Yenidoan Fizyolojisi Emel AKAR Yenidoann ilk 24 saat














































































































- Slides: 110
Yenidoğan Fizyolojisi Emel ÇAKAR
• Yenidoğanın ilk 24 saat içindeki klinik görünüşü ve yaşam bulguları oldukça önemlidir. • Bu nedenle yenidoğanın doğum sonu ilk bakımında vücut dengesini en üst düzeye getirmek ve o üst düzeyi korumak amaçlanır.
• Sıcak, karanlık ve sıvı ile dolu bir ortamdan soğuk, aydınlık ve kuru bir ortama geçen yeni doğan ilk 6 saat içinde vücut sistemleri stabil olmadan önce düzensiz bir biyolojik uyum dönemi yaşar. • Bu uyum dönemi birbirini takip eden üç dönemden oluşur.
1. REAKTİF DÖNEM; (15 -30 DAKİKA) • Bu dönemde sistemlerin çoğu aktiftir. • Bebek uyanıktır, kuvvetle ağlar ve kalp atım hızı 180/ dk ulaşır. • Solunumu 60 -90/dk arasında düzsensizdir. • Akciğerlerden hırıltı duyulabilir. • Genellikle gözleri açık, emmesi güçlü ve çevresi ile ilgilidir.
• Uyaranlara cevap verir. • Barsak sesleri doğumdan 15 dakika sonra duyulmaya başlar. • Vücut ısısında ani bir azalma görülebilir. • Ağız içinde sekresyon ve ekstremitelerde titreme olabilir. • Yutma refleksi vardır.
• Başını bir yandan diğer yana hareket ettirir. • Bebeğin uyanık olduğu bu dönemde bebeğin anne ile buluşturulması önemlidir.
2. İNREAKTİF DÖNEM; ( 30 - 6 SAAT) • Birinci reaktif dönemden sonra bebeğin çok sessiz, geçici, uyaranlara cevapsız olduğu dönemdir. • Bu dönem 1 -1, 5 saat sürer. • Kalp hızı ve solunum hızında azalma vardır. • Aktivite yoktur, bebek uykudadır.
• Vücut ısısı düşmeye devam eder. • Barsak sesleri duyulur, genellikle idrar ve gaita yapımı yoktur. • Ağız içinde az miktarda sekresyon vardır.
II. REAKTİF DÖNEM; • Inaktif dönemden sonra yaşamın 2 -6 saatleri arasında görülen ikinci reaktif dönem başlar. • Bebek uyanık ve çevre ilgilidir. • Uyaranlara etkili cevap verir. • Ağız içinde sekresyonların birikmesi nedeniyle nefes alamayabilir.
• • Solunum ve kalp hızı düzensizdir. Vücut ısısı yükselmeye başlar. Öğürme refleksi vardır, gaz çıkabilir. Ebeveyn ile bebek etkileşime geçebilir.
• Ekstrauterin yaşama fiziksel ve psikososyal uyum doğumla birlikte başlar. Bu uyumun sağlıklı olabilmesinde yeni doğanın bakım gereksinimlerinin karşılanması önemlidir.
• İlk 24 saat içerisinde kalp atım hızı, solunum, motor aktivite, renk, mukus yapımı ve barsak aktivitelerinde gözlenen değişiklikler normaldir ve stresin azalmaya başladığını gösterir.
YENİDOĞANIN NORMAL ÖLÇÜTLERİ • VÜCUT AĞIRLIĞI; Yenidoğanın doğum ağırlığı gebelik sürecinde beslenme, intrauterin ve genetik faktörlere bağlı olarak farklılık gösterir. • Miadında doğan yenidoğan bebeklerin 2/3’ nin ağırlığı 2. 7 -3. 8 kg arasındadır. • Ortalama doğum ağırlığı kızların 3. 4 kg ve erkekler için 3. 5 kg’ dır.
• Normalin alt sınırı 2. 5 kg’ dır. • Doğum ağırlığı 2. 5 kg’ dan daha az olan yenidoğanlara düşük doğum ağırlıklı bebek denir. Bebeğin doğum ağırlığının 4. 7 kg’ ın üstünde olması nadirdir. • Yenidoğan doğumdan birkaç gün sonra ağırlığının % 5 -10 ‘ unu kaybeder.
• BOYU; Doğumda yenidoğanın ortalama boyu kızlarda 49 -53 cm, erkeklerde 50 -54 cm’ dir. • Normalin alt sınırı 46 cm’ dir. • Yenidoğanın boyu ölçülürken bacaklarının tamamen düz uzatılmış olması önemlidir.
• BAŞ ÇEVRESİ; Miadında yenidoğanın baş çevresi ortalama 33 -36. 5 cm’ dir. • Baş çevresi 37 cm’ den büyük ya da 33 cm’ den küçük olan yenidoğanın nörolojik yönden dikkatle incelenmesi gerekir. • Bebeğin baş çevresi alın ve oksiput arası ölçülerek belirlenir.
• GÖĞÜS ÇEVRESİ; Yenidoğanın göğüs çevresi normal olarak 30 -33 cm’ dir. • Göğüs çevresi normal yenidoğanda baş çevresine eşit ya da ondan 2 cm daha azdır.
YENİDOĞANDA YAŞAM BELİRTİLERİ • Yenidoğan bebeğin fizyolojik durumu stabil oluncaya kadar vücut sıcaklığı, nabız, solunumu değişebilir.
• VÜCUT SICAKLIĞI; Yenidoğanın vücut sıcaklığı doğum anında yaklaşık 37. 2 C’ dir. • Normal yenidoğanın vücut sıcaklığı en az 36. 1 C ve en yüksek 37. 7 C’ dir. • Prematür bebeklerde vücut sıcaklığı 34. 4 C ‘ ye düşebilir. • Yenidoğanın üşümesi önlenirse doğumdan sonra 4 saat içinde vücut sıcaklığı normal değerine ulaşır.
• NABIZ; İntrauterin dönemde fetüsün kalp atışları dakikada 120 -160’ dır. • Doğumdan hemen sonra yenidoğan solunumu başlatmaya çabaladığı için kalp atım hızı dakikada 170’ e çıkar. • Çeşitli fiziksel ya da duygusal uyaranlar nedeniyle aşırı düzensizlikler görülebilir.
• Ağlayınca kalp atım hızı dakikada 180’ e kadar çıkabilir. • Uyku sırasında ise kalp atım hızı 90 -110 arasında değişir. • Nabız ritmindeki düzensizlik, solunum düzensizliğini izler. • Femoral nabız, yenidoğanda hissedilebilir, ancak radial ve temporal nabızları palpe etmek güçtür.
• Yenidoğan bebeğin kalp atım hızı sıklıkla düzensizdir. Çünkü medullada kalbin çalışmasını düzenleyen kardiyak merkez immatürdür. • Doğumdan sonraki ilk saat içinde yenidoğanın durumu stabilleşip uyumaya başlayınca kalp atım hızı dakikada ortalama 120 -140 olur.
• SOLUNUM; Yaşamın ilk birkaç dakikasında yenidoğanın solunum hızı dakikada 80 gibi oldukça yüksektir. • Düzenlikten sonra istirahat halinde solunum hızı ortalama 30 -60 arasında değişir.
• Solunum derinliği, hızı, ritmi düzensizdir ve siyanoz olmaksızın kısa apne periyodları olabilir. • Solunum hızındaki düzensizlikleri ve apne periyodlarını belirlemek için yenidoğanın solunumu bir dakika süreyle sayılır.
• Normal olarak yeni doğanın solunumu rahat, hızlı ve yüzyseldir. Solunumu normal olan yeni doğanda aniden dispne, siyanoz, retraksiyonlar ve göğüste asimetrik şekilde genişleme görülebilir. • Bu belirtiler, kongenital bir anomalinin ilk göstergesi olabilir. • Eğer uygun bakım verilmezse ani ölüme yol açar.
• Öksürme ve aksırma hareketleri hava yolunu açık tutmak adına doğumda normaldir. • Burundan nefes aldığı için burun delikleri tıkanınca akut solunum sıkıntısı belirtileri görülebilir. Eğer yenidoğan yeterince ağlamıyorsa akciğerlerin genişletilmesi için uyaran verilir. • Kısa ağlama periyodları, solunum derinliğini artırır ve akciğerlerin derin kısımlarının havalanmasına yardım eder.
• Ayrıca ağlama, solunum hızını da artırır. Solunumun 60’ ın üzerine çıkması takipneyi gösterir. • Uzun ağlama periyodları kardiyovasküler sistemi yorabilir.
• KAN BASINCI; Yenidoğanın kan basıncı doğumda yaklaşık 80 (+-) 16 ( sistolik) / 46 (+-) 16 ( diastolik) mm Hg’dır. • 10 gün içinde 100/ 50 mm Hg’ ya yükselebilir. • Aktivite değişiklikleri yenidoğanın kan basıncında dalgalanmalara yol açabilir.
• Hipotansiyon, doğumdan sonraki birkaç saat içinde görülür ve hipovolemiye sekonder olarak gelişir. • Yaşamın ilk 12 saatinden sonra görülen hipotansiyon ise kongenatal kalp hastalığı, septik, şok ve iç kanama gibi nedenlerle ortaya çıkabilir.
• Hipertansiyon görülmez ancak böbrek hastalığı olan ve anomalileri olan yenidoğanda görülebilir. • Yenidoğanda kan basıncını doğru olarak değerlendirmek oldukça güçtür. Tansiyon aletinin manşet uzunluğunun uygun ölçülerde olması önemlidir. • Çok küçük manşet, kan basıncının yüksek okunmasına, büyük manşet ise düşük okunmasına sebebiyet verebilir.
YENİDOĞANIN GENEL GÖRÜNÜMÜ • Yenidoğanın uterustakine benzer bir postürü vardır. • Eğer fetus verteks pozisyonunda ise fleksiyon postürüne daha kolay geçer. Baş, göğüs üzerinde fleksiyondadır. • Kollar fleksiyon pozisyonunda ve göğse yakın tutulur, eller yumruk şeklindedir.
• Bacaklar, abdomene doğru çekilir, dizler fleksiyonda ve ayaklar ise dorsifleksiyondadır. • Bebeğin bu pozisyonu, normal kas tonüsünü gösterir.
• Kas tonüsündeki bir azalma, travma, sedasyon ya da prematüreliği eşlik edebilir. • Fleksiyon postürü, çevre ile temas eden vücut yüzeyinin miktarını azaltır ve böylece ısı kaybının hızı azalır.
• DERİ; Yenidoğanın derisi yumuşaktır, lanugo ve verniks kazeoza ile kaplıdır. • İyi beslenen bebeğin deri altı yağ dokusu, vücut ısısının düzenlenmesini sağlar ve enfeksiyona karşı bariyer oluşturur.
• Yağ dokusunun eksikliği prematüreliği ya da malnütrisyonu gösterebilir. • Derideki bozulmalar, bakterilerin vücuda giriş yeri olabileceği için yakından gözlenir.
• DERİ RENGİ; Doğumdan hemen sonra miadındaki yenidoğanın derisi kırmızı ya da koyu pembedir. Ancak birkaç saat içinde deri normal rengine döner. • İmmatür periferal dolaşım nedeniyle yenidoğanın dudakları, elleri ve ayakları siyanotik görünür.
• Ekstremitelerin simetrik siyanozu vazomotor dengesizlik ve kapiller staz nedeniyle oluşan geçici bir olaydır. • Doğumdan 24 -48 saat içinde görülmesi normaldir. • Yenidoğanda solunum yollarının müküsle tıkanması, ani siyanoz ve apneye neden olur.
• Siyanoz, yenidoğanın deri rengi, ağız mukozası, gözleri, elleri ve ayak tırnaklarına bakılarak değerlendirilir.
• LAGUNO: Yenidoğanın vücudunu kaplayan ince tüylerdir. • Sıklıkla omuzlar, sırt, ekstremiteler ve alında yer alır. • Gebeliğin 37. haftasından önce doğan bebeklerde 40. haftada doğanlara oranla daha fazla laguno görülür. • Doğumdan sonra 2 hafta içinde kaybolur.
• VERNİKS KAZEOZA: Bebeğin derisini kaplayan peynir gibi yağlı ve sarımsı beyaz renktedir. • Eğer verniksin rengi yeşil ise amniyotik sıvıda mekonyum vardır. • Doğumdan sonra spontan olarak kurur ve dökülür.
• DERİ TURGORU: Tugor, doku hidrasyonu ile ilişkilidir. Eğer alttaki dokunun hidrasyonu iyi ise deri elastik hissedilir. • Deri turgorunu değerlendirmek için deri, baş parmak ve işaret parmağı ile kavranır ve hafifçe döndürülür. • Derinin elastik olması ve serbest bırakıldığında hemen eski haline dönmesi deri turgorunun iyi olduğunu gösterir.
• MİLİA: Özellikle burun ve çene çevresinde yağ bezlerinin tıkanması ile oluşan iğne ucu büyüklüğünde parlak ve beyaz papüllerdir. 2 -4 hafta içinde kaybolur. • MONGOL LEKELERİ: Bebeklerde görülen pigment hücrelerinin bir araya toplanması sonucu oluşur. Koyu mavi ya da mor renklidir.
• BAŞ: Yenidoğanın başı vücuduna oranla büyüktür. • Total vücut uzunluğunun yaklaşık dörtte birini içerir. • Alın büyük ve öne doğru çıkıntılıdır.
BAŞTAKİ ŞEKİL BOZUKLUĞU • Vajinal verteks doğumlarda yenidoğanın başı doğum kanalına daha kolay uyum yapabilmek için şekil değiştirir. • Suturların daralması ya da oksipital, parietal ve frontal kemiklerin üste binmesi ile baş doğum kanalına angaje olur.
• Bebeğin başı silindir şeklinde, asimetrik görünür. • Baştaki şekil bozukluğu primipar kadınların bebeklerinde daha belirgindir. • Normal bir bulgudur ve doğumdan sonraki birkaç gün içinde düzelir.
• KRANİOTABES: Kraniyel kemiklerin lokalize olarak yumuşamasıdır. • KAPUT SUKSADANEUM: Saçlı derinin yaygın ödemidir. Doğum eylemi sırasında saçlı deri üzerindeki sürekli basınç nedeniyle gelişir. • SEFALHEMATOM: Doğum sırasında kafa travması sonucu kranial kemikler ve periost arasında kanın toplanmasıdır.
YÜZ: Yüzün sağ ve sol tarafı simetri yönünden incelenir. Fetal pozisyona bağlı olarak asimetri görülebilir. Bu durum doğum travmasına bağlı fasial sinir paralizisi nedeniyle gelişebilir.
• GÖZLER: Yenidoğanda iris genellikle koyu renkte ya da gri-mavidir. • 3 -6 ay içinde gerçek rengine dönüşür. • Göz hareketleri koordine değildir. • Her iki göz geçici olarak içe ya da dışa dönebilir. • Göz kapakları 2 -3 gün boyunca ödemli olabilir.
• KULAKLAR: Kulak kepçesinin üst kısmı gözün lateralinden oksiputa doğru çizilen bir çizgi ile aynı düzeyde olmalıdır. • Düşük kulaklar; mental retardasyon, böbrek anomalileri ya da kraniofasial malformasyonların bir göstergesidir.
• BURUN: Yenidoğanın burnu yüzüne göre büyük ya da hafif yassı görünebilir. Bu uyumsuzluk bebeğin yüzü büyüdükçe kaybolur. • Yenidoğanın burun kanalları mukus sebebiyle tıkanabilir ve yenidoğan sadece burundan nefes alabildiği için burun temizliği önemlidir.
• AĞIZ VE BOĞAZ: Yenidoğanın ağzı ve boğazı ağlama sırasında en iyi şekilde gözlenebilir. • Ağız ve boğaz muayenesi küçük değişikliklerin ve de yarık damak gibi durumların tespiti açısından önemlidir.
• Mükoz membranlar pembe ve nemlidir. Yenidoğan da ağız içerisinde akndida enfeksiyonuna bağlı olarak pamukçuk görülebilir. • Tükrük salgısı belirgen değil ve dil ağzın içinde daha büyük görülür.
• BOYUN: Yenidoğanın boynu kısadır. Bu yüzden temizliğinin dikkatli yapılması önemlidir. • Boynun hareketlerinin değerlendirilmesi doğum esnasında herhangi bir sakatlık oluşup oluşmadığını da değerlendirmek adına önemlidir.
• GÖĞÜS: Yenidoğanın göğsü çan şeklindedir. Doğumda yaklaşık abdomenin çevresine eşittir ve baş çevresinden 2 cm daha azdır. Bu nedenle göğüs küçük görülür.
• ABDOMEN: Yenidoğanın abdomeni yuvarlak ve hafif şiştir. • Bebeğin barsak sesleri doğumdan hemen sonra işitilebilir. • Umblikal kordun kanama ve enfeksiyon yönünden gözlenir. Kordun nemli, kırmızı ve sıcak olması ya da korddan pürülan bir drenajın gelmesi enfeksiyon geliştiğini gösterir.
• GENİTAL ORGANLAR: Anüs açıklık yönünden kontrol edilir. • İlk gaitanın 24 saat içinde geçmesi beklenir.
YENİDOĞANIN FİZYOLOJİK FONKSİYONLARI • KARDİYOVASKÜLER SİSTEM; Doğumda kardiyovasküler sistemde bazı değişiklikler olur. İntrauterin dönemde kan plasenta aracılığı ile oksijenlenir. Doğumdan sonra ise kanın oksijenlenmesi akciğerlerde gerçekleşir.
• Umblikal kordun klemplenmesi ile yenidoğan akciğerlerine oksijen almak için zorlanır. • İlk soluk alma ile akciğerlere hava girer ve alveoller açılır. Böylece göğüsteki ve özellikle pulmoner arterdeki basınç azalır.
• Yenidoğan döneminde kalbin çalışması apikal nabız sayılarak değerlendirilir. bebek sakin ve uyanık olduğunda kalp atım hızı dakikada 120 -150’ dir. Yenidoğan periferal dolaşımı biraz yavaş olabilir. Buna bağlı olarak ellerde, ayaklarda ve ağız çevresinde geçici siyanoz görülebilir.
• HEMATOLOJİK SİSTEM: Yenidoğanın kan hacmi, ağırlığının her kilogramı için 80 -100 ml ya da yaklaşık 300 ml’dir. • Bebek doğduğunda eritrosit sayısı 4 -6. 6 milyon hücre ve hemoglobin düzeyi 14 -18 gr/dl ‘dir. Hematokrit düzeyi 45 -60 arasınd değişir.
• Akciğerlerde yeterli oksijenlenme sağlanınca yüksek düzeyde eritrosit ve hemoglobine olan gereksinim azalır. Bu nedenle doğumdan sonra ilk 2 -3 ay süresince eritrosit sayısı ve hemoglobin düzeyi giderek düşmeye başlar. Bunun sonucunda fizyolojik anemi oluşur.
• Yenidoğanın doğumda lökosit düzeyide yüksektir. Lökosit sayısındaki artışın değerlendirilmesi enfeksiyonun belirlenmesi açısından önemlidir. • Eğer solukluk, solunum güçlüğü, siyanoz, kusma ya da ishal gibi durumlar söz konusu ise yenidoğan enfeksiyon yönünden değerlendirilmelidir.
• Fizyolojik sarılık, yaşamın 2 -4 gününde bilirubin düzeyi normalin ( 1. 4 mg/dl ) üstüne çıkınca tüm yenidoğanların yaklaşık yüzde 55 -70 ‘inde görülebilir. • Doğumdan sonra 5 -7 günlerde bilirubin düzeyi 2 mg/ dl altına düşer. • Bebek letarjik ve idrar rengi koyu olabilir. • Tedavi olarak fototerapi görülür.
• SOLUNUM SİSTEMİ: Doğumdan sonra plasenta aracılığıyla oksijen-karbondioksit değişimi sonlanınca, yenidoğanın hızla yeterli inspirasyon-ekspirasyonu başlatması ve sürdürmesi gerekir. • Ekstrauterin hayata başarılı uyum sağlayan yenidoğanın normal solunum hızı dakikada 40 -60’ dır. İlk 24 saatten sonra bu hız dakikada 30 -50’ ye düşer.
• Normal termde yenidoğan doğumdan sonra 30 saniye içinde ilk nefesini alır. • Solunumun başlamasını etkileyen faktörler; bebeğin soğuk ortamla karşılaşması, umblikal kordun klemplenmesi ile arteryel oksijen basıncının azalması ve karbondioksit düzeyinin yükselmesidir. • Ayrıca soğuk, ağrı, dokunma, hareket ve ışık gibi bedensel ve duyusal uyaranlar solunum merkezini uyarır.
• GASTROİNTESTİNAL SİSTEM: Doğumda genellikle sterildir. • Doğumdan sonra 24 saat içinde barsak sisteminde bakteriler üreyebilir. Bakteriler oral yolla, havayla bulaşır. • Yenidoğanın mide içeriği hemen duedonuma geçtiği için mide kapasitesini ölçmek güçtür.
• Bebeğin doğumda mide kapasitesi 30 -60 ml, ikinci haftada 90 ml, beşinci ayda 210 ml ve onuncu ayda 300 ml’ dir. • İntrauterin dönemde beşinci ayda barsak sistemi amniyotik sıvıyı dışarı atan bir çıkış olarak fonksiyon görür. • Doğumdan sonra normal gastrointestinal sistem fonksiyonlarını üstlenir.
• Yenidoğanın barsak sisteminde peristaltik hareketler hızlı olduğu için, sıvı ve besin kaybı da hızlı olur. Eğer hastalık nedeniyle peristaltik hareketler daha da artarsa kolaylıkla dehidratasyon ve malnütrisyon gelişebilir.
• ÜRİNER SİSTEM: Yenidoğanın doğumdan sonra 24 saat içinde idrarını yapması beklenir. • Eğer bir gecikme söz konusu ise yenidoğanı böbrek fonksiyonları açısından değerlendirmek gerekmektedir.
• Yenidoğan bir defa da yaklaşık 15 ml idrar yapar. İdrar dansitesi 1008 -1010’ dir. • Günlük atılan idrar miktarı ilk 1 -2 - gün içinde 30 -60 ml’dir. • Yenidoğanın ilk idrarını ne zaman yaptığı ne kadar yaptığı gözlenmelidir. Dehidratasyonun incelenmesi yönünden önemlidir.
• İMMÜN SİSTEM: Yenidoğan bebeğin 2 aylık oluncaya kadar antijenlere karşı antikor oluşturmada güçlüğü vardır. Bu nedenle, çocukluk dönemi hastalıklarına karşı yapılan aşılar, bebeklere 2. aydan önce verilmez.
• KAS-İSKELET SİSTEMİ: Sağlıklı bir bebekte önemli ölçüde güç eksikliğine karşın, kasların basınca karşı hafif dirençli oldukları hissedilir. • Yenidoğanın başını dik tutacak kas gücü yoktur, hareketleri koordine değildir. Bu nedenle bebeği tutarken sırtının ve başının desteklenmesi gerekmektedir.
• Ekstremiteler, simetri ve eklem hareketleri yönünden değerlendirilir. • Bacaklar küçük ve kısadır. • Miadında yenidoğanlarda eller dolgun, parmaklar kısa, tırnaklar düz ve yumuşaktır. Eller ve avuç içindeki kıvrımlar yönünden incelenir. ( down send. Simian çizgisi)
• Kollar ve bacakların simetrik olması ve eşit şekilde hareket etmesi önemlidir. • Ayrıca yenidoğan ekstremite anomalileri ve çomak parmak yönünden değerlendirilir.
• SİNİR SİSTEMİ VE REFLEKSLER: Yetişkinlerle karşılaştırılınca bebeklerde sinir sistemi önemli ölçüde immatürdür. • Yenidoğanda refleks tepkiler, nöolojik fonksiyonlara ilişkin önemli veriler sağlar. Belirli refleksler, yenidoğannın yaşamında önemlidir ve çoğu koruyucu niteliktedir. • Eğer bir refleks azalır ya da kaybolursa santral sinir sisteminde travma olasılığı düşünülür.
ARAMA REFLEKSİ • Ağız kenarına ya da yanağa hafifçe dokununca yenidoğan başını o yöne doğru çevirir ve ağzını açar. • Bu refleks bebeğin besin kaynağına ulaşmasına yardımcı olur. • Arama refleksi yaklaşık 6. haftada kaybolur.
EMME REFLEKSİ • Bebeğin dudaklarına dokununca ya da ağzına bir obje yerleştirilince uyarılır. • 6. ayda azalmaya başlar. • Eğer refleks uyarılmazsa kaybolur. Bunu güçlendirmek içinde emzik kullanılabilir.
YUTMA REFLEKSİ • Emme refleksine eşlik eder. • Yutma refleksi spontandır dilin ortasına bişey değdiğinde uyarılır. • Bu refleks kendiliğinden kaybolmaz.
AKSIRMA VE ÖKSÜRME REFLEKSİ • Hava yolunun temizliğini sağlayan koruyucu reflekslerdir. • Üst ya da alt solunum yoluna yabancı bir madde uyarılır. • Aksırma ile alt-üst solunum yolu temzilenir.
GÖZ KIRPMA REFLEKSİ • Gözlere parlak ışık tutulması ya da bir objenin gözlere doğru ani hareketi ile uyarılır. • Göze yaklaşan herhangi bir objeden gözü korumak için göz kapakları hızla kapanır.
YAKALAMA REFLEKSİ • Elin iç yüzeyine bir obje yerleştirilmesi ya da basınç uygulanması, parmakların içe bükülmesini ve kavramasını uyarır. • Ayak tabanına dokunulduğunda ayak parmakları içe doru bükülür ve küçük objeleri kavrayabilir. 8 -9. aylarda kaybolur.
BABİNSKİ REFLEKSİ • Sert bir obje ile ayak tabanına baş parmakla bastırıldığında ayak baş parmağı içe dogru bükülürken diğer parmaklar yelpaze gibi açılır. • 3. ayda kaybolur bazen çocuk yürüyünceye kadar devam da edebilir.
MORO REFLEKSİ • Bebeğe çeşitli uyarılar verilerek ortaya çıkarılır. • Bebek sırt üstü pozisyonda yatağa yatırılır. Her iki kolundan yavaşça çekilerek omuzları yukarı kaldırılır ve kollar aniden bırakılarak bebeğin tepkisi gözlemlenir. • Ekstremitelerin tam ve simetrik oluşu kontrol edilir.
DUYULAR: • 1. GÖRME; Gözler yarı açık ve göz kapakları ödemlidir. • Bebeğin gözleri ışığa duyarlıdır. • Parlak ışık bebeği rahatsız eder. Pupiller ısıga reaksiyon verir. • Gözler yakındaki objelere odaklanabilir. Görme mesafesi 20 cm’ dir.
• 2. İŞİTME; Normal olarak bebekte doğumdan sonra işitme vardır. • Ancak orta kulaktaki amniyon sıvısı bebğin işitmesine kısa süreli işitme engeli teşkil edebilir.
• 3. TAT ALMA: Yenidoğanın tat alma duyusu oldukça iyi gelişmiştir. • Acı ve tatlı arasındaki farkı ayırtedebilir. • 4. KOKU ALMA: Koku alma duyusu burundaki amniyotik sıvı müküs temizlenince aktifleşir. Yenidoğan anne sütünün kokusunu alır ve arar.
• 5. DOKUNMA: Dokunma duyusu, özel duyular içinde en fazla gelişmiş olanıdır. • Daha çok dudaklar, dili kulaklar ve alın üzerinde yoğunlaşır.
• Yenidoğan dönemi (Neoanatal dönem), ekstrauterin yaşama adaptasyon dönemi olup hayatın ilk 28 gününü kapsar. • Yenidoğan muayenesi diğer yaş grubundaki çocukların muayenesinden birçok farklılık göstermektedir. • Yenidoğanın ilk muayenesi doğumdan sonraki en kısa sürede yapılmalı, acil bir durum olup olmadığına bakılmalıdır.
• Yenidoğan bebeğin öyküsü, anne ilgili bilgileri, doğum öncesi dönemi ve doğumu kapsayacak şekilde ayrıntılı olarak alınmalıdır. Annenin yaşı ve sosyal durumu, bir hastalığı olup olmadığı, önceki gebelikleri sorulmalıdır.
• Bu gebeliğe ait olarak; gebe-lik süresince bir komplikasyon gelişip gelişmediği, doğum şekli doğumda çıkan so-runlar, Apgar skoru, resüsitasyon gereksinimi olup olmadığı öğrenilmelidir
• Yenidoğan bebeğin değerlendirilmesinde öncelikle, bebeğin gebelik yaşı, yani anne karnında geçirdiği süre bilinmelidir. Çünkü prematür, matür ya da postmatür bebeğin fiziksel özellikleri birçok farklılık göstermektedir. Gebelik yaşı, annenin son adet tarihine göre şöyle hesaplanır: Son adet tarihinin son gününe bir hafta eklenip 3 ay geri gidilir.
VÜCUT ISISININ KORUNMASI • Doğumda yeni doğanın ısı kaybı önlenmelidir. Çünkü soğuk yenidoğanda yaşamla-ölüm arasında değişen önemli bir faktördür. • Yenidoğanda nötral çevre ısısı; optimal vücut ısısını 36. 4 -37. 2 C’ de tutmada, yenidoğanın kalori kullanımını ve oksijen tüketimini azaltmada önemli rol oynar.
• Eğer yanidoğan hipotermik ise bu durum şok, hipoksi ve metabolik asidozla sonuçlanır. • Yenidoğan soğuk stresle karşılaştığında çeşitli yollarla ısı kaybeder. Öncelikle nötral çevre ısısı korunmalıdır.
• Nötral çevre ısısı; yenidoğanı kurulama, çıplak tutmama, ısıtıcıları kullanma ve yenidoğanın ısısını değerlendirme yoluyla korunmalıdır. Vücut ısısı stabil oluncaya yıkanmamalıdır.
• Yenidoğanın ısı düzenin sağlanması ve korunması için; • Yenidoğanın vücudunu kurulama, • Küvöz kullanma, • Radyan ısıstıcı bulundurma işlemleri uygulanmalıdır.
• Doğumdan hemen sonra yenidoğanın vücut ısısı hızlı bir şekilde düşer. • Doğum sonra ıslak kalan yenidoğanın rektal ısısı 2. 1 C, vücut ısısı ise 4. 6 C’ ye kadar düşer. • Kurlanmış ve ısıtıcı altına konmuş bebeklerde ise rektal ısı 0. 7 C ve vücut ısısında 0. 8 C azalma olmaktadır. • 4 saat içinde vücut ısısı stabilleşir.
HAVA YOLU AÇIKLIĞININ SAĞLANMASI • Doğumdan hemen sonra yenidoğanın ağız ve burnundaki sıvıların puar ve aspiratörle temizlenmesi gerekir. • Bu işlemde, önce ağız daha sonra burun içindeki sıvılar yumuşak bir şekilde temizlenir. • Burun içindeki sıvıların önce aspire edilmesi durumunda, yenidoğanın nefes alması uyarılacağından aspirasyon riski artacaktır.
• Aşırı ve derin aspirasyon travmaya bağlı mukozada ödeme yol açar. Bu şişlik zamanla emilim yolu ile kaybolur. Yenidoğanı yan yatar pozisyona getirme, drenajı kolaylaştırır. • Yenidoğanın solunum gücünün yeterliliği, gözlem yapılması, steteskopla solunum seslerinin dinlenmesi ve kalp hızının değerlendirilmesi yoluyla ölçülür.
• eğer nabız hızı 100/dk üzerinde, solunum hareketleri gözleniyorsa ve ya yenidoğan ağlıyorsa, intrauterin yaşamdan, ekstrauterin yaşama geçiş normal olarak değerlendirilir. • Sağlıklı bebeklerin çoğunda birkaç saniye içinde solunum başlar. 30 saniye içinde de ağlama görülür.
APGAR SKORUNUN DEĞERLENDİRİLMESİ • Apgar skor, 1953 yılında Dr. Virginia tarafından geliştirilmiştir. • Yenidoğanın doğumdan sonraki ilk 1 -5 dakika içinde, belirlenen beş kritere göre fiziksel değerlendirilmesini içerir. • Apgar skor kriterleri toplam 10 puan üzerinden değerlendirilir. Belirlenen 5 kriterin her birine 0 -2 arası puan verilir.
APGAR SKOR KRİTERLERİ; • • • KALP ATIM HIZI, SOLUNUM, KAS TONUSU, RENK, REFLEKSLER İRRİTABİLİTEYİ
• Apgar skoru 4 -6 puan arasında olan bebekler, genellikle müküs, verniks koseose ve mekonyum aspirasyonu olan bebeklerdir. • Aspirasyonla solunum yollarının açılması ve oksijen tedavisinden sonra bebeğin durumu kendiliğinden düzelmeye başlar.
• Apgar skoru 0 -3 puan arasında olan bebeklerde ciddi aspiksi vardır. • Bu bebeklerin acilen resesute edilmesi gerekir. • Bu amaçla, endotrakeal intubasyon, oksijen tedavisi, dış kardiyak masaj, kardiyak uyarıcıların verilmesi, metabolik asidoz ve hipoglisemi tedavisi uygulanabilir.
KALP ATIM HIZI; Kalp hızı bir dakika steteskopla ya da palpasyonla dinlenir. Kalp hızı 100/dk ise 2 puan, 100/dk altında olduğunda 1 puan yoksa 0 puan verilir.
SOLUNUM; • Solunum bir dakika gözlem yoluyla ya da steteskopla değerlendirilir. • Bebek ağladığında ya da düzenli solunum yaptığında 2 puan, düzensiz ve düşük sayıda soluyor ise 1 yoksa 0 puan verilir.
KAS TONÜSÜ; • Yenidoğanın aktivite düzeyi gözlem yoluyla değerlendirilir. • Kol ve bacakların ekstansiyonn ve fleksiyon durumu ve dönme hızına bakılır. Spontan olarak ekstremiteler fleksiyona geçiyor ise 2 puan, ekstremitelerin bazıları fleksiyona geçiyor ise 1 puan ve yoksa 0 puan verilir.
RENK; • Yenidoğanın cilt renginin değerlendirilmesi önemlidir. • Doğumdan sonra yenidoğanların çoğunun bazı vücut bölgeleri siyonatiktir. • Solunumun başlaması ile cilt pembeleşir. • Ekstremitelerdeki siyanoz kaybolur.
• Yenidoğanın cilt renginin pembe olduğu durumlarda 2 puan, vücut pembe ekstremiteler mavi ve soluk olduğunda 1 puan, tüm vücut mavi ve soluk olduğunda 0 puan verilir.
REFLEKS İRRİTABİLİTESİ; • Yenidoğan uyaranlara cevapları değerlendirilmelidir. ( sırtını okşama, ayak tabanına hafif dokunma gibi. ) • Yenidoğanın uyarılara ağlayarak cevap veriyor ise 2 puan, kaşlarını çatıyor, yüzünü buruşturuyor ise 1 puan, hiçbir cevap vermiyor ise 0 puan verilir.
KRİTERLER 0 1 2 Kalp atım sayısı solunum yok 100/dk altı 100/dk üstü yok Yavaş, düzensiz yüzeysel İyi, güçlü ağlama, düzenli sol. Kas tonusu gevşek Tüm vücut pembe renk Mavi, soluk refleksler Tepki yok Ekstre. Hafif fleksiyon Vücut pembe Ekstre. mavi Yüzünü buruşturma Tüm vücut pembe Ağlama, öksürme vb.