OTZM SPEKTRUM BOZUKLUU OTIZM Otizm spektrum bozukluu OSB
OTİZM SPEKTRUM BOZUKLUĞU (OTIZM )
Otizm spektrum bozukluğu (OSB), erken dönemde ortaya çıkan, sosyal etkileşim ve sosyal iletişimde bozukluk, sosyal etkileşim ve toplumsal ilişki geliştirmede sorunlar, basmakalıp ve yineleyici davranışlar ile ilgi alanlarındaki sınırlılık olarak karakterize olan ve bu sınırlılıkların zihinsel yetersizlik veya gelişimsel gerilik ile açıklanamadığı bir bozukluktur. (Amerikan Psikiyatri Birliği-APA, 2013). OSB’li bireyler sosyal beceri, dil gelişimi ve davranış alanlarında bir takım sorunlar yaşayabilirler. Bu sorunlar genellikle diğer insanlarla iletişim kurmak, arkadaşlık etmek ve söylenenleri yapmakta güçlükler yaşamayı içerir. OTIZM SPEKTRUM BOZUKLUĞU NEDIR ?
Bazı durumlarda aşırı üzgün olabilir, onu neyin etkilediğini ifade edemeyebilir ve kendilerini nasıl sakinleştireceklerini bilemeyebilirler. Deyim ya da atasözleri gibi mecaz anlam ifade eden söz öbeklerini anlamayabilirler. Ancak düzenli bir eğitim, aile, arkadaş, okul ve öğretmenlerinin desteği ile bu özelliklerle daha kolay baş etmeyi öğrenebilirler. Bu sendromda klinik belirtilerin şiddeti bireyden bireye değişiklik göstermektedir. Bu nedenle, otistik spektrum içinde en hafiften en ağıra kadar değişik şiddette otistik davranış belirtileri görülebilir. (Greenspan 1992) OTIZM SPEKTRUM BOZUKLUĞU NEDIR ?
Aileler ve uzmanlar, iki-iki buçuk yaş civarında konuşmanın görülmediğini, akranlarına karşı ilgisizliğin olduğunu ifade etmektedirler. Ayrıca, bu çocukların yaşamlarının erken dönemlerindeki gelişmelerinin normal olduğu, kucaklanmaktan, dokunulmaktan hoşlandıkları ve mimiklerini amaçlı olarak kullandıkları ifade edilmiştir. Fakat on iki-on beşinci aylar arasında; sözlü iletişim, mimik ve jestlerin kullanımı ile ilgili sistemin gelişiminde bir duraklama görülmektedir. OTIZM SPEKTRUM BOZUKLUĞU NEDIR ?
Bu çocukların yeni yürümeye başladıkları dönemde ise, annelerinin veya babalarının ellerini tutmak istememe, karınları acıktığında sözel olarak veya işaretle bu isteklerini ifade edememe davranışları gözlemlenmektedir. Aileler bu çocukların sese, dokunmaya aşırı duyarlı olabildiklerini ve basit kelimeler ile mimikleri anlamadıklarını ifade etmektedirler. Bu dönemde dilin gelişimi durabilmekte, çocuk içine kapanmış, amaçsız ve katı bir hal sergileyebilmektedir (Greenspan 1992, Filipek et al. 1999) OTIZM SPEKTRUM BOZUKLUĞU NEDIR ?
OSB’nin kesin tanısı için kullanılan nesnel objektif bir yöntem yoktur. Gözlemlere dayanarak ve aileden alınan bilgilerle tanı konulur. OSB’li çocuğun davranışlarını sistematik olarak gözlemlemek ve aileye ayrıntılı sorular sorabilmek için bazı yöntemler geliştirilmiştir. Bu yöntemlerin amacı, problemi erken dönemde belirleyip müdahaleye başlamayı kolaylaştırmaktır. OTIZM SPEKTRUM BOZUKLUĞU NEDIR ?
Erken tanı, özel eğitimin erken dönemde başlaması açısından önemlidir. Küçük çocukların öğrenme kapasiteleri yetişkinlere göre daha fazladır. Bu nedenle, erken dönemde eğitime başlanması ile, onların bu potansiyellerinin ortaya çıkarılması ve kullanılması sağlanabilir. Otizmli çocuklar, normal çocuklar gibi kendi başlarına bir öğrenme tekniği geliştiremediklerinden, bir süre sonra var olan potansiyellerini de kaybettikleri saptanmıştır. Bu nedenle, normal bir çocuk kendiliğinden veya sınırlı bir yardımla tüm gelişimini aktif bir şekilde yürütürken, otizmli çocuk sürekli yardıma gereksinim duyar. Bundan dolayı, otizmde erken dönemde eğitime başlanması çok önemlidir (Filipek et al. 1999, Borazancı-Persson 2000, Korkmaz 2000 a) OTIZM SPEKTRUM BOZUKLUĞU NEDIR ?
Otizmi olan bireylerle birçok beyin görüntüleme çalışması yapılmıştır. Bu çalışmalar birçok beyin bölgesinde anormallik olduğunu ortaya koymuştur. En tutarlı bulgulardan birisi otizmi olan çocukların erken dönemde baş çevrelerinin ve beyin hacimlerinin daha büyük olmasıdır. Ancak beyin hacmindeki bu büyüklük erken çocukluk döneminden sonra devam etmemektedir ve bazı beyin bölgeleri normalden küçük kalmaktadır. İşlevsel beyin görüntüleme çalışmaları otizmi olan bireylerde yüz tanıma, duygu tanıma, sosyal ilişkilerle ilişkili bölgelerde normalden farklılıklar olduğunu ortaya koymuştur. NEDENLERİ NELERDİR ?
Olguların %10’undan daha azında otizm bir başka hastalığa bağlı olabilir. Otizm ile ilişkili çevresel faktörler tam olarak belirlenmemiştir. İleri baba yaşı önemli bir risk faktörü olarak görünmektedir. Doğum sırasında yaşanan sorunların otizme neden olabileceği öne sürülmüştür. Ancak otizmin genetik, çevresel etkenlerle kısmen ilişkili, erken başlangıçlı bir sinir sistemi bozukluğu olduğu açıktır. Otizm genetik bir bozukluktur. Otizme yol açan genler yüzlerce, hatta binlerce olabilir, bu genler farklı hastalarda farklı etkiler gösterebilir, belli gen kombinasyonları belli belirtilere yol açıyor olabilir veya genlerle çevrenin etkileşimi sonucunda bozukluk ortaya çıkabilir. NEDENLERİ NELERDİR ?
Yapılan araştırmalarda en önemli nedenin genetik olduğu ve bunun yanı sıra çevresel etkenlerin ( hamilelikte kullanılan ilaçlar, radyasyon, doğum travmaları, beyin iltihabı ) etkili olduğu görülmektedir. Otistik çocuğu olan bir ailenin diğer çocuklarında da otizm ve benzeri durumların görülme oranı % 4 -10 arasındadır. İkizler üzerinde yürütülen çalışmalarda tek yumurta ikizlerinden birinde otizm spektrum bozukluğu görülürken diğer ikizde görülmediği durumlarla karşılaşılmıştır. Bu durum, genetik nedenler dışında başka faktörlerin de otizm spektrum bozukluğunun ortaya çıkmasına katkı sağlayabileceği düşüncesini ortaya çıkarmaktadır. NEDENLERİ NELERDİR ?
OSB, a) Toplumsal etkileşimde ve iletişimde yetersizlikler ile davranış, ilgi ve etkinliklerde sınırlı, basmakalıp ve yineleyici örüntülerle, b) Toplumsal etkileşim, iletişimde kullanılan dil ya da sembolik/ imgesel oyun becerilerinin en az birinde 3 yaşından önce gecikmelerin ya da olağandışı bir işlevselliğin olması ile, c) Çeşitli takıntılarla kendini göstermektedir (DSM-IV-TR, 2000). BELİRTİLERİ NELERDİR ?
*Taklit yetenekleri yoktur ya da sınırlıdır. *Yemek yeme isteği yoktur ya da sınırsız yeme isteği duyulur. Bebeklerde emme zorluğuna sık rastlanır. Bazı otizmli çocuklar çiğneme güçlüğü yaşarlar, bazıları da sert nesneleri çiğnemekten hoşlanırlar. *Otizmli kişilerde göz kontağı kurmaktan kaçınma, yan bakma, kısa süreli bakma ya da durgun ve farklı bakma davranışları vardır. *Bazı çocuklar kendilerine dokunulmasından hoşlanmazlar. *Normal gelişen bebeklerde görülen merak ve çevreyi keşfetme arzusu, otizmli bebeklerde yoktur. Otizmli bebekler yardım istemek için herhangi birine gitmezler. *Otizmli çocukların ortak özelliği, arkadaş edinme zorluğudur. Bu özellik çocukluk, gençlik ve yetişkinlik boyunca devam eder. BU TEMEL GRUPLAMAYA EK OLARAK, OTISTIK BELIRTILER ŞU ŞEKILDE SIRALANABILIR:
*Konuşmayı öğrenmeleri zordur. Yankı konuşması (ekolalik) yapabilirler. Konuşma becerisi gelişmiş olan otizmli çocukların ezber yetenekleri iyidir. Dilin içeriğini anlamakta güçlük çekerler, vurguları ve anlam değişikliğini zor kavrarlar. İşaret dilini, jest ve mimikleri anlamakta zorluk çekerler. *Otizmli kişiler farklı nesnelere ilgi duyarlar (metal, plastik gibi). Bir nesneyi rengi veya herhangi bir özelliği için seçip devamlı yanında taşıyabilirler. *Otizmli çocukların tekrar etmekten hoşlandıkları rutinleri vardır. Parmak ucunda yürüme, sallanma gibi stereotipik hareketleri vardır. *Otizmli çocuklar yüksek sese reaksiyon gösterebilirler. *Kafasını yere vurma, kendini ısırma gibi kendine zarar verici davranışlar içinde bulunabilirler (Borazancı- Persson 2000, Egel 1989). BU TEMEL GRUPLAMAYA EK OLARAK, OTISTIK BELIRTILER ŞU ŞEKILDE SIRALANABILIR:
Uygun göz kontağı kuramama, Sıcak ve neşeli ifade yoksunluğu, İlgi veya keyif paylaşımı yoksunluğu, İsmine tepki verme yoksunluğu, Jestleri gösterme yoksunluğu, Sözsüz iletişim koordinasyonunda yoksunluk, Olağan dışı ölçüleme (ses perdesinde değişiklik, garip tonlama, düzensiz ritim, alışılmadık bir ses kalitesi), Nesnelerle tekrarlı hareketler, Vücudun duruşu ya da kollar, eller ya da parmaklarla yapılan tekrarlı hareketler. SOSYAL İLETIŞIMDE ZORLUKLAR
İlk yaşına kadar babıldamamak, 16 aylık olduğunda tek bir sözcük bile söyleyememek ya da herhangi bir yaşta edindiği sözcükleri ve dil becerilerini kaybetmek, “bay bay” şeklinde el sallama ya da bir şeyi göstermek için ortak bir işaret jesti kullanamamak, Aynı şeyleri sürekli yapma, Bir oyuncağı ya da iplik gibi şeyleri saatlerce ileri-geri çevirme gibi dairesel hareketleri yapmak, Kendini ısırma ya da başını vurma gibi kendine zarar verici davranışları göstermek, Seslere ya da dokunmaya karşı olumsuz tepki göstermek, Başkaları gibi acıyı hissettiğini herhangi bir tepki ile göstermemek, Elinden ya da kolundan tutulmayı veya kendisine sarılmasını sevmemek, Gürültüden rahatsızlık duymak. KONUŞMA VE İLETIŞIMDE ZORLUKLAR
Değişikliklerden hoşlanmazlar. (Örneğin yeni kıyafetler alındığında diğer çocuklar gibi sevinip kabul etmek yerine uzun süre yeni eşyaları reddedebilirler Bazı tekrarlayıcı davranışları olabilir. (Örneğin, parmak ucunda yürüme, sallanma, kendi etrafında dönme, aynı çizgi üzerinde koşturup durma, kanat çırpar gibi el hareketleri) Bazen okula gitmeden televizyondaki ya da gazetelerdeki marka isimlerini (araba markaları, cep telefonu markaları gibi) öğrenebilirler. Ancak bu gerçek bir okuma değildir. Uzun süre dönen eşyaları izleyebilirler. (Örneğin çamaşır makinesi, pervaneler, araba tekerlekleri, saatler gibi) Bazı eşyalara aşırı tutkun olabilirler. (Örneğin gazoz kapakları, deterjan kutuları, cep telefonları, elektrik kabloları gibi) KISITLI İLGI ALANI VE TEKRARLAYICI DAVRANIŞLARLA İLGILI BELIRTILER
Günümüzde otizm spektrum bozukluğunun bebeğin anne karnında geçirdiği dönemden itibaren başladığı kabul edilse de teşhis konabilmesi; ancak doğum sonrasının ilk iki yıl içinde hatta sosyal ve sözel olmayan iletişim becerilerindeki geriliklerinden dolayı 2, 5 -3 yaş dönemlerinde mümkün olabilmektedir. Bu nedenle, belirtileri gözlenen bebeklerde doğumdan sonra 18. ve 24. aylarda iki kez tarama yapılması önemlidir (Ozonoff, Heung, Byrd, Hansen ve Hertz. Picciotto, 2008). Doğumdan sonra bebek oldukça sağlıklı görünür; fakat ağlama, gülümseme, göz kontağı kurma, yüz ifadelerini taklit etme gibi sosyal davranışların ve sosyal etkileşim özelliklerinin oluşmaya başladığı dönem olan ikinci yaşlarında (Macari, Campbell, Gengoux, Saulnier, Klin ve Chawarska, 2012), genetik kodlarında ya da sinir sistemindeki herhangi bir bozukluktan dolayı bebek otizm spektrum bozukluğunun ilk belirtilerini göstermeye başlar.
Otizm ya da otistik bozukluk Asperger sendromu A-tipik otizm Çocukluk dezentegratif bozukluğu Rett sendromu (DSM-IV-TR)’DE OTIZM SPEKTRUM BOZUKLUĞU BEŞ AYRI ALT KATEGORIDE ELE ALINMAKTADIR:
Amerikan Psikiyatri Birliği tarafından belirlenen ölçütlere göre bireye otizm tanısının koyulabilmesi için bireyin aşağıda sıralanan maddelerden en az altısına uygun olması gerekir. Ayrıca, bu maddelerden en az ikisinin sosyal etkileşimle ilişkili sorunlar başlığı altından; birer tanesinin de iletişimle ilişkili sorunlar ve sınırlı/yinelenen ilgi ve davranışlar başlığı altından gelmesi gerekmektedir. Bunların yanı sıra, sosyal etkileşimde, sosyal iletişim amacıyla kullanılan dil becerilerinde, sembolik ve hayali oyun oynama davranışlarında ortaya çıkan gerilik ya da sıra dışılıkların üç yaşından önce gözlenmiş olması koşulu aranmaktadır. Otizmli bireylerin büyük bir çoğunluğunun (yaklaşık %70 -80’inin) zihinsel yetersizlik gösterdiği çeşitli kaynaklarda ifade edilmektedir (Graziano, 2002; Kırcaali-İftar, 2003; 2007; Hall, 2009) OTIZM YA DA OTISTIK BOZUKLUK
a. Sosyal etkileşim sırasında kullanılan göz kontağı kurma, jest ve mimikleri uygun biçimde kullanma, beden pozisyonunu ya da kişiler arası fiziksel mesafeyi gerektiği biçimde düzenleme gibi davranışlarda sıra dışılık ya da yetersizlik göstermek. b. Yaşa uygun akran ilişkileri geliştirememek, arkadaş edinmekte ve akranlarla etkileşim kurmakta güçlük çekmek, grup ortamında gerçekleştirilen etkinliklere katılmakta zorlanmak gibi sorunlar bu maddeyi örneklendirebilir. c. İlgileri, başarıları ya da eğlenceyi diğerleriyle paylaşma isteği göstermemek. d. Sosyal ve duygusal davranışlarda yetersizlik göstermek. Örneğin, diğerlerinin sosyal ya da duygusal tepki ya da girişimlerine karşılık vermemek, ortamda bulunan diğer insanlara ve yaptıklarına ilgi göstermemek, üzüntü, sevinç, kızgınlık gibi duygusal tepkileri fark etmemek. SOSYAL ETKILEŞIMLE ILIŞKILI SORUNLAR:
a. Sözel dil gelişiminde gerilik ya da konuşmanın hiç olmaması. b. Konuşma becerilerine sahip bireylerde iletişimi başlatma ve sürdürme konusunda yetersizlik. c. Sıra dışı ve yinelenen konuşma. Başkalarının ifadelerini tekrarlamak, televizyon ya da radyodan duyduğu ifadeleri tekrarlamak, anlamsız ifadeler ya da yalnızca kendisi için anlam taşıyan ifadeler kullanmak, bağlama uygun olmayan ifadeler kullanmak, uygun olmayan ses tonu kullanmak verilebilecek örneklerden bir kaçıdır. d. Gelişimsel düzeye uygun oyun davranışları sergilememek. Örneğin, sosyal davranışların taklit edildiği evcilik, doktorculuk ya da televizyon kumandasının telefonmuş gibi kullanıldığı hayali oyunları oynamamak, akranların ilgi gösterdiği ve hoşlandığı sosyal etkileşim barındıran oyunlara ilgi göstermemek. İLETIŞIMLE ILIŞKILI SORUNLAR:
a. İlgi odağı ve yoğunluğu bakımından diğerlerine normal dışı görünebilecek düzeyde sınırlı alanda, yoğun ve sıra dışı ilgilere sahip olmak. Örneğin, henüz ilköğretim döneminde olan bir çocuğun yalnızca balık türlerini incelemek için her gün internet kullanarak bilgisayar karşısında saatlerce kalması. b. İşlevsel olmayan düzen ve rutinlere aşırı bağlılık. Örneğin, okula ya da eve her defasında aynı yoldan gitmek, bazı davranışları hep aynı sırayla gerçekleştirmek, alışılan düzen ya da rutinde ortaya çıkan değişikliklere aşırı tepki göstermek. c. Yinelenen ve/veya kendi uyarıcı davranışlar. Bireyin ellerini çırpmak, öne-arkaya sallanmak, kendi etrafında dönmek, sık tekrarlarla vücudunun bir yerine dokunmak gibi beden hareketleri göstermesiyle örneklenebilir. d. Nesnelere ilişkin sıra dışı ilgi ve takıntılar. Çocuk bazı nesnelerin hareketleri ya da duyusal özellikleriyle aşırı ilgili olabilir, bazı nesneleri işlevi dışında kullanarak bu nesnelerle etkileşmek isteyebilir. Örneğin bir alış veriş merkezinde yürüyen merdivenlerden ayrılmak istemeyebilir, pervane gibi dönen nesnelere çok uzun süre ve yoğun ilgi gösterebilir, amonyak şişesini koklamak için saatlerce elinden bırakmayabilir ya da oyuncak bir arabayı ters çevirip yalnızca dönen tekerleri izleyebilir. SINIRLI/YINELENEN ILGI VE DAVRANIŞLAR:
Otizm kategorisinde yer alan bireylerin gösterdiği sosyal etkileşim sorunları ile birlikte sınırlı/yinelenen ilgi ve davranışları gösterirler. Ancak, asperger sendromu tanısı almış çocuklar otizm tanısı almış çocuklardan farklı olarak dil gelişiminde gerilik göstermezler. Ayrıca, asperger sendromu tanısı almış çocukların çok önemli bir bölümü ortalama ya da ortalamanın üzerinde zekâ gelişimi gösterirler. Bu bireylerde gelişim düzeyine uygun öz-bakım becerilerinin ve sosyal davranışlar dışında kalan uyumsal davranışların gelişimine ilişkin gerilik gözlenmemektedir. Bu nedenlerle, asperger sendromuna otizm spektrum bozukluğunun diğerlerine kıyasla daha hafif seyreden bir türü gözüyle bakılmaktadır. Ancak, asperger sendromu gösteren bireylerin sosyal etkileşim alanında yaşadıkları sorunlar ve sınırlı/yinelenen ilgi ve davranışları nedeniyle birçok alanda güçlük çektiklerini belirtmek uygun olacaktır. ASPERGER SENDROMU
Çocukluk dezentegratif bozukluğunun en belirgin özelliği en az iki yaşına kadar devam eden normal gelişim sürecinin ardından bireyin farklı gelişimsel alanlarda gerileme göstermesidir. Başka bir deyişle, en az iki yaşına kadar süren normal gelişimin ardından çocuk önceden edindiği yetileri ve becerileri kaybetmeye başlar; birkaç yıllık süre içinde çocuğun becerileri derecede zihinsel yetersizlik gösteren bireylerin düzeyine kadar geriler ve çocuk ileri derecede otistik bozukluk gösteren bireylerle benzer özellikler göstermeye başlar. Çocuğun gerileme gösterdiği alanlar ifade edici dil ya da alıcı dil becerileri, sosyal beceriler ve diğer uyumsal davranışlar, bağırsak ya da mesane kontrolü, oyun becerileri ya da motor becerilerle ilişkili olabileceği gibi genellikle bu alanların tümünde gerileme görülür. ÇOCUKLUK DEZENTEGRATIF BOZUKLUĞU
Rett sendromu neredeyse yalnızca kızlarda görülen; genellikle çocukların 5 -30 aylık dönemi içinde ortaya çıkan ve giderek ilerleyen bir gelişimsel yetersizlik türüdür. Bu gelişimsel yetersizlik türünde doğum öncesinde ve sonrasında bir sorun ortaya çıkmamasına ve görünüşte normal gelişimin devam etmesine rağmen; genellikle beşinci aydan sonra gelişimde yavaşlama ve gerileme başlar. Bebeğin başındaki büyümenin yavaşladığı; ellerini amaca uygun biçimde kullanan çocuğun ellerini kullanmakta güçlük çektiği; elleri birbirine vurmak, sürtmek gibi kendini uyarıcı davranışlar sergilemeye başladığı; yürüme ve dengeyle ilgili güçlükler yaşadığı gözlenebilir. Kısaca, rett sendromu dil ve iletişim becerileri ile zihinsel gelişim de dâhil olmak üzere birçok gelişimsel alanda gerileme ve yetersizlikle sonuçlanır. RETT SENDROMU
Bu kategori, birey otizm spektrum bozukluğunun diğer kategorilerinden hiç birinin tanı ölçütlerine uygun olmadığında kullanılan bir kategoridir. A-tipik otizm tanısı alan bireyler sözel ya da sözel olmayan iletişim becerilerinde gösterdikleri güçlükler ve/veya sınırlı/yinelenen ilgi ve davranışlar nedeniyle sosyal etkileşim konusunda yetersizlikler gösterdikleri halde otizm spektrum bozukluğunun diğer kategorilerinden birine göre sınıflandırılamayan bireylerdir. A-tipik otizm yüksek işlevli otizm, başka türlü sınıflandırılamayan yaygın gelişimsel bozukluk ve hafif otizm gibi isimlerle de anılabilmektedir. A-TIPIK OTIZM
A) Bilişsel Özellikler: -Taklit becerilerinde zayıflık, yeni becerileri diğerlerini gözlemleyerek öğrenmede zorluk, -Sözcük dağarcığı, bilgilerin işitsel olarak işlenmesi ve üst düzey bilişsel işlevlerde güçlük, -Aldıkları bilgileri işleme, bilgilerin analiz edilmesi, düzenlenmesi, biriktirilmesi ve hatırlanmasından oluşan bilgi işleme sistemlerinde zayıflık, -Düşünme sürecinde esneklik olmaması, dikkatin bir noktadan diğerine transfer edilememesi, OTIZM SPEKTRUM BOZUKLUĞU OLAN ÇOCUKLARIN GENEL ÖZELLIKLERI
-Bazı çocuklarda sıra dışı beceriler olduğu da gözlenir. Örneğin üst düzey resim yapmak, bir müzik aletini üst düzeyde çalabilmek, herkesin doğum gününün haftanın hangi gününe rastladığını bilmek ya da dünyadaki tüm ülkelerin başkentlerini bilmek ve bayraklarını çizmek gibi sıra dışı beceriler çocuğun çevresindeki kişileri oldukça şaşırtabilir, -Herhangi bir problemle karşılaştığı zaman, bir çözüm yolu bulmakta zorlanabilir ya da bir yol dışındaki diğer yolları aramamakta, yeni çözüm yolları deneyememektedir. OTIZM SPEKTRUM BOZUKLUĞU OLAN ÇOCUKLARIN GENEL ÖZELLIKLERI
B) Sosyal Gelişim Özellikleri: -Kendi ismine tepki vermede güçlük, -Diğerlerinin yüz ifadelerini anlama ve el sallama, işaret etme gibi sosyal işaretlere tepki vermede güçlük, -Az göz kontağı kurma (bazı çocuklar hiç göz kontağı kurmazken, bazıları çok kısa süreli de olsa diğerlerinin gözlerine bakarlar), -Diğerlerinin bakışlarını izleme ve ilgilendiği nesneleri diğerlerine göstermede güçlük, -Sosyal etkileşim kurma konusunda ilgisiz görülme, diğerlerinin farkında değilmiş gibi davranma, OTIZM SPEKTRUM BOZUKLUĞU OLAN ÇOCUKLARIN GENEL ÖZELLIKLERI
-Genellikle yineleyici, tekrarlardan oluşan oyunlar oynama, bir nesne ya da oyuncağı sallama, döndürme gibi yineleyici bir şekilde kullanma, oyuncağın sadece bir parçası ile ilgilenme (oyuncak kamyonun sadece tekerleklerini döndürme) şeklinde sıralanabilir. -Sınırlı sembolik oyun oynayabilme, diğerlerinin yardımı olmaksızın hayali oyun oynamada güçlük. OTIZM SPEKTRUM BOZUKLUĞU OLAN ÇOCUKLARIN GENEL ÖZELLIKLERI
C) Duygusal Tepkiler: -Özel Korkular: Sudan korkma, ayakkabı ayağını sıktığı için ayakkabı giymeyi istememe gibi. -Tehlikelerin Farkında Olmama: Yüksek bir duvarın üzerinde yürüme vb. -Nedensiz Gülme ve Ağlama Davranışları Gösterme. -Değişikliklere Karşı Tepki Gösterme: En küçük bir değişiklik onların sevinç çığlıklarına ya da öfke nöbetlerine yol açabilmektedir. OTIZM SPEKTRUM BOZUKLUĞU OLAN ÇOCUKLARIN GENEL ÖZELLIKLERI
D) Dil ve İletişim Özellikleri: -1 yaş itibariyle ismiyle seslenildiğinde tepki vermeme. -1 yaş itibariyle eliyle bir şeyleri işaret etmeme, göstermeme ya da el sallamama. -Daha önceden kullandığı kelimeleri artık kullanmama. -18. Ayda konuşma kaybı. -2 yaş itibariyle spontan cümleler kurmama. -Seçici duyma. (Bazı belirli seslere tepki verme ama insan sesini yok sayma) OTIZM SPEKTRUM BOZUKLUĞU OLAN ÇOCUKLARIN GENEL ÖZELLIKLERI
E) Duyusal Özellikleri: Yaygın olarak gözlenen duyusal özellikler: -Belli ses, doku ya da koku gibi duyusal uyaranlara karşı aşırı tepkili olma ya da tepkisiz kalma. -Uyaranlara beklenmedik tepkiler gösterme (yüksek ses duyduğu zaman gözlerini kapama, parlak ışık görünce kulaklarını kapama gibi), -Çevrelerindeki görsel ya da işitsel uyaranlara (seslere) aşırı tepki verme ya da hiç tepki göstermeme şeklinde sıralanabilir. OTIZM SPEKTRUM BOZUKLUĞU OLAN ÇOCUKLARIN GENEL ÖZELLIKLERI
F) Davranışsal Özellikleri: • Açıklanamayan öfke nöbetleri. • Alışılmadık ilgileri ve bağlanmalarının olması. • Alışılmadık hareketler. (kanat çırpar gibi kolları hareket ettirme) • Değişimle başa çıkmada zorlanma OTIZM SPEKTRUM BOZUKLUĞU OLAN ÇOCUKLARIN GENEL ÖZELLIKLERI
G) Oyun: -Kendi başına oynamayı tercih etme. -Çok kısıtlı sosyal oyun -Belli oyuncaklarla kısıtlı oyun. -Nesnelerle alışılmadık biçimlerde oynama eğilimi. (sürekli döndürme ya da dizme şeklinde) OTIZM SPEKTRUM BOZUKLUĞU OLAN ÇOCUKLARIN GENEL ÖZELLIKLERI
H) Motor Gelişim Özellikleri: -Fiziksel görünüş olarak normal olan bu çocuklarda, motor becerilerin gelişiminde yaşıtlarına göre farklılıklar gözlenmektedir. -Fiziksel yapı olarak birçok beceriyi normal zamanında gerçekleştirecek gibi görünmelerine rağmen, bazı becerilerin gelişimi geç olabilmektedir. -Hareketin yönergeye uygun ve seri olarak gerçekleştirilmesinde zorluklar yaşayabilirler. -Örneğin; kağıt kesme, bir kutu içine küpleri atma gibi ince motor becerilerde yetersizlikleri göze çarpmaktadır. -Bir hareketi gerçekleştirme ilgili motor hazıroluşluklarının da normal akranlarına göre iyi olmadığı vurgulanmaktadır (Berninger ve Rutberg 1992, Attwood 1998, Ryoichiro et al. 2000, Beversdorf et al. 2001). OTIZM SPEKTRUM BOZUKLUĞU OLAN ÇOCUKLARIN GENEL ÖZELLIKLERI
Resimleri anlamak, Tek bir şeye konsantre olabilmek, Rutinleri öğrenmek, Bazı küçük şeyleri hemen öğrenmek, İyi tanıdıkları kişilerle oynamak. OSB’LI ÇOCUKLARIN BAZI GÜÇLÜ YANLARI:
Not: Çocuğunuzun güçlü yanlarını güçsüz yanlarını bilmeniz kadar önemlidir. Çocuğunuz yaşıtları gibi konuşamıyor peki yaşıtları gibi yapabildiği şeyler neler? Örneğin yaşıtları gibi konuşamayan bir çocuk yaşıtları gibi resim çiziyor olabilir, söyleni anlıyor ve istenileni yapıyor olabilir. Çocuğunuzun yapabildiği şeyler yapamadıklarını yapabilmesinde sizin ve bizim yardımcılarımız olacaktır. En önemlisi onun kendisine güvenmesini ve kendisini iyi hissetmesini sağlayacaktır OSB’LI ÇOCUKLARIN BAZI GÜÇLÜ YANLARI:
A) Çocuk ve ergen psikiyatristleri Otistik bozukluk tanısı koymada ve tedavi planını oluşturmada ve tedaviyi izlemede çocuk psikiyatristleri sorumludur. Otistik bozukluğu olan çocuklarda bazı ek tıbbi durumlar (epilepsi, genetik sendromlar) ve ek psikiyatrik bozukluklar (aşırı hareketlilik, hırçınlık, depresyon, uyku bozuklukları gibi) olabileceğinden gerekli görüldüğünde bu durumlara yönelik tetkik, tedavi ve yönlendirmeleri yaparlar. B) Çocuk doktorlar› (pediatristler) Genellikle bir çok aile çeşitli nedenlerle çocuk doktorlarına başvurduğundan ilk olarak bu çocukları çocuk hekimleri görebilmektedirler. Şüphelenildiğinde çocuk psikiyatristine yönlendirilmektedir. OSB’YI KIMLER TEDAVI EDER ?
C) Çocuk Nörologları Otistik bozuklukla ilgilenen çocuk nörologları bu bozukluğun tanı ve tedavisini sürdürmelerinin yanı sıra ayrıca otizme eşlik edebilecek epilepsi durumu ve diğer nörolojik bozuklukların da tanı ve tedavisinden sorumludurlar. D) Psikologlar Tanı konduktan ve gerekli tetkikler tamamlandıktan sonra, çocuğun zeka düzeyini belirlemede rolleri vardır. Eğer otizmde eğitim verme konusunda bir eğitimden geçmişse, özel eğitimde rol alabilir. OSB’YI KIMLER TEDAVI EDER ?
E) Özel Eğitimciler Bu olgularda eğitsel programı başlatma ve yürütmeden sorumlu olan meslek grubudur. Aileyi bu programa dahil etmek ve eğitmek, ev ödevi vermek gibi programlarla uygulamaların etkinliğini arttırmaktadırlar. F) Konuşma Terapistleri Çocuğun aldığı eğitim programı yanında bir konuşma terapistinden konuşma tedavisi de alması uygun olacaktır. OSB’YI KIMLER TEDAVI EDER ?
• 4 - 5 yaşına dek bekleyelim, konuşmazsa doktora gidelim. • Bizim ailede konuşma gecikmesi ırsidir. Herkes geç konuşur ancak sonra konuşur. • Sessizdir ve uysaldır, rahat çocuktur. • Doktor tam otizm tanısı koymadı, sadece şüphelendi, eğitime başlamayalım. • Çocuğumuz dahidir, konuşmadan önce okumayı söktü, oyuncaklar ve arkadaşlıklardan ziyade gazeteler ve elektronik eşyalara ilgi duyuyor. TANI, TEDAVI VE EĞITIMI GECIKTIREN YANLIŞ İNANIŞLAR
• Ne kadar erken tanı konulup tedaviye başlanırsa gidişat o kadar iyi olabilir. • Eğer konuşma gecikmesi veya başka belirtiler ailede de varsa, bu otizm lehine bir bulgu olabilir. • Bu durum eğer doktor tam otizm tanısı koymayıp, kısmi benzerlikten söz ederse, benzeyen yönler için eğitsel tedavi gerektirir. • Otistik çocukların bir kısmı konuşmadan okur. Bu bir deha belirtisi olmayabilir! ARTIK BILIYORUZ KI;
-Otistik özellikler gösteren bireylerin eğitimine olabildiğince erken, mümkünse çocuk ya da bebek tanılanır tanılanmaz başlanmalıdır. -Otistik özellikler gösteren bireylerin eğitiminde yoğun ve kesintisiz bir süreç izlenmelidir. Daha açık ifade etmek gerekirse, otistik özellikler gösteren bireylerin, bu gereksinimleri ortadan kalkıncaya değin ara vermeksizin haftada yaklaşık 20 saat ile 40 arasında bire-bir eğitim hizmetlerinden yararlanması gerekli görülmektedir. - Birey normal gelişim gösteren akranlarıyla bir arada eğitim almak için hazır olduğunda ise, kaynaştırma ortamlarında başka bir deyişle normal gelişim gösteren akranlarıyla bir arada eğitim almaya başlamalıdır. OSB’LI ÇOCUKLARIN EĞITIMLERI
-Otizm spektrum bozukluğu alanında gerçekleştirilen eğitim çalışmalarının başarılı olabilmesinin bir diğer koşulu da sunulan hizmetlerin otizm spektrum bozukluğunun temel yetersizlik alanlarına odaklanmasıdır. -Bir başka deyişle, otistik özellikler gösteren bireylere uygulanan öğretim programlarında, sosyal etkileşim ve iletişim alanlarındaki yetersizliklerden kaynaklanan sorunlar ile sınırlı/yinelenen ilgi ve davranışların neden olduğu sorunların ortadan kaldırılmasına yönelik etkinliklere öncelikle ve yoğunlukla yer verilmelidir. OSB’LI ÇOCUKLARIN EĞITIMLERI
-Türkiye’de otistik özellikler gösteren bireyler mümkün olduğunda genel eğitim sınıflarında kaynaştırma eğitiminden yararlanmaktadır. Kaynaştırma eğitiminin başarılı olabilmesi için sınıftaki diğer öğrencilerin, öğretmenlerin, ailelerin ve diğer okul personelinin eğitimden geçirilmeleri, bilinçlendirilmeleri gerekmektedir. Aynı zamanda, öğretmene ve öğrenciye sınıf içinde ve dışında yardımcı olabilecek destek eğitim personeli bulunmalıdır. -Genel eğitim sınıflarından yararlanamayan bireylerin bir bölümü ise, özel eğitim sınıflarına ya da Otistik Çocuklar Eğitim Okulu (OÇEM) devam etmektedir. Otistik özellikler gösteren bireylere kamuya ait resmi devlet okullarının yanı sıra, özel eğitim kurumları da eğitsel hizmetler sunabilmektedir. OSB’LI ÇOCUKLARIN EĞITIMLERI
-Bireyin eğitsel değerlendirme ve tanılaması Rehberlik ve Araştırma Merkezinde oluşturulan özel eğitim değerlendirme kurulu tarafından nesnel, standart testler ve bireyin özelliklerine uygun ölçme araçlarıyla yapılır. - Tanılamada bireyin; tıbbî değerlendirme raporu ile zihinsel, fiziksel, ruhsal, sosyal gelişim öyküsü, tüm gelişim alanlarındaki özellikleri, akademik disiplin alanlarındaki yeterlilikleri, eğitim performansı, ihtiyaçları, eğitim hizmetlerinden yararlanma süresi ve bireysel gelişim raporu dikkate alınır. - Eğitsel değerlendirme ve tanılama; eğitimin her tür ve kademesindeki geçişler ile bireylerin eğitim performansı ve eğitim ihtiyaçları dikkate alınarak veli ya da okulun/kurumun isteği üzerine gerektiğinde tekrarlanır. EĞITSEL DEĞERLENDIRME VE TANILAMA SÜRECI
1 - Eğitime Çocuğun Performansının Alınarak Başlanması Çocuğa uygun hazırlanacak olan eğitim plânına başlamadan önce öğrenci gözlenir, ölçüt bağımlı ölçü araçlarıyla her bir beceri alanındaki performansı belirlenir. Performans alımı sırasında çocuktan istenen açık olarak söylenmeli ve gelen cevaplar hiç tepki göstermeden kaydedilmelidir. 2 - Bireyselleştirilmiş Eğitim Planı Uygulaması Hazırlanacak olan bu eğitim plânındaki amaçlar ve araç gereçler çocuğu merkeze almalıdır. Bireysel eğitim çalışmalarında öğretmen, belirlediği kavram ve becerilerin öğretiminde öğrenci ile birebir çalışır. Bireyin performansına uygun amaçların belirlenmesi ve buna uygun plân ve programların hazırlanması ile bireysel eğitim çalışmalarına başlanır. Bireysel eğitimin süreci ve süresi öğretmen tarafından belirlenir. OTIZMLI BIREYLERIN EĞITIMINDE ÖĞRETMENLERIN DIKKAT ETMESI GEREKEN HUSUSLAR
3 - İlerlemelerin Kaydedilmesi ve Değerlendirilmesi Öğretmen, öğrencideki gelişimleri ve değişimleri kaydederken günlük plân özelliğini de taşıyabilecek kayıt formları ve grafikler oluşturur. Her bir amaç için hazırlanan bu form ve grafikler ilerlemelerin kaydedilmesinde öğretmene pratiklik kazandırdığı gibi öğrencinin o becerideki ilk ve son durumu arasındaki gelişimini rahatça değerlendirmesine de yardımcı olur. 4 - İletişim Problemleri Üzerinde Durulması İletişim problemleri üzerinde durulurken her çocuğun iletişim düzeylerinin ve iletişim kurma biçimlerinin (işaret, sözlü, fiziksel) birbirinden farklı olabileceği göz önünde bulundurulmalıdır. OTIZMLI BIREYLERIN EĞITIMINDE ÖĞRETMENLERIN DIKKAT ETMESI GEREKEN HUSUSLAR
5 - Öğretimde Kullanılacak Araç-Gereçlerin İşlevsel Olması Öğretimde kullanılacak araç gereçler önceden tespit edilmelidir. Hazırlanan araç gereçler her çocuk için plânlanan öğretimsel amaçlara hizmet etmeli ve çocuğun yaşantısında kullandığı veya kullanabileceği araçlardan seçilmelidir. 6 - Öğretilecek Becerilerin Belirlenmesi Öncelikle verilmesi gereken beceriler çocuğun yaşamını kolaylaştıracak günlük yaşam ve öz bakım becerilerinden oluşmalıdır. Herhangi bir beceri öğretimine geçmeden önce o beceriyi alabilmesi için gerekli ön koşul becerilerin çocukta bulunup bulunmadığı belirlenmeli ve düzenli bir beceri analizi yapılmalıdır. Öğretim sırasında öğretmen, öğrencinin performans düzeyine bağlı olarak sözel ipucu, model olma ve fiziksel yardım ipuçlarını kullanmalıdır. OTIZMLI BIREYLERIN EĞITIMINDE ÖĞRETMENLERIN DIKKAT ETMESI GEREKEN HUSUSLAR
7 - Etkinliklerin Düzenlenmesi Sınıf içi ve dışı etkinlikler düzenlenirken öğrencinin ilgi ve becerilerine göre öğretim amaçlarını gerçekleştirmeye yönelik olmasına dikkat edilmelidir. Etkinlik süresince çocuğun yapamadığından çok yaptığı beceriler dikkate alınarak olumlu ifadelerle pekiştirilmelidir. 8 - Kaynaştırma Programına Yer Verilmesi Otizmli çocukların özelliklerinden biri de sosyal uyum problemidir. Bu nedenle çocukların eğitimindeki en önemli amaçlardan biri de çocukta sosyal etkileşimin gerçekleştirilmesidir. Çocuğun çevresindekilerle birlikte uyum içinde yaşayabilmesi için sosyal gelişiminin sağlanması gereklidir. OTIZMLI BIREYLERIN EĞITIMINDE ÖĞRETMENLERIN DIKKAT ETMESI GEREKEN HUSUSLAR
9 - Ailenin Eğitime Katılımının Sağlanması Öğretmenin çocuk üzerinde yaptığı tüm çalışmalarından ailenin de haberdar edilmesi, çocuğun okulda kazandığı olumlu davranışları evde de sürdürmesi açısından önem taşır. Bunun için yönetim ve öğretmence plânlanan veli toplantılarının dışında, öğretmen her çocuk için yapılan çalışmaları anında, aileye bildirmeli, bu çalışmalar doğrultusunda evde neler yapılacağına dair sözlü ve yazılı açıklamalar yapmalıdır. Gerektiğinde ailenin de derslere katılımı sağlanarak, eğitim sırasında çocuğa yaklaşım konusunda ailenin de bilinçlendirilmesi sağlanmalıdır. OTIZMLI BIREYLERIN EĞITIMINDE ÖĞRETMENLERIN DIKKAT ETMESI GEREKEN HUSUSLAR
Öncelikle inanın Pozitif dil kullanın İletişimde farklı yollara açık olun Olumluya odaklanın Çocuğunuza sosyal ilişki kurmasında yardımcı olmaya özen gösterin Sabırlı olun AILELERE TAVSIYELER
-Teşhisten sonraki günler en karışık ve zor günlerdir. -Öncelikle sakinleşmeli ve derin bir soluk alınmalıdır. -Otizmle mücadelede tek bir doğru yaklaşım yoktur. -Her çocuğun ihtiyacı olan doğrular farklıdır. -Çocuğunuzu mümkün olduğunca sosyal ortamlara sokun. -Aile fertlerinizi harekete geçirin. SON SÖZLER
Anneanne, dedeler, babaanne ve kardeşler hatta teyzeler ve halalar olmak üzere ailenizden destek alın. Ortak bir hareket planı çıkarın. Araştırmacı olun. Her söylenen ilaca, mucize gözüyle bakılmamalıdır. Çocuğunuzun hangi yolla daha kolay öğrendiğini tespit etmeye çalışın. Otizmle ilgili dernek, vakıf, internet gruplarına dâhil olup günceli takip etmeye çalışın. Çocuğunuzu kazanayım derken kendinizi kaybetmeyin. Hayata dahil olun. SON SÖZLER
MEB-ORGM Kaynaştırma Uygulamaları Destek Programı Sunumu ASPB-Engelli ve Yaşlı Hizmetleri Genel Müdürlüğü- OSB Aile Eğitim Rehberi İstanbul Tıp Fakültesi-Çocuk Ruh Sağlığı ve Hastalıkları ABDOtizm Birimi-Hasta Okulu Bülteni Anadolu Üniversitesi- Açık öğretim Fakültesi Yayınları- Özel Gereksinimli Bireyler ve Bakım Hizmetleri Kitabı Duyusal Entegrasyon Programının Otizmli Çocukların Duyusal ve Davranış Problemleri Üzerine Etkisinin İncelenmesi – Yeşim Özlü Fazlıoğlu, Doktora Tezi, Ankara Üniversitesi, Fen Bilimleri Enstitüsü. YARARLANILAN KAYNAKLAR
TEŞEKKÜR EDERİZ HAZIRLAYAN: MEHMET ORHAN
- Slides: 57