KANT DEV AHLAKI 1 2 18 yzyl Alman


































- Slides: 34
KANT ÖDEV AHLAKI 1
2 18. yüzyıl Alman filozofu Kant, düşünce tarihinde bir kırılma noktasını temsil eder. İlkçağ filozoflarından Kant’a kadar ahlak anlayışı, genellikle mutluluk ahlakıdır. İlk kez Kant, ahlaki eylemin amacının mutluluk olamayacağını belirtmiştir.
3 Ahlâki bir davranışın, insanın is teklerinin, arzularının, çıkarlarının ve eyleminin sonucunu düşü nerek yapılmadığını; buna karşılık, niyete ve ilkeye bağlı olarak yapıldığını ileri süren Kant, yararcı ve hazcı ahlâk felsefelerini reddeder.
4 Ödev ahlâkında, "ahlâki bir davranış nedir ve ne olmalıdır? " sorularını araştırır.
5 Kant’ın ödev ahlakında neden ahlaklı olmalıyım? sorusuna: “Ben insanım ve ahlaklı olmak benim ödevimdir. ” şeklinde cevap verilir.
6 Hangi eylemlerin gerçek ahlaki değere sahip olduğunu açıklamak için Kant‘ın bakkal örneğinden hareketle ortaya koyduğu şu üç eylem arasındaki ayrım üzerinde duralım: 1 Ödeve Aykırı Olan Eylemler: Örneğin bir bakkalın müşterilerine farklı fi yat uygulaması, ödeve aykırı bir davranıştır. Çünkü, böyle bir eylem dürüstlük il kesini çiğnemektedir. Bu tür eylemler ödevle çatıştığı için Kant, bu eylemlerin üze rinde durmaz. Bu tür eylemlerin ahlaki olmadığı açıktır.
7 2 Ödeve Uygun Olan Eylemler: Bazı davranışlar sonuç olarak ödeve uygun olabilirler. Ama bu onların ahlak yasalarına uygun olduğunu göstermez. Örneğin, bir bakkalın bütün müşterilerine aynı fiyatı uygulaması ödeve uygun bir davranış tır. Bir çocuk veya bir yetişkin ondan alış veriş yaparken aynı fiyatı uygular, yani herkese dürüst davranır. Ancak burada önemli olan bakkalın bunu hangi niyetle yaptığıdır. Belki bakkal herkese eşit davranıyor, çünkü çıkarının öyle gerektirdiği ne inanıyordur. Yani eylemin ödeve uygunluğu, belli bir eğilimden geliyor olabilir.
8 3 Ödevden Dolayı Olan Eylemler: Herkese eşit davranan bu bakka lın sırf ödev bilincinden dolayı herkese eşit davrandığını; bunun bir dürüstlük ilke si olduğunu kabul ettiğini ve herkesin böyle davranması gerektiğine inanarak ey lemde bulunduğunu varsayalım. Bu durumda bakkalın eylemi, hem ödeve uygun, hem de ödevden dolayıdır.
9 Ahlâki davranış, ödevden dolayı yapılan davranışlardır. Örneğin, mahkeme de doğruyu söylemek iyi bir eylemdir. Fakat ödeve uygun olduğu için, yani diğer insanlara doğru gözükmek veya doğruyu söylemediği zaman alacağı cezadan korktuğu için doğruyu söyleyen bir tanık, ahlâklı bir davranışta bulunmaz. Ödevden dolayı doğ ruyusöylerse, yani doğruyu bir şarta veya sonuca bakmadan, yalnızca doğru olduğu için söylüyorsa, tanığın davranışı ahlakidir.
10 Örne ğin, bir yaz günü sahilde yürürken, birisinin boğulmak üzere olduğunu görür sek, bizim ödevimiz hiçbir şey düşünmeden, kendimizin boğulabileceğini, eğer kurtarırsak ünlü olabileceğimizi, kurtarırken onu öldürebileceğimizi vb. boğulmakta olana yar dım etmektir.
11 Ahlâk ilkesi, bize boğulmakta olan birisine şartlar ne olursa olsun yardım etmemizi emreder. Bu ödevden dolayı yar dım edersek ahlâki bir eylemde bulunuruz. Kurtarma sırasında, çok su yutmasından veya başka sebeplerden onu kurtaramayabi liriz; fakat bu durum bile yaptığımız davranışın ahlâki olmasın dan bir şeykaybettirmez. Önemli olan niyetimizdir.
12 Kant’a göre bir davranış, arzu, haz veya yarar gözetilmeden, yalnızca ödevden dolayı yapılmışsa ahlâki bir davranıştır. Böyle bir davranışın kaynağı da insandır. Sokrates veya Platon'un dediği gibi Bizim dışımızda ahlâk yasalarının varlığı yoktur.
13 Kant’a göre ahlakın kaynağı, ne insanı aşan dışsal bir ilke, ne de Tanrı’dır; ahlakın kaynağı insandır. Bu insan, ahlak ilkelerini kendisi koyar ve kendi iradesiyle bu ilkeye uyar. Bu aynı zamanda onun özgürlüğüdür. Yani ahlaki değerlerin kaynağı, insan aklı veya akıllı insandır. Bu akıl, ahlaki olarak kendini insanda vicdan şeklinde ortaya koyar.
14 Ahlâk yasa ları, akıl sahibi varlık olan insanın kendi aklı ve iradesiyle koydu ğu kurallardır. Ahlâk yasalarını insan, tüm insanlar için geçerli olabilecek şekilde koyduğu için, ahlâk yasaları evrensel ve mutlak tır. Evrensel ahlâk yasalarına uyduğu sürece, insan özgürdür. O halde özgürlük, ahlâk yasalarına boyun eğmekle mümkündür.
15 Kant, ödev ahlâkının emirlerini iki türde açıklar: Koşullu (hi potetik) emirler ve zorunlu/kesin (kategorik) emirler. Bir koşula bağlı olarak yapılan her türlü emir, koşullu eylemi oluşturur.
16 Kant' a göre ahlak, kesin/zorunlu emir ifade eden bir sistemdir. Bu nedenle neyi yapmamız, neyi yapmamamız gerektiği istediğimiz başka bir amaca bağlı olan koşullu emir olamaz. Akıllı insanlar olarak bizim belli ödevlerimiz vardır. Bu ödevler kategoriktirler, yani mutlak, zorunlu/kesin ve koşulsuzdurlar. Örneğin, "Her zaman doğruyu söylemelisin", "Hiçbir zaman bir insanı öldürmemelisin" buy rukları kategoriktir.
17 Örneğin, Polis karakolunda bir suçluya veya tanığa «doğruyu söyle» diye bir emir cümlesi söylendiğinde, suçlu veya tanık dayak yemekten korktuğu için doğruyu söylerse, koşullu bir davranış gerçekleştirir. Fakat doğruyu yalnızca doğru olduğu için ve bunu söylemek onun ödevi olduğu için söylerse, kategorik emri gerçekleştirmiş tir.
18 Kant için koşullu emirler, mutlak olmadığı için ahlâk açısından geçerli emirler değildir. Buna karşılık kategorik emirler, tüm insanlar için geçerli olması nedeniyle ahlâk felsefesinin emirleri ve önermeleridir.
19 Akıllı varlık olarak bizler, ken dimize bazı temel ödevler koyar ve bu ödevlere itaat ederiz. Bu ödevler sübjektif olmalarına rağmen, herkes için geçerli olması nedeniyle aynı zamanda objektiftirler. Akıl sahibi varlık olarak in san, kendi ahlâk yasalarını koyar ve bu yasalara uymak zorunda olduğu içinde sorumludur. Sorumlu olması, onu özgür yapmakta dır.
20 Diğer ahlâk felsefecilerden farklı olarak Kant, özgür olabil mekiçin sorumlu olmak gerektiğini söyler. Özgürlük sorumlulu ğudeğil, sorumluluk özgürlüğe neden olmaktadır. Çünkü ahlâk yasaları birer ödev olarak bize «yapmalısın, etmelisin ve uymalısın» diye emreder.
21 Kant’ta niyet çok önemlidir. İnsan eyleminden değil, niyetinden sorumludur. Eski Yunan mitolojisinde “gügesin yüzüğü” diye bir kavram var. Güges’in bir yüzüğü varmış. Herkes ona sahip olmaya çalışırmış. Çünkü bu yüzüğü takan kişi görünmez olurmuş. Kant’a göre ahlakın sınandığı yer işte burasıdır. Kimse görmediğinde yaptıklarınızla, yüzüğü çıkardığınızda yaptıklarınız örtüşüyorsa sizin ahlaklı olduğunuz söylenebilir.
22 Kant, Ahlâk yasasının temelinde yatan niyete, maksim/il keder. Maksim/ilke, ahlâki davranışın arkasında olan ve bize karar verdiren, niyet temelli ödev duygusudur. O halde, insanın ödevinden dolayı bu ilkeler var olmaktadır. Ödevler, akıllı varlık olmamızdan kaynaklanmaktadır.
23 Kant, kategorik emirlerin temelinde üç maksim olduğunu söy ler: Birinci maksim veya ilke: "Öyle davran ki, davranışın temelinde ki ilke, tüm insanlar için geçerli olan evrensel ilke veya yasa ol sun. " Bu ilke bize bir davranışta bulunmadan önce, bu davranışı herkes için isteyip isteyemeyeceğimizi sormamızı istemektedir. Basit bir anlatımla, sana şaka yapılmasını veya yalan söylenilmesini istemiyorsan, sen de başkalarına şaka yapma veya yalan söy leme ilkesini kabul etmektir.
24 İkinci maksim veya ilke: "İnsanlığı, kendinde ve başkalarında, bir araç olarak değil de, her zaman bir amaç olarak görecek şekilde davran!" Bu ilke ile Kant, insanları değer koyucu olarak görmenin yanı sıra onları en yük sek değer yapmaktadır. Başkalarını kendi davranışlarına araç yap mamayı kendine amaç yaparak, onların da senin gibi bir akıllı varlık olduğunu kabul et, demektedir. Bu yasa, insanların birbiri ni egemenlik altına almasını ve köleliği ortadan kaldıran bir ilke veya maksimdir.
25 Üçüncü maksim veya ilke: "Öyle davran ki, iraden, kendisini herkes için geçerli olan kural lar koyan bir yasa koyucu olarak hissetsin!" Bu kuralla Kant, ira deninotonom olduğunu ve bir yasa koyucu gibi davranabileceği ni vurgular.
26 Sonuç olarak Kant, getirdiği ödev ahlâkı ile sonucun önemli değil, niyetin önemli olduğunu ve insanın akıl sahibi bir varlık olarak, ahlâki davranışları ve temelindeki ilkeleri koyabilecek yetilere sahip olduğunu iddia etmektedir.
27 AHLAKTAN TANRI’NIN VARLIĞINA Aslında ahlak yoluyla Tanrı’nın varlığı inancını temellendirmeye çalışırken Kant, büyük bir zorlukla karşıya kaldığının farkındadır. Bir yandan ahlakın otonomluğunu korumak, öte yandan da inanç ile ahlak arasında makul bir bağın var olduğunu göstermek zorundadır.
28 Kant, insanın ahlak tecrübesinden Tanrı’ya ulaşılacaksa, «önce insanın ahlaki bir varlık olduğu temellendirilmeli, sonrada ahlakilik bizi zorunlu olarak Tanrı’ya götürmelidir. » der. Kant’a göre insan, ahlaki bir varlıktır. İnsan ahlaklı olmaya “mecbur” bir varlıktır. Onu mutluluğa layık kılan da yine ahlaklılıktır. Ahlakın kaynağı, önceden akılda vardır.
29 İnsandaki ahlaki kavramdan hareketle üç esas kavrama ulaşır: 1 Özgürlük 2 Ruhun ölümsüzlüğü 3 Tanrı’nın varlığı
30 Özgürlük, akıl sahibi varlıkların istemesinin bir özelliğidir. Ancak özgürlük idesi altında bulunan varlık pratik açıdan özgür olabilir. Yargılarında başka bir şeyden yönetilmeyi kabul eden bir akıl düşünülemez.
31 Kant, insanın mutlu olması gereken bir varlık olduğunu, bunun da ahlâklı olmakla elde edilebileceğini söylemiştir. Kant'a göre böyle olduğu takdirde insanoğlu ulaşabildiği en yüksek iyiyi de elde etmiş olacaktır. Ancak Kant'a göre mevcut şartlarda (maddi dünyada) ahlâkla mutluluğun bir araya gelmesi çok zordur. İçerisinde yaşadığımız dünya ve fizikî çevrede pek çok engeller bulunmaktadır. Dolayısıyla bunun mevcut dünyamızda gerçekleşmesi imkânsızdır.
32 Kant'a göre insanın ahlâklı olarak mutluluğu yakalayabilmesi ve mükemmel bir varlık olması için iki unsur gerekmektedir: Birincisi onun ölümsüz olması lâzımdır. Çünkü insanın şu anki yaşamı çok kısadır ve sorunlarla doludur. Sonuçta insan sonsuz bir yaşama sahip olmalıdır. İkincisi ise bunları kendine sağlayacak Yüce bir gücün varlığı gerekmektedir. Bütün bunları düşünmenin yolu da evreni ahlâk kanunlarına göre idare eden mutlak/yüce bir varlığın tasavvurundan geçecektir.
33 Sonuçta Kant'a göre ahlâkî ilkeler, sadece ilke olarak kalmamalıdır. Ahlak ilkelerine göre davranmak zorunludur. Ahlaki ilkeler yaşama geçirildiği takdirde anlamlı olacaklardır. Bunun garantisi de ölümsüzlüğü bize kazandıracak olan Tanrı'nın varlığıdır. Kant’a göre ahlaki bir varlık olan Yaratıcı’nın varlığının kabul edilmesi gerekmektedir.
34 Kant'ın ahlak felsefesi, halen yaygın olarak kabul edilen üç ahlak geleneğinden biridir. Günümüzde ahlak, siyaset, hukuk ve insan hakları alanlarında evrensel de ğerve ilkeleri savunan çoğu felsefi kuram, temelde Kantçıdır.


































