlarının ve şahsi hürriyetin ipotek için kısıtlanmasını kaldırdı. • Yaptığı diğer reformlarla ticaret ve sanayinin gelişmesini kolaylaştırdı. • Ağırlık ve diğer ölçüleri standartlaştırdı. • Zeytinyağından başka zirai ürünlerin ihraç edilmesini önledi. • kadın ve erkeğin birbirlerine ve eve karşı görev ve sorumlulukları belirtilir, evlenme, miras, ebeveynlik görevleri gibi roller yasalarla belirtilirdi • Asillerin etkisini azaltmak için vatandaşlığı dört sınıf olarak belirledi. • Ayrıca bu sınıflara girmeyi doğuşa değil, maddi varlığa bağladı. • Ölülerin arkasından her yerde, dirilerin hakkında ise tapınak, mahkeme, agora ve şenliklerde kötü konuşulmasını yasakladı. • Varolduğu sürece adaleti sağlamayı görev edindi.
• SOLON MÖ. 640559
• Arkaik Çağ’da karşılaştığımız bir diğer olay ise Tyranlıktır. • M. Ö. 650'lerden başlayarak aristokratlar devrilmemek ve Tyran diye adlandırdıkları gaddar, halkçı liderlerin onların yerini almaması için büyük mücadeleler vermek zorunda kaldılar. .
• Halk devlet işlerine ortak olmak ister ve mücadele başlar demiştik. Sonuçta aristokrat rejimle demokratik rejim arasında olan bir hükümet biçimi ortaya çıkmıştır ve buna Tyranlık adı verilir. Anlamı Lidya ya da Etrüskçeden efendi anlamına gelir. Turan’dan türetilmiş bir sözcüktür. Yunanlıların Tyran dediği kişiler bazen halktan bazense aristokrat tabakadan ancak halkın gücünü kazanarak, onların desteğiyle iktidara çıkmış ve hükümeti tek başına yöneten kişilerdir.
• Solon’un reformlarından bir süre sonra toplumsal huzur sağlanamadı ve sınıf çatışmaları gittikçe daha büyük boyutlar almaya başladı. Çatışma içinde olan ve adlarını polisin farklı coğrafi bölgelerinden alan üç siyasal partinin (Pediaklarovadakiler, Paroli’lerkıyıdakiler, Diakri’ler-dağdakiler) bir uzlaşmaya yanaşamayıp kendi görüşlerini toplumda egemen kılmaya çalışmaları sonucunda Atina tiranlık rejimiyle tanıştı.
• Yetenekli bir komutan olan PEİSİSTRATOS halkın desteğini alıp MÖ. 560’ta bir darbe ile Atina’da iktidarı ele geçirdi. Düzene karşı daha büyük bir tepki göstermesi sınıf çatışmalarının keskin boyutlara ulaştığı böyle bir ortamda zenginlere ve soylulara karşı halkın savunucusu rolünü üstlenen ihtiraslı kimselerin kişisel iktidarlarını kurmaları kolaylaşıyordu.
• Aristokrasiden demokrasiye geçişi kolaylaştıran halk tarafından benimsenip halkçı bir politika güden Peisistratos gibi yöneticiler tarihe tiran olarak geçmişlerdir. Pesisitratos, Solon anayasasına dokunmayıp yönetimi hukuksal bir çerçeve içine oturttu. Dışarıda barışı kollayan, içeride ekonomik gelişmeyi hızlandıran ve alt sınıfların yaşam düzeylerini yükselen bir siyaset izledi. Pesistratos öldüğü zaman onun ardından dynasteia (iktidar ailesi) oluşturmaya çalışan oğulları geniş bir muhalefetle karşılaştılar HİPPARKHOS öldürüldü. HİPPİAS ise Atina’dan kovuldu.
• Tyran Peisistratos MÖ: 561/60 yılında Atina akropolisini köylülerin desteğiyle ele geçirmiştir. MÖ. 528 yılına kadar hüküm sürmüş ve onun döneminde köylüler altın çağını yaşamıştır. Peisistratos imar faaliyetlerine büyük önem vermiştir. Bunun dışında 4 yılda bir kutlanan Panathenai festivali onun döneminde başlatılmıştır.
TYRAN ÖLDÜRENLER HEYKELİ
TOPLUMSAL SINIFLAR • Yurttaşlar(politai): yurttaşlar polisin yerli halkını oluşturan ve belli haklara sahip olan özgür kişilerdir. Polis’in ilk dönemlerinde yurttaşlık toprak sahipliğiyle (oikos)özdeşti. Daha sonra silah kullanma hakkı olan her ergin erkek, yurttaşlığa kabul edildi. Yurttaşlar da çeşitli sınıflara bölünmüştü: • -Eupatrid’ler (iyi doğmuşlar): yönetim mekanizmasını ellerinde tutup diğerlerini bundan yoksun bırakmış olan soylular. • -Demiurgoi: ticaret ve zanaatlarla zenginleşen kentli orta sınıf. • -Georgoi: küçük toprakları olan köylüler. • -Thetes’ler: toprakları ve belli bir işleri olmayan kentli emekçiler • Metoikos’lar (Yabancılar): genellikle zanaat ve ticaretle uğraşan yabancılar, özgür olmalarına karşın yinede hiçbir yurttaşlık hakkına sahip değillerdi.
KLEİSTHENES VE ARKAİK ÇAĞIN SONU • Tiranlık rejiminin yıkılmasıyla birlikte Atina’da iktidar çatışması yeniden alevlendi. Kleisthenes MÖ. 507 de halkın desteğiyle iktidarı ele geçirdi ve demokratik reformları yürürlüğe koydu. Kleistehenes’in getirdiği en önemli yenilik polisin toplumsal yaşamda soylularla etkili bir yer sağlayan eski kabile örgütlenmesinin ortadan kaldırılmasıydı. Klesisthenes yurttaşları soy üzerine kurulu 4 kabile yerine coğrafi nitelikte örgütler olan 10 kabileye ayırdı. Demokrasi rejimi yavaş işlerlik kazanmaya başladığı ilk yıllarında dışardan gelen büyük bir tehlikeyle karşılaştı. • İonya polislerinin ayaklanmasını bastıran Pers imparatorluğu MÖ. 490’da Yunan yarımadasına saldırdı.
• MÖ. 7. ve 6. yüzyıllar Yunan medeniyetinin yaratıcı dönemidir. Hr alanda büyük ilerlemeler olur ve doğal olarak bu durum sanata da yansır. Örneğin edebiyat alanında Lirizmin temelini atan Hesiodos vardır.
HESİODOS • • M. Ö. 8. yüzyılda (700 yılı) dolaylarında yaşadığı düşünülmektedir. Yoksul bir çiftçinin oğludur. Kyme şehrinden, Yunanistan'da Boiotia'nın Askra şehrine göç etmiştir. Efsaneye göre, Helikon yamaçlarında koyun güderken musalar, yani ilham perileri ona şairlik bağışlamışlardır. Nerede öldüğü bilinmez. Yunan ilk çağının Homeros’'tan sonraki en büyük epik ozanı olarak kabul edilir. Eserlerinden 2 büyük epik bugüne ulaşabilmiştir. Bunlar, tanrılar ile alâkalı mitler üzerine olan Teogoni (Tanrıların Doğuşu) ve çiftçi yaşamını anlatan İşler ve Günler'dir. Yunan mitolojisi ve Yunan çiftlik hayatı üzerine bilinenlerin çoğu Hesiodos'un eserlerinden öğrenilmiştir.
• Bu arada Homeros’tan sonraki en büyük epik ozan diyoruz. Peki Homeros kimdir? • Bilen var mı?
HOMEROS
• Homeros Yunanistanda yaşamış İyonyalı ozan. Batı edebiyatının ilk büyük eserleri sayılan İlyada ve Odysseia Destanları'nın yaratıcısı veya derleyicisi olduğu kabul edilir. Yaşamı hakkında çok az bilgi vardır. Araştırmacılar M. Ö. ). Veya 8. yüzyıllarda, büyük ihtimalle Smyrna İzmir) yaşadığı ifade edilir. • Hayatıyla ilgili bir başka rivayet ise kör olduğudur.
• Arkaik Çağ’da felsefe alanında İonya bölgesi (Anadolu'da bugünkü İzmirdir ve Aydın illerinin sahil şeridine antik Çağda verilen addır) çok önemlidir. Burada tabiatı açıklamaya çalışmışlardır. Düşünce ve tecrübe ile doğa olaylarının açıklaması için uğraşmışlardır.
• Bu kişilere “İonya Filozofları” adı verilir. En önemli merkezi Miletos’dur.









































































