GEORGE ALEXANDER KELLY 1905 1967 KSEL YAPILAR KURAMI































































- Slides: 63
GEORGE ALEXANDER KELLY (1905 -1967) KİŞİSEL YAPILAR KURAMI
GEORGE ALEXANDER KELLY KİMDİR? • ABD’de Kansans eyelatinde bir çiftlikte doğan Kelly’nin babası aslında bir rahip annesi ise bir öğretmendi. Kelly’nin doğumundan sonra rahipliği bırakan babası çiftçiliğe başlamıştır. • Ailesi sürekli yer değiştiren Kelly’nin eğitim hayatı dönem aksasa da ailesinin iyi eğitim almış olması onun eksik kalmasının önüne geçmiştir.
• Savaş donanması, havacılık mühendisliği, öğretmenlik gibi çok çeşitli meslek gruplarında roller üstlenen Kelly’nin ilgi alanları çok çeşitliydi. Üniversite okuduğu dönemlerde münazara etkinliklerine katılan Kelly burada çok etkin role sahip olması nedeni ile sosyal sorunlarla yoğun bir şekilde içli dışlı olmaya başlamıştır. • Hayatında tek bir üniversite olmayan Kelly Edinburgh Üniversitesi’nde öğrenim görürken psikoloji ile ilgilenmeye başladı. Kelly psikoloji doktorasını daha sonraki yıllarda Lowa Üniversitesi’nde tamamlamıştır.
• İlk başta fizyolojik psikoloji derslerine giren Kelly tarihte meydana gelen en büyük ekonomik krizlerinden biri olan ve büyük bunalım diye de adlandırılan 1929 ekonomik krizi nedeni ile yoksul düşmüş insanlara yardım etmek amacıyla psikoterapist olmaya karar verir. • İnsanlara yardım etmeye çalışan Kelly asıl ihtiyacın birisinin onlara başlarına gelen şeyi açıklamasının ve gelecekte başlarına gelecek şeyleri tahmin etmelerine yardımcı olmak olduğunu fark etti.
• Böylelikle Freudyen bakış açısından gittikçe uzaklaşan Kelly kendi tekniklerini oluşturmaya başladı. • En bilindik eseri “Kişisel Yapıların Psikolojisi” olan Kelly Amerika’da klinik psikoloji alanında önemli bir isim olmuştur • Amerikan Psikoloji Birliği’nin klinik ve danışma bölümlerinin başkanlığını yürütmüştür. • Kişisel Yapılar Kuramını revize etmeyi düşünen Kelly bu düşüncesini gerçekleştiremeden 6 Mart 1967 yılında hayatını kaybetmiştir.
KAVRAM HARİTASI
KİŞİLİĞİN YAPISI • Kelly, kişinin geleceği tahmin etmek için bir bilim adamı gibi davrandığını belirtmiştir. Bilim adamlarının inceledikleri şeyleri kestirmeye ve kontrol etmeye çalışmaları gibi, hepimiz yaşamımızda mümkün olduğu kadar çok şeyi kestirmeye ve kontrol etmeye çalışırız. Bilim adamları araştırmalarına ilişkin hipotezleri oluşturur ve onları deney yoluyla sınar. Deney sonucuna göre hipotezi doğruysa kabul eder, yanlışsa hipotezini revize eder. Buna paralel olarak insanların da geleceğe ya da yaşadıkları çevreye ilişkin tahmin ve beklentileri vardır. Bazı davranışlar sergileyerek bu denencelerin gerçeğe uygun olup olmadığını sınarlar. Sağlıklı kişiler bu denencelerin yordama gücüne göre onları yeniden düzenler veya olduğu gibi korurlar.
• Tüm insanlar sürekli olarak dünyaya ilişkin kendi görüşlerini oluştururlar. Kelly, bu görüşlerin onların gerçekliği olduğunu varsaymaktadır. Bazı insanlar sabit fikirlidir ve gerçek dünya değişse de onlar bakış açılarını nadiren değiştirirler. Yani olaylara anlamını veren ve davranışlarımızı belirleyen şey, doğru bir biçimde gerçekleştirilmiş olsun ya da olmasın, bizim gerçekliğe dair yaratıcı yorumumuzdur. Olayların nedenini ay çevremizdeki insanların nasıl davranacaklarını bilememek yani geleceği kestirememek rahatsız edici olabilir. İnsanlar kestirilebilirlik gereksinimlerini gidermek ve gerçeklikle başa çıkabilmek için ‘saydam kalıplar ve şablonlar’ geliştirir.
• Dünya ile ilgili görüşlerimiz saydam şablonlara benzer. Bu şablonları, karşılaştığımız olayların üstüne koyarız. Eğer birbirlerine uyarlarsa, şablonları bir daha kullanmak üzere saklarız. Eğer uymuyorlarsa, bir dahaki seferi daha iyi kestirmek için üzerlerinde bazı değişiklikler yaparız. Örneğin, geçmiş gözlemlerimize dayanarak öğretmenlerinizden birisiyle ilgili birkaç hipotez geliştirmiş olabilirsiniz. Bunlardan birisi bu adamın sıkıcı ve küstah olduğu şeklindedir. Bu öğretmeninizi her gördüğünüzde daha fazla bilgi elde edersiniz ve hipotezinizle karşılaştırırsınız. Eğer doğrulanırsa (öğretmeniniz küstah insanların davrandığı gibi davranırsa), hipotezinizi kullanmaya devam edersiniz. Eğer doğrulanmazsa (ders dışında bu adam cana yakın ve çekici olabilir), eski hipotezi atar yenisini geliştirirsiniz.
• İnsanların birbirinden farklı davranmalarının sebebi herkesin kişisel yapılarının farklı olmasıdır. Bir diğer neden ise yapılarımızı farklı şekillerde düzenlememizdir. Kelly’e göre yapılandırma sistemimizi ne kadar iyi anlarsak başkaları ile iyi geçinme olasılığımız o kadar artar.
İNSANIN DOĞASI Kelly, diğer kuramcıların benimsediği pek çok kavramı kabul etmemiştir. Hangi kavramlar bunlar? Ego, duygu, pekiştireç, dürtü, bilinçdışı, gereksinim, hatta motivasyon gibi temel bir kavram bile Kelly’nin kuramında yer almamaktadır. Neden? Kelly’e göre insan doğası doğal olarak aktif olduğundan dolayı psişik enerji, motivasyon gibi kavramları reddetmektedir. İnsanın kendisi bir hareket türü olduğundan dolayı, organizmayı neyin harekete geçirdiği güncel bir konu değildir.
• Kelly, tıpkı bilim adamları gibi insanların da sürekli olarak kendi dünyalarıyla ilgili hipotezler geliştirip bunları sınadıklarını belirtir. Bilim adamlarının inceledikleri şeyleri kestirmeye ve kontrol etmeye çalışmaları gibi, hepimiz yaşamımızda mümkün olduğu kadar çok şeyi kestirmeye ve kontrol etmeye çalışırız.
Tıpkı bilim adamları gibi biz de sürekli olarak kendi dünyamız ile ilgili hipotezler geliştirip bunları sınıyoruz. Bugün ne giysek? Hangi tv programını izlesek? Hangi mesleği seçmeliyiz? Bu gibi soruların cevaplarını verirken bir bilim adamı gibi davranırız. Hipotezler üretiriz, onları test ederiz ve en sonunda bir sonuca varırız ve olacakları yordamaya çalışırız.
• Tüm insanlar gibi gerçeklik algımız; kişisel yapılarımızla, diğer bir ifadeyle kendi dünyamızda olaylara bakış açımız, açıklama ve yorumlama biçimimiz ile renklendirilmiştir.
• Bütün insanlar anlam arayışlarında gözlem yapar, olaylar arasındaki bağlantıları yorumlar, teoriler oluşturur, genellemeler yapar, makul olanları sınar ve bunlardan bir sonuca varır. Mideniz anlamsız bir şekilde bulanmaya başladı. Bulantınızın sebebinin ne olduğunu anlayabilmek için hipotezler üretmeye başlarsınız, bugün ne yemiştim? Sütümün tarihi mi geçti? Hamile miyim? Bu hipotezleri sınar, kalanlar arasında bağlantılar kurar ve bir sonuca varırsınız. • • Kelly, evrenin gerçekten var olduğunu ve parçaları birbiriyle kusursuz bir şekilde etkileşim içinde olan, önemli bir bütün olarak işlevini sürdürdüğünü varsaymaktadır. Bununla birlikte, evren sürekli değişmektedir. İnsanlar da bu bütünlük ve uyum ile birlikte değişen dünyalarını anlamlı kılmak için çabalar. •
• İnsanlar dış dünya ile başa çıkmada düzen ve yordanabilirlik (öngörülebilen davranışlar, olaylar, belirsizliğin tam tersi) duygusu arayışındadır. Olayların neden yaşandığını ya da çevremizdeki insanların nasıl davranacaklarını bilmemek, rahatsız edici olabilir. Arkadaşınız size bir anda anlamsız ve soğuk davranmaya başladı, hâlbuki daha dün telefonda 48 dk konuşmuştunuz… bu davranışın sebebini bilmiyorsunuz ve bundan sonraki adımının da ne olacağını öngöremiyorsunuz. Ne kadar da rahatsız edici, değil mi?
• Kestirilebilirlik gereksinimimizi karşılamak için Kelly'nin şablon eşleştirmesine benzettiği bir sürece gireriz. Yani dünya ile ilgili görüşlerimiz saydam şablonlara benzer. Bu şablonları, karşılaştığımız olayların üstüne koyarız. Eğer birbirlerine uyarlarsa, şablonları bir daha kullanmak üzere saklarız. Eğer uymuyorlarsa, bir dahaki seferi daha iyi kestirmek için üzerlerinde bazı değişiklikler yaparız. Meğerse 48 dakikanın sonunda arkadaşına iyi geceler demeden telefonu kapatmışsın…hay aksi! Bundan sonraki telefon konuşmalarında asla iyi geceler demeyi unutmadın ve aranız hiçbir zaman bozulmadı.
• Şablonlarımız bir duruma, bir olaya karşı geliştirdiğimiz hipotezlerdir. Bazen yanlış da çıkabilirler. Örneğin dersimize yeni girmeye başlayan öğretmen hakkındaki ilk hipotezimiz, onun sıkıcı ve durgun olduğuna dairdir. Belki de zamanla bu hipotezi test ederek onun aslında o kadar da sıkıcı olmadığı sonucuna varabiliriz. • • İnsanlar gerçeği farklı şekillerde yapılandırmaktadırlar ve kendi dünya görüşlerini değiştirebilme becerisine sahiptirler. • Yorumlar zaman bağlamında anlamlıdır ve belirli bir zamanda geçerli olan yorumun ileri bir tarihte yanlış olabilir. Biriyle tanışırsın ve ondan edindiğin ilk izlenimlerle kişiliği hakkında bir takım tahminler yaparsın.
YAPILANDIRMA ÖNERMESI • Beklentilerimizi deneyimlerimize göre yapılandırırız. Geleceği tahmin edebilmek geçmiş deneyimlerimiz arası benzerlik ve farklılıkları karşılaştırmayı gerektirir. İki olay birbirinden farklı olsa da bizler benzer olayları aynı şekilde yorumlarız. Kısaca burada anlatılmak istenen kişiler kendi yapılarına göre geçmişteki benzer olaylara göre yapı geliştirir ve bu yapıları da geleceği tahmin etmede yardımcı olur. Örneğin; öğretmenlerimizden birinin (1) genellikle yardımsever, bir diğerinin (2) genellikle sinirli olduğunu geçmiş deneyimlerimize göre hatırlarsak onlara bir konu hakkında danışacağımızda birincinin bizi samimi bir şekilde karşılayıp dinleyeceğini, İkincinin ise sabırsız bir şekilde dinleyeceğini düşünürüz. Bu tahminlerimiz doğru çıkarsa ‘yardımsever- uzak’, ‘sinirli-sakin’ yapılarını kullanarak bu kişiler hakkındaki beklentilerimizi geliştirmeye devam ederiz.
BİREYSELLİK ÖNERMESİ • Herkesin deneyimleri birbirinden farklıdır bu yüzden her insan aynı olayı farklı şekilde yorumlar. Burada bireysel farklılıklardan söz edilse de kişisel deneyimlerin paylaşılabileceği ve bu şekilde ortak bir yorumlama zemini oluşturulabileceğini de söylemiştir. Bunun sayesinde insanlar sözel veya sözel olmayan biçimde iletişim kurabilirler fakat bireysel farklılıklar nedeniyle hiçbir zaman kusursuz bir iletişim sağlanamaz. • Örneğin; okulların tatil olması, iki farklı görüş olabilir. • 1) Ne yapacağım bu süre zarfında, çok sıkıcı, bomboş geçen bir süreç. • 2) Ohh bee sonunda tatil oldu, tüm gün oyun, tüm gün uyku.
ÖRGÜTLEME ÖNERMESİ • Bu önerme yapılandırma ve bireysellik önermelerinden farklı olarak zihinsel yapılar arası ilişkiye odaklanır. İnsanlar yapılarını birinden diğerine geçecek, aynı zamanda bir yapının bir diğer yapının altında da kapsanabileceği şekilde sıralar ve bu da olaylar arası uyuşmazlık ve tutarsızlıkları en aza indirecek şekilde beklememizi sağlar. Kişilerin birbirlerinden farklı davranışlar sergilemelerinin bir nedeninin yapıların kişisel olarak yani herkesin kendine özgü bir biçimde düzenlemesinden kaynaklandığını söyler. Bazı yapılarımızı diğer yapılarımıza göre daha çok kullanırız. Bu da yapılarımız arasında önem sırasına göre dizdiğimiz hiyerarşik bir düzen oluşturur. Yani kişiler bir olayla karşılaştığında öncelikle kendisi için önemli olan yapıdan az önemli olan yapıya doğru kişileri, olayları değerlendirir.
• Örneğin; birisiyle yeni tanıştığımızda o kişiyi bizim için en önemli olan yapıdan başlayarak tanımaya çalışırız daha sonrasında ise daha az önemli yapılara geçeriz. Benim için birinin dürüst olması çok önemlidir bu yüzden öncelikle o kişinin dürüst olup olmadığını öğrenmek isterim. Daha sonra ise benim için daha az önemli olan cana yakın olup olmama durumunu bilmek isterim. Fakat bir başkası için birinin bilgili olması daha öncelikli bir yapı olabilir. Bu durumda kişi tanıştığı kişinin bilgili olup olmadığını değerlendirdikten sonra o kişinin dürüst olup olmadığını bilmek ister. Kişi bunun da altında daha az önemli olan cana yakın olmak gibi bir yapıyı da kullandığında hiyerarşik düzen oluşmuş olur.
İKILILIK ÖNERMESI • Kişisel yapılar iki kutuplu özelliktedir. Örgütleme önermesinde verdiğimiz örnekteki gibi ‘cana yakın-uzak’, ‘dürüst-yalancı’, ‘bilgili-cahil’ gibi. Kelly’e göre insanların algı oluşturabilmesi için olaylar arası benzerlikleri görebilmesinin yanında aynı zamanda da karşıt kutuplarıyla eleştirebilmesi gerektiğini savunur. Bu yüzden bir yapı en az iki ögenin hangi yönleriyle benzer olduğunu ortaya koyucu bir nitelikte olmalıdır. Kelly’nin kuramına göre kişisel yapılar; olay ve insanların ne kadar benzer ve aynı zamanda da birbirlerinden ne kadar farklı olduğunu görme şeklidir. Burada dikkat edilmesi gereken nokta; olayların değil kişilerin olayları yapılandırma biçimlerinin iki kutuplu olduğudur (1) fakat ögeleri bu iki kutuplu yapılandırma içerisinde derecelendirebiliriz de (2).
• Örneğin; bir yapı, Gözde ve Hazal’ın ne kadar benzer ve ikisinin İrem’den ne açıdan farklı olduğunu belirleyebilir. Burada dikkat edilmesi gereken nokta karşılaştırma yapabilmek için yapıların aynı temel üzerinde olması gerektiğidir. Burada Gözde ve Hazal’ın maceracı, İrem’in iyi biri olduğunu söylemek kişisel bir yapı oluşturmaz çünkü aynı maceracı ve iyi olmak farklı özelliklerdir. Kişisel yapı Gözde ve Hazal’ın maceracı, İrem’in maceracı olmadığını ya da Gözde ve Hazal’ın kötü, İrem’in iyi biri olduğunu düşündüğümüzde oluşur (1). Gözde ve Hazal’ın maceracı, İrem’in maceracı olmadığına karar verdikten sonra Gözde ve Hazal’dan hangisinin daha maceracı olduğunu da belirleyebiliriz (2).
SEÇİM ÖNERMESİ Kişi iki uçlu bir yapıda, kendi sistemini genişletme ve tanımlama olasılığının en yüksek olduğunu düşündüğü alternatifi seçer. Gerçekliği yapılandırma ya da yorumlama biçimimizi kendimiz seçeriz ve gerçekliği bize en fazla yardım edeceğine inandığımız yolla yorumlamayı tercih ederiz. Bizler kişisel yapılarımızın kullanışlılığını artırmaya çalışırız. Bunu iki yolla yaparız. Birinci yol, hâlihazırda kullandığımız yapıları daha da netleştirmek için seçtiğimiz güvenli yol. İkincisi ise, yaşamın yeni yönlerinin keşfedilmesine yönelik olan daha maceracı yol. Örneğin Dünya tehlikeli bir yer (1. ) ve Dünya keşfedilmeyi bekliyor (2. ) bakış açısı gibi.
GENİŞLİK ÖNERMESİ • Bir yapı sadece sınırlı bir genişlikteki olayları yordamada uygundur. İyi bir kişilik kuramında olduğu gibi, kişisel yapıların da uygun olduğu durumlar sınırlıdır. Bir kişisel yapı bazı olayların yordanmasında uygun olurken diğer bazı olayların yordanmasında uygun olmayacaktır. Cinsiyet yapısını binalara uygulamayız. Çünkü bunlar cinsiyet yapısının ‘’uygunluk aralığı’’ nın dışındadır. Örneğin iyi-kötü yapısını kaba-nazik yapısına göre daha fazla kullanırız.
DENEYİM ÖNERMESİ • Kişinin yapılandırma sistemi, olayların benzerlerini birbiri ardına yapılandırdıkça çeşitlilik gösterir. Sürekli değişen bir dünyaya uyum sağlamak için yeniden yapılandırma ve olaylar geçmişte olduğu gibi işlemediği zaman eskiyi bırakıp yeniyi kurgulamamız gereklidir. Kişi yapılarının yerle bir olacağı ve yaşamdaki kılavuzlarını yitireceği korkusuyla kişisel yapılarında herhangi bir değişiklik yapmak istemeyebilir. Bu durumda da yanlış düzenlenmiş deneylerle kişisel yapısını sınayarak yanlış sonuçlara varabilir. "Elif cana yakın biridir" diyen biri Elif’in asabiyetiyle karşılaştığında sağlıklı bakış açısı "Herhalde aklına takılan bir şeyler var" olacaktır. "Elif mesafeli biri" diyen birinin ise bakış açısı doğrulanacaktır.
AYARLAMA (MODÜLASYON) ÖNERMESİ • Kişinin yapılandırma sistemindeki çeşitlilik, uygun ranjında bu çeşitleri içeren yapıların geçirgenliğiyle sınırlıdır. Bu önerme deneyim önermesinden ortaya çıkmış ve deneyim önermesini biraz daha genişletmiştir. Geçirgen yapıların uygunluk aralıkları genişlemeye elverişlidir. Geçirgen olmayan bir yapı kendi orijinal formülasyonunu oluşturan olayları kapsarken yeni deneyimlerin yorumlanmasına kapalı olacaktır. Örneğin ‘’yenilebiliryenilemez’’ yapısı çok az geçirgen olan bir kişi yeme alışkanlıklarının oldukça farklı olduğu bir başka ülkeye gittiğinde ciddi sorunlar yaşayacaktır.
BÖLÜMLENDİRME ÖNERMESİ • ‘Kişi birbiriyle uyumsuz çeşitli yapılandırma alt sistemlerini ardına kullanabilir. ’(Kelly, 195: s. 83). Kelly insanların farklı zamanlarda zıt kişisel yapılar kullanabileceğini ve bu nedenle kişinin kendi içinde tutarsızlık yaşayacağını belirtmiştir. • Kişilik yapıları birbirleriyle uyumlu olmaları gerekiyormuş gibi görünse de kendi düşünce ve davranışlarımıza baktığımızda birçok tutarsızlık görebiliriz. İnsanlar yaşamada farklı rollere sahiptirler ve farklı durumlarda farklı davranabilirler. Kişi bir kadın, eş ve öğretmen rollerine aynı anda sahip olabilir. • Kişinin belirli durumlarda bu çok farklı rollerin içerisinde aynı davranması beklenmez. Yani insan davranışının her durumda tutarlı olması gerekmemektedir. • Davranışlarımızın çoğu tutarsız gibi görünse de Kelly davranışlarımızın altında aslında bir tutarlılık olduğunu savunur.
• Örneğin; bir anne şımarık bir çocuğa kızma/ karşı koymada cesur davranırken eşine veya patronuna bu tavrını sergileyemez. Ya da eşine karşı korumacı bir tutum sergileyen adam aynı zamanda eşini bağımsız olması konusunda cesaretlendirebilir. Buradaki davranış Freud’un kuramında bahsettiği savunma mekanizmalarından ‘yer değiştirme’ ile benzetilebilir. • Örnekteki korumacılık ve yüreklendirme birbiriyle çelişse de daha geniş ölçüde ikisi de sevgi yapısı altında toplanabilir ve bu nedenle tutarlı davranışlardır. • Kelly’e göre çoğu zaman beklentilerimiz tutarlı bir örüntü sergileyecektir ancak tutarsızlık olması da mümkündür ve bireyin bu tutarsızlığı kişisel yapılar sisteminde bir dereceye kadar dengeleyebileceğini belirtmiştir.
BENZERLİK ÖNERMESİ • ‘Kişinin uyguladığı deneyim yapılandırması bir başka kişininkine ne ölçüde benziyorsa bu kişinin psikolojik süreçleri de diğerininkine o kadar benziyordur. ’ (Kelly, 1995: s. 90). Kelly ikinci önermesinde bireysel farklılıkları vurgulamış olsa da kişiler arasında benzerlik olabileceğini varsaymıştır. • Kelly’e göre kişiler arasındaki benzerliğin nedeni benzer kişisel yapıları kullanmalarıdır. • Farklı iki kişinin birbirine benzemesi için benzer olaylar yaşamış olmasına gerek yoktur. Yaşadıkları deneyimleri aynı şekilde yorumlamış olmaları yeterlidir. • Örneğin; üniversite mezunu biri ile ilkokul mezunu biri aynı politik görüşe sahip olabilir. Farklı yaşantılar olmasına rağmen kişisel yapılar benzer olabilir. Ancak bu, olayları toplumun yapılandırdığı anlamına gelmez. • Bununla birlikte aynı yaşantılara sahip olan kişilerin benzer kişisel yapılara sahip olması da daha yüksek bir olasılıktır. • Kişi toplum içerisinde benzerlikler yakalamışsa bile bu toplumun yönlendirmesiyle değil, bireyin kendisiyle gerçekleşir. Bu durumda olayları yapılandıran toplum değil bireyin kendisidir. Bununla birlikte Kelly iki insanın iki olayı asla aynı şekilde yorumlayamayacağını belirtmiştir.
TOPLUMSALLIK ÖNERMESİ • ‘Kişi, diğer bir kişinin yapılandırma sürecini yorumlayabileceği ölçüde diğer kişiyi içeren sosyal süreçlerde rol oynayabilir. ’ (Kelly, 1995: s. 96). Bu önerme de iki kişinin anlaşabilmesi için aynı yapıyı kullanıyor olmaları değil birbirlerinin yapılandırma süreçlerini anlayabiliyor olmaları gerekmektedir. • Araştırmalar benzer yapılandırma sistemini kullanan insanların daha iyi anlaştığını gösterse de insanların birbiriyle anlaşabilmesi için aynı yapıda olması gerekmez. • Kelly’ e göre iki insanın anlaşabilmesi için onun dünyasını nasıl yapılandırdığını yani neyi nasıl yaptığını anlaması yeterli olacaktır. İnsanlar birbirini anlamak için çeşitli roller oynarlar. Bu şekilde kişi kendisini bir başkasının yerine koyarak onun kişisel yapısını anlayabilir.
• Rol kavramı kişisel yapılar kuramında merkezi bir öneme sahiptir. Kelly rolleri sosyal perspektiften çok psikolojik perspektiften yorumlamıştır. • Bir kişinin rolü onun toplum içerisindeki yerine veya pozisyonuna bağlı değildir. Daha çok rolün kişi tarafından nasıl yorumlandığına bağlıdır. Kişi rol oynadığında kendisini başkasının yerine koyar, ona göre rolünü oynar. Yani rol kişinin standartlarına göre oluşur. Toplumun bir etkisi yoktur.
ÖZETLEYECEK OLURSAK;
KENDİLİK YAPISI • Hepimiz çok erken yaşlardan itibaren kim olduğumuza dair bilişsel bir temsil geliştiririz. Psikologlar geliştirilen bu temsillere kendilik yapısı adını verirler. “Ben-diğerleri” yapısı her insanın yapı sisteminde yer alan bir yapıdır. Ancak bu kendilik yapısı farklı yollarla ikincil düzeye itilmektedir. Kendini” zeki”, diğerlerini “aptal” olarak nitelendiren biri kendisinin herkesten daha zeki olduğu şeklinde bir değerlendirme yapacaktır. Kendini “anaç” yapısının altında değerlendiren bir kadın kendisini ailesine adarken, kendini “profesyonel” yapısının altında değerlendiren bir başka kadın, kadının yerinin evi olduğu şeklindeki fikri bir hakaret olarak algılayacaktır.
OLASI KENDİLİKLER • Olası kendilikler bir gün olabileceğimiz insanın zihinsel temsilleridir. Bunlar polis ya da topluluk lideri gibi sahip olmak istediğimiz iş ve meslek olabildiği gibi, alkolik ya da boşanmış bir ebeveyn gibi olmaktan korktuğumuz roller de olabilir. Olası kendilikler gelecekte sahip olabileceğimizi düşündüğümüz özellikleri de içerebilir; sıcak ve sevgi dolu bir insan, çok çalışan ama takdir görmeyen bir insan ya da tpluma katkıda bulunan bir insan olmak gibi. • Olası kendilikler iki önemli işleve sahiptir:
• 1) Olası kendilikler gelecek davranışlar için teşvik oluşturur. Karar verirken, yapacağımız seçim bizi gelecekteki kendiliklerimizden birine yaklaştırıyor mu, yoksa bunlardan uzaklaştırıyor mu diye kendimize sorarız. Örneğin, bir kadın Lisansüstü lş İdaresi programına, bunun kendisini güçlü iş kadmı olası kendiliğine yaklaştıracağını düşünerek başlayabilir. • 2) Kendi davranışımızın ve yaşamımızdaki olayların anlamını yorumlamamıza yardımcı olmasıdır. Örneğin, olası kendiliğine kanser hastasını ekleyen bir kadın, sağlığındaki küçük bir değişikliğe bile bu bilişsel temsili taşımayan bir insana göre farklı tepki gösterecektir.
BENLİK FARKLILIĞI • Kendilikle ilgili üç değişik zihinsel temsilimiz vardır. Birinci olarak hepimizin bir gerçek kendilik temsili vardır. Olduğunuz ya da olduğunuza inandığınız kişiyle ilgili bilgileri içerir. İkinci olarak hepimizde olmak istenen kendilik temsili vardır ve bu da olmak istediğiniz insanın zihinsel imgesini içerir. Hiçbir insanın gerçek kendiliği ile olmak istediği kendiliği bir başkasınınkine benzemez. Üçüncü olarak olmamız gereken kendilik temsilimiz vardır. Bu kendilik, çeşitli kaynaklardan anne, baba, din vb. güçlerin sizin için belirlediği görevleri ve yükümlülükleri yerine getiren kişidir.
• Eğer sahip olduğumuz kendilik algımız ile olmak istediğimiz kendilik algısı arasında farklılık çok fazla ise öğrencinin, uyumsuzluk, gerginlik, kaygı ve suçlulukla bağlantılı duygular yaşaması kaçınılmazdır.
DUYGULAR • Kişisel yapılar, kişinin dünyaya ilişkin düşünceleri ile ilgili bilişsel yapılar olmakla birlikte değerlendirmelerin ve duyguların da temelini oluştururlar. Kelly, özellikle kaygı, tehdit ve suçluluk duyguları üzerinde durmuş ve bunları “dönüşüm yapıları” olarak adlandırmıştır. Çünkü bunlar dünyaya ya da kendimize bakış şeklimizde bir değişiklik olduğu sırada yaşadığımız deneyimlerdir. Örneğin kaygı, bireyin önemli olayları yapılandıramadığı ve geleceği yordayamadığı durumda ortaya çıkar. Diğer bir ifadeyle kişisel yapılara göre şekillenen beklentilerin boşa çıkması kişinin kaygı yaşamasına yol açacaktır.
• Yaşanan kaygı kişinin temel yapılarında önemli değişikliklere dair beklenti içerdiğinde ise tehdit halini alacaktır. Tehdit algısının nedeni bireyin en önemli yapılarında büyük ölçüde bir değişmenin yaklaştığına dair beklentisidir. Tehdit, bireyin kişisel yapılarını gözden geçirip düzeltmesini ve geleceği daha doğru şekilde yordamasını engelleyici bir özellik taşır.
• Kişisel yapılar kuramında kaygının nedeni kişisel yapı sisteminin yetersizliğiyle ilgili algıya bağlanırken suçluluk duygusu daha çok rollerle ilişkilidir. Roller, diğer bireylerin yapılarını yorumlamayı içerir. Kelly bunlardan bazılarını temel roller olarak adlandırmıştır. Temel roller, kişiye sürekli bir kimlik duygusu sağlayan rollerdir ve kişinin kim olduğu ve nasıl davranması gerektiği konusundaki yapılandırmalarını oluştururlar. Suçluluk duygusu bu temel rolün zayıflaması ya da çözülmesi durumunda yaşanan duygudur.
• Kelly suçluluk duygusunu “kişinin temel rol yapısını yitirme duygusu” olarak tanımlamıştır. Kısacası insanlar kim oldukları ile ilgili yapılandırmaları ile tutarsız davrandıklarında suçluluk duygusu yaşarlar. Örneğin çocuğuyla birlikte yolda yürürken çocuğunun bir çukura düşmesi sonucunda kişi suçluluk duygusu yaşayabilir. Çünkü ebeveyn olarak çocuğunu koruması yönündeki görevini yerine getirmediği şeklinde yorumlayabilir. Ayrıca suçluluk duygusu temel rolün çözülmesi sonucunda da yaşanacaktır. Örneğin kendisini “ anaç” oalrak değerlendiren bir kadın çocuklar büyüyüp evden ayrılınca şuçluluk duygusu yaşayabilir.
KIŞILIĞIN GELIŞIMI • Kelly’e göre kişiliğin gelişimi bir kimsenin kişisel yapı sisteminin evrimini yansıtır. Çocuğun yaşamında önemli bir yere sahip olan ebeveynler kişilik gelişiminde önemli bir role sahiptir. Patojenik tavırlar sergileyen ebeveynler, çocuğunun geleceği yordama yeteneğine zarar verebilir. • Aşırı ilgi ve şımartma, çocukta her ihtiyacının başkaları tarafından giderileceğine dair beklenti oluşturur. • Aşırı baskı ve cezalandırma ise çocuğun çevreyi yorumlamada tanıdık yollara bağlı kalarak yeni yollar araması engelleyecektir.
• İstikrarsız ve tutarsız anne baba davranışları, çocuğun annebabasını doğru bir biçimde yorumlamasını olanaksız kılar. • Ebeveynlerin çocuğu olumsuz sıfatlarla nitelendirmesi çocuğun kendisini bu yapılar altında değerlendirmesine yol açar. Bu durumda çocuk engellenen davranışarı daha fazla sergilemeye çalışacaktır.
• Çocuğun dili kullanmaya başlamadan önce geliştirdiği kimi dil öncesi yapılar da yaşamın ileriki yıllarında özel bazı sorunlara yol açabilmektedir. Bu tür yapılar oldukça geçirgen olma ve kendilerini birçok farklı durumda gösterme eğilimindedirler. Hatta bazı durumlarda “temel rol” niteliği bile kazanabilirler. Ancak çok eski zamandan kalma oldukları ve dil öncesi döneminin özelliklerini taşıdıkları için kişi bu yapıların varlığının ve etkisinin farkında olmayacaktır. Örneğin bir kadının erkeklerle olan tüm sosyal etkileşimleri dil öncesi dönemde babasına dair gerçekleştirdiği yapılandırma tarafından yönetiliyor olabilir.
• Kelly kişilik gelişiminde kalıtımın etkisine değinmemiştir. Yukarda belirtilen patojenik durumlar dışında kişiliğin sağlıklı bir şeklide gelişeceğini dile getirmiştir. • Büyümekte olan çocuk kişisel yapılarını giderek daha geçirgen ve daha az peşin hükümlü hale getirir. Her ne kadar çocukluk yıllarının kişilik gelişimindeki etkileri konusunda bazı fikirler öne sürmüşse de Kelly, psikolojik rahatsızlıkların sebebinin geçmişte yaşanan sarsıcı deneyimler olduğu görüşünü reddeder. Kelly’e göre yetişknlik yıllarındaki psikolojik soruların sebebi kişilerin yapılandırma sistemlerindeki arızalardır.
ELEŞTIRI VE DEĞERLENDIRME • Kelly’nin Kişisel Yapılar Kuramı, 1955’te yayınladığı Kişisel Yapıların Psikolojisi isimli kitaptan sonra kısa bir süre ilgi odağı olmakla birlikte daha sonra popülaritesini yitirmiştir. Bunun temel nedeni o dönemde davranışçılık ekolünün baskın olmasından kaynaklanır. Ancak ilerleyen yıllarda bilişsel yaklaşımın kazandığı ivme ile Kelly’nin kuramı bilişsel psikoterapistler için temel dayanak oluşturmaya başlamıştır. • Bilişsel kişilik kuramında bir öncü olmanın yanı sıra Kelly, psikolojik sorunları iyileştirmeye çalışan bilişsel psikoterapi akımlarının da öncüsü olarak kabul edilebilir. • Kelly’in kişilik kuramı öne sürdüğü iddiaların bilimsel yöntemle sınanabilir olup olmaması açısından bakıldığında çok güçlü olmasa da ampirik araştırmalar açısından değerlendirildiğinde güçlü bir kuram olarak gözükmektedir.
• Özellikle de Kelly’in kişilik ölçümü konusunda geliştirmiş olduğu yaklaşım ve kişilik testi bu araştırmalarda sıkça kullanılmıştır. • Kelly’in bir temel varsayım ve onu destekleyen 11 yardımcı önermeyle ifade ettiği kuramı hem iç tutarlılık hem de yanlılık ölçütleri açısından olumlu değerlendirmeleri hak etmektedir. • Kelly’in kuramı gelişme aşamasında olduğu için kuramı ve araştırmayı düzenlemek ve yönlendirmek için henüz modelin olmaması eleştirilerin hedefi olmuştur.
21. VAKA İNCELEMESI • Pazarlama danışmanlığı yapan Maria ile bilgisayar programcısı Carlos’un bir süre önce üçüncü çocukları dünyaya geldi. İkisi de yirmili yaşlarının sonlarında ve Latin kökenliydi. Maria olaysız bir hamileliğin ardından, önceden planlanmış bir sezaryen doğum ile 3 kilo 720 gram ağırlığında sağlıklı bir bebek dünyaya getirdi. Maria bundan önceki iki doğumunda da önceden planlanmamasına rağmen sezaryen ile yapmak zorunda kaldığından, bu kez doğumun sezaryen olmasına önceden karar verildi. Maria ilk iki doğumunda da uzun bir süre normal doğum için sancı çekmiş, uğraşmış fakat iki bebekte de doğum kanalında ‘sıkıştığı’ için acilen sezaryene alınmıştı. Bu kez normal doğum için tekrar çabalamak ya da sezaryen için gün almak arasında kararsız kaldığı uzun ve zor günler geçirdi. Bu kararı verirken pek çok araştırma yaptı, pek çok şey okudu. İki seçeneğin de artıları ve eksileri vardı. Sezaryenin olumlu tarafı, acı çekmeyecek ve beklemek yerine bebeğin ne zaman geleceğini tam olarak bilecek olmasıydı.
• Olumsuz yönleri de vardı çünkü sezaryenin pek çok durumda aslında gerekli olmadığını, önemli bir ameliyat olduğu için doğumdaki riskleri arttırdığını ve normal doğuma kıyasla iyileşmenin genellikle daha zor olduğunu biliyordu. Sonunda doktoru ile yaptığı görüşmelerin ardından sezaryen için gün almaya karar verdi. Doğumla ilgili hiçbir aksilik yaşanmadı ve doğumdan sonra da geriye dönüp baktığında en iyi kararı verdiğini düşünüyordu. • Anne baba ve eş olmak, hem Carlos hem Maria’nın kimlikleri için çok önemliydi. İkisi de evlenmeden önce dahi, aile kurmaya büyük önem veriyorlardı ve nişanlanmadan önceki konuşmalarında evlenmek ve çocuk sahibi olmanın ikisi için de hayattaki en önemli önceliklerden biri olduğunu görmüşlerdi. Bunun da ötesinde bu konuşmalar sırasında, bazı farklılıkları olsa bile anne ve baba olmak ile ilgili fikirlerinin çok benzediğini fark etmişlerdi. Örneğin, ikisi de anne ve baba olmanın eğlenceli bir şey olduğunu ve çocuklarla oyun oynamanın onların fiziksel ihtiyaçlarını karşılamak kadar önemli olduğu konusunda
• hemfikirlerdi. Ancak Carlos, çocukları olduktan sonra Maria’nın işi bırakması ve tüm zamanını evde çocuklarıyla geçirmesi gerektiğini düşünüyordu. Maria, yarı zamanlı çalışmasının ve çocukları haftada yirmi saat kreşe vermenin iyi olacağı kanısındaydı. Çok önemli olmasa da ayrılığa düştükleri başka konular da vardı. Örneğin çocukların Noel hediyelerini Noel arifesinde mi yoksa Noel gününde mi açmaları gerektiği ya da büyük annelerinin torunlarına uzun süre bakmalarının gerekip gerekmediği gibi konularda anlaşamıyorlardı. İkisi de anne ve baba olmanın epey emek istediğini ve zaman yorgun hissedeceklerini anlamışlardı. Ancak ne Carlos ne de Maria, anne ve baba olmanın gerektirdiği emek ve yorgunluğun derecesinin farkında değildi. Ayrıca zevk aldıkları faaliyetleri bırakmaları gerektiğini de hesaba katmamışlardı. İlk çocukları doğduktan sonra güzel restoranlara, müzelere gitmeye devam ettiler. Fakat kısa süre sonra çocukla birlikte bu faaliyetlerin ne kadar zor olduğunu gördüler. Dolayısıyla anne ve baba olmakla ilgili fikirleri de değişti. Çocuklar nedeniyle yalnızca daha fazla yorulmuyor, aynı zamanda bazı faaliyetlerinden de fedakârlık etmeleri gerekiyordu. Maria,
• anne olmanın yaratıcılık gerektirdiğini anladığında da şaşkınlık yaşadı. Çocuklara istediğini yaptırmak için sürekli farklı yöntemler uygulaması gerekiyordu. Onlara bir şeyi yapmalarını söylemek işe yaramıyordu. Çocuklar bazen sırf bağımsız olduklarını göstermek için onun söylediklerinin tam tersini yapıyorlardı. Maria başlangıçta çocuklarının bu inatçılığı karşısında çok sinirleniyordu. Sabırlı ve anlayışlı olmaya çalışsa da bazı günler anneliğin getirdiği gerginliğe dayanamıyor ve çocuklara vuruyordu. Bir süre sonra, yapacak işleri oyuna çevirdiğinde çocuklara dediklerini daha kolay yaptırabildiğini fark etti. Bu stratejiyi kullandığından beri daha az sinirleniyordu. Zaman zaman çocuğu cezalandırmanın ya da çocuğa bağırmanın da iyi anne baba olmanın bir parçası olduğunu anladı. Çocukların, sınırları öğrenmeleri gerekiyordu.
• Yeni çocukların doğması ve ailelerinin büyümesiyle Carlos ve Maria’nın anne baba olmakla ilgili fikirleri sürekli değişti. Fakat iyi ebeveyn olmanın pek çok değişimi beraberinde getirdiğini artık biliyorlardı. (Ashcraft, 2009) • SORULAR • Soru 1: Kelly’nin kuramı, Maria’nın bilim adamı olduğunu nasıl öne sürerdi, açıklayınız. • Cevap 1: Bilim adamlarının gerçekliğe uyması için kuramlarında revizyona gitmeleri gibi insanlar da deneyimlerine dayanarak gerçekliği anlamlandırışlarında düzeltmeler yaparlar. Maria da denemiş ve deneyimlerinden yola çıkarak düzenlemeler yapmıştır.
• ‘Çocuklara istediğini yaptırmak için sürekli farklı yöntemler uygulaması gerekiyordu. Onlara bir şeyi yapmalarını söylemek işe yaramıyordu. Çocuklar bazen sırf bağımsız olduklarını göstermek için onun söylediklerinin tam tersini yapıyorlardı. Maria başlangıçta çocuklarının bu inatçılığı karşısında çok sinirleniyordu. Sabırlı ve anlayışlı olmaya çalışsa da bazı günler anneliğin getirdiği gerginliğe dayanamıyor ve çocuklara vuruyordu. Bir süre sonra, yapacak işleri oyuna çevirdiğinde çocuklara dediklerini daha kolay yaptırabildiğini fark etti. ’ (Ashcraft, 2009)
• • Soru 2: Maria ve Carlos’un en önemli kişisel yapılarından biri nedir? Yapıyı açıklayınız. • Cevap 2: Olayları yorumlamak ve yordamak için kullandığımız bilişsel yapılar , kişisel yapılar olarak adlandırılır. Yordama ve kontrol ihtiyacımızı karşılamak için şablon eşleştirmeye benzeyen bir süreç gerçekleştiririz. Dünyaya ilişkin görüşlerimiz saydam şablonlara benzer. Bu şablonları yaşantılarımızın üzerine yerleştirir ve eğer birbirine uyuyorsa bu şablonları daha sonra kullanmak üzere saklarız. Uymadıklarında ise bir dahaki sefere daha iyi yordamak için üzerlerinde değişiklikler yaparız. Maria ve Carlos’un en önemli kişisel yapıları anne ve baba olmaktır. Başlangıçta bu kişisel yapının eğlenceli olduğunu ve fiziksel ihtiyaçlarını karşılamak noktasında onlara yardımcı olacaklarını düşünmüşlerdir. Fakat sonrasında bu yapının üzerinde değişikler yapmak durumunda kalmışlardır.
• ‘İkisi de anne ve baba olmanın eğlenceli bir şey olduğunu ve çocuklarla oyun oynamanın onların fiziksel ihtiyaçlarını karşılamak kadar önemli olduğu konusunda hemfikirlerdi. ’ (Ashcraft, 2009) • ‘İkisi de anne ve baba olmanın epey emek istediğini ve zaman yorgun hissedeceklerini anlamışlardı. ’ (Ashcraft, 2009) • • Soru 3: Kelly, ikilik sonucu ile neyi kastetmektedir? Vaka incelemesinden ikilik sonucuna bir örnek bulunuz. • Cevap 3: Kişisel yapılar iki uçlu yani çift kutuplu bir özellik taşırlar. İnsanın bir algı oluşturabilmesi için olaylar arasındaki benzerliği görebilmesi ve bu olayları karşıt kutuplarıyla da eşleştirebilmesi gerekir.
• Maria’nın çocuklarına karşı sinirli olduğu anlar da vardı. Fakat Maria daha sonrasında iyi bir anne ve baba olmak için bunun gerekli olduğunu görmüştü. • • ‘Zaman zaman çocuğu cezalandırmanın ya da çocuğa bağırmanın da iyi anne baba olmanın bir parçası olduğunu anladı. Çocukların, sınırları öğrenmeleri gerekiyordu. ’ (Ashcraft, 2009) • • Soru 4: Kelly, bireysellik sonucu ile neyi kastetmektedir? Vaka incelemesinden bireysellik sonucuna bir örnek bulunuz. • Cevap 4: Kişilerin olayları yapılandırma biçimleri birbirinden farklıdır. Her insanın deneyimleri birbirinden farklı olduğu için farklı insanlar aynı olayı farklı şekilde yorumlarlar.
• Maria ve Carlos’un çocukları olduktan sonra Maria’nın işe gidip gitmesi konusundaki fikir ayrılıkları buna örnek verilebilir. • • ‘Carlos, çocukları olduktan sonra Maria’nın işi bırakması ve tüm zamanını evde çocuklarıyla geçirmesi gerektiğini düşünüyordu. Maria, yarı zamanlı çalışmasının ve çocukları haftada yirmi saat kreşe vermenin iyi olacağı kanısındaydı. ’ (Ashcraft, 2009) • • Soru 5: Kelly, bölümlendirme sonucu ile neyi kastetmektedir? Vaka incelemesinden bölümlendirme sonucuna bir örnek bulunuz. • Cevap 5: Kişi birbiri ile uyumsuz çeşitli alt yapılandırma sistemlerini ardına kullanabilir.
• Maria ve Carlos müzeye gitmemeye ve güzel restoranlara da gitmemeye başladı. Normalde anne ve baba olmanın gerekliliği olarak görülmeyecek olan şeyler onların sevgi adı altında bu zevklerinden vazgeçmek durumunda kalmalarına neden olmuştur. Maria normalde annelik ile ilgisi olduğunu düşünmediği yaratıcı olma özelliğinin işe yaradığını gördü. • ‘Ayrıca zevk aldıkları faaliyetleri bırakmaları gerektiğini de hesaba katmamışlardı. İlk çocukları doğduktan sonra güzel restoranlara, müzelere gitmeye devam ettiler. Fakat kısa süre sonra çocukla birlikte bu faaliyetlerin ne kadar zor olduğunu gördüler. Dolayısıyla anne ve baba olmakla ilgili fikirleri de değişti. Çocuklar nedeniyle yalnızca daha fazla yorulmuyor, aynı zamanda bazı faaliyetlerinden de fedakârlık etmeleri gerekiyordu. ’ • ‘Maria, anne olmanın yaratıcılık gerektirdiğini anladığında da şaşkınlık yaşadı. Çocuklara istediğini yaptırmak için sürekli farklı yöntemler uygulaması gerekiyordu. ’ (Ashcraft, 2009)
• Soru 6: Kelly, benzerlik sonucu ile neyi kastetmektedir? Vaka incelemesinden benzerlik sonucuna bir örnek bulunuz. • Cevap 6: Kişinin uyguladığı deneyim yapılandırması bir başka kişininkine ne ölçüde benziyorsa bu kişinin psikolojik süreçleri de diğerininkine o kadar benziyordur. İki kişinin benzer psikolojik süreçlere sahip olmaları için birbirleriyle tamamen aynı ya da benzer olan olayları yaşamış olmalarına gerek yoktur; sadece yaşamış oldukları deneyimleri aynı şekilde yorumlamaları yeterli olacaktır. • Maria ve Carlos yaşadıkları anne baba olma deneyimleri sonucunda ebeveyn olmanın onları değiştirdiği konusunda ortak yargıya sahip olmuşlardır. • ‘Yeni çocukların doğması ve ailelerinin büyümesiyle Carlos ve Maria’nın anne baba olmakla ilgili fikirleri sürekli değişti. Fakat iyi ebeveyn olmanın pek çok değişimi beraberinde getirdiğini artık biliyorlardı. ’ • (Ashcraft, 2009)
HAZIRLAYANLAR • Yasemin YILMAZ 17020195 • Elif Berna ÇOLPAN 17020205 • Emine Beyza BOZKUŞ 17020175 • Yaren BIYIKLI 17020230 • Beste ÖZGÜLER 17020185 • Sıdıka ELSIKMA 17020188 • Ali AKBULUT 17020215 • Elif TİRYAKİ 17020226 • Zeynep ÇAKMAZ 17020234
Kaynakça Burger, J. M. (2006). Kişilik. İstanbul: Kaknüs Yayınları. Dağdelen, Ö. (2016, Ekim 22). George Kelly. İstanbul, Türkiye. İnanç Yazgan, B. , & Yerlikaya, E. E. (2017). Kişilik Kuramları. Ankara: Pegem. Kurtuluş, M. (2019, Mart 18). Davranışçı ve bilişsel kuramcılar 2 Kelly. Quizlet: https: //quizlet. com/tr/354821903/davranisci-ve-bilissel-kuramcilar-2 -kelly-flash-cards/ adresinden alındı (2019). B. Yazgan İnanç, & E. E. Yerlikaya içinde, Kişilik Kuramları (s. 222 -225). Ankara: Pegem Akademi. Ashcraft, D. (2009). Kişilik Vaka İncelemeleri. İstanbul: kaknüs yayınları.