L VE KAFYE BLGS 1 L 1 Hece
, ÖLÇÜ VE KAFİYE BİLGİSİ 1
ÖLÇÜ 1. Hece Ölçüsü 2. Aruz Ölçüsü 2
ÖLÇÜ n n Şiirde mısraların hece sayısına veya hecelerin ses değerine göre uyum içinde olmasına ölçü denir. Türk edebiyatında başlangıçtan beri hece ölçüsü; İslâmî edebiyatta ve Tanzimat dönemi edebiyatında, hatta 20. yy. ın başına kadar aruz ölçüsü kullanılmış; çağdaş Türk şiirinde de ölçü kullanılmayarak serbest şiirler yazılmıştır. 3
1. HECE ÖLÇÜSÜ n n Türk dilinin doğal ölçüsü hece ölçüsüdür. Hece ölçüsü İslâmî edebiyat öncesinden beri kullanılan millî veznimizdir. Çok eski zamanlardan beri Anonim halk şiirinde; Anadolu’da şık tarzı Türk şiirinde, Dinî-Tasavvufî Türk şiirinde, az da olsa Divan şiirinde kullanılmış, günümüz halk ve çağdaş Türk şirinde hâlâ kullanılmaktadır. Hece ölçüsü mısralardaki hece sayısının belli bir düzene bağlı olarak eşitliğine dayanan bir ölçüdür. Hece sayısının dizelerdeki eşitliği, o şiirin ölçü kalıbını gösterir. Hecelerin aruz vezninde dikkate alınan uzunluk-kısalık ve açıklıkkapalılık özellikleri hece ölçüsünde dikkate alınmaz. 4
1. HECE ÖLÇÜSÜ n n n Hece ölçüsünde dizenin belli bölümlere ayrılmasına durgulanma, bu bölüm yerlerine de durak denir. Hece ölçüsünde uyumu pekiştirmek, ahengi sağlamak amacıyla mısraların belirli bölümlere ayrılmasıdır. Duraklar şiiri tekdüzelikten kurtarır. “Eğil dağlar eğil / üstünden aşam Yeni talim çıkmış / varam alışam” 5
Hece Kalıpları Kalıplardan en çok kullanılanları yedililer, sekizliler ve on birlilerdir. Yedili kalıp ilk çağlardan beri çok kullanılan bir kalıptır. Özellikle maniler bu kalıpla yazılır. Sekizli kalıp, semailer, varsağılar ve bazı türkülerde kullanılmıştır. On birliler de çok kullanılmıştır. Koşmalar, destanlar, tekke şiirleri hep bu kalıpla söylenmiştir. Bu kalıbı hecenin beş şairi olan beş hececiler de sıkça ve başarıyla kullanmışlardır. İki duraklılar: (3+4, 4+3, ); (4+4, 3+5, 5+3 Üç duraklılar: 4+4+3; 4+4+4 n Duraklar kelimeler bölünerek yapılmaz. Ancak, kulakta uyumlu bir izlenim bırakan anlamlı söz öbekleri arasında olur. Bir dize herhangi bir yerinden ayrılamıyorsa, dize tek duraklıdır. Durakları her dizede aynı olan şiirler duraklı, her dizede değişen şiirler duraksız sayılır. 6
1. ARUZ ÖLÇÜSÜ n n n n Divan şiirinde kullanılan ölçüye aruz ölçüsü denir. Arap şiirinden alınmıştır. Türk edebiyatında aruzla yazılan ilk eser Kutadgu Bilig’dir. (Şehname vezniyle) Türkçe kelimelerden çok Arapça ve Farsça kelimelere uygun bir ölçüdür. Türkçe kelimelerle en iyi Mehmet kif, Tevfik Fikret ve Yahya Kemal tarafından uygulanmıştır. Şiirde ahengi sağlamak esastır. Mısralardaki hecelerin açıklı-kapalılık bakımından denk olmasına ve belirli kalıpların kullanılmasına dayanır. Dizelerde alta gelen heceler aynı değerde (açık ya da kapalı) olmalıdır. 7
KAFİYE (UYAK) 1. Yarım Kafiye n 2. Tam Kafiye n 3. Zengin Kafiye n 4. Tunç Kafiye n 5. Cinaslı Kafiye n 8
KAFİYE (UYAK) n n n Benzeşen bu sesler, kelime ya da ek olabilir. Yazılışları ve okunuşları aynı olduğu hâlde anlamları ve görevleri farklıdır. Günümüz şiirinde halk ve divan şiiri örneklerinde olduğu gibi sistemli bir uyak kullanılmasa da şiire serpiştirilen ve düzenli olmayan ses benzeşmeleri şiiri canlı tutmanın gereğidir. Şiirde kullanılan redif, zengin uyak, tam uyak ve yarım uyak ile içses uyumu şiirin daha kolay akılda kalmasını, akıcılığı sağlar ve bazen verilmek istenen duyguyu yansıtır. 9
KAFİYE (UYAK) n n Kafiye, mısra sonlarındaki ses benzerliğidir. Şiirde ahengi sağlamak; sözleri kolay ezberlenir ve kalıcı kılmak için yapılır. Mısra sonlarındaki ses benzerlikleri bulunurken önce redifler, sonra kafiyeler bulunur. Kafiye bulunurken de kelimeler eklerine ayrılarak rediflerden arta kalan ses benzerliklerine bakılır. 10
KAFİYE (UYAK) “Bursa’da bir eski cami avlusu Küçük şadırvanda şakırdayan su” (A. Hamdi Tanpınar) n Burada “avlusu” ile “su” arasında kafiye vardır: su hecelerinde. n “Su” hecesi birinci dizede iyelik eki; ikinci dizede bir kelime (isim) olarak kullanılmakta. 11
KAFİYE (UYAK) Açılan bir gülsün sen yaprak Ben aşkımla bahar getirdim sana. Tozlu yollardan geçtiğim uzak İklimden şarkılar getirdim sana. (A. Muhip Dıranas) 12
KAFİYE (UYAK) n n n Gök sarı, toprak sarı, çıplak ağaçlar sarı. . . Arkada zincirlenen yüksek Toros dağları, Bir gül, dalında durduğu müddetçe tazedir Bir gül, çelenge girdiği gün bir cenazedir Bir sarsıntı. . . Uyandım uzun suren uykudan; Geçiyordu araba yola benzer bir sudan (F. Nafiz) 13
KAFİYE (UYAK) Neden kondun a bülbül kapımdaki asmaya Ben yarimden geçmezem götürseler asmaya Bu ses benzerliklerinde bulunan seslerin sayısına ve kullanılışına göre kafiye; yarım, tam, zengin, tunç ve cinaslı olmak üzere beşe ayrılır. 14
1) YARIM KAFİYE 1. Bir sessiz ya da sesli harfin benzerliğine dayanan kafiyedir. 2. Genellikle tek sessiz harften oluşur. 3. Halk edebiyatında çok kullanılır. Kim okurdu kim yazardı Bu düğümü kim çözerdi Koyun kurt ile gezerdi Fikir başka başk’olmasa Beyaz giyme toz olur Sarı giyme söz olur Gel yeşiller giyelim Muradımız tez olur Aşık Kerem olmuşum yollardayım Gel gör sevdan ile ne hâllerdeyim 15
2) TAM KAFİYE 1. Bir ünlü ve bir ünsüz benzerliğine dayanır. 2. Genellikle bir sesli bir sessiz harfin art arda gelmesinden oluşur. Bizim mahalle de İstanbul’un kenarı demek Sokaklarında yürünmez ki yüzme bilmeyerek Bin atlı akınlarda çocuklar gibi şendik Bina atlı o gün dev gibi bir orduyu yendik Ağaçlar hu çeker iniler taşlar Bülbül, gözlerinden akıtır yaşlar 16
3) ZENGİN KAFİYE n İkiden fazla ses benzerliğine dayanan kafiyedir. Ak tolgalı beylerbeyi haykırdı: İlerle Bir yaz günü geçtik Tuna’dan kafilelerle Emrah derki geçti gönül harmanı Sende yokmuş bu derdimin dermanı. 17
4) TUNÇ KAFİYE n n Kafiye oluşturan sözcüklerden birinin diğer mısradaki sözcük içinde tekrarlanmasıyla oluşan kafiyedir. Bazı kaynaklarda zengin kafiye olarak da anlatılır. Bastığın yerleri ''toprak!'' diyerek geçme, tanı! Düşün altındaki binlerce kefensiz yatanı. Sen şehid oğlusun, incitme, yazıktır, atanı: Verme, dünyaları alsan da, bu cennet vatanı Not: Buradaki “tanı” kelimesi “yatanı”, “atanı”, ve “tanı” kelimeleriyle tunç kafiye oluşturur. Ama “yatanı”, “atanı”, ve “tanı” kelimeleri arasında da ayrıca kafiyeden bahsetmek gerekecek. Sondaki “ı”lar redif; “atan”lar da zengin kafiye diyebiliriz. 18
4) TUNÇ KAFİYE Tarihin gözleri var, surlarda delik; Servi, endamlı servi, ahirete perdelik. . . Şekvanı dinledim ezeli muzdarip deniz Duydum ki ruhumuzla bu gurbette sendeniz Varırsan okumanın tad(ına) Saygı gösterirsin üstad(ına) 19
5) CİNASLI KAFİYE n n Yazılışları ve okunuşları aynı, anlamları farklı olan sözcük ya da söz öbekleriyle yapılan kafiyedir. Yazılışta fark olabilir: Bir dizedeki iki kelime, diğer dizede birleşerek tek kelime oluşturabilir. Terziye kumaş gelmiş düşünür ki ne kese Ölçtü biçti baktı ki ne cep olur ne kese Gayet çoktur değil benim yaram az Bana yardan gayrı cerrah yaramaz Gül erken Bilmem ki yaz mı gelmiş Niçin açmış gül erken Aklımı kayıp ettim Nazlı yarım gülerken Yara sızlar yara sızlar Ok değmiş yara sızlar Yaralının halinden Ne bilsin yarasızlar 20
5) CİNASLI KAFİYE Kısmetindir gezdiren yer seni Göğe çıksan akıbet yer seni Nedir can kim anı sen nazenin canâne vermezler Sana âşık olanlar yoluna canâ ne vermezler Bulutta şaha kalkmış Fatih'ten kalma kır at; Pırlantadan kubbeler, belki bir milyar kırat. . . (N. Fazıl) 21
KAFİYE (UYAK) ÖRGÜLERİ (DÜZENLERİ, ŞEMALARI) n n n n Mısraların son seslerine bakılarak bentlerin, nazım birimlerinin kafiye örgüleri belirlenir. Birbiriyle ses benzerliği olan dizeler aynı harfle gösterilir. 1. Düz Kafiye 2. Çapraz 3. Sarma 4. Mani tipi 5. Örüşük 22
1. DÜZ KAFİYE n n Beyitlerde her iki dize; dörtlüklerde bütün dizeler birbiriyle kafiyelidir. Bu kafiye düzeni, mesnevi nazım biçiminde ve kaside ve gazellerin ilk beyitlerinde kullanılır. Dörtlükte ise aaaa (aaax) biçimindedir. aa bb cc dd. . . (beyitlerde) n aaaa bbbb cccc. . . (dörtlüklerde) n aaaa bbba ccca. . . (dörtlüklerde) Allah adın zikr idelim evvela -a Vacip oldur cümle işte her kula -a n 23
1. DÜZ KAFİYE Boşa bağlanmamış bülbül gül-üne Kar koysan köz olur aşkın kül-üne Şaştım kara bahtım tahammül-üne Taşa çalsam ezilmiyor Mihriban -a -a Korkma! Sönmez bu şafaklarda yüzen al sancak; -a Sönmeden yurdumun üstünde tüten en son ocak. -a O benim milletimin yıldızıdır, parlayacak, -a O benimdir, o benim milletimindir ancak. -a 24
2) ÇAPRAZ KAFİYE Dörtlükle yazılan şiirlerde görülen kafiye düzenidir: abab Sarı saçlarına deli gönlüm-ü Bağlamışlar çözülmüyor Mihriban Ayrılıktan zor belleme ölüm-ü Görmeyince sezilmiyor Mihriban -a -b Aşk dedin bağrıma soktun bıçağ-ı Akan kanım göl olmadan tükenmez Sevda kokan bu yaranın çiçeğ-i Petek petek bal olmadan tükenmez -a -b 25
3) SARMA KAFİYE n Dörtlüklerle yazılan şiirlerde görülür: abba Biliyorum gölgede senin uyuduğunu Bir deniz mağarası kadar kuytu ve serin Hazların âleminde yumulmuş kirpiklerin Yüzünde bir tebessüm bu ağır öğle sonu -a -b -b -a 26
3) SARMA KAFİYE Ne toprağa gömülmektir Ne ruhun uçması tenden! Ölüm, ölüm gülerekten Bir bayrak altında ölmektir. Derin sularında her an Sizden bir parıltı aksettirecek Kah çıplak bir omuz sessiz düşecek Eriyen bir kuğu beyazlığından -a -b -b -a 27
4) MANİ BİÇİMİ KAFİYE n Özellikle mani, rubai ve tuyuğda görülen kafiye düzenidir. n Bu kafiyenin de düz kafiye olduğu unutulmamalıdır: aaba (aaxa) Sabahın çisesine -a Uyandım yar sesine -a İsmini yaz sevdiğim -x Halının köşesine -a Çepeçevre bahar içinde bir yer gördük Ferhat ile Şirin’i beraber gördük Baktık geceden fecre kadar ellerde Yıldızlara yükselen kadehler gördük -a -a -x -a 28
5) ÖRÜŞÜK KAFİYE n n Üç mısralı bentlerle kurulan nazım biçimlerinde görülür. İtalyan edebiyatı nazım şekli terza-rimaya özgü bir kafiyeleniştir. aba bcb cdc 29
REDİF n n Mısra sonlarında yazılış, anlam ve görev bakımından aynı olan seslerin ve kelimelerin tekrarından oluşan ses benzerliklerine redif denir. Redif kafiyeden sonra gelir. Şüheda gövdesi, bir baksana dağlar taşlar O rükû olmasa, dünyada eğilmez başlar. Çırpınıp da Şanova'ya çıkınca Eylen Şanova'da kal Acem Kızı Uğrun uğrun kaş altından bakınca Can telef ediyor gül Acem Kızı 30
REDİF Gâh eserim yeller gibi Gâh tozarım seller gibi Gâh akarım seller gibi Gel gör beni aşk neyledi Toprağında taşında, Benleri var kaşında, Sen bahar içindesin, Bense ömrüm kışında İncecikten bir kar yağar Tozar Elif diye Deli gönül abdal olmuş Gezer Elif diye Karacaoğlan der ki gelin yazları Güzel nerden aldın sen bu nazları Ananın babanın acı sözleri Bal oldu gidelim bizim ellere 31
- Slides: 31