DNTASAVVUF TRK HALK EDEBYATI Anadolunun Trklemesinde ve slamlamasnda
DİNİ-TASAVVUFİ TÜRK HALK EDEBİYATI Anadolu’nun Türkleşmesinde ve İslamlaşmasında Tasavvuf hareketleri büyük rol oynadı. Hacı Bektaş Veli, Yunus Emre, Mevlana, Hacı Bayram Veli gibi büyük tasavvuf şairleri Anadolu’nun Müslüman Türk yurdu olmasını sağladılar. Hoca Ahmet Yesevi binlerce öğrencisini Anadolu’ya göndererek buna büyük katkı sağladı.
Tasavvuf, Allah’ın varlığını bilme, kâinat ve insanın var oluş sebebini anlama, insanı mükemmel bir hale getirme anlayışıdır. n
Tasavvuf, “vahdet-i vücut” anlayışına dayanır. Vahdet-i vücut tek varlık anlamına gelir. İki türlü varlık vardır: n a)Asıl varlık: Allah’tır. O, baki ve ölümsüzdür. n b)Gölge varlık: Allah’ın dışındaki bütün varlıklardır. Bunlar sonradan yaratılmıştır ve ölümlüdür. n
Tasavvufun Amacı insanı olgunlaştırmak ve insanı kâmil hale getirmektir. n Tasavvuf okullarına tekke veya dergâh denir. Dergâha devam eden öğrencilere derviş veya mürit, tasavvuf düşünürlerine mutasavvıf denir. n
Tasavvufta önemli olan aşktır. Burada korku değil, sevgi esastır. İki türlü aşk vardır: n a)İlâhi aşk: Allah’ı ve O’nun güzelliğini sevmek. n b)Mecazî aşk: Allah’tan başka varlıklara duyulan aşk. n
n Tasavvuf ehli olanlar Allah’tan dolayı onun yarattığı bütün varlıklara sevgi ile bakarlar. Sevgi ve hoşgörünün yerleşmesine büyük katkıları oldu. Onun için Yunus: “Yaradılanı hoş gör, Yaradandan ötürü. ” der.
n Türk Tasavvuf hareketi Ahmet Yesevi ile başlar. Sonra onun yolunda yetişen Yunus Emre, Hacı Bektaş Veli, Hacı Bayram Veli, Mevlâna gibi büyük şair ve düşünürlerle devam eder.
n Ahmet Yesevi’nin şiirlerine: hikmet, Yunus’unkine ilâhi, Bektaşi şiirlerine: nefes; Alevi şiirlerine deme adı verilir.
Nazım tür ve şekilleri: n İlahi, nefes, nutuk, deme, devriye, şathiye’dir. Özellikleri n Dil sade; yarım uyak kullanılır; hece ölçüsü ile yazılır; nazım birimi dörtlüktür. n
KONUP GÖÇENLER 1. Kıta Yalancı dünyaya konup göçenler, Ne söylerler, ne bir haber verirler. Üzerinde türlü otlar bitenler, Ne söylerler, ne bir haber verirler.
2. Kıta Kiminin üstünde biter otlar, Kiminin başında sıra selviler, Kimi masum, kimi güzel yiğitler, Ne söylerler, ne bir haber verirler
3. Kıta Toprağa gark olmuş nazik tenleri, Söylemeden kalmış tatlı dilleri. Gelin, duadan unutman bunları, Ne söylerler, ne bir haber verirler.
4. Kıta Kimisi dördünde, kimi beşinde, Kimisinin tâcı yoktur başında, Kimi altı, kimi yedi yaşında, Ne söylerler, ne bir haber verirler.
5. Kıta Yunus der ki, gör takdîrin işleri, Dökülmüştür kirpikleri, kaşları, Başları ucunda hece taşları, Ne söylerler, ne bir haber verirler. Yûnus Emre (Güldeste: 182)
Anlamı bilinmeyen Kelimeler yalancı: Gerçek olmayan, geçici masum: Suçsuz, günahsız gark olmak: Karışmak takdir: Allah’ın kararı, kader hece taşı: Mezar taşı.
Nazım-Tür-Şekil Nazım tür ve şekli: İlahi n Nazım birimi: Dörtlük n Ölçü: Hece ölçüsü Yalancı dünyaya konup göçenler 11’li hece ölçüsü ile yazılmış. n Kafiye: Daha çok yarım kafiye kullanılır. n Dil: Sade ve anlaşılır. O gün için halkın kullandığı Türkçe ile yazılmış. Günümüzde de kolayca anlaşılıyor. n
DURAK Yalancı dünyaya / konup göçenler, Ne söylerler, ne bir / haber verirler. Üzerinde türlü / otlar bitenler, Ne söylerler, ne bir/ haber verirler. Bu dörtlük 6+5 duraklı olup 11’li hece ölçüsü ile yazılmıştır.
HAZIRLAYAN: Latif BATI Latif BAT n Türk Dili ve Edebiyatı Öğretmeni n n
DİNİ-TASAVVUFİ TÜRK HALK EDEBİYATI n 2. BÖLÜM
n Tasavvuf kelimesi, Arapça "suf" (yün) kelimesinden türemiştir. Her türlü zevkin, rahatlığın, insanı Tanrıdan uzaklaştıracağına inananların kaba yün giysiler kullanmaları yüzünden onlara "Sufi" (yüne bürünmüş) denilmiştir.
Tarihte tasavvuf, Hicret'in II. yüzyılında başlar. (VIII. yy) Tasavvuf anlayışında amaç, gönlü tüm dünyasal şeylerden arıtarak, ölmeden önce Allah’a ulaşmaktır. n
Tasavvuf eğitimi veren kurumlara "tekke" denir. Tasavvuf anlayışındaki yollara "tarikat" denir. Kuran hadislerinin tasavvuf anlayışına göre çeşitli biçimlerde yorumlanması sonucunda yüzlerce tarikat oluşmuştur. Mevlevi - Şehir aydınları; Bektaşi - Halk aydınları için kullanılan isimlerdir. Tasavvuf anlayışını benimseyen kişiye "mutasavvıf" denir. n
Mutasavvıflar, bütün duygu ve düşüncelerini Tanrı'ya yönlendirebilmek için yöntemler geliştirmişlerdir. Bunların başında da "zikir" adı verilen ayin gelir. Zikir ayinleri sırasında, bir araya gelinip koro halinde ilahiler söylenerek zikir yapılır. Bu amaçla coşup dünyayı unutmak ve bütün gönülle Allah’a yönelmek hedeflenir. n
Tasavvuf anlayışında ölümden sonra da hayat olduğuna inanılır. Ve ölümden sonra Allah’a varmak tasavvufta vardır. Ancak bir mutasavvıfın en büyük isteği, ölmeden önce Tanrı'ya ulaşmaktır (Fena-fillah). n
ÖZELLİKLERİ *Dini tasavvufi düşünceyi yaymak düşüncesiyle gelişen bir edebiyattır. *Bu edebiyatın konusu Allah aşkı ve Vahdet-i Vücud düşüncesidir. *Şairleri hem divan edebiyatı hem de halk edebiyatı nazım şekillerinde kullanılmıştır. *Aruz vezni ve hece vezni birlikte kullanılmıştır. *Dili halkın anlayabileceği bir dildir. n
TASAVVUF EDEBİYATI NAZIM ŞEKİLLERİ 1. İlahi n 2. Nefes n 3. Nutuk n 4. Devriye n 5. Şathiye n
İLAHİ n *Allah’ı övmek ve ona yalvarmak için yazılan şiirlere denir. *Özel bir ezgiyle okunur. *Hecenin 7’li, 8’li, 11’li kalıbıyla söylenir.
NEFES n *Bektaşi şairlerinin söyledikleri şiirlere denir. *Tasavvuftaki Vahdet-i Vucud düşüncesi anlatılır. *Hz. Muhammed ve Hz. Ali için övgüler de söylenilir.
NUTUK Pirlerin ve mürşitlerin, tarikata yeni giren dervişlere tarikat derecelerini ve tarikat adabını öğretmek için söyledikleri şiirlerdir. n
n Devir DEVRİYE kuramını anlatan şiirlere denir. n n ŞATHİYE İnançlardan teklifsizce, alaylı bir dille söz eder gibi yazılan şiirlerdir.
TEKKE VE TASAVVUF EDEBİYATI SANATÇILARI 1. YUNUS EMRE (1249 -1322) n 2. PİR SULTAN ABDAL (? -1560) n 3. HACI BEKTAŞ-I VELİ (1209 -1270) n
1. YUNUS EMRE (1249 -1322) *Eskişehir’de doğup öldüğü söylenir. *Hayatı efsanelerle örülmüştür. *Dili sadedir. *Allah inancını ve insan sevgisini işler. *Şiirlerinde coşkun bir lirizm vardır. Lirik bir şairdir. *Şiirlerinde hem aruz hem de hece vezni kullanılmıştır. *İşlediği konular yönüyle evrenseldir. Eserleri: Divan, Risaletün Nushiye n
2. PİR SULTAN ABDAL (? -1560) *16. yy. da yaşamış bir Bektaşi şairidir. Sivas’ın Banaz köyünde doğmuştur. Hızır Paşa tarafından Sivas'ta öldürülmüştür. *Tasavvuf, tabiat, aşk ve halkın gerçek yaşayışıyla ilgili konular işler. *Divan edebiyatından etkilenmemiştir. Dili sadedir. n
3. HACI BEKTAŞ-I VELİ (1209 -1270) 13. yy’da yaşamıştır, Türkistan’ın Nişabur şehrinde doğmuştur. A. Yesevi’nin isteğiyle Anadolu’ya gelmiştir. Bilinen en önemli eseri ‘’Makalat’’tır. Sohbetler sözler anlamına gelir. Hz Adem’in yaratılışı, Şeytan ve Şeytani işler, Allah’ın birliği gibi konuları ele almıştır. n
Birim - Şekil - Örnekler İLAHİ Ben yürürüm yana Aşk boyadı beni kana Ne akılem ne divane Gel gör beni aşk neyledi_ n
Gâh eserim yeller gibi Gâh tozarım yollar gibi Gâh akarım seller gibi Gel gör beni aşk neyledi n
Akarsulayın çağlarım Dertli ciğerim dağlarım Şeyhim anuban ağlarım Gel gör beni aşk neyledi n
Ben yürürüm ilden ile Şeyh anarım dilden dile n Gurbette halim kim bile Gel gör beni aşk neyledi n
n Mecnun oluban yürürüm O yari düşte görürüm Uyanıp melül olurum Gel gör beni aşk neyledi
Miskin Yunus biçareyim Baştan ayağa yareyim Dost dilinden avareyim Gel gör beni aşk neyledi. n Yunus Emre_ n
DİL VE ANLATIM: n Yunus Emre, bu şiirinde Türkçe kelimeler kullanmış, yabancı kelimelere yer vermemiştir. Şiirde sade bir Türkçe kullanmasına rağmen, günlük yaşamda kullanmadığımız, fakat o dönemde (1314 yy) halk arasında yaygın olarak kullanılan "dertlü, dağlaram, şeyhüm, vasl, melül" gibi kelimeler kullanılmıştır.
Şiirde geçen "akarsulayın" kelimesindeki "-layın" eki "gibi" anlamına gelir. "Anuban, oluban" kelimelerindeki "-ban" da "-rek" yerini tutan bağ-fiil ekidir. Günlük yaşamada, bu kelimleri "anarak, olarak" anlamında kullanıyoruz. n
Biçim - Şekil: n Manzume dörtlüklerden oluşmuştur. Şair duygu ve düşüncelerini dörtlüklerin sonunda tamamlamıştır. Bu manzumeni ölçüsü, hece ölçüsüdür. Her mısrada sekiz hece olduğu için "8'li hece ölçüsü" adını alır.
Hece ölçülerinde mısralar iki ya da daha çok parçaya bölünür. Mısranın bölündüğü bu yerlere "durak" denir. Bu ilahide durak 4 + 4 biçimindedir. n Ben yü-rü-rüm / ya-na Aşk bo-ya-dı / be-ni ka-na Ne a-kı-lem / ne di-va-ne Gel gör be-ni / aşk ney-le-di n Bu dörtlük, 4+4=8’li hece ölçüsü ile yazılmıştır. n
Bu manzume bir ilahidir. Din ve tasavvuf konularında belli bir tarikatın özelliğini taşımayan, bestelenip söylenen manzumelere ilahi denir. Tanrı'yı övmek ve dua etmek için yazılır. İlahiler yedili, sekizli ve on birli hece ölçüleriyle yazılabilirler. n
HAZIRLAYAN: Latif BATI n Türk Dili ve Edebiyatı Öğretmeni n
- Slides: 46