Roma Hukuku 19 hafta PROF DR AHMET NADI








- Slides: 8
Roma Hukuku (19. hafta) PROF. DR. AHMET NADI GÜNAL ARŞ. GÖR. ALAZ TARHAN
Sözlü Akitler Sözlü akit, tarafların iradelerini belirli sözleri (verba) kullanarak beyan etmeleriyle meydana gelen akittir (verbis contrahitur). Burada önemli olan “belirli” sözlerin söylenmesidir. Modern hukukta yalnızca evlenme akdi zorunlu sözlü şekil şartına sahiptir. Roma Hukuku’nda sözlü akitler ise çok geniş yer kaplamaktadır. En önemli sözlü akit stipulatio’dur. Roma Hukuku’nda stipulatio dışında da sözlü akitler vardı: Dotis dictio, çeyiz vaadı; iusirandum liberti, azadlının patronuna hizmet ifa edeceğine, hediye vereceğine dair yemin.
Stipulatio Alacaklı tarafın akdin içeriğini kapsayan bir sorusu ve borçlunun da akdin içeriğini yerine getireceğin dair derhal, kayıtsız ve şartsız olarak verdiği cevapla meydana gelen sözlü akittir. Alacaklı stipulator, borçlu promissor olarak adlandırılmaktadır. Dar hukuk akdidir, tek taraflı akittir, davaları dar hukuk davasıdır. Stipulatio’da sorulan soruya kayıtsız ve şartsız cevap verilmesi zorunludur. Bu akdi sağırlar yapamaz, akdin şahit huzurunda yapılmasına gerek yoktur, öte yandan ispatı güçtür. M. S. 472 yılında soru cevap merasimi kaldırılmış ve tarafların sözlü irade beyanları yeterli sayılmaya başlamıştır. Iustinianus Dönemi’nde stipulatio artık anlamsız kalmıştır, nitekim sözlü akitlerin yerini daha ziyade yazılı akitler almıştır.
Stipulatio’da borcun sebebi gösterilebilirdi, bu halde akit sebepli stipulatio olurdu; borcun sebebi gösterilmemiş ise akit mücerret stipulatio olurdu. Sebepli stipulatio’da alacaklı dava açarsa hem stipulatio’nun varlığını hem de sebebin varlığını/geçerliğini ispat etmek zorunda idi, mücerret stipulatio’da ise yalnızca stipulatio‘nun varlığının ispatı yeterliydi. En önemli stipulatio tipi kefalet akdi idi. Belirtilmelidir ki ius civile tarafından borç doğurucu akit olarak kabul edilmeyen bütün anlaşmalar, stipulatio ile yapılırsa geçerli sayılmakta idi.
Stipulatio’nun Tatbik Şekilleri Bir borç ilişkisinde alacaklı veya borçlu taraf birden fazla kişiden oluşabilmekte idi. Bu durum farklı şekillerde ortaya çıkabilirdi: Alacaklılardan her biri borçludan borcun tamamını isterdi ve birinin alacağını elde etmesi diğer alacaklıların haklarını ortadan kaldırmazdı, yani her borçlu borcun tamamından sorumlu idi. Başka bir halde alacaklılardan her biri edimden kendi payına düşeni ister, borçluların her biri borcun kendi payına düşen kısmından sorumlu olurdu (kısmi borç). En önemli olan müteselsil borçta, tek edim vardır ve alacaklılardan birisinin tek edimi bir borçludan elde etmesi, borcu sona erdirir, diğer borçlular borçtan kurtulur, diğer alacaklıların hakları da ortadan kalkmış olurdu. Bu durum sadece borcun ifası ile değil, ibra (acceptilatio), yenileme (novatio) veya litis contestatio ile de oluşabilirdi. Teselsül durumu işte stipulatio ile kurulmakta idi. Borçlular arası teselsül pasif teselsül, alacaklılar arasındaki aktif teselsüldür.
Stipulatio’nun Tatbik Şekilleri Fer’i borçlar için de stipulatio kullanılırdı; fer’i borçlar, esas borca bağlı ve ona tabi olan yan borçlardır (örneğin faiz, kefalet) ve bazen ceza şartıdır. Borçlu tarafına fer’i bir borçlunun katılması durumu kefalete örnek teşkil eder. Kefaletin en eski biçimi sözlü borçları temin eden sponsio’dur, daha sonra her türlü borcu temin eden fideiussio ortaya çıkmıştır. Iustinianus Dönemi’nde yalnızca fideiussio kalmıştır. Kefilin borcu fer’i borçtur, varlığı esas borca tabidir ve bunu aşamaz, esas borç sona ererse kefalet de sona erer. Eğer alacaklı doğrudan doğruya kefile başvurabiliyorsa kefilin borcu birinci dereceden borçtur, önce asıl borçluya sonra kefile gidiyorsa kefilin borcu ikinci dereceden borçtur. Iustinianus Dönemi’ne kadar kefilin borcu birinci dereceden borçtur, Iustinianus Dönemi ile birlikte bu borç ikinci derece borca dönüşmüştür.
Stipulatio’nun Tatbik Şekilleri Stipulatio ayrıca yenileme (novatio) için de kullanılırdı. Herhangi bir şekilde doğmuş bir borç, sözlü şekilde yeniden taahhüt edilir ve eski borç ortadan kaldırılarak yeni bir borç yaratılırdı. Preator’ların zorlaması ile bir kimsenin diğerine karşı borçlanması da mümkündü ki bu mecburi stipulatio’dur (cautio).
Yazılı Akitler Yazılı şekilde yapılması icap eden akitler yazılı akitlerdir. Bu akdin oluşabilmesi için yazıya (litteris) ihtiyaç vardır. Çağdaş hukuklarda bu tür akitler, resmi ve özel senetler olarak teşekkül eder. Roma Hukuku’nda ise durum farklıdır. Roma Hukuku’nda bilinen yazılı akitler, nomen transscripticium (deftere kayıt) yani aile reislerinin tuttuğu kayıtlar; nomina transscripticia yani alacaklının kendi defterine yaptığı kayıtlar olarak ortaya çıkmaktadır. Bu tür defterlere kayıt yapıldığı takdirde ismi kaydedilmiş kimse adına borç doğardı. Bu tip defterler Iustinianus Dönemi’nde tamamen kaybolmuştur.