ZEL ETM VE REHBERLK ZEL ETM TANIMI zel
ÖZEL EĞİTİM VE REHBERLİK
ÖZEL EĞİTİM TANIMI �Özel eğitime muhtaç çocukların eğitimi için özel olarak yetiştirilmiş personel, geliştirilmiş eğitim programları ve bu çocukların özür ve özelliklerine uygun eğitim ortamında sürdürülen çalışmalara özel eğitim denir. �Beden, zihin duygusal ve sosyal gelişim özellikleri yönünden normal çokların gelişim ve özelliklerinden ayrılan çocukların eğitim ve öğretim işlerini kapsayan çalışmalar özel eğitimdir.
Özel Eğitim ile ilgili Kavramlar Zedelenme – Sapma: Bireyin psikolojik, fizyolojik, anatomik özelliklerinde geçici ya da kalıcı türden bir kayıp, bir yapı ya da işleyiş bozukluğu olur. Vücudun bir parçasının olmayışı, eksik oluşu, iyi işlemeyişi gibi faktörler bunlara örnektir. Yetersizlik: Zedelenme ya da bazı sapmalar sonucu, bir insan için normal kabul edilen bir etkinliğin ya da yapımın önlenmesi, sınırlanması haline yetersizlik denilmektedir. Özür – Engel: Bireyin yaşadığı sürece, yaş, cins, sosyal ve kültürel faktörlere bağlı olarak oynaması gereken roller vardır. Birey yetersizlik yüzünden bu rolleri gereği gibi oynayamaz durumda kalırsa buna özür – engel denir. ”
Özel Eğitimin Ülkemizdeki Durumu Özel eğitim ile ilişkili kurum ve kuruluşlar; • Fakültelerin özel eğitim ile ilgili bölümleri • Milli Eğitim Bakanlığı • Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı • Sağlık Bakanlığı • Çalışma Bakanlığı • SGK • RAM • DİB • Dernek ve Vakıflar
Milli Eğitim Bakanlığında özel eğitimden sorumlu Özel Eğitim Genel Müdürlüğü ve buna bağlı Rehberlik Araştırma Merkezi hizmet vermektedir. Ülkemizde 30. ooo’e yakın özel eğitime muhtaç çocuk eğitim almakta. Bunların yarısı yaklaşık olarak devlet okulunda bulunmaktadır.
Engelli Çocuklar ve Engellilerin Sınıflandırılması Özürlü Çocuk Kimdir? Zihinsel özellikleri, duyusal yetenekleri, nörolojik ve fiziksel özellikleri, sosyal davranışları ve iletişim becerileri yönünden ortalama ya da normal bir çocuktan farklı olan, bunun için profesyonel yardım alması gereken çocuk engelli olarak tanımlanır.
Engellilerin Sınıflandırılması �Zihinsel Engelli Çocuklar �Duyusal engelliler: Görme ve İşitme �İletişim Kuramayan Çocuklar �Konuşma Bozukluğu Olan Çocuklar �Öğrenme Güçlüğü Çeken Çocuklar
1. ZİHİNSEL ENGELLİ ÇOCUKLAR � 18 yaşından önce ortaya çıkan zihinsel işlevler ile kavramsal, sosyal ve pratik uyum becerilerinde anlamlı sınırlılıklar görülen yetersizlik durumudur. �Zihinsel yetersizlik durumunun kendi içerisinde düzeyleri bulunmaktadır.
Zeka Bölümüne Göre Yapılan Sınıflama
Zeka Bölümüne Göre Yapılan Sınıflama �Sınır Zekalılık: IQ puanı 71 -90 ölçülür. Birçok normal zekalı bireyden daha yavaş öğrenirler. �Hafif Derecede Zihinsel Yetersizlik: IQ 50/55 - 70 ölçülür. Zeka geriliklerinin yaklaşık %89’u bu gruptadır. Eğitilebilir düzeyde zeka geriliklerini kapsamaktadır. �Orta Derecede Zihinsel Yetersizlik: IQ 35/40 50/55 ölçülür. Tüm zeka özürlerinin %10’unu oluşturur. Konuşabilir, iletişim kurabilirler fakat sosyal kuralları öğrenmeleri çok yavaştır.
Zeka Bölümüne Göre Yapılan Sınıflama �Ağır Derece Zihinsel Yetersizlik: �IQ puanı 20/25 – 30/35 ölçülür. �Zeka geriliği olan bireylerin %3 -4’ünü oluştururlar. �Okul öncesi dönemden itibaren çok az konuşurlar, sözel iletişim çok kısıtlı ya da hiç yoktur. �Motor gelişim ve el becerileri çok kısıtlıdır.
2. Duyusal Engelli Olan, İşitme ve Görme Duyuları Çalışmayan ya da Sınırlılık Gösteren Çocuklar a) İşitme Engelli Çocuklar Sağırlık: Gerekli tedavi ve düzeltmeler yapıldıktan sonra işitmenin ana dilini konuşmayı olağan yollardan öğrenmeyi engelleyecek kadar fazla olması. Ağır İşitme: Gerekli düzeltmeler yapıldıktan sonra iyi işiten kulağındaki işitme kayıpları, olağan yollardan ana dilini öğrenmesini ağırlaştıracak derecede olması.
İletimsel İşitme Özürü: Sesin iletilmesi sırasında iletim kanallarından birinin engellenmesi durumu. Duyusal-Sinirsel İşitme Özürü: İç kulakta daha çok sinir iletiminin bene ulaşması engellendiği için ortaya çıkan iştme özürüdür. Merkezi İşitme Özürü: Bütün organ ve sistemler normal çalışır ancak beyinde işitme oluşmuyorsa buna merkezi işitme özürü denir. Fonksiyonel İşitme Özürü: Kişinin sesle ilgili organlarının bir bozukluğu olmadığı, organların işlevlerini yerine getiremediği bir halde sesin beyne ulaşarak yorumlanamaması ile oluşan işitme özürüdür.
b) Görme Engellilik Tüm düzeltmelere rağmen gören her iki gözün görme gücünün onda birine ya da daha azına sahip olan kişilere kör denilmektedir. Görme özürü aslında herkesin yaşantısal olarak test edip anlayabileceği bir engellilik durumudur. Tıpkı işitme engellilikte olduğu gibi çevremizdeki nesneden gelen ışığı önce gözümüze oradan da göz sinirlerine ve oradan da sinirler yolu ile görme merkezine iletilmesi ve algıya yol açması herhangi bir aşamada bir engelin oluşması ile bozulabilir ya da engellenebilir.
�Görme engelli hangi nedenle görme yeteneğini kaybederse ve gelişimin hangi aşamasında olursa olsun; başka önemli alanlarda da engellilik geliştirebilecektir. �Öğrenme görsel yaşantı yüzünden etkilenecektir.
3. İletişim Kuramayan, Anlaşamayan Çocuklar, Konuşma Bozukluğu ve Yetersizliği Olanlar ile Öğrenme Güçlüğü Çekenler a) Konuşma Bozukluğu Dilin etkin kullanımıyla doğrudan ilgilidir. Bir çocuk söylemek istediği şeyi söyleyebiliyor, niyetini karşı tarafa hissettirebiliyorsa başarılı sayılır. Artikülasyon ya da eklemle bozukluğu: Çocuk seslerin yerini değiştirebilir, atlayabilir, sesi bozabilir ya da ses ekleyebilir.
�Kekemelik: 4 -7 ve 12 -21 yaşları arasında sık görülür. Konuşmada seslerin istem dışı uzatılması, çok sık tekrar edilmesi, yersiz duraklama veya donup kalma, mimiklerde aşırı zorlama ve ritim bozukluğu konuşmanın kalitesini ve anlaşılmasını bozmaktadır. En önemeli neden olarak baskı ve korku gösterilebilir. �Ses Bozukluğu: Çocuk pek çok sesi normal söyleyebildiği halde belli bazı sesleri eklemleyemez. Örneğin ‘radyo’ yerine ‘adyo’ ‘şekerlik’ yerine ‘ekelik’ der. �Diğer taraftan seslerin yerine başka sesler eklenerek söylenebilir. En sık görüleni ‘m’ yerine ‘b’ sesinin, ‘r’ yerine ‘ğ’ sesinin eklenmesi şeklindendir. Çocuk ‘motor’ yerine ‘botoğ’, ‘marangoz’ yerine ‘bağangos’ demektedir.
b) Ayırt edilmesi çok zor olan öğrenme güçlüğü çeken çocukların önemli bir bölümü halen hiçbir özel eğitim müdahalesi yapılmaksızın normal sınıflarda eğitim almaktadır. Bu çocuklar okuma, yazma ve konuşmada, sayılarla işlem yapmakta güçlüklerle karşılaşır. Kendilerini rahat ifade edemezler. Akranlarına göre öğrenme hızları yavaştır. Öğrenme güçlüğü çeken çocuklar günümüzde MEB’na bağlı özel okullarda eğitim görmelidir. Özel ilgi ve destek verilen öğrenciler ilköğretimi, liseyi hatta üniversiteyi bile bitirebilir. Ağır öğrenen çocuklara gerçek yardımı özel eğitim öğretenleri değil branş ya da sınıf öğretmenleri verecektir.
Öğrenme güçlüğü çeken çocuklar �Okuma-yazma �Konuşma �Sayısal işlemlerde yaşanan öğrenme güçlükleri Öğrenme Güçlüğünün Nedenleri: �Kalıtsal ve Çevresel nedenler �Doğum öncesi �Doğum anı �Doğum sonrası
4. Davranış bozukluğu olan çocuklar. Sosyal uyum bozukluğu gösterenler ve duygusal bozukluğu olanlar: �Hiperaktiftir, yerinde duramaz, dikkatini bir konuya yöneltemez. �Çevresindeki kurallara uymada çok sık ve önemli hatalar yaptığı için ileride sosyal uyumsuzluk geliştirebilir. �Yeterli güven duygusu gelişmemiş, kötü eğitilmiş çocuklar olabilirler. Öğretmenine küfredip yüzüne tükürebilir, etrafındaki herkese saldırabilir. �Sınıf içinde uyumlu davranmayı sergileyemezler. Bu çocuklar genelde MEB’na bağlı Özel Eğitim ve Öğretim Kurumaları tarafından kabul edilmediği için devletin resmi ilköğretim okullarında eğitime devam etmektedir.
Birden Fazla Engeli Olan Çocuklar Down Sendromu (Mongolizm) bunlardan biridir. Anne karnındaki gelişim başlangıcında normal düende olması gereken 21 çift kromozomlar yanlış gruplaşma nedeniyle üçleme yapar. İki yerine üç kromozom bir araya gelir. Bu çoğu zaman düşük veya ölü doğuma yol açmakla beraber doğum olursa down belirtileri görülür. Bu çocuklar pek çok sistematik hastalığa yatkınlık yanında özellikle zihinsel yönden gerilik gösterirler. Akciğeri dolaşım sistemi ve kalbinde hastalık geliştirmesi olasılığı yüksektir. Sistemli bir bakıma ve eğitime ihtiyaçları vardır.
Down Sendromu: «Tıpkı Sizin Gibiyiz, +1 Farkla»
�Fenilketonüri: Kalıtımsal bir metabolizma hastalığıdır. Çocuk doğduğundan itibaren özel diyetle beslenirse zeka gerilimine yol açmayabilir. �Serebral Palsi(Cerebral Palsy): Doğum sırasında fetüsün oksijensiz kalması beyin hücrelerinde geri dönüşümü olamayan ölümlere yol açabilir. �Doğan çocuk görme, işitme, konuşma, hareket ve zihinsel alanda önemli yetersizlikler gösterir. � Spastiklik en önemli engelli grubu oluşturur. �Titreme ve katılık ile ataksi de sık görülebilir.
�Menenjit ve Ensefalit (Beyin iltihabı) doğum sonrasında çocuğun kızamık veya boğmaca gibi bulaşıcı hastalıklar beyin hücrelerine ulaştıkları zaman beyin hücreleri farklı düzeyde tahrip olur. �Dikkat eksikliği, hiperaktivite, epilepsi ile zihinsel yönden gerilik ve bunlara bağlı pek çok duygusal ve davranışsal problemler görülebilir.
ÖZEL EĞİTİME MUHTAÇ ÇOCUKLARIN TANILANMASI
�Özel eğitime muhtaç çocukların önemli bir bölümünün ne tür bir özür yada engeli olduğunu açıkça görmek mümkündür. �Örneğin ortopedik özürlü birinin sorununun ne olduğunu gözlem yoluyla kestirmek mümkündür. �Görmeyen bir çocuğun tipik duruşu ve hareketleriyle görmediği; sınıfta görme sorunu olan çocuğun gözlerini kısmasından, ovuşturmasından iyi göremediği yine gözlem yoluyla tespit edilebilir.
�Sınıfta sara nöbeti geçiren, zekası sınırda olan yada kekeme olan çocuğun sorunu hakkında bir tahmin yapılabilir. �Ancak bütün özürler böyle olmayabilir. �Öğrenme güçlüğünü gözlemle tespit edebilmek için çok uzun gözlem süresine gereksinim olabilir.
TANILAMA NEDİR? �Özel eğitime muhtaç çocukların sorunlarının ne olduğunu, onlara nasıl eğitim verip nasıl yardım edilebileceğini belirlemek amacıyla zihinsel, sosyal, heyecansal ve bedensel alanlarda zayıf ve güçlü olduğu yönleri; kişilik özellikleri, kişilik yapısı ve ilgi, yetenek ve değerlerini saptamak amacıyla yapılan bilimsel uğraşa tanılama denir.
TANILAMA İLKELERİ �a)Erkenlik ilkesi; tanılama mümkün olduğunca erken yaşta yapılır. �b)Bütünlük ilkesi; tanılama çok yönlü, bireyin tüm gelişim öyküsü değerlendirilerek yapılır. �c)Çeşitlilik ilkesi; tanılama sürecinde uygulanan tekniklerde, yöntemlerde, disiplinlerde çeşitlilik esastır. �d)Süreklilik ilkesi; tanılama süreci farklı disiplin alanlarındaki uzmanlarca sürekli değerlendirilir.
�e)Yeterlilik ilkesi; tanılamada bireyin yeterli-yetersiz olduğu yönler birlikte değerlendirilir. �f)İş birliği ilkesi; tanılama sürecinde aile, okul ve uzmanlar iş birliği içinde çalışır �g)İsteklilik ilkesi; tanılama sürecinin her aşamasında ailenin ve gerektiğinde bireyin görüşü alınarak katılımı sağlanır. � h)Gizlilik ilkesi; tanılama sürecinin her aşamasında birey ile ailenin görüş ve onayları alınmadan hiçbir açıklama yapılmaz. �Elde edilen bilgi ve değerlendirme sonuçları eğitim ve yönlendirme amaçlı kullanılır
ÖĞRETMENİN SORUN BELİRLEMEDEKİ ROLÜ �Öğretmen, şayet okulunda psikolojik danışman (rehber öğretmen) yoksa ve gelişimsel ve psikolojik açıdan mesleki destek almıyorsa, kendi öznel yargılarına göre sınıfındaki bir çocuğun özürlü olup-olmadığına karar verebilmektedir. � Nitekim şu anda ilköğretim okullarımızda okuyan çocuklarımızın önemli bir bölümü ( bu oran İngiltere'de %20 olarak ifade ediliyor) herhangi bir sebeple özel eğitime ihtiyaç duyar durumdadır.
�İçine kapalı veya sosyal olmayan, ailesinde sorun yaşayan, sevilmediği, çirkin olduğu inancında olan sonuçlarındaki aşırı heyecan nedeniyle başarısız olan, okuldan kaçan, okul fobisi olan, tahtadaki yazıları göremeyen, dikkatini toplayamayan, işitmeyen, kekeleyen, aşırı şımartılmış evin tek çocuğu, felç, organ eksikliği olan vb. çocuklar bir şekilde yardıma muhtaçtır. �Bu konuda duyarlı olmayan sınıf öğretmeni çocuğun sınıftaki hırçın, saldırgan davranışlarını gerekçe göstererek ebeveyne “çocuğunuz liseyi başaramaz, boşuna uğraşmayın” diyebilmektedir. Oysa duyarlı bir öğretmen çocuğun bu saldırganlığının örttüğü “beni duyun, bana yardım edin, beni anlamaya çalışın” çığlıklarını duyabilmektedir.
'Tıpkı annem gibi kokuyorsunuz öğretmenim'
NASIL YAPMALI? Sınıftaki her hangi bir şekilde özel eğitime gereksinimi olan çocuklar için en önemli duygusal ve akademik destek, arkadaşlarından sonra öğretmenidir. Öğretmen önemlidir; sınıfın doğal lideridir, sınıfın normlarını, değerlerini ve duygularını işleten, ödüllendiren, hoş gören, değerlendiren bir organdır. Öğretmen sorunun ne olduğunu belirleme aşamasında mesleki sınırlarını aşmadan kısaca gözlem, görüşme ve test etme yöntemlerini uygulayabilir.
�GÖZLEM: En doğrudan, birincil duyularımızla (görme ve işitme) yaptığımız bir bilgi edinme yoludur. Öğretmen ders sırasında amaçlı bir duyarlılıkla (tıpkı bir anne ya da babanın çocuğundaki en ufak bir değişmeyi fark etme duyarlılığı gibi) öğrencilerini izler. � Sistematik Gözlem: Rasgele değil belli bir amaçla çocuğu izleme, belli bir gelişim görevini tamamlayıptamamlamadığını görme, çok güvenilir olmasa da bizi kestirme bir yoldan sorunun ne olduğunu anlamamızı sağlayabilir.
GÖRÜŞME: Görüşme öğretmenin bu konuda uyarıldığını, motive olduğunu ve çocuğun ne sorunu olduğunu anlamaya niyetli olduğunu açıkça gösteren bir bilgi edinme şeklidir. Görüşme, çocuğu incitmek, suçlamak ya da yargılamak için yapılmayacağı için öğretmenin görüşme isteğini çok uygun bir dille yapması ve çocuğun yargılanma duygusunu hiç yaşamaması gerekir. Görüşmede gözlem yakın planda yine devam eder. Ek olarak sorulacak sistematik sorular vardır; bunlar çocuğun gelişimi, ailenin sosyo-ekonomik durumu ve sorunun geçmişle ilgilidir.
�TEST ETME: � Özel eğitime muhtaç çocukların tespiti için profesyonel biri tarafından tanı konulmasının vazgeçilmez bir önemi vardır. �Özellikle bazı testlerin sonuçlarının yorumlanması (bireysel zeka testleri, projektif testler, görsel hareket testi) uzmanlık ister. �Buna rağmen öğretmenlik yaptığı okulda bazı basit testleri ve özellikle grup tarama testlerini kullanarak çocukların hangisinde sorun olduğu, ne derece engeli olduğu, ne gibi müdahalelerin yapılabileceği ve hangi düzeyde kimlerden yardım alınabileceği tesbit edilebilir. �Yine de bunun için öğretmenin profesyonel bir yardım alması gereklidir.
ÖZEL EĞİTİM HİZMETİ VEREN KURUMLAR VE BU KURUMLARDA MEVCUT UYGULAMALAR
ÖZEL EĞİTİM HİZMETİ VEREN KURUMLAR VE BU KURUMLARDA MEVCUT UYGULAMALAR �Özel eğitim veren kurumlar ve bu kurumlarda mevcut uygulamaları, normal okullarda özel eğitim uygulamaları ve diğer okullarda özel eğitim uygulamaları olarak sınıflandırmak mümkündür.
A. NORMAL OKULLARDA SUNULAN ÖZEL EĞİTİM UYGULAMALARI �A. 1. KAYNAŞTIRMA EĞİTİMİ (ENTEGRASYON: �Özel eğitime ihtiyacı olan bireylerin, eğitim ve öğretimlerini normal gelişim gösteren akranları ile birlikte normal sınıflarda sürdürme esasına dayanan, destek hizmetlerinin sağlandığı özel eğitim uygulamalarıdır.
�A. 2. ÖZEL EĞİTİM SINIFLARI: A. 2. 1. Okul ve kurumlarda, durumları ayrı bir sınıfta eğitim görmeyi gerektiren öğrenciler için yetersizlik türü, eğitim performansları ve özelliklerine göre açılan sınıflar. A. 2. 2. Aynı cinsten özürlü ortalama on öğrencinin bulunmasıyla okullarda ya da hastanelerin çocuk ve ortopedi servisleri içinde açılan sınıf. A. 2. 3. Üstün zekâlı ve üstün yetenekli çocuklar için açılan ve özel olarak yetiştirilmiş öğretmenlerce yönetilen sınıf.
B. DİĞER OKULLARDA SUNULAN ÖZEL EĞİTİM UYGULAMALARI �B. 1. Görme engelliler ilk/ortaokulları/ liseler �B. 2. İşitme engelleri ilk/ortaokulları/liseler �B. 3. Ortopedik engelliler ilk/ortaokulları/liseler �B. 4. Hafif düzeyde zihinsel engelliler ilk/ortaokulları/liseler �B. 5. Özel eğitim iş uygulama merkezleri �B. 6. Özel eğitim mesleki eğitim merkezleri �B. 7. Özel eğitim anaokulları �B. 8. Otistik çocuklar eğitim merkezleri (OÇEM) �B. 9. Bilim sanat eğitim merkezleri (BİLSEM)
Özel eğitim veren kurumları en az kısıtlayıcı ortamdan en fazla kısıtlayıcı ortama göre de sınıflandırmak mümkündür.
ÖZEL EĞİTİM HİZMETLERİNDE ÖĞRETMENLERE TAVSİYELER
Zihinsel yetersizliği olan bireylerde öğretmenlere öneriler � 1. Başarılı yaşantılar sağlama: Çocuğa başarabileceği görevler verilmeli doğru yanıtlayabileceği sorular sorulmalıdır. Gerektiğinde görevi yerine getirmesine yardımcı olmalı sorulara ipucu vermek seçenekleri azaltmak soruyu yinelemek ya da açıklayarak basitleştirmek gibi yardımlarla doğru yanıtın bulunması kolaylaştırılmalıdır. � 2. Geribildirim (feed back) sağlama: Çocuk verdiği yanıtını doğru olup olmadığını bilmelidir. � 3. Doğru yanıtları pekiştirme: Pekiştirme zaman geçirmeden ve açık bir biçimde yapılmalıdır
� 4. Çocuğun yeterlik düzeylerinin değerlendirilmesi: Eğer öğretilecek konu çocuk için basitse öğrenmek için yeterince gayret göstermeyecektir. Çok zorsa başarısız yaşantılar edinecektir. Bu nedenle çocuğa öğretilecek konuların ve verilecek görevlerin onun düzeyine uygun olması gerekmektedir. � 5. Öğretilecek konuya da davranışların analizi: Öğretilecek konular ya da davranışlar özellikle zor ve karmaşık olanları analiz edilerek birbirini izleyen alt konu ya da davranış basamaklarına ayrılmalı daha sonra bu basamaklardaki konu ve davranışlar sırasıyla çocuğa öğretilmelidir. Böylece bir basamaktaki öğrenme diğerini kolaylaştıracaktır.
� 6. Zihinsel yetersizliği olan çocuktan kapasitesinin üzerinde başarı beklenmemeli, okulda ve sınıfta çocuğa yapabileceği görevler verilmeli. (tenefüslerde sınıfı koruma tahta sildirme vb. ) � 7. Zihinsel yetersizliği olan çocukların kendilerini ifade etme zorlukları olduğundan sınıfta onlara daha fazla zaman ayrılmalı ve kendini ifade edebileceği farklı yollar uygulanmalı � 8. Zihinsel yetersizliği olan çocuğun anlama ve kavraması normal çocuklardan zayıf olduğu için öğretirken somut materyallerden yararlanılmalıdır � 9. En ufak başarısı ödüllendirilmelidir. Bu durum çocuğa çok büyük bir haz verir öğrenmeye teşvik açısından çok önemli bir yer teşkil eder.
İşitme yetersizliği olan bireylerde öğretmenlere öneriler � 1. İşitme yetersizliği olan çocuklar için sınıfta en uygun oturma yeri sağlanmalı, öğretmene en yakın bulunan ve onun en iyi şekilde görebileceği bir yere oturtulmalıdır � 2. Konuşurken abartılı dudak hareketlerinden kaçınılmalıdır � 3. Konuşma esnasında yüze hemen göz seviyesinde olmaya çalışılmalıdır � 4. Fazla uzun cümlelerden kaçınılmalıdır � 5. Sınıfta gürültünün artması durumunda işitme engelli öğrencinin kelime ayırt etmede daha fazla zorlandığı dikkate alınmalıdır.
� 6. İşitme yetersizliği olan çocukla iletişim kurarken ona dinlemesi ve düşünmesi için zaman tanınmalı çocuğun ne söylediğinizi anlayıp anlamadığı araştırılmalıdır. Bunun için çocuğa bazı şeyler sorulabilir ve size doğru cevap verip vermediğine bakılabilir. � 7. İşitme yetersizliği olan çocukların kendilerini anlatma zorlukları olduğundan sınıfta onlara daha fazla zaman ayrılmalı ve kendisini ifade edebileceği farklı yollar bulunmaya çalışılmalıdır � 8. İstenmeyen bir hareketi yaptığında sözel ve yüz ifadeleri ile durum belirtilmelidir
� 9. İşitme yetersizliği olan çocukların ilgi ve yeteneklerini en iyi şekilde kullanabilmeleri için çocuk pek çok yönüyle değerlendirilmeli ve ona en uygun olan eğitim programları belirtilmelidir. � 10. Normal işiten arkadaşları işitme yetersizliği olan öğrencilere nasıl yaklaşacakları konusunda bilgilendirilmeli, yaşıtlarıyla sosyal iletişimi desteklenmelidir. Mutlaka sınıfta kaynaşma sağlanmalıdır
Görme yetersizliği olan bireylerde öğretmenlere öneriler � 1. Yapacağınız aile ziyaretleri ile özellikle görme yetersizliği olan çocukla ilgilendiğinizi söyleyerek ve çocuklarını kabul ederek onların da çocuklarını kabul etmelerine yardım etmiş olursunuz. � 2. Görme güçlüğü olan öğrenciniz için yapılabilecek tıbbi çevresel ve eğitsel yardımları araştırınız � 3. Görme güçlüğü olan öğrencinizde bağımsızlık duygusunu geliştirme çabalarının bir bölümü olarak bu çocukların kendi eğitim kitaplarından ve araçlarından sorumlu olmasını isteyiniz
� 4. Sınıftaki gören çocuklar zaman görme güçlüğü olan çocuğa rehberlik yapabilir ancak görme güçlüğü olan çocuğun çok fazla bağımlı olmamasına dikkat ediniz � 5. Tahtaya bir şeyler yazarken yazdıklarınızı yüksek sesle söylemeniz her zaman görme güçlüğü olan öğrenciler için yararlı olacaktır
Ortopedik yetersizliği olan bireylerde öğretmenlere tavsiyeler � 1. Ortopedik yetersizliği olan öğrencilerin bulunduğu sınıf mümkün olduğu kadar giriş katında ve sınıf içindeki yerleri de kapıya yakın kolaylıkla girip çıkabilecekleri bir yerde olmalıdır � 2. Bedensel yetersizliği olan öğrenciler için çok lüzumlu durumlarda merdivenlere veya kapı eşiklerine rampa yaptırılmalıdır � 3. Ellerini kullanmakta zorluk çeken öğrencilere derslerde ve sınavlarda daha fazla zaman tanınmalı ellerini hiç kullanamayan öğrencilerin sınavları öğrencinin uygun bir görevliye cevapları söyleyerek yazdırması şeklinde olmalıdır
� 4. Bedensel yetersizliği olan çocuk ya da sınıf arkadaşlarının birbirine karşı anlayış kazanmaları büyük ölçüde öğretmene ve öğretmenin bedensel yetersizliği olan çocuğa yönelik tutumlarına bağlıdır � 5. Çocuğun bedensel yetersizliği yanında zihinsel yetersizliği yoksa normal okullarda eğitim görmesinin mümkün olduğunca desteklenmesi gerektiği unutulmamalıdır. Bedensel yetersizliği olan çocuklar motor-hareket becerilerindeki yetersizlik dışında yaşıtlarıyla ortak özellikleri olduğu için gerekli düzenlemeler ile normal okullardan en çok yararlanacak çocuklardır
Dil ve konuşma yetersizliği olan bireylerde öğretmenlere tavsiyeler � 1. Konuşma öğrenilen bir beceridir ve konuşma konuştukça gelişen ve pekiştirilen bir beceridir. Bu nedenle öğretmen sınıfta konuşması ile iyi bir model olmalıdır � 2. Çocuğa konuşmanın kendi dilek ve duygularını ifade etmeye yarayan bir iletişim aracı olduğu hissettirilmelidir. Çocuk konuşmaya istekli hale getirilmelidir � 3. Çocuk konuşurken ilgiyle ve sabırla dinlenmelidir. Nasıl konuştuğuna değil ne anlatmak istediğine yoğunlaşılmalı ve çocuğa anlaşıldığı hissettirilmelidir.
� 4. Çocuğa sosyal uyumu ve kendine olan güveninin gelişimi için ilgi, yetenek ve becerileri doğrultusunda kaldırabileceği sorumluluklar verilmelidir. � Çocuğun sınıf içinde alay konusu olmaması ya da rencide edilmemesi için diğer öğrencilerle uygun bir sırada konuşulmalı ve sınıf içindeki davranışlarla olumlu örnek olunmalıdır
Özel öğrenme güçlüğü olan bireyler de öğretmenlere tavsiyeler � 1. Çocuğa bir şeyin anlatılmasından ziyade yapılarak gösterilmesi başarıyı artırır. Teorik anlatımlar yerine yaparak öğrenmeyi sağlayan pratik çalışmalar daha yararlı olabilir � 2. Çocuğun öğrenmesini kolaylaştıracak olan davranışları basitten karmaşığa doğru sıralayarak aşamalı olarak öğrettiğiniz takdirde çocuğun öğrenmesi daha kolay olacaktır. Yaptırdığınız egzersizlerde, yardımlarınızı çocuğun başarısı arttığı ölçüde azaltmanız onun cesaretlenmesine yardımcı olacaktır.
� 3. Çocukla göz teması çok önemlidir. Özellikle onunla karşılıklı oturup size bakmasını isteyebilirsiniz “Umut, Emre bana bak” dediğinizde eğer bakmıyorsa çocuğun çenesinden yavaşça tutup hafifçe başını kendinize doğru çeviriniz. �Göz kontağı kurabiliyorsanız “Aferin” ya da “Bana ne güzel baktın” gibi bir ödülle çocukla iletişim kurmanın en önemli ve en güzel adımını atmış olursunuz
� 4. Korku ile öğrenme bir arada olmaz. Baskı ve dayak ortamında öğretilmeye çalışılan faaliyetler sadece korku ortamında gösterilip diğer ortamlarda gösterilmeyen ve kalıcı olmayan faaliyetlerdir � 5. Bu çocukların kendilerini işe yaramaz hissetmelerini önlemek için onlara başarabilecekleri basit sorumluluklar verilmelidir ve çocuklar desteklenmelidir.
• KAYNAKLAR • Psikolojik Danışma ve Rehberlik, Ed. : Gürhan Can, Pegem Yayınları, Ankara
- Slides: 74