SZ SANATLARI MECAZIMRSEL AD AKTARMASIDZ DEMECE Benzetme ilgisi
SÖZ SANATLARI
MECAZIMÜRSEL (AD AKTARMASI/DÜZ DEĞİŞMECE) Benzetme ilgisi söz konusu olmadan, başka bazı ilgilerle, bir sözün başka bir söz yerinde kullanılmasıyla oluşturulan mecazlardır. İç -dış ilgisi "Anne, çamaşır kazanı kaynadı, gel!“ "Üstünü çıkarıp yatağa uzandı. “ "Ne zamandır evde tencere kaynamıyor. "Bu depoyla Düzce'ye kadar gideriz. “ "Şofben yanıyordu. " Parça - bütün ilgisi "O zamanlar bu gazetede usta kalemler vardı. “ "Üniversitedeki kürsüsünde yıllarca çalıştı. “ "Motor gece karanlığında yükünü Bartın'a boşalttı. “ "Bu sahalarda nice altın ayaklar top koşturdu. "
Neden - sonuç ilgisi Hay mübarek! Bereket yağıyor bereket! Bahar aylarında rahmet düşmezse ürün iyi olmaz. Sanatçı - eser ilgisi Davetlilere piyanosuyla önce Çaykovski, sonra Mozart çaldı. Şimdi de biraz Yûnus Emre okuyalım mı? Pikapta Münir Nurettin dönüyordu. Yer , yön , bölge , çağ - insan ilgisi Eve haber verip geleyim. Batı ve Doğu , inanç ve felsefe yönünden hem birbirini etkilemiş hem birbirine uzak durmuştur. Dünya uyanıkken uyumak maskaralıktır. Ankara bu notaya cevap vermekte gecikmedi. Adresi bir de şu büfeye sorsak mı? Sizin işinizi şu masa halleder beyefendi.
Aşağıdaki örnekleri inceleyiniz. Ön sokakta yer yok, arabayı arkaya bırakınız. Çocuk kitapları birinci hamura basılmalı. Sen bu otobüsle git, ben Bartın'a bineceğim. Koştu yokuş aşağı, rengi atmış bir şapka. Depremden sonra Düzce geceyi sokakta geçirdi. Marmara'da her yelken / Uçar gibi neşeli. Tiyatroda oynamam konusunda bütün mahalle beni destekledi. Turistler bu tur için yeni lokomotifler yerine buharlıyı tercih ediyorlar. Koparıp öpmek için, basacağı toprağı / Bütün şehir bekliyor onu dizler üstünde. Türkiye, Tanzimat'la yüzünü Batı'ya çevirmişti.
TEŞBİH ( BENZETME ) Benzetmenin dört öğesi vardır : 1. Benzeyen ( B ) : Özellikçe zayıf olan 2. K. Benzetilen ( KB ) : Özellikçe güçlü olan 3. Benzetme Yönü ( BY ) : Aktarılan özellik 4. Benzetme Edatı ( BE ) : Gibi ve aynı anlama gelen sözcükler: benzemek, andırmak, dönmek, kadar, sanki, güya, misal …. ÖRNEK " Cennet gibi güzel vatan " KB BE BY B 1. Ayrıntılı (Tam) teşbih : Dört öğesi de bulunan benzetmedir. ÖRNEK "Ah bu türküler, köy türküleri Ana sütü gibi candan Ana sütü gibi temiz. “ 2. Kısaltılmış teşbih : Benzetme yönü bulunmayan benzetmedir. ÖRNEK "Kutu gibi bir dairede oturuyor. " KB BE B
3. Pekiştirilmiş teşbih : Benzetme edatı bulunmayan benzetmedir. ÖRNEK "Bir siyah kadındır kaldırımlarda gece " BY KB B "Yollar köyleri saran eskimiş çerçeveler " B BY KB 4. Yalın teşbih (teşbih-i beliğ) : Benzeyen ve kendisine benzetilenle yapılan benzetmedir. ÖRNEK " Gül tenli sevdiğim " KB B " Selviler içinde bir alevdir Emir Sultan " KB B "Unutmakta haklısın kömür gözlüm / Haklısın…Bu sözüm sana sitemdir" KB B "Annem melek gibi temiz ruhlu bir insandı. " (tam teşbih, ) "Annem iyilikte, bir melekti. " (Pekiştirilmiş) "Melek annem, cennete doğru yola çıktı. " (teşbih-i beliğdir)
• Aşağıdaki örnekleri inceleyiniz "Ovadan bakılınca çelikten dev bir testere ağzını andıran tepeler, yaz kış ışıldır. “ "Bütün gece vagondan vagona un çuvalları taşımış hamallar gibiyiz. “ "Büyük sahra denen bu kum denizinde daha günlerce hamallık edeceğiz. “ "Erciş sapağında, Van Gölü mavi bir çarşaf gibi önüme serildi. “ "Beş altı araba, gelin alayı gibi sıralandı. “ "Fırtınada bir deniz feneri kadar yalnızdım. “ "Rujlu dudakları açık bir yarayı andırıyordu. “ "Köpek leşi gibi uyuyor şehir. “ "Ağzımda bal gibi tatlı bir türkü…“ "İyi sözler söylenmiş bir kadın gibi güzelleşiyor dünya. “ "Sürüklenen bir kış ölüsüdür zaman. “ "Biliyorum / Şiir bir pencere kuşudur. “ "İnsan bir ormandır derdim sana hep. “ "Bir bakışı vardı Esma'nın / Kavak yelleri gibi pırıl. "
İSTİARE (EĞRETİLEME) Temel öğelerden (benzeyen, kendisine benzetilen) sadece biri söylenerek yapılan benzetmeye istiare denir. İstiare, bir sözün benzetme amacıyla, başka bir söz yerine kullanılması olarak da tanımlanabilir. "Yuvayı yapan dişi kuştur. " İstiareler ikiye ayrılır: AÇIK İSTİARE: Sadece kendisine benzetilen kullanılır. KAPALI İSTİARE: Sadece benzeyen kullanılır. ÖRNEKLER: Gözlerinden göğsüme sayısız yıldız akar Kara dutum, çatal karam, çingenem Nar tanem, nur tanem, bir tanem Çadırlar dağa kuruldu Hücum borusu vuruldu Bir Sarıkamış uğruna Doksan bin fidan kırıldı Garbın ucunda, son kıyıdan en gürültülü Bir med zamanı gökyüzü kurşunla örtülü
Kız çocukları yuvadan bir uçup gidiyordu Uzanırlar çimenlerin üstüne bitap Salkımlardan damla süzülür mehtap "Can kafeste durmaz uçar / Dünya bir han konan göçer. " "Yüce dağların başında salkım olan bulut. " "Yeşil kurbağalar öter göllerde Kırıldı kanadım kaldım çöllerde. ” O kızıl zafer kartalının / Çankaya'da kurulmuş yuvası. "
Vurulup tertemiz alnından uzanmış yatıyor Bir hilâl uğruna ya Rab ne güneşler batıyor. İki kapılı bir handa / Gidiyorum gündüz gece. Kurban olam kurban olam / Beşikte yatan kuzuya. Yüce dağ başında siyah tül vardır. Semanın kandilleri yanmıştı. Vatan ufkundaki en güzel çeyiz En şanlı süs, baktım yarıya çekildi. Yedi tepeli şehirde bıraktım gonca gülümü. Saçlarıma yıldız düşmüş koparma anne. Görünmez kanatlarıyla hatıralar / Camlara çarpıp duruyor. Başımdan bir kova sevda döküldü Islanmadım, üşümedim, yandım oy!
TEŞHİS : Güneş, denizin mavi sularında saçını yıkıyordu. Yürüyordum, ağlıyordu ırmaklar. Havada bir dost eli okşuyor elimizi. Mor menekşe boyun eğmiş / Yapracığı suya deşmiş. Uzak dağlarda kaybolmuş bir bulut/Rüzgârın bir unutkanlığıdır. Varsın bahçelerde rüzgâr gezinsin. Ufuklar merhametsiz, rüzgârlar hoyrat Yok artık can verdi aydınlık mevsimler.
İNTAK: Tekerlekler yollara bir şeyler anlatıyor. Durur tekbir alır dağlar / Döner dağlarda kartallar. Ben bir ayrıkotuyum Ne buğday amcam, ne pirinç dayım Mısırla akraba bile değilim. Bir yeşermeye göreyim: Kızmasınlar halim duman Canıma kastederler yapabilseler Ama nafile kurumam.
KİNAYE ( DEĞİNMECE ) Ateş olmayan yerden duman çıkmaz. Gül dikensiz olmaz. Bulamadım dünyada gönle mekân Nerde bir gül bitse etrafı diken Dadaloğlu’m der ki belim büküldü Gözümün cevheri yere döküldü Dilber bezme (meclise) gelince yüzü güldü aşıkın. Mum dibine ışık vermez. Hamama giren terler. Taşıma su ile değirmen dönmez. Yuvarlanan taş yosun tutmaz. Ateş düştüğü yeri yakar. Yaptığı hatayı anlayınca yüzü kızardı. "Çocukların velvelesi, herkesi ayağa kaldırdı. ”
• NOT: Kinaye ile kinayeli söyleyiş karıştırılmamalı. • Kinayeli söyleyiş alaycı ve imalı olmalıdır. • "Eh, bu hızla gidersek, okula belki yarın sabah varırız. " ÖSS
TEVRİYE ( İKİ ANLAMLILIK ) Birden çok gerçek anlamı olan bir sözü herkesçe bilinen ( yakın ) anlamında değil de uzak anlamını kastederek kullanmaya denir. ÖRNEKLER: "Bu kadar letafet çünkü sende var Beyaz gerdanında bir de ben gerek“ " vâzeyi bu âleme Dâvud gibi sal Bâkî kalan bu kubbede bir hoş sadâ imiş“ "Gül gülse dâim ağlasa bülbül aceb değül Zira kimine ağla demişler, kimine gül “ "Koyup kaldırmada ikide birde Kazan devrildi, söndürdü ocağı“ "Bana Tâhir Efendi kelp demiş İltifatı bu sözde zâhirdir Mâlikî mezhebim benim zirâ İtikatımca kelp tâhirdir. Sarımsak da acıdır ama her eve lazım bir dişi
HÜSNÜTALİL ( GÜZEL NEDEN BULMA ) Herhangi bir olayı gerçek nedeninin dışında daha güzel ve hayali bir nedene bağlayarak açıklama sanatıdır. ÖRNEKLER Sen gittin yaslara büründü cihan Soluyor dallarda gül dertli“ Güzel şeyler düşünelim diye Yemyeşil oluvermiş ağaçlar“ Yeni bir ülkede yem vermek için atlarına Nice bin atlı kapılmıştı fetih rüzgârına“ Sen yoksun hiçbir şey yok Güneşin rengi Ağustos yıldızlarının sıcaklığı Karanfil kokusu“
TEC HÜLÜ RİF ( BİLMEZLİKTEN GELME ) Yılın ilk karı yağdı İyice kısaldı günler Ölülerimiz üşür mü ki? Göz gördü gönül sevdi seni ey yüzü mâhım Kurbanın olam var mı benim bunda günahım Dün gece yoktu ki / Bu dağ buraya nasıl gelmiş? Çördükler, cevizler, iğdeler Gidin bakın gölgeleri orda mı? Şakaklarıma kar mı yağdı ne var Benim Allah'ım bu çizgili yüz? Sular mı yandı neden tunca benziyor mermer? Arzu dolu, yaşamak dolu Bu eller miydi resimleri tutarken uyuyan?
• TENASÜP ( UYGUNLUK ) • Suya versin bâğban gülzârı zahmet çekmesin Bir gül açılmaz yüzün tek verse bin gülzâre su“ • Lâleyi, sümbülü gülü hâr almış Zevk u şevk ehlini âh u zâr almış. “ • Aşk derdinden hoşem el çek ilacımdan tabib Kılma derman kim helakim zehri dermanındadır
LEFFÜNEŞR ( SIRALI AÇIKLAMA ) Sen bana en sadık arkadaştın Gönlümde ateştin, gözümde yaştın Ne diye tutuştun, ne diye taştın Beni kıskandırıp durmalı mıydın? İşte gördüğünüz üzere, savaş ve barışa işaret olarak, bir elimizde kan dökücü mızrak, bir elimizde de zeytin dalı var; ikisinden birini seçerek kabul buyurunuz. Deli eder insanı bu deniz, bu gökyüz Göz kırpar yıldızlar, türkü söyler balıklar. • Bakışların kor ateş / Duruşun durgun su Biri yakar, biri boğar. • Bâğ-ı dehrin hem hazânın hem bahârın görmüşüz Biz neşâtın da gamın da rûzgârın görmüşüz. • Bâran değil, şafak değil, ebr-i seher değil Gözyaşıdır, ciğer kanıdır, dâd-ı ah’tır.
ALİTERASYON ( SES YİNELENMESİ ) Sokaktayım, kimsesiz bir sokak ortasında. Cinayeti kör bir kayıkçı gördü ben gördüm kulaklarım gördü vapur kudurdu, kuduz gibi böğürdü hiçbiriniz orda yoktunuz. Salkım salkım tan yelleri estiğinde Sakallı bozaç turgay sayradıkça • Dest bûsı arzûsiyle ölürsem dostlar Kûze eylen toprağım sunun anınla yâre su • Sev seni seveni hâk ile yeksân ise Sevme seni sevmeyeni Mısır'a sultân ise • Eylülde melûl oldu gönül soldu da lâle Bir kâküle meyletti gönül geldi bu hâle
SECÎ ( İÇ KAFİYE / NESİR KAFİYESİ ) Ey gözlerin nuru, gönüllerin sürûru; başımızın tâcı, dil ehlinin mîrâcı “ İlâhi her neyi gülzâr ettinse anı ittim, ilâhi elime her ne sundunsa anı tuttum; ilâhi gönlüm oduna ne yaktınsa o tüter, ilâhi vücudum bahçesine ne diktinse o biter. “ İlâhi, kabul senden, ret senden; şifa senden, dert senden… İlâhi, iman verdin, daim eyle; ihsan verdin, kaim eyle. Dost yolunda nistlik gerek, yâr önünde pestlik gerek; ten cübbesi çâk gerek, gönül evi pâk gerek.
İRS LİMESEL Balık baştan kokar bunu bilmemek Seyrânî gâfilin ahmaklığından“ Çağır Karac'oğlan çağır / Taş düştüğü yerde ağır Gönül sevdiğinden soğur / Görülmeyi görülmeyi. “ Tok olanlar bilemez çektiğini aç kalanın Sırtı pek kimseye ahvâl-i şitâ ( kış ortamı ) yaz görünür. “ Cihân-ârâ cihân içredir ârayı bilmezler O mâhiler ki deryâ içredir deryayı bilmezler "
AKİS ( ÇAPRAZLAMA ) Her inişin bir yokuşu, her yokuşun bir inişi vardır. “ Yemek için yaşamamalı, yaşamak için yemelidir. Didem rûhunu gözler, gözler rûhunu didem Kıblem olalı kaşın, kaşın olalı kıblem. “ Gamzen ciğerim deldi / deldi ciğerim gamzen Bilmem nic'olur halım / Halim nic'olur bilmem Cennet gibidir rûyin / rûyin cennet gibidr dem doymaz sana / sana doymaz âdem
CİNAS Ey kimsesizler el veriniz kimsesizlere Onlardır ancak el verecek kimse sizlere Söylerken o sözleri kızardı Hem hazzeder âh hem kızardı Kısmetindir gezdiren yer seni Arşa çıksa akıbet yer seni ÖYS Bir güzel şûha dedim ki iki gözün sürmelidir Dedi vallahi seni Hind'e kadar sürmelidir Her nefeste işledim ben bir günâh Bir günâh için demedim bir gün âh • Yanalı Haylice vakit oldu Ben bu yerde yanalı Binme nâmert atına Ya mıhı düşer ya nalı
TARİZ ( DOKUNDURMA / SİTEM / İĞNELEME ) Söylenmek istenen sözün gerçek ve mecaz anlamlarının dışında tamamen karşıtını söyleme sanatıdır. Alay etmek ve iğneleyici söz söylemek amacıyla yapılan bir sanattır. “Üç parmak noksan ölç, ölçersen kile Tatlı söz konuşma bir kimse ile Dört kuruşa sekiz kuruş et hile Hilekarlık hoş sanattır usanma. ” Kışlalar saye-i şahanede cennet gibidir. Bir giren sonra içinden gavur olsa çıkamaz. (Şair Eşref) Bu dizelerdeki “cennet” sözcüğü “cehennem” anlamındadır. Vermedi ablukada şan-ı donanmaya halel İngiliz devletine olsa sezadır amiral. (ZP)
TEZAT (KARŞITLIK) Anlamca karşıt (çelişen) sözcüklerin bir arada kullanılmasıyla yapılan sanattır. Karlar altında nevbaharım ben Ağlarım, Hatıra geldikçe gülüştüklerimiz. Ne efsunkar imişsin ah, ey didar-ı hürriyet Esir-i aşkın olduk, gerçi kurtulduk esaretten.
İŞTİKAK ( TÜRETME ) Aynı kökten türeyen sözcükleri bir arada kullanmaya iştikak denir. ÖRNEKLER Dünyada sevilmiş ve seven nafile bekler Bilmez ki giden sevgililer dönmeyecekler. Karşısında nice erbâb-ı denaât titrer Hâkim-i mahkeme-i hükm-i cezâdır kalemim. Hâlâ o cehâlet, o tecâhül ve techil !
İSTİFHAM ( SORU SORMA ) Sözü, cevap beklemeksizin anlamı güçlendirmek için soruyormuş gibi kullanma sanatıdır. ÖRNEKLER "Hani o, bırakıp giderken seni / Bu öksüz tavrını takmayacaktın? Alnına koyarken veda busemi / Yüzüme bu türlü bakmayacaktın? Gelse de en acı sözler dilime / Uçacak sanırım birkaç kelime Bir alev halinde düştün elime / Hani ey gözyaşım, akmayacaktın? “ Aşağıdaki örnekleri inceleyiniz Kim bu cennet vatanın uğruna olmaz ki fedâ Şühedâ fışkıracak toprağı sıksan şühedâ Bana kara diyen dilber / Gözlerin kara değil mi ? Olur mu dünyaya indirsem kepenk Gözyaşı döksem Nuh Tufanı'na denk ? Beni candan usandırdı cefâdan yâr usanmaz mı Felekler yandı âhımdan muradım şem'i yanmaz mı
TELMİH (ANIMSATMA) Anlatımı güçlendirmek amacıyla, bir şeyi açıkça söylemeyip onu hatırlatacak başka bir şeyi söyleyerek anlatma sanatıdır. Ey dost senin yoluna Canım vereyim Mevla Aşkını komayayım Oda gireyim Mevla. ” Tahammül mülkünü yıktın Hülagü Han mısın kafir?
TEDRİC (DERECELEME) Anlatımda kavramların derece gözetilerek sıralanması sanatıdır. “Aziz dost, günleri, ayları, yılları kovaladı. ” “Gün, ay, yıl” sözcükleri “zaman” yönünden kısadan uzuna doğru sıralanmıştır. “İki asker mızrak mızrağa, kılıç kılıca, hançere vuruşmaya başladılar. “Yürüdükçe iştahı açılır, iştahı açıldıkça yer, yedikçe şişmanlardı. ”
TERDİT (ŞAŞIRTMA) Sözü, okuyucunun hiç beklemediği bir biçimde bitirerek onu şaşırtma sanatıdır. “En ağır işçi benim Gün yirmi dört saat Seni düşünüyorum. ” “Verem misin? Üzülme, onun da çaresi var. Ölür gidersin. . ”
• RÜCU (GERİ DÖNÜŞ) • Bir düşünceyi daha güçlü anlatmak için, söylenen sözü geri alıp sözden döner gibi davranmaktır. • "Bir şarkıdır söylediği • “Mavi bir sevda şarkısı • Hayır mavi değil • Elâ bir şarkıdır söylediği”
SÖZ SANATLARI TEST
“Menekşeler külahını kaldırır. ” dizesindeki edebi sanat, aşağıdaki dizelerden hangisinde vardır? A) Güzel gitti diye pınar ağladı B) Ak kuğular sökün etti yurdundan C) Gül budanmış dal olmuş D) Kara yerde mor menekşe biter mi E) Gözlerim kapıda kulağım seste (1981 ÖYS)
Dağ dağ o güzel ses bütün etrafı gezindi; Görmüş ve geçirmiş denizin kalbine sindi. Bu dizelerdeki kişileştirme, aşağıdakilerden hangisinde yoktur? A) Bir sarmaşık uyanıyordu uykusundan; Geriniyordu bir eski duvarın sıvasında B) Bir bulut geldi üstüne bahçenin, Bütün ağaçların keyfi kaçtı C) Ay, zeytin ağaçlarından yere damlıyordu; Açtım avucumu altına tuttum. D) Eskici dükkânındaki asma saat, Çelik bir şal atmış omuzlarına E) Toros dağlarının üstüne Ay un eledi bütün gece. (1982 ÖYS)
“Sakin ve rüzgarsız havalarda, bacalar üzerinde bir türlü savrulup dağılmayan dumanlar birbiri üzerine nasıl birikirse, bu sesler de öylece göğün boşluğunda toplanıyor, kolay dağılmıyordu. ” Bu cümlede birbirine benzetilen iki şey aşağıdakilerden hangisidir? A) Hava – Rüzgâr B) Rüzgâr – Duman C) Hava – Ses D) Duman – Gök E) Duman – Ses (1984 ÖYS)
“Artık dağlar sırtlarından kürklerini attılar. Fakat henüz sabahları serince olduğundan, omuzlarına sislerden birer atkı alıyorlar. Şimdi rüzgâr, ağaçlar arasında ılık esiyor. Hele böcekler, görülecek şey!” Parçada kişileştirilen varlık, aşağıdakilerden hangisidir? A) böcekler B) sisler C) rüzgâr D) dağlar E) ağaçlar (1985 ÖYS)
Kalem böyle çalınmıştır yazıma Yazım kışa uymaz, kışım yazıma Bu iki dizedeki söz sanatı, aşağıdakilerden hangisidir? A) istiare B) abartma (mübalağa) C) kişileştirme (teşhis) D) cinas E) benzetme (teşbih) (1986 ÖYS)
Durgun bir akşamın erguvan örtüsünü Yırtarken çekinerek gecenin kara eli Yorgun bir gölge, omzunda bir günün yükü Sürüklüyor ufuklara ağır adımlarını Bu dizelerde kişileştirilen varlıklar aşağıdakilerin hangisinde verilmiştir? A) Yorgun omuz – sürüklenen ufuklar B) Durgun bir akşam – ağır adımlar C) Erguvan örtü – bir günün yükü D) Gecenin kara eli – yorgun bir gölge E) Akşamın örtüsü – omzun yükü (1987 ÖYS)
Anavarza at oynağı Kana bulanmış gömleği Kıyman a zalimler kıyman Kör karının bir değneği Yaşlı bir kadının öldürülen tek oğlu için duyduğu acıyı dile getiren bu dörtlükte, aşağıdaki açıklamalardan hangisine uygun bir söz sanatı vardır? A) Bir anlam inceliği yaratmak için bildiği şeyi bilmez görünme B) Bir sözcüğü, iki anlamını birden sezdirecek biçimde kullanma C) Bir sözcüğü, gerçek anlamı dışında başka bir sözcük yerine kullanma D) Bir olgunun gerçek etkenini bir yana bırakarak olguyu başka bir nedene bağlama E) Birkaç şeyi söyledikten sonra onlarla ilgili başka şeyleri bir sıra gözeterek anlatma (1988 ÖYS)
Kısmetindir gezdiren yer seni Arşa çıksan akıbet yer seni Bu iki dizedeki söz sanatı aşağıdakilerden hangisidir? A) Mecaz B) Cinas C) Kinaye D) İstiare E) Hüsnüta’lil (1988 ÖYS)
Yapıtlarında daha çok kırsal kesim insanlarını anlatan birkaç yazar, Yakup Kadri Karaosmanoğlu’yla görüşmeye gider. Bu ilgiden çok hoşnut olan Yakup Kadri, bir ara merakla konuk yazarlara, nerelerden geldiklerini sorar. Yazarlardan biri gülerek, “Yaban’dan geliyoruz üstad, Yaban’dan!” der. Parçada geçen “Yaban’dan geliyoruz. ” sözünde aşağıdaki açıklamaların hangisine uygun bir söz sanatı vardır? A) Bir anlam inceliği yaratmak için bildiğini bilmezden gelme B) Bir sözcüğü alışılmış anlamının dışında bir anlamda kullanma C) Söylenmek isteneni en az sözcükle anlatma D) Bir gerçeği sezdirmek için bir sözü hem gerçek hem de mecaz anlamıyla kullanma E) Söz arasında, bilinen bir duruma işaret etme. (1990 ÖYS)
Adam, elini uzattı, tam onu koparacağı sırada, mor menekşe: “Bana dokunma!” diye bağırdı. Bu cümledeki en belirgin söz sanatı aşağıdakilerden hangisidir? A) Teşbih (benzetme) B)Tezat C) İstiare D) Kinaye E) İntak (konuşturma) (1989 ÖYS)
İlâhi, kabul senden, red senden, şifa senden, dert senden. . . İlâhi, iman verdin, daim eyle, ihsan verdin, kaim eyle. Bu parçadaki altı çizili sözcükler aşağıdakilerden hangisine örnektir? A) İmale B) Seci C) Alliterasyon D) Redif E) Cinas (1989 ÖYS)
Yalnız zaman olur bazı akşamlar Bir kadın çehresi, yanarken camlar Bir lahza belirir loş aynalarda Bu dizelerde geçen, “yanarken camlar” sözünde, aşağıdaki açıklamalardan hangisine uygun bir söz sanatı vardır? A) Bir durumu, gerçekte olduğundan daha üstün gösterme B) Bir sözü benzetme amacıyla başka bir söz yerine kullanma C) Birden çok anlamı bulunan bir sözcüğü uzak anlamıyla kullanma D) İnsanlara özgü bir niteliği cansız varlıklara aktarma E) Bir olguyu, gerçek nedeninin dışında, hoşa giden bir nedene bağlama (1990 ÖYS)
Aşağıdaki dizelerin özellikle hangisinde bir abartma vardır? A) Bir ah çeksem dağı taşı eritir Gözüm yaşı değirmeni yürütür B) Bu topraklar ecdadımın ocağı Evim, köyüm hep bu yerin bucağı C) Ne doğan güne hükmüm geçer Ne halden anlayan bulunur D) Derdim çoktur hangisine yanayım Yine tazelendi yürek yarası E) Yükseğinde büyük namlı karın var Alçağında mor sümbüllü bağın var (1991 ÖYS)
Nedir can kim anı sen nâzenin cânâne vermezler Sana âşık olanlar yoluna cânâ ne vermezler. Bu dizelerde olduğu gibi, söylenişleri bir, anlamları ayrı iki sözü bir arada bulundurma sanatı aşağıdakilerden hangisidir? A) Cinas B) Hüsnüta’lil C) Teşhis D) Tevriye E) İntak (1991 ÖYS)
Aşağıdakilerin hangisinde bir kinaye vardır? A) Gönül sevdiğinden soğur Görülmeyi görülmeyi B) Gölgesinde dinlendiğim Koca çamlar yerinde mi C) Şu karşıma göğüs geren Taş bağırlı dağlar mısın D) Elbet bir devasız dertten Doğan göz bir zaman ağlar E) Uçtu kuşların kervanı Her biri bir dala gider (1992 ÖYS)
(I) Dik, sarp bir doruğa tırmanan bir dağcıyı andırıyor deneme yazarı. (II) Yamaçta ayağını koyacağı bir yer arıyor. (III) Elleriyle tutunacak bir yer seçiyor. (IV) İpini takacağı bir kaya parçası gözlüyor; adım tırmanıyor, sınaya yükseliyor. (V) Tepede, ulaştığı noktada, bir dağcı gibi güven duygusu sarıyor içini. Yukarıdaki cümlelerin hangilerinde benzetmeye yer verilmiştir? A) I. ve III. B) I. ve V. C) II. ve III. D) II. ve IV. E) IV. ve V. (1992 ÖYS)
Aşağıdaki beyitlerin hangisinde ”cinas” vardır? A) Gönlümle oturdum da hüzünlendim o yerde, Sen nerdesin ey sevgili, yaz günleri nerde B) Kısmetindir gezdiren yer seni Arşa çıksan akıbet yer seni C) Akşam lekesiz, sâf, iyi bir güz gibi akşam; Ta karşı bayırlarda tutuşmuş iki üç çam D) Gözlerin mahmur olurmuş her zaman Pek yamansın, pek yaman E) Görmeden mecnunların sahrâdaki cem’iyyetin Sevdiğim meşk–i nigâh eylersin âhûlarla sen (1993 ÖYS)
Aşağıdaki dizelerin hangisinde dört öğesi de bulunan bir “teşbih” vardır? A) Her hatıra bir damla yaş oldukça gözümde B) Gördüm deniz dedikleri bin başlı ejderi C) Canlandı hayalimde o mazideki yazlar D) Her gölge bir insan kadar inceydi, derindi, E) Ben böyle değildim, bu deniz böyle değildi. (1995 ÖYS)
Aşağıdaki dizelerin hangisinde bir söz sanatı yoktur? A) Düşlerimde bir güzel Bakışı ayva çürüğü B) Tam otların sarardığı zamanlar Yere yüzükoyun uzanıyorum C) Asılı salkımlardır çocuklar Anaların uzun eteklerinde D) Acılarım, acılarım benim Çiçeğe durmuş badem ağacı E) Saçları uçuşuyor rüzgârda Her telinde ayrı bir kalp çarpıyor (1996 ÖYS)
Aşağıdaki cümlelerin hangisinde, tırnak içine alınmış sözlerde bir söz sanatı vardır? A) Ben, sizin sandığınız “ünlü biri” değilim. B) “Beş sınıflı, tek öğretmenli” bir ilkokulda okudum ben. C) Dergi yöneticilerinin bu “hoşgörülü tutumu” duygulandırdı beni. D) Emekliliğin nasıl “güç bir iş” olduğunu bilmiyorum henüz. E) “Aslanın ağzındaki” ne yetişmek için koşturup duruyorum. (1997 ÖYS)
Çocuğun birine sormuşlar, – Ne olacaksın? – Adam olacağım, demiş. Çocuğun bu yanıtı aşağıdakilerden hangisine örnek olabilir? A) Benzetme B) Kinaye C) Tenasüp D) Mecaz–ı Mürsel E) Hüsnü Talil (1998 ÖYS)
(I) Güneş yavaş yükselirken antik kent aydınlanmaya başlıyor. (II) Güneşle birlikte, kentin geçmişindeki bilinmeyen yönlerin de ortaya çıkacağını sanıyor insan, ama bir süre sonra yanıldığını anlıyor. (III) Yüzyıllardır yalnızlığa alışmış unutulmuş bu kentin geçmişini düşünüyor. (IV) Acaba bu tiyatro sahnesinde kaç oyun sergilendi odeonda ne gibi sorunlar tartışıldı, ölümüne savaşlar nasıl yaşandı buralarda? (V) Bugün, bütün bunlardan habersiz, tarih sahnesindeki rolünü tamamlamış ve mağrur bir sessizliğe gömülmüş bir kentle karşıyayız. Bu parçadaki numaralanmış cümlelerin hangilerinde kişileştirme sanatı vardır? A) I. ve II. B) I. ve IV. C) III. ve IV. D) III. ve V. E) IV. ve V. (2006 ÖSS)
Söz sanatlarıyla ilgili aşağıdaki açıklamalardan hangisi yanlıştır? A) Birbiriyle ilgili, birbirini çağrıştıran sözcük ya da terimlerin bir arada kullanılması "Tenasüp" sanatıdır. B) Aynı seslerden meydana gelen, okunuşları aynı, anlamları farklı sözcüklerin bir arada kullanılması "Cinas" sanatıdır. C) Aynı beyit, cümle ya da söz içindeki sözcüklerde aynı harf ya da hecelerin yinelenmesiyle elde edilen ses güzelliğine "Seci" denir. D) Verilmek istenen ses güzelliğini ve anlamı kuvvetlendirmek için sözcüklerin yinelenmesi "Tekrir" sanatıdır. E) Benzetme unsurlarından yalnızca birinin kullanılması "İstiare" dir.
"İki asker mızrak mızrağa, kılıç kılıca, hançere, hatta boğaza geldiler“ Yukarıdaki cümlede yer alan söz sanatı aşağıdakilerden hangisidir? A) Aliterasyon B) Tedric C)Telmih D) Abartma E) Mecaz-ı Mürsel
Aşağıdakilerden hangisinde bir söz hem gerçek, hem de mecaz anlama gelebilecek biçimde kullanılmıştır? A) Bilinçli kişiler yaşamlarını daha iyi düzene koyuyor. B) Sen yalan söylerken benim yüzüm kızardı. C) Bu son hareketiyle gözden düştü. D) Başını derde sokmadan gelebilse. . . E) Bütün güçlüklere tek başına göğüs gerdi.
“Ufuklardan ufuklara taşıyarak kelimeleri Ne yapılar kurdum eleğimsağma gibi İçimdeki buluttan, yağıştan, şimşekten, ışıklardan” dizelerinde altı çizili sözcükler arasında _ _ sanatı vardır. Boş bırakılan yere aşağıdaki sanatlardan hangisi getirilmelidir? A) Tezat B) Cinas C) Tenasüp D) Teşhis E) Tevriye
"Sert oldu hava çıkma koyundan kuzucağım“ Bu dizede koyun kelimesi, hem "kuzunun anası", hem de "koyun, kucak" anlamında kullanılmıştır. Bu şekilde, tek bir kelimenin, aynı beyitte, birden fazla anlama gelecek şekilde kullanılmasına _ _ sanatı adı verilir. Bu parçada boş bırakılan yere aşağıdakilerden hangisi getirilmelidir? A) Tezat B) Cinas C) Tevriye D) Tenasüp E) Kinaye
Ulusun, korkma! Nasıl böyle bir imanı boğar, "Medeniyet!" dediğin tek dişi kalmış canavar? Altı çizili sözcük dizelerde aynı anda hem "yüce", hem de "ulumak" anlamına gelecek şekilde kullanılmıştır. Buna "tevriye" denir. Aşağıdakilerin hangisinde bunu örnekleyen bir kullanım vardır? A) Yani niye mi duruyorum, çok kurak tarla Çünkü asıl şiirler bekler bazı yaşları B) Ufuklarda bulutlar kümelenirken kara bahtım Ben her gönül ufkunda doğan yeni sabahtım C) Ben toz kanatlı bir kelebeğim Minicik gövdeme yüklü Kafdağı D) Geldi ölümlü yalan gitti ölümsüz gerçek Siz hayat süren leşler sizi kim diriltecek E) Boşuna gezmişim yok tabiatta İçimdeki kadar iniş ve çıkış
Benzetme amacı güdülmeden, bir sözcük kendisiyle ilişkili başka bir sözcüğün yerine kullanılırsa "mürsel mecaz" yapılmış olur. Aşağıdakilerden hangisinde bu tanıma uygun bir söz sanatı vardır? A) Bir ilah uykusu olur elbette Ölüm bu tılsımlı ebediyette B) İçim muradına ermiş Abasız postsuz bir derviş C) Rüzgârda uçan tüy bile Benim kadar hafif değil D) Ben bir usanmaz ozanım Derdim vardır inilerim E) Gün doğarken başlar Bursa'nın yaşamı Sevgiler, aşklar, heyecanlar. . .
Aşağıdaki dizelerin hangisinde tam benzetmeye başvurulmuştur? A) Ete kemiğe büründüm Yunus diye göründüm B) Dağlara yaslanıp yatan güneşi Yaralı, hastadır, yorgundur sandım C) Sıra sıra dizilir yolun iki yanına Eski çadırlar gibi tozlanmış ıhlamurlar D) Salındı bahçeye girdi Tüm çiçekler selâm durdu E) Sisler bulvarında seni kaybettim Sokak lambaları öksürüyordu
Aralarında anlamca ilgi bulunan kavramları şiirde bir arada kullanma sanatına tenasüb denir. Yukarıdaki açıklamaya göre aşağıdaki dizelerin hangisinde tenasüb sanatı vardır? A) Gün denizlerden sönerken baktık Ve çobanlar gibi dallar yaktık B) Güzellerde vefa olmaz demek yanlıştır ey Baki Olur vallahi billahi heman yalvarı görsünler C) Çok sürse ayrılık, aradan geçse çok sene Biz sende olmasak bile, sen bizdesin gene D) Emaneti geri eyleme teslim Öte beri geçin sakın evlenme E) Her sabah başka bahar olsa da ben uslandım Uğramam bahçelerin semtine gülden yandım
"Çöller düşünür, gün düşünür, gölgeler ağlar“ dizesindeki söz sanatı aşağıdakilerden hangisinde yoktur? A) Seni söyler bana dağlar, dereler B) İçinden konuşacak aynalar gözlerinle C) Zamandır seni sardığım kumaş D) Gamlı yolumuzda çağlayan o su E) Yollarsa her zaman biraz küskündür
Benzetmenin yalnız temel öğeleriyle (benzeyen, benzetilen) yapılan benzetmeye teşbih-i beliğ (güzel benzetme) denir. Aşağıdakilerin hangisinde bu açıklamanın bir örneği vardır? A) Dün akşam ayla birlikte dolaştık. B) Şimdi çöllerde kalmış bir yalnızlıktır gece. C) Bitti o sevda, kesildi çığlıkları baykuşların. D) Sıcak rüzgarlar çekildi sonbaharda. E) Şu an daha iyi görüyorum insanları.
Bir durumu asıl nedeninden daha güzel ve hayali bir nedene bağlama sanatına "hüsn-i talil" (güzel neden bulma) denir. Aşağıdakilerden hangisinde "güzel neden bulma" sanatı vardır? A) Şimdi dolan bir gözdür sis içinde her kıyı Hasretinden yanıyor bozkır çoraklarıyla B) Yeşil çamlar altında uyuyor şimdi ada Şimdi kımıldamıyor zaman bile yerinden C) Bir bahar rüzgârından alarak bir sabah hız Mevsimlerin ömrünü yaşamıştı aşkımız D) Gözümde bir damla su deniz olmuş taşıyor Çöllerde kalmış gibi yanıyorum E) Bütün gemicilerin ruhu bende yaşıyor Başımdaki gökleri bir deniz sanıyorum
Nedem felek nedem yel aldı gitti Gülü ben büyüttüm el aldı gitti Yukarıda altı çizili sözcükteki söz sanatı aşağıdakilerden hangisinde doğru verilmiştir? A) Cinas B) Tevriye C) Telmih D) Teşhis E) Kinaye
"Evet, oğlum Hoca sevmezdi, bilirim sarayı Ama sövmezdi de hoşlanmadığından dolayı“ Yukarıdaki dizelerde altı çizili sözcükte bulunan söz sanatı aşağıdakilerden hangisidir? A) Teşhis B) Mecaz-ı Mürsel C) Teşbih D) Mübalağa E) Cinas
Merkez-i hâke atsalar da bizi Kürre-i arzı patlatır çıkarız. Yukarıdaki beyitte altı çizili dizede bulunan söz sanatı aşağıdakilerden hangisidir? A) Teşhis B) Teşbih C) İntak D) Tezat E) Mübalağa
"Senin kalbinden sürgün oldum ilkin Bütün sürgünlüklerim bir bakıma bu sürgünün bir süreği” mısralarında aynı ünsüz harflerin tekrarlanmasından oluşan bir ahenk vardır. Bu sanat aşağıdakilerden hangisidir? A) Asonans B) Aliterasyon C) Cinas D) Kinaye E) Tevriye
Gel gül dedi bülbül güle gülmedi gitti Gül bülbüle bülbül güle gülmedi gitti Bu dizelerde aşağıdaki söz sanatlarından hangisi yoktur? A) Teşhis B) Teşbih C) İntak D) Aliterasyon E) Asonans
- Slides: 72