CEV 4462 EVRE HUKUKU DR SENEM YAZICI GVEN





















- Slides: 21
CEV 4462 ÇEVRE HUKUKU DR. SENEM YAZICI GÜVENÇ DOÇ. DR. GAMZE VARANK
ÇEVRE HUKUKU İLKELERİ 1. 2. 3. 4. 5. Sürdürülebilir Kalkınma Önleme İşbirliği ve Eşgüdüm Entegrasyon Kirleten Öder 6. İhtiyat (Tek numaralı öğrenciler) 7. Katılım (Çift numaralı öğrenciler) 2
Kirleten Öder İlkesi (polluters pay principle- PPP) • Kirleten Öder ilkesinin çevre hukunun ilkesi olduğu söylenebilir. Çünkü kirlilik sorunu çevre sorunları içerisinde ilk sıradadır. • İlkenin hedefi “ekonomik sistemde çevresel maliyetlerin karar alım sürecine dahil edilmesini sağlayacak elverişli göstergeleri yerleştirmek” tir. • Kirleten: kirliliğe yol açan kişiler kirleten olmaktadır. • Avrupa Birliği kirleten’i“ doğrudan veya dolaylı şekilde çevrenin bozulmasına sebep olan ya da bozulma sonucuna yol açan koşulları ortaya çıkaran kişi” olarak belirtmiştir. • Çevre Kanunumuzda ise kirleten “fiilleri sonucu doğrudan veya dolaylı olarak çevre kirliliğine sebep olan gerçek ve tüzel kişiler” olarak tanımlanmıştır. 3
Kirleten Öder İlkesinin ortaya çıkışı • Kirleten öder ilkesi çevre sorunlarının ilk kez uluslararası ölçekte yoğun olarak gündeme getirildiği ve çözümler arandığı bir dönemde, Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü (OECD) tarafından çözüm yollarından biri olarak ortaya konulmuştur. • Ülkemizde konuya ilişkin düzenleme Çevre Kanunu ile yapılmıştır. 4
Kirleten Öder ilkesi’nin Tanımı • “yarattığı kirliliğin bedelinin kirletene ödettirilmesi” ya da “ kirletenin kirliliğin maliyetine katlanması” gibi tanımlamalar yapılabilir. • Ancak hangi kirliliğin ya da kirliliklerin hangi sonuçlarının ödettirmeye dahil edileceği, dahası, ödettirmenin ne anlama geldiği ve nasıl yapılacağı gibi sorunlar durumu karmaşık hale getirmektedir. • OECD’nin tanımı: “kirletenin çevrenin kabul edilebilir bir durumda olmasını sağlamak için kamu ototritelerince belirlenen kirliliği önleme ve kontrol önlemlerinin masraflarına katlanması” şeklindedir. • Bu tanımda üç temel öğe vardır: • kirliliğin önlenmesi ve kontrolü için gerekli olan önlemlerin “masraflarına kirletenin katlanması” • kirliliğin önlenmesi ve kontrolü için gerekli olan önlemlerin “kamu otoritelerince” belirlenmesi • kamu otoriterilerinin kirliliğin önlenmesi ve kontrolü için gerekli önlemleri belirlerken “çevrenin kabul edilebilir bir durum”da olmasını sağlamayı hareket noktası almalarıdır 5
Kirleten Öder ilkesi’nin Tanımı • Çevre Kanunu’muzun KÖİ’ne ilişkin düzenlemesi “kirlenmenin önlenmesi, sınırlandırılması ve mücadele için yapılan harcamaların kirleten tarafından karşılanması esastır” şeklindedir. • Devamında “kirletenin kirlenmeyi durdurmak, gidermek ve azaltmak için gerekli önlemleri almaması veya bu önlemlerin yetkili makamlarca doğrudan alınması nedeniyle kamu kurum ve kuruluşlarınca yapılan gerekli harcamalar 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü hakkında Kanun Hükümlerine göre kirletenden tahsil edilir” hükmüne yer verilmiştir. • Yine çevre kanununun 8. Maddesinde “ kirlenme ihtimalinin bulunduğu durumlarda ilgililer kirlenmeyi önlemekle; kirlenmenin meydana geldiği hallerde kirleten kirlenmeyi durdurmak, kirlenmenin etkilerini gidermek veya azaltmak için gerekli tedbirleri almakla yükümlüdürler”. Bu iki düzenleme birlikte değerlendirildiğinde, Çevre Kanunu’nun önce kirlenmeyi önlemek için alınması gerekli olan, daha sonra da, kirlenmenin meydana gelmesi durumuna özgü olmak üzere, bu kirliliğin durdurulması, giderilmesi ve azaltılması için alınacak önlemlerin masraflarını kirletenin karşılaması şeklinde anladığını görmekteyiz. Tıbbi Atıkların Kontrolü Yönetmeliğimizde, tıbbi atık üreticilerinin ürettikleri atıkların berterafı için gereken harcamaları bertaraf eden kuruluşa ödemekle yükümlü olduklarını belirten hükmünün KÖİ’nin sınırlı çerçevede düzenlenmesinin bir örneğidir. 6
KÖİ’nin Dar ve Geniş Anlamları • Örneğin Tehlikeli Atıkların Kontrolü Yönetmeliği’nde KÖİ geniş anlamıyla karşımıza çıkmaktadır. “Atıkların Yönetiminden kaynaklanan her türlü çevresel zararın giderilmesi için yapılan harcamalar “kirleten öder” prensibine göre atıkların yönetiminden sorumlu olan gerçek ve tüzel kişiler tarafından karşılanır” denilmektedir. 7
ÇEVRESEL BOZUNMANIN ÖNLENMESİ VE KİRLİLİK KONTROLÜ Kirleticilere İlişkin Ayrımlar • Kirleteci maddelerin yoğunluk derecesine göre ayrım: düşük ve yüksek yoğunlukta kirleticiler. Kirliliğe ilişkin birçok mevzuatta yeralan “sınır değerler”in belirlenmesinde esas alınan bir ayrımdır. Bu ayrımda düşük konsantrasyona sahip maddeler kirletici kapsamı dışında bırakılabilmektedirler. • Tehlikeli ve Tehlikesiz kirleticiler ayrımı • Sabit kaynaklı kirleticiler- Değişken (yaygın) kaynaklı kirleticiler: sabit kaynaklı kirleticilerde kirleticilerin emisyonları çıkış noktalarında belirlenebilmekte olup, ulusal ve uluslararası ilginin yoğun olduğu birçok çevre kirliliği sorunu bu tür kirleticilerden ileri gelmektedir. • Toksik ve toksik olmayan kirleticiler ayrımı: aslında bu ayrım tehlikeli ve tehlikeli olmayan kirleticiler ayrımı ile büyük ölçüde örtüşür. Ancak, toksik özellik taşımayan tehlikeli atıkları içermesi nedeniyle daha kapsamlıdır. 8
Kirleticilik Niteliğinin Saptanması • Çevrede değişiklik meydana getiren her maddenin kirletici olarak tanımlanması söz konusu değildir. • Bir maddeye kirletici denilebilmesi için o maddenin çevrede yol açtığı değişikliğin olumsuz (istenmeyen) bir nitelik taşıması gerekir. Bir maddenin kirletici sayılıp sayılmamasının belirlenmesinde zamanın büyük etkisi vardır. • Zaman ve bilimsel ilerlemeler 9
Kirleticilik Niteliğinin Saptanması • Maddelerin bulundukları ya da kullanıldıkları ortam ile yoğunluk dereceleri ve kullanılma miktarları da kirletici sıfatının kabul edilmesinde etkilidir. • Belli bir ortam içerisinde kirletici olmayan maddeler başka bir ortam ya da konumda kirletici olabilmektedirler. Kirleticilerin bırakıldıkları veya yayıldıkları ortam “alıcı ortam”, Çevre Kanunu’muzda “atıkların bırakıldığı yakın ve uzak çevre” şeklinde tanımlanmaktadır. Alıcı ortamın özellikleri de kirleticilerin etkilerini belirleyebilmektedir. 10
Kirleticilik Niteliğinin Saptanması • Diğer bir gerçek, kirleticilerin etkilerinin bunlara maruz kalan populasyonlara ve bireylere yani alıcı organizmalara göre değişmesidir. • Örneğin, bazı kirleticiler belirli miktarların üzerinde çocuklar ve yaşlılar için diğer yaş gruplarından daha tehlikeli olabilirler. Veya astım, kalp rahatsızlığı olan insanlara diğer insanlara göre hava kirliliğinden daha fazla etkilenirler. Olumsuz etkilerin az ya da çok oluşunda rol oynayan bir etken de kirleticinin kullanılış şekli yani organizmaya sindirim veya solunum yoluyla girmesidir. İkinci yolda etki daha çabuk göründüğü gibi daha yüksek de olmaktadır. Örneğin, Civa ağızdan alındığında çok zehirli olmayabilir, ancak civa buharı küçük miktarlarda nefes yoluyla alınırsa çok zehirli olabilmektedir. 11
Kirleticilik Niteliğinin Saptanması • Kirleticinin etkisinin olumsuz olup olmadığının belirlenmesinde rol oynayan etkenlerden biri de kirleticilerin birbirleriyle olan etkileşimleridir. • Tek başına kirletici olmayan bir madde başka bir maddenin yarattığı etki nedeniyle kirletici olabilmektedir veya bir kirleticinin yol açtığı etkiyi başka bir madde azaltabilmektedir. Birden çok kirleticinin etkileşimindeki etkenler birbirlerine basit şekilde eklenmekten daha büyükse, dolayısıyla her bir kirleticinin tek başına yol açtığından daha toksik ise bu etkileşime “sinerjistik” denilmektedir. Eğer bileşen etkileri biraraya geldiklerinde daha düşük oluyorsa “antagonistik” diye adlandırılır. 12
Standartlar • Çevre Kalite Standartları Alıcı ortam • Emisyon Standartları Kirletici ve Çıkış Noktası • Dizayn Standartları Proses tipi 13
Standartlar Çevre kalite standartları: Bu standartın belirlenmesinde kirleticinin bırakılacağı, dolayısıyla olumsuz sonuçlarını yaratacağı ve böylece kirleticileri taşıyacak ortam yani hava, su ve toprak esas alınır. İzin verilebilecek kirlilik düzeyleri yani sınır değerleri bu alıcı ortamların özelliklerine göre belirlenir. Bu nedenledir ki bu ölçütler her bir çevresel ögenin adıyla adlandırılır: hava kalitesi standartları, su kalitesi standartları, toprak kalitesi standartları veya hepsi için geçerli olacak şekilde “alıcı ortam standartları” olarak adlandırılırlar. 14
Standartlar • Emisyon standartları: bunlar tek kirleticiler esas alınarak saptanan ve kirleticilerin her biri için, belli süreler içerisinde, ilgili oldukları kaynaklardan çıkarabilecekleri emisyonlar bakımından, belirlenen kabul edilebilir maksimum miktarı gösteren ölçütlerdir. Bu ölçütler belli bir zamanda belli bir ortamda (su, hava , toprak) bulunması gerekli kirletici maddenin metreküp; miligram, desibel cinsinden miktarını gösterirler. Genelde her bir kirleticinin özellikleri dikkate alınarak bireysel sınır değerler (kabul edilebilir ençok miktar veya azaltılması gereken yüzdeler şeklinde) belirlenmekle birlikte tüm kirletici kaynaklar için boyut ve kapasitelerine bakılmaksızın aynı sınırların getirilmesi yani tek tip sınır yaklaşımının benimsenmesi de söz konusu olabilmektedir. • Standartlar, genellikle azot oksitler (NOx), kükürt oksitleri, partikül madde (PM) ya da kurum, karbon monoksit (CO), veya uçucu hidrokarbonlar gibi emisyonları düzenlemeye yöneliktir. 15
Standartlar • Dizayn standartları: esas olarak emisyon standartları kapsamında değerlendirilmektedir. Esasen bunlar bazı çalışmalarda doğrudan doğruya objektif emisyon standardının bir kategorisi olarak açıklanmışlardır. Bunlarda kirletici faaliyetlerde kullanılacak ekipmanını veya prosesin şekil ve tiplerine ilişkin sınırlamalar getirilmesi söz konusudur. Endüstriyel tesisler ile evlerin bacalarının, araba egzozlarının yükseklik-genişlik-yapıldıkları malzeme bakımından ne şekilde olacaklarının saptanması bu standartlara örnektir. Birçok uluslararası sözleşmede ürünlere ve üretim sürecine ilişkin standartlara yer verilmiştir. Örneğin tehlikeli maddelerin taşınması konusunda en sıkı düzenlemeler getirilmiştir. • Her iki standart yönetimine ilişkin eleştirilerde de haklılık payı olması nedeniyle çeşitli ülkelerdeki uygulamalar çerçevesinde bunlardan yalnızca birisinin tek başına uygulanmayıp her ikisinin de en iyi kısımlarının kabul edildiği, daha doğrusu birbirlerini tamamlayıcı şekilde kullanıldıkları ve bu arada başka bazı kirlilikle mücadele yöntemlerine de başvurulduğu görülür. • Ülkemizin kirlilik mevzuatında su ve hava kirliliği konularında kalite standartlarının yanı sıra emisyon (deşarj) standartları da kabul edildiği gibi bazı yörelere ve tesislere ilişkin özel düzenlemeler de benimsenmiştir. Hava kirliliği’nin Kontrolü yönetmeliğinde Çevre Kalite Standartları “ hava kalitesi sınır değerleri” adı altında düzenlenmiştir. 16
ÜZERİNDE DURULACAK YÖNETMELİKLER • Hava Kalitesi Değerlendirme ve Yönetimi Yönetmeliği • Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliği • • Su Kirliliği Kontrol Yönetmeliği Gürültü Kontrol Yönetmeliği Katı Atıkların Kontrolü Yönetmeliği Tehlikeli Atıkların Kontrolü Yönetmeliği Zararlı Kimyasal Madde ve Ürünlerinin Kontrolü Yönetmeliği Atıkların Düzenli Depolanmasına Dair Yönetmelik Isınmadan Kaynaklanan Hava Kirliliğinin Kontrolü Yönetmeliği Sanayi Kaynaklı Hava Kirliliğinin Kontrolü Yönetmeliği 17
HAVA KALİTESİ DEĞERLENDİRME VE YÖNETİMİ YÖNETMELİĞİ Amaç MADDE 1 – (1) Bu Yönetmeliğin amacı; hava kirliliğinin çevre ve insan sağlığı üzerindeki zararlı etkilerini önlemek veya azaltmak için hava kalitesi hedeflerini tanımlamak ve oluşturmak, tanımlanmış metotları ve kriterleri esas alarak hava kalitesini değerlendirmek, hava kalitesinin iyi olduğu yerlerde mevcut durumu korumak ve diğer durumlarda iyileştirmek, hava kalitesi ile ilgili yeterli bilgi toplamak ve uyarı eşikleri aracılığı ile halkın bilgilendirilmesini sağlamaktır. Kapsam MADDE 2 – (1) Bu Yönetmelik, hava kalitesi standartlarını ve hava kalitesinin değerlendirilmesini, "bölge"ler ve "alt bölge"lerin oluşturulmasını ve tüm bölgelerde iyi hava kalitesinin sağlanması için alınması gerekli önlemleri kapsar. (2) Bu Yönetmelik, işçi sağlığı ve güvenliği mevzuatı kapsamına giren iş yerleri iç ortamlarında uygulanmaz. 18
HAVA KALİTESİ DEĞERLENDİRME VE YÖNETİMİ YÖNETMELİĞİ • Tanımlar • Bilgilendirme eşiği: Aşıldığında, nüfusun özellikle hassas kesimleri için kısa süreli maruz kalmadan dolayı insan sağlığına bir riskin söz konusu olduğu ve güncel bilginin gerekli olduğu seviye • Hedef değer: Çevre ve/veya insan sağlığı üzerindeki uzun dönemli zararlı etkilerden kaçınmak, bunları önlemek veya azaltmak amacıyla belirlenen ve öngörülen süre sonunda mümkün olan yerlerde ulaşılması gereken seviye, • Kirletici: İnsan kaynaklı faaliyetler sonucunda doğrudan veya dolaylı olarak dış ortam havasına verilen ve çevre ve/veya insan sağlığı üzerinde zararlı etkileri olabilecek herhangi bir madde • Limit değer: Çevre ve/veya insan sağlığı üzerindeki zararlı etkilerden kaçınmak, bunları önlemek veya azaltmak amacıyla bilimsel olarak belirlenen, öngörülen süre içinde ulaşılacak ve ulaşıldıktan sonra da aşılmaması gereken seviye • Uyarı eşiği: Aşıldığında, nüfusun geneli için kısa süreli maruz kalmadan dolayı insan sağlığına bir riskin söz konusu olduğu ve ilgili yetkili merci tarafından acil önlemlerin alınacağı seviye 19
HAVA KALİTESİ DEĞERLENDİRME VE YÖNETİMİ YÖNETMELİĞİ • Yetkililer: Bakanlık ve il çevre ve orman müdürlükleri • Bakanlık ve il çevre ve orman müdürlükleri, 5 inci madde ile Ek I’de belirtilen limit değerleri sağlamak için gerekli önlemleri alır. Bu önlemler hava, su ve toprağın korunması için entegre bir yaklaşımla uyum içinde ve işyerinde sağlık ve güvenliğin korunmasıyla ilgili hükümlerle çatışmayacak şekilde olmak zorundadır. • Kamuoyunun bilgilendirilmesi • MADDE 13 – (1) Bakanlık ve il çevre ve orman müdürlükleri, kükürt dioksit, azot dioksit ve azot oksitleri, partiküler madde, kurşun, karbon monoksit, benzen, ozon dış ortam hava konsantrasyonları ve de arsenik, kadmiyum, cıva, nikel, benzo(a)piren ve diğer polisiklik aromatik hidrokarbon konsantrasyonları ve birikim oranları ile ilgili güncel bilgileri; bilgisayar ağı, bilgi ekranları, basın yayın organları ve diğer kolay ulaşılabilir medya aracılığıyla düzenli olarak kamuoyuna, çevre kuruluşları, tüketici kuruluşları ve belirli hassas nüfus grupları ve diğer ilgili sağlık mercileri gibi ilgili kuruluşlara sunar. • (3) Bakanlık ve il çevre ve orman müdürlükleri, uyarı eşiğinin tahmini veya fiili aşımları ile ilgili bilginin kamuoyuna ve sağlık kuruluşlarına zamanında verilmesini sağlar. • (4) Bakanlık ve il çevre ve orman müdürlükleri, ozon için hazırlanan yıllık raporları kamuoyuna sunar. 20
Aksaray Bursa-Nilüfer 21 Kumköy





















