DOLAIM SSTEM Dolam sistemi vcut dokularnn beslenmesi iin
DOLAŞIM SİSTEMİ
Dolaşım sistemi, vücut dokularının beslenmesi için gerekli besin maddelerinin sağlanması ve bu dokularda oluşan atık maddelerin toplanması için birbirleriyle uyum içerisinde çalışan; kalp, damarlar, kılcal damarlar, lenf damarları ve bezlerinden oluşan sistemdir.
Dolaşım sisteminin temel işlevleri 1. Besin maddelerin ihtiyaç duyulan dokulara dağıtılması, 2. O 2 ve CO 2 ‘in taşınması ve değişimi, 3. Atık maddelerin uzaklaştırılması, 4. Endokrin bezlerin salgılarının dağıtılması, 5. Aşırı kanamanın engellenmesi, 6. Enfeksiyonun engellenmesi, 7. Vücut sıcaklığının düzenlenmesidir.
Kalp anatomisi ve fizyolojisi q Kalp, vücudun bütün bölümlerine kanın pompalanmasından sorumlu olan, huni şeklinde, içi boş, çizgili kas yapısına sahip bir organdır. q Kalp göğüs boşluğunun merkezine yakın, akciğerlerin arasında, perikardiyal kesenin içerisinde yer almaktadır. q Perikardiyal kese, kalbi ve ana damarların kökünü kapsayan çift duvarlı kesedir. Kalbi destekler ve sağlıklı çalışması için de bazı sıvıları içermektedir.
• Kalbin geniş ucu ya da tabanı da büyük arterler (atar damarlar) ve venler (toplar damarlar) tarafından desteklenmektedir. • Kalbin sivri olan ucu (apeksi) ise karına doğru yönlendirilmiştir. Ø Kalp duvarı 3 tabakadan oluşmaktadır; 1. Epikardiyum; Kalp duvarının dış tabakasıdır. Perikart yaprağın altıyla miyokardiyum arasında elastik iplikli bağ dokudur. 2. Endokardiyum; Kalbin iç tabakasıdır. Tek katlı yassı epiteli, gevşek bağ dokulardan oluşur. Kalp kapakçıkları ve kan damarlarını kapsamaktadır. 3. Miyokardiyum; Kalp kasından oluşan orta tabakadır. Kalp kası istem dışı kasılıp gevşeyen, lifleri iç içe geçmiş çizgili kastır.
ü Memeliler ve kuşlarda kalp sağ ve sol olarak ikiye ayrılmıştır ve her iki tarafta da bir atriyum (kulakçık) ve bir ventrikül (karıncık) olmak üzere iki bölme vardır. üKalbin dört odacığı; • sağ atriyum • sağ ventrikül • sol atriyum • sol ventriküldür.
Atriyoventriküler kapakçıklar: Atriyoventriküler kapakçıklar, kalbin her iki tarafında da atriyum ve ventrikülü birbirinden ayırırlar. Bunlar açılıp kapanarak kanın sadece tek bir yönde akmasını, kanın ventrikülden atriyuma geri dönmemesini sağlarlar.
Kalbin sağ tarafındaki atriyoventriküler kapakçığa, üç yaprakçıktan oluştuğundan: “triküspit kapakçık” denir. Kalbin sol tarafındaki atriyoventriküler kapakçığa ise iki yaprakçıktan oluştuğundan: “biküspit kapakçık (veya mitral kapakçık)” denir.
Pulmoner kapakçık ve aortik kapakçık kanın ventriküller içine geri akmasını önler. Pulmonar kapakçık sağ ventrikül ve pulmonar arteri arasında yerleşmiştir. Aortik kapakçık ise sol ventrikül ve aort arteri arasında bulunur. v “Sinoatriyal” düğüm adı verilen bir grup hücre, kalp ritmi için elektrik sinyalleri gönderimini kontrol ederek kalp pompasını oluşturur.
Dolaşım sisteminde 3 tip damar vardır; Ø Arterler (Atardamarlar); Arterler, kalpten pompalanan kanı vücuda dağıtan damarlardır. ØKapilerler (Kılcal damarlar); Kapillerler, arterlerin getirdiği temiz kanın boşaldığı kılcal damar ağıdır. Kapiller duvarı çok ince olduğundan geçirgendir ve kan ile dokular arasında madde değişmesine imkan verir. ØVenler (Toplar damarlar); Kapiller, damarlardan geçen kanı toplayan ve kalbe geri getiren damarlardır.
Ø Arterler oksijence zengin kanı kalpten vücuda dağıtan damarlardır. Ø Büyük arterler elastik bir doku duvarına sahiptirler. Ø Bu durum kalp atışları sırasında oluşan yüksek kan basıncına dayanmalarını sağlar. Ø Arterler, kalpten uzaklaştıklarında kendilerinden daha küçük olan arter dallarına ayrılırlar bunlara “arteriyol” adı verilir.
Ø Arteriyol duvarları elastik dokular yerine büyük oranda düz kaslardan meydana gelir. Ø Arteriyoller daha ince damarlar olan kapillerlere (kılcal damarlara) ayrılırlar. Ø Arteriyoller ile kapillerlerin bağlantı noktasındaki arteriyoller özellikle ince bir tabaka düz kastan oluşmuş duvarlara sahiptirler. Ø Bu duvarlar her bir kapillerin aldığı kan miktarını kontrolünü sağlar.
Ø Dolaşım sisteminin tamamı için kan basıncı, arteriyollerin sonundaki gerginlik (tansiyon) tarafından yönetilir. Ø Şok durumu, arteriyollerin genişlemesi (gevşemesi) ve kapiller yatak içine çok miktarda kanın gitmesine izin vermesiyle oluşan ciddi bir durumdur. Ø Şok durumunda kan akışının azalması sonucu hayati organlar tehlikeye girer.
Ø Kılcal damarlar, tüm vücut dokularında bulunan, atardamarları toplar damarlara bağlayan ince yapılı, ince duvarlı kan damarlarıdır. Ø Kılcal damarların çapı kan hücrelerinin topluluklar halinde geçebilmeleri için çok dardır. Ø Yarı geçirgen bir zar şeklinde olan kapiller duvarları besin maddelerinin, oksijen ve suyun kandan dokulara geçmesine imkan sağlar. Ø Aynı şekilde karbon dioksit gibi atık ürünler de bu duvarlar sayesinde dokulardan kana geçer.
Kılcal damar yatağından içe ve dışa akan kandaki moleküllerin etkileşimi
v Arteriyolleri venüllere bağlayan daha büyük tübüler konnektörler kapiller yataklar arasında yer alırlar. Bu tübüller daha fazla kanın belirli bir alandan geçmesini sağlayarak sıcak dokuların beslenmesini ve kan basıncının değişmeden kalbe dönüşüne imkan verir v. Aslında kanın kalbe dönüş süreci kapiller yatağa geçmesiyle başlamış olur. Toplardamarlar (venler) vücudun bütün bölümlerindeki kanı kalbe geri götürürler.
v Kılcal damarlar birleşip venülleri oluştururlar. Venüller bir araya gelerek daha büyük damarları şekillendirirler. Bunlar ince duvarlı ve katlanabilirdirler. v Vücutta her atardamarın çok daha büyük bir toplar damar karşılığı bulunur. v Venler kanın akışına yardımcı olan ve tersine akışa da engel olan kapakçıklara sahiptirler. Bu kapakçıklar kasılmalarına ve vücut parçalarının hareketine imkan verir. Ayrıca kan basıncı düşük olduğunda kanın kalbe geri akmasına da yardımcı olurlar.
Dolaşım Sistemini Oluşturan Bölümler Dolaşım sisteminin tamamı iki ana bölümden oluşur: 1. Pulmonar dolaşım 2. Sistemik dolaşım v. Pulmonar dolaşım kalpten aldığı kanı oksijenlendirilmek üzere akciğerlere ve oradan da tekrar kalbe getiren dolaşım sisteminin önemli bir parçasıdır. v. Pulmonar dolaşım sisteminin en önemli parçaları kalp, pulmonar arterleri, akciğer kapillerleri ve pulmonar venlerdir.
Akciğer Dolaşımında Kan Akışı ü Oksijence fakir kan, superior vena kava (kraniyal) ve inferior vena kava (kaudal) adı verilen iki büyük toplar damar ile kalbe döner. ü Oksijensiz kan, kalbin sağ atriyumundan girer. ü Kan, daha sonra atriyoventriküler (triküspid) kapağı geçerek sağ ventrikül içine doğru geçer. Sağ ventrikül de kanı pulmoner kapak ile pulmoner arter içine pompalar.
ü İki kola ayrılmış Pulmonar kanı her bir akciğere taşır ü Akciğerlerde pulmonar arterler kılcal damarlar şeklinde dallanırlar bunlar da alveolleri çevrelerler. ü Difüzyon yoluyla karbondioksit kandan alveollere doğru hareket eder ve oksijen de alveollerden kana geçer. ü Oksijenlenen kan daha sonra pulmonar ven boyunca ilerleyerek sol atriyuma gider. ü Kan, sol atriyumdan sol atriyoventriküler (biküspit) kapakçıkdan geçerek sol ventriküle gider. ü İnce duvarlı sol ventrikül kanı aort kapakçığından aort içine pompalar.
v Pulmonar dolaşım için gerekli basınç miktarı sistemik dolaşım için gerekli olana göre daha azdır. v Bundan dolayı sağ ventriküldeki kas kütlesi gelişimi sol ventriküldekinden daha azdır. v Oksijensiz kan nisbeten koyu, kahverengimsi kırmızıyken, oksijence zengin kan parlak kırmızı renktedir. v Pulmonar sistemde oksijensiz kan pulmonar arterler tarafından, oksijenli kan pulmonar venler tarafından taşınır. v. Sistemik dolaşımda ise arterler oksijenli kanı ve venler oksijensiz kanı taşır.
Sistemik Kan Dolaşımı v Sistemik dolaşım, oksijenli kanın kalpten vücudun tüm bölümlerindeki dokulara gönderilmesi ve oksijeni alınmış kanın kalbe dönmesi sürecidir. v Arterler, kapillerler ve venlerden oluşan kan damarları sistemik dolaşımın temel öğeleridirler. v Sistemik dolaşım boyunca oksijen ve besinler vücut dokularına arterler vasıtasıyla iletilirler. v Kan, sistemik dolaşım sırasında böbreklerde ve karaciğerde filtrelenir.
Sığırda Sistemik Kan Dolaşımı
Sistemik Dolaşım Boyunca Kanın Akışı • Oksijenli kan kalbin sol ventrikülünü vücuttaki en büyük arter olan aort boyunca geçerek terk eder. • Sol ve sağ koroner arterler hızlıca aortdan dallanır ve taze kanı kalp kasına doğru taşır. • Koroner venler kanı hızlı bir şekilde kalbe döndürürler.
!!! Kalp krizi çoğunlukla koroner arterlerde ya da bunların dallarında meydan gelen pıhtı tıkanmasıdır.
v Brakiyosefalik atardamar: sağ kol, baş ve boyuna kan götüren bir atardamardır. Aorttan sonraki ilk arter dallanmasıdır. v Boyun arterleri (carotid arterler) brakiyosefalik dallanmanın sonlandığı ve boyun ile baş bölgesine oksijenli kanı taşıyan damarlardır. v Boyun ve baş bölgesine giden kan boyun toplar damarı (jugular ven) ile döner. v Sol ve sağ brakiyal arterler brakisefalik arterden dallanıp omuz ve ön ayaklara kan sağlarlar.
§ Göğüs aortu, aortun kalpten çıkıp göğüs boşluğundan diyaframa doğru giden kısmını ifade eder. § Diaframdan başlayıp abdominal bölge boyunca devam eden bel omurlarında sonlanan aort bölümüne “abdominal aort” denir. §Göğüs aortu oksijenli kanı (bronşiyal arterler vasıtasıyla) akciğerlere, özofagusa, kaburgalara ve diyaframa taşır.
v Karın boşluğu arteri aorttan hemen dallanarak diyaframı geçer ve mide, dalak ve karaciğer arterleri şeklinde yeniden dallanır. • Mide arteri; mideye kan sağlar, • Dalak arteri; dalağa kan sağlar, • Karaciğer arteri; karaciğere kan sağlar. v Böbrek arterlerinden çıkan arterler erkeklerde testislere (iç spermatik arterler) ve dişilerde üreme sisteminin kısımlarına (uteroovaryan arterler) kan sağlar.
v Venler arterlere eşlik ederler ve çoğunlukla benzer adlara sahiptirler. v Venler daima arterlere göre daha büyüktürler cilt yüzeyine yakın oldukları için arterlere göre daha fazla görünürler. v Venlerin çoğu oksijence fakir kanı vena cava içine boşaltır. v Baş bölgesi venleri (jugular ven, brachial venler, vs…) kanı; baş, boyun, ön bacaklar ve göğüs boşluğu kısımlarından kalbin sağ atriyumuna doğru superior vena cava aracılığıyla geri getirir.
Ø Kuyruk bölgesi venleri dış kalça kemiği, belkemiği, böbrek ve adrenal venlerden inferior vena cava aracılığıyla kalbin sağ atriyumuna kanı geri getirir. Ø Kan, mide, pankreas, ince bağırsak ve dalaktan kalbe dönerken karaciğerden filtre edilir. Ø Sistemik dolaşımın bu kısmına “hepatik portal dolaşım” denir. Ø Mide veni, dalak veni, pankreas veni ve ince barsak venleri kanı karaciğere taşıyan portal venlere boşaltır.
ØKaraciğerde portal ven daha küçük venüllere dallanır ve kapiller yataklar oluşur. ØKaraciğerin bu kapiller yataklarında besinler depolama için değiştirilir ve kan saflaştırılmış olur. ØKapillerler venüllerle birleşir ve bunlar içeriklerini kanı inferior vena cava’ya taşıyan karaciğer venine boşaltırlar.
Lenfatik sistem v Lenfatik sistem, bağışıklık sisteminin bir parçasıdır ve ikincil bir dolaşım sistemi gibi işlev görür. v Lenfatik sistemin işlevleri: 1. Fazla sıvıları vücut dokularından uzaklaştırır, 2. Yağ asitlerini absorbe eder ve yağı dolaşım sistemine taşır. 3. Bağışıklıkla ilgili hücreleri (lenfosit, monosit ve plazma) üretir.
v Kan sıvısı ince duvarlı kapillerleri geçerek vücut doku hücreleri arasındaki boşluklara kaçar. Çok ince duvarlı olan lenf damarları “lenf” olarak isimlendirilen bu sıvıları toplar.
v. Lenf damarları lenf düğümlerini (bezlerini) geçerek birleşir ve daha büyük kanalları oluşturur.
v Lenf düğümleri, lenflerden kanın daha büyük venlerden geçerek kan dolaşımına geri dönüşünden önce yabancı maddeleri (bakteriler, kanser hücreleri gibi) filtreler. v Lenf düğümleri, vücudun hastalıklara karşı ilk savunması olarak görev yaparlar. v. Lenf düğümlerinin ürettiği hücreler; ü Lenfositler (bir çeşit beyaz kan hücresi) üMonositler (Kan patojenlerine karşı koruyan lökositler) üPlazma hücreleri (Antibadileri üretirler)dir. v Lenf düğümleri vücutta yerleştikleri bölgeyle ilgili olarak isimlendirilirler.
v Özel bir bölge enfekte olduğunda lenf düğümleri bu bölgede büyür ve enfeksiyonla savaşır. v Eğer enfekte alana en yakın lenf düğümü enfeksiyonu mücadele edemiyorsa sistemdeki diğer lenf düğümleri bu savaşa katılır. v Bu özellikle kanser vakalarında oldukça kritik bir durumdur. Çünkü, kanser hücreleri köken aldıkları bölgeden lenfatik sistem yoluyla vücudun tüm kısımlarına dağılabilirler.
- Slides: 38