Smithin Deer Teorisi Smithin deer teorisi znde kavramsal










- Slides: 10
Smith’in Değer Teorisi Smith’in değer teorisi, özünde kavramsal bir tespitle başlar. «Her şeyin gerçek fiyatı, yani elde etmek isteyen kimse için gerçekten pahası, o şeyi edinmenin eziyeti ve zahmetidir. Para ya da mal ile satın alınan, emek ile satın alınmıştır. Emek, her şeyin ilk pahası, yani asıl satın alma bedeli olarak ödenmiş akçesidir. Kökeninde bütün dünya zenginlikleri, altın veya gümüşle değil, emekle satın alınmıştır. »
Değer teorisi –kavramsal içerik Emek her şeyin ilk pahasıdır. Emek ile değer arasında kavramsal bir ilişki kurulmaktadır. Ontolojik olarak farklı iki unsur—emek ve değer—ilişkilendirilmektedir. Bu olgu, Smith böyle bir çözümleme yapmasa da, emek-değer teorisinin özüdür.
Emek her şeyin ölçütü müdür? Smith, kavramsal bir çözümlemeyle yola koyulmuş olsa da, kendisinin bunun tam olarak farkında olduğunu söylemek mümkün değildir. Çünkü emek ile değeri ilişkilendirdikten sonra, şöyle demektedir: «Ancak, emek her ne kadar bütün nesnelerin değişim değerinin gerçek ölçüsü ise de, bu şeylere çokluk emekle değer biçilmez. Çoğu kez başka iki emek miktarı arasındaki oranı kestirmek güçtür. »
Mübadele edilen emek değil, mallardır «Zaten her mal çoğu kez emekle değil, başka mallarla değiş edilip o şekilde onlarla kıyaslanır. Onun için, malın değişim değerini satın alabileceği emekle değil, başka bir malın miktarı ile takdir etmek daha doğaldır. » «Hem çoğu kimse belirli bir mal miktarının ne demek olduğunu, bir emek miktarından daha iyi anlar. Birisi gözle görülür, elle tutulur bir nesnedir. Öteki ise soyut bir kavramdır. Yeterince anlaşılabilir şekle sokulabilirse de, öyle pek doğal ve belli değildir»
Smith’in temel çelişkisi Smith, değer ile emek arasında ilişki kurarken, temel bir tespit yapmaktaydı. Kendisinin farkında olmadığı temel konu şuydu: Değer, maddi bir nesne değildir. Kendisi olarak var olmayan bir ‘şey’, yalnızca ‘kendisi dışında bir şey ile ilişkilendirilmek koşuluyla varlık kazanabilir’. Ancak bu çözümlemeyi yapamayan Smith, emeğin yerini ürünün alabileceğini düşünmektedir.
Mübadele para ile yapılır Smith, mübadelenin emek temelinde tanımlı bir ilişki olduğu tespitinden, malların mallarla mübadele edildiği biçimsel tespitine yönelmektedir. Ardından bir başka olgusal gözlem, bunun yerini almaktadır: Mübadele para ile mallar arasında gerçekleşmektedir.
Mallarla satın alınan nedir? Para, malların satılması sonucunda elde edilen şeydir. Ancak Smith, temel ontolojik önermesini terk edememektedir; çünkü satın alınan şey, her koşulda emek ürünüdür. Herkes, yalnızca emekle elde edilebilen bir şey için bedel öder. Bu durumda, para ile bir mal ile satın alınan şey, aslında emekle elde edilmiş bir şeydir; o zaman, satın alınan şey aynı zamanda ‘emek’tir.
Parayla satın alınan ‘emek’ Smith, emeğin yarattığı değer ile emeğin değeri arasındaki ayrımı net bir şekilde ortaya koyamamaktadır. Para ile satın alınan şey, emek ürünüdür; dolayısıyla ‘emektir’. Ürünün emek ürünü olması, emeğin satın alındığı anlamına gelebilir; ama hangi ‘emek’?
Emek kavramındaki çelişki Smith, bir metanın üretimi için harcanan emek miktarı ile harcanan emek karşılığında ödenen bedeli karıştırmaktadır. Bu nedenle, emeğin bedeli ile harcanmış emeğin bedeli arasındaki ayrım belirsizleşmekte, kavramsal karışıklığa yol açmaktadır.
Değerin ölçüsü nedir? «Birbirinden uzak zamanlarda, eşit miktarlarda altın ve gümüşten veya belki herhangi bir başka maldan çok, ihtimal, işçi nafakası olan eşit zahire miktarları ile hemen eşit miktarlarda emek satın alınabilecektir. Böylece, birbirinden uzak çağlarda, eşit zahire miktarları, aynı gerçek değere yaklaşır; dolayısıyla sahibine, daha birbirinin aynı olan miktarlarda emek satın almak ya da buna egemen olabilmek imkanını verir. » Değerin ölçüsü: emek? Zahire? Altın?