DERSN SUNUMU VE TEMEL KAVRAMLAR 1 DERS PLANI

  • Slides: 22
Download presentation
DERSİN SUNUMU VE TEMEL KAVRAMLAR 1

DERSİN SUNUMU VE TEMEL KAVRAMLAR 1

DERS PLANI Hafta 1 Dersin Sunumu ve Temel Kavramlar Hafta 2 Avrupa'da Birlik Düşüncesi,

DERS PLANI Hafta 1 Dersin Sunumu ve Temel Kavramlar Hafta 2 Avrupa'da Birlik Düşüncesi, AKÇT ve Alternatif Birlik: EFTA Hafta 3 Avrupa Topluluğu'nun Yapısı ve Kurumları Hafta 4 Avrupa Topluluğu'ndan Birliğe: Derinleşme Süreci Hafta 5 Avrupa Topluğu'nun Genişlemesi Hafta 6 Avrupa Birliği'ne Türkiye'nin Başvurusu ve İlişkiler Hafta 7 Başvurudan Ortaklığa: Görüşmeler ve Ankara Anlaşması Hafta 8 İlişkilerde Erozyon: Derinleşen Ekonomik ve Politik Kriz Hafta 9 Ara Sınav Hafta 10 12 Eylül 1980 Askerî Darbesi ve Sonrasında AT İle İlişkiler Hafta 11 Soğuk Savaş Sonunda AB-Türkiye İlişkileri ve Ara Formül Arayışları Hafta 12 Zirveler ve Türkiye'nin Tam Üyelik Başvurusuna Yaklaşımlar Hafta 13 Tam Üyelik Sürecinde Gelişmeler Hafta 14 Ulusal Program ve İlerleme Raporları Hafta 15 Genel Değerlendirme Hafta 16 Final sınavı 2

KAYNAKLAR Rıdvan Karluk, Avrupa Birliği Türkiye İlişkileri: Bir Çıkmaz Sokak. H. Şaban Çalış, Türkiye-Avrupa

KAYNAKLAR Rıdvan Karluk, Avrupa Birliği Türkiye İlişkileri: Bir Çıkmaz Sokak. H. Şaban Çalış, Türkiye-Avrupa Birliği İlişkileri. İlhan Tekeli-Selim İlkin, Türkiye ve Avrupa Topluluğu, 2 cilt. Beril Dedeoğlu, Adım Avrupa Birliği. İsmail Cem, Türkiye, Avrasya, Avrupa, 2 cilt. İbrahim Canbolat, Avrupa Birliği ve Türkiye. www. ab. gov. tr 3

I- DERSİN SUNUMU n n n Avrupa, Avrupa Birliği ve Türkiye ilişkileri ya da

I- DERSİN SUNUMU n n n Avrupa, Avrupa Birliği ve Türkiye ilişkileri ya da Türkiye'nin Avrupa ve Avrupa Birliği ile olan ilişkisi, sadece geçmişte yaşanmış ve bitmiş bir olayı değil, hâlâ yaşayan, devam eden ve belirsizlikleri ile bugünü de etkileyen bir süreçtir. Bu sürecin başlaması ve Türkiye'nin Avrupalılık sıfatını kazanması, temelde Avrupalı bir devlet olan Osmanlı ile başlamış, Türkiye'nin 1959'daki başvurusu ile fiilî olarak tescillenmiştir. Bilindiği üzere sürecin sonuçlanarak resmiyet kazanması, hâlâ gerçekleşmemiştir. Türkiye'nin tam üyelik için başvurduğu ve kurulduğu 1952'deki adıyla Avrupa Kömür Çelik Topluluğu, nasıl bir yapıya sahipti? Kaç üyeden oluşuyordu, üyelerinin birliğe dahil olmadan önceki ve sonraki sosyal, politik ve ekonomik durumları nasıldı? Türkiye'nin başvurusu, ne zaman ve nasıl gerçekleşmiş, bugüne uzanan süreçten nasıl etkilenmiştir? 4

n n n Türkiye'nin belirlenen üyelik kriterleri neler, bunlardan hangisi veya hangileri büyük sorunlar

n n n Türkiye'nin belirlenen üyelik kriterleri neler, bunlardan hangisi veya hangileri büyük sorunlar meydana getirmiştir? Birliğe üye olan ülkelerin sosyal-politik ve ekonomik göstergelerinden hareketle Türkiye'nin birliğe üye olmasının getireceği avantaj ve dezavantajlar neler olabilir? Şüphesiz çoğaltılabilecek bu sorulara cevap aramak ve Avrupa Birliğine yönelik toplumda mevcut olan önyargıların gerçekliğini sorgulayarak doğru ve yanlışları belirleyebilmek, bu dersin amaçları arasındadır. Türkiye ve Avrupa Birliği dersi, iki bölüm halinde işlenecektir. İlk bölüm, başvurulan ve üyesi olunmak istenilen birliği tanımak, karar alma mekanizmasından ekonomi politikasına kadar incelemek, yapının süreç içerisinde geçirdiği değişimleri belirlemek şeklinde kurgulanmıştır. İkinci bölüm de, Türkiye'nin başvurusu ve bu süreçte yaşanan gelişmeleri değerlendirmek üzerine kuruludur. 5

AVRUPA VE AVRUPA BİRLİĞİNE İLİŞKİN Avrupa Adının ve Fikrinin TEMEL KAVRAMLAR Tarihi Gelişim Serüveni

AVRUPA VE AVRUPA BİRLİĞİNE İLİŞKİN Avrupa Adının ve Fikrinin TEMEL KAVRAMLAR Tarihi Gelişim Serüveni n n n Merkezinde Avrupa'nın olduğu bir yapılanmadan bahsediliyorsa, öncelikle Avrupa isminin nereden geldiği bilinmelidir. Bu ismin ortaya çıkış serüveni, mitolojiden tarihî gerçeklere kadar çok farklı versiyonlara sahiptir. Hangi versiyonun gerçek olduğu bilinmemekle birlikte, mevcut olan söz konusu görüşler hakkında bilgi sahibi olmak gerekmektedir. 6

n n n n n Yunan mitolojisine göre, Fenike kralı Agenor'un güzel kızı Europa,

n n n n n Yunan mitolojisine göre, Fenike kralı Agenor'un güzel kızı Europa, tanrılar tanrısı Zeus'u kendisine âşık eder. Zeus, gösterişli bir boğa kılığında Europa'nın arkadaşlarıyla çiçek topladığı deniz kenarına gelir. Europa, boğanın cazibesine dayanamaz ve sırtına biner. Zeus (boğa kılığında) yıldırım hızıyla kızı aldığı gibi, denizleri yararak Girit'e kaçırır. Europa'yı aramak için seferber olan erkek kardeşleri dört bir yana dağılırlar. Ancak kardeşlerini (Europa'yı) hiçbir yerde bulamazlar. Ne var ki, aramaları sırasında birçok kent kurmuşlardır. Bu efsane, aslında kendisi için kentler kurulan Avrupa'yı anlatır. Prenses Europa’nın merakı, onun mahvına neden olmuş olabilir. Ama efsaneye göre onun kaçırılması, sonunda kendi adını taşıyacak ve bütün Yarımada’ya yayılacak yeni bir uygarlığın kurulmasını da beraberinde getirmiştir. 7

FİNİKE DİLİNDE EUROPA n n Bunun yanı sıra Finike dilinde güneşin battığı yön, batı

FİNİKE DİLİNDE EUROPA n n Bunun yanı sıra Finike dilinde güneşin battığı yön, batı olduğu için Avrupa'ya akşam ülkeleri anlamına gelen Finikece Ereb=Europa deniliyordu. Asya ise Sabah ülkesi anlamına gelen Finikece Açer =Asia olarak adlandırılıyordu. 732 PUVATYA (Poitiers) Savaşı n n Avrupa adı, ilk kez 732’deki PUVATYA (Poitiers) Savaşı sırasında bir İspanyol kroniğinde kullanılmıştır. Müslüman ordular, batıda fethettikleri ve topraklarına kattıkları İspanya yoluyla Pirene sıradağlarından geçerek, baştanbaşa bütün Batı Avrupa'yı kuşatma tehlikesiyle karşıya bırakmışlardı. Batı'yı önemli ölçüde tehdit eden bu ilerleme, öyle ileri boyutlara vardı ki, İslam orduları bir süre Sicilya'yı ve İtalya'nın bazı bölgelerini bile ele geçirdiler. Fakat Karl Martel komutasındaki Franklar, PUVATYA Savaşı’nda Müslümanların ilerlemesini durdurdu. 8

Emevilerin yayıldığı coğrafya 732 Puvatya Savaşı’nı gösteren bir minyatür 9

Emevilerin yayıldığı coğrafya 732 Puvatya Savaşı’nı gösteren bir minyatür 9

“Avrupa'nın ata kralı”: Charlemagne n n n Avrupa ismi, doğrudan bir kralın sıfatı olarak

“Avrupa'nın ata kralı”: Charlemagne n n n Avrupa ismi, doğrudan bir kralın sıfatı olarak da kullanılmıştır. 800'de Kutsal Roma-Germen İmparatoru Charlemagne, Batı Avrupa'yı büyük ölçüde denetimi altına almıştı. Saray şairlerinin "rex pater Europae" (Avrupa'nın ata kralı) dediği Charlemagne, ilk kez Avrupalı olmayı bütünleşmeye ideolojik temel sağlamakta kullanmıştı. Fakat Avrupa sözcüğü, onun ölümüyle birlikte gündemden kalktı. Bu dönemden itibaren Avrupa kültürü, büyük ölçüde Hıristiyanlık ile özdeştir. 10

Avrupa ve Din Savaşları n n n Avrupa adı, 14. Yüzyıldan 18. Yüzyıla kadar

Avrupa ve Din Savaşları n n n Avrupa adı, 14. Yüzyıldan 18. Yüzyıla kadar süren karmaşık bir süreç içinde, eski Hıristiyanlık kavramının yerini almıştır. Avrupa; Bizans'ın düşüşüyle Eski Dünya'yı yitirerek, ama 1492'de Yeni Dünya'yı keşfederek, önce kendini, sonra da tüm dünyayı değiştirecek dinamikleri başlatmıştı. Reform, Hıristiyanlığı kendi içerisinde yeniden böler ve Kuzey; Protestanlaşır. Bu şekilde her birinin, diğeriyle savaştığı çok merkezli bir Avrupa doğar. Bir anlamda Avrupa, kendisiyle savaşarak oluşur. 11

n n Bu süreçte belirleyici olan dönem, Din Savaşları’nın ardından gelen 1700 öncesi ve

n n Bu süreçte belirleyici olan dönem, Din Savaşları’nın ardından gelen 1700 öncesi ve sonrasındaki birkaç on yıldır. 1713 Utrecht Antlaşması, Hıristiyan devletler topluluğu teriminin geçtiği son antlaşmadır. Bundan sonra Hıristiyan devletler ifadesinin karşısında bir Avrupalılık bilinci belirmiştir. Bundan sonra da Petro'nun reformlarıyla Rusya'ya, yine aynı dönemlerden itibaren de Osmanlı'ya kadar uzanan geniş bir yelpazeye ulaşmıştır. 12

Avrupa'nın Coğrafyası/Sınırları Dünya haritasında Avrupa. 13

Avrupa'nın Coğrafyası/Sınırları Dünya haritasında Avrupa. 13

n n n n Coğrafya, tarihin inceleme alanına giren üç ana unsurdan biridir. Bahis

n n n n Coğrafya, tarihin inceleme alanına giren üç ana unsurdan biridir. Bahis mevzu edilecek konu, ne kadar önemliyse olayların cereyan ettiği mekân da o kadar önemlidir. Bu genel bilgi, dersimiz özeline indirgendiğinde coğrafyanın önemi daha açık bir şekilde ortaya çıkmaktadır. Zira Avrupa'nın sınırlarının nerede başlayıp nerede bittiği yüzyıllarca tartışılan bir konu olagelmiştir. Avrupa ve Avrupalılık düşüncesi, coğrafi olarak belirlenmemiştir. Çok uzun bir süreç içinde ortaya çıkmış olup, bu süreç hâlâ devam etmektedir. Avrupa, temelde bir oluşumdur. 14

n n n n Başlangıçta Avrupa, yer olarak da kültür olarak da belirsizdi. Avrupa,

n n n n Başlangıçta Avrupa, yer olarak da kültür olarak da belirsizdi. Avrupa, gerçek bir “kıta” değil, Asya’nın bir yarımadası konumundadır. Modern coğrafyacılar, Avrupa’yı Avrasya’nın bir alt kıtası; Asya’nın batı ucu olarak tanımlamaktadır. Avrupa, on milyon kilometrekarelik yüzölçümüyle Asya’nın dörtte birinden küçük, Kuzey ve Güney Amerika’nın her birinin yarısı kadardır. Avrupa'nın coğrafî bir alan/kıta olmaması, hangi devletin Avrupalı olup olmadığı sorunsalını doğurmuştur. Bilindiği gibi Batı ve Avrupa, bugün öyle olmasa da, özellikle 19. yy. da eşanlamlı kelimeler olarak görülmekteydi. Burada belirtilmek istenen de, Avrupa/Batı kültürüdür. 15

n n n Batı terimi üzerinden Avrupa'yı açıklamaya çalıştığımızda karşımıza çıkan ilk soru, geoit,

n n n Batı terimi üzerinden Avrupa'yı açıklamaya çalıştığımızda karşımıza çıkan ilk soru, geoit, yani halk diliyle yuvarlak olan Dünya’nın doğusu ve batısı neye göre belirlenmiştir? İçinde bulunduğumuz coğrafyayı esas alarak yaptığımız tanımlama doğrultusunda Türkiye, İran’a göre Batı’da iken, Yunanistan’a göre Doğu’dadır. Fakat siyasî ve kültürel düzey temel alındığında hangi sabit nokta tespit edilerek Doğu ve Batı ayrımı yapılmıştır? Tüm dünyada belirgin bölgeleri ifade eden Doğu ve Batı ayrımı, ilk kez Roma İmparatorluğu döneminde Akdeniz esas alınarak yapılmıştır. Buna göre bugünkü Balkanlardan geçen bir hattın doğusu, daha çok Helen (Yunan) olmak üzere Mezopotamya ve Mısır, batısı da bu uygarlığa sonradan eklemlenen ve daha çok Latin kültürünün ağırlıklı olduğu bölgeler şeklinde belirlenmiştir. 16

n n Bunun yanı sıra Asya ve Avrupa’yı birbirinden ayıran çizgi, antik dönemde yaşayanlar

n n Bunun yanı sıra Asya ve Avrupa’yı birbirinden ayıran çizgi, antik dönemde yaşayanlar tarafından Çanakkale Boğazı ile Don Nehri arasında saptanmıştır. Ortaçağda da böyle olmayı sürdürmüştür. Avrupa'nın oluşmasında, Doğu'yu ve Kuzey Afrika'yı İslamlaştırarak İspanya'ya sıçrayan Arap fetihlerinin de önemli ölçüde rolü vardır. Hıristiyanlık, bu Arap fetihleriyle Akdeniz'in kuzeyine hapsedilmiş ve Avrupa kültürel açıdan da oluşmaya başlamıştır. 17

18

18

Kültürel Birlik n n n Konuya kültürel birlik açısından yaklaştığımızda, oldukça uzun bir süre

Kültürel Birlik n n n Konuya kültürel birlik açısından yaklaştığımızda, oldukça uzun bir süre İngiltere'nin kendini Avrupa'dan dışladığını, Rusya'nın da dışlandığını görebiliriz. Mesela Ortaçağda Avrupa'nın coğrafî alanı, daha küçüktür. Yeniçağdan bugüne ulaşan süreçte sınırlarını daha da genişletmiş ve genişletmektedir. Bu kapsamda Belçika-Doğu Fransa-Ren Almanya’sı, ilk Avrupa’nın doğduğu coğrafyadır. Avrupa kavramının ve uygarlık küresinin çekirdeği olan bu bölge, yayılmalarla İspanya sınırına, İtalya’ya ve Almanya içlerine kadar uzanmıştır. İngiltere, İskandinav ve Slav ülkeleri ve Balkanlar, uzun yıllar içinde bu küreyi tamamlayan parçalar olarak tarih sahnesindeki yerini almıştır. 19

n n n Beş yüzyıldan uzun bir süre boyunca Avrupa’nın tanımlanmasında en büyük sorun,

n n n Beş yüzyıldan uzun bir süre boyunca Avrupa’nın tanımlanmasında en büyük sorun, Rusya’nın bu tanıma dâhil edilip edilmeyeceği üzerinde yoğunlaşmıştır. Ortodoks, otokrat ve ekonomisi geri olan Rusya, Batı’lı komşuları tarafından sık dışlanmıştır. 1730’da Rusya hizmetindeki bir İsveçli subay (Strahlenberg), Avrupa’nın sınırlarının Don’dan Ural Dağları’na ve Ural Nehri’ne doğru genişletilmesi gerektiğini ileri sürmüştür. Bu yaklaşım, Rusya’nın yükselişinin bir sonucudur. 1767’de İmparatoriçe Katherina, Rusya’nın bir Avrupa devleti olduğunu ilan etmiştir. Pek çok kişi ve devlet tarafından kabul edilen bu durum, Rus kültürünün 19. Yüzyılda Tolstoy, Çaykovski ve Çekov gibi yazarların görkemli yükselişiyle daha da güçlenmiştir. 20

n n n Avrupa düşüncesi, Rousseau’nun, 1771’deki Avrupa tanımlamasında belirgin bir şekilde ortaya çıkmaya

n n n Avrupa düşüncesi, Rousseau’nun, 1771’deki Avrupa tanımlamasında belirgin bir şekilde ortaya çıkmaya başlamıştır. Rousseau’ya göre: “Artık Fransız, Alman, İspanyol, hatta İngiliz yok; sadece Avrupalılar var. ” Ortak bir kültüre vurgu yapan bu tanımlama, 1796’da Edmund Burke’un şu sözüyle tam anlamıyla kültürel bütünlüğü ifade eder gale gelmiştir: “Hiçbir Avrupalı, Avrupa’nın hiçbir yerinde tam anlamıyla sürgünde sayılmaz. ” Görüldüğü gibi Avrupa kültürünün birliği, her bir topluluğun atalarının uzun emeklerinin nihaî ürünüdür. Bir diğer ifadeyle Avrupa, sadece bir coğrafya değildir, bir dizi savaş ve istila boyunca zamanla oluşmuş bir kültürdür. İçeriği çağdan çağa kültürel, dinsel ve siyasal öğelerin bileşimiyle değişen, gitgide dünyayı etkisi altına almış Batı âlemi bağlantılı bir kavramı çağrıştırmıştır. 21

Avrupa Kültürünün Temel Unsurları n n n n “Avrupa'yı Avrupa yapan" şartların çıkış noktası,

Avrupa Kültürünün Temel Unsurları n n n n “Avrupa'yı Avrupa yapan" şartların çıkış noktası, antik miras ile iç içedir. Hıristiyanlık ve kavim hareketleriyle Avrupa'nın çehresine belirleyici izler kazıyan Cermen ağırlıklı halklar, bu mirasın etken unsurları arasındadır. Avrupa kültürünü oluşturan dört temel özelliğin var olduğu kabul edilir. Bunlar; Antik Yunan kültürü, Roma devlet geleneği, Hıristiyanlık ve Cermen unsurudur. 22