Dengeli beslenme nedir Fonksiyonel besin nedir Besinlerin bozulma
� Dengeli beslenme nedir? � Fonksiyonel besin nedir? � Besinlerin bozulma nedenleri nelerdir? � GDO yararlı mıdır? Zararlı mıdır?
BESİN VE BESLENME � Besin, canlılarda büyüme için gerekli olan maddelerdir. � Besinler, canlıların yaşamsal faaliyetlerini sürdürmesi için gerekli olan kimyasal enerjiyi sağlamakla beraber hücrelerin oluşması ve yenilenmesi için de gerekli olan maddelerdir.
BESİN VE BESLENME � Yeryüzünde yaşayan tüm canlılar bir besin zincirinin içerisindedirler. � Bu zincirin en büyük enerji kaynağı, güneştir. � Yeşil bitkiler bu enerjiyi bütün canlılar için besin yapımında kullanırlar. � Bu sebeple fotosentez yapan yeşil bitkiler üretici olarak adlandırılır. � Bu enerji pramidinin temel basamağıdır.
BESİN VE BESLENME � Otçullar yaşamları için gereken organik maddeleri, bitkileri yiyerek sağlarlar. � Sonuçta, bir otçul bitkiyi yediği zaman madde ve enerji yeniden şekillenir ve maddenin bir kısmı otçul tarafından enerjiye dönüştürülür.
BESİN VE BESLENME � Canlıların, yaşamlarını sürdürebilmeleri için besinlerden belirli oranlarda almaları gerekmektedir. Buna dengeli beslenme denir. � Sağlıklı büyüme ve gelişme için özellikle zeka gelişimi için yeterli ve dengeli beslenme önemlidir.
HAYVANSAL GIDALAR � Beslenme, dokuların yenilenmesini ve bağışıklık sisteminin sağlıklı olarak çalışmasını sağlar. � Yetersiz ve dengesiz beslenme ise vücudun dirençsiz kalmasına neden olur.
HAYVANSAL GIDALAR � Eğer besinler uygun ve dengeli bir şekilde tüketilmezse çağımızın yaygın hastalığı olan obezite gibi sağlık sorunlarının ortaya çıkmasına neden olur.
HAYVANSAL GIDALAR Kırmızı Etin Beslenmemizdeki Önemi � İnsanların, bedensel ve zihinsel faaliyetlerini sürdürebilmeleri ve sağlıklı kalabilmeleri için içerisinde azot bulunan besin maddelerini almaları gerekmektedir.
� Proteinlerin yapıtaşı olan ve azot içeren aminoasitlerin bir kısmı vücutta kendiliğinden sentezlenmektedir. � Buna karşılık bazı aminoasitlerin ise mutlak suretle dışarıdan alınması gerekmektedir.
HAYVANSAL GIDALAR Kırmızı Etin Beslenmemizdeki Önemi � İşte bu aminoasitler, etin bileşiminde yeterli ve dengeli bir şekilde bulunduğundan et temel besin maddelerimizin temelini oluşturur. � Et beslenme açısından hayvansal kökenli besin maddeleri arasında önemli bir yere sahiptir.
HAYVANSAL GIDALAR � Her şeyden önce et önemli bir protein kaynağıdır. � Bunun dışında et; lipitleri, mineral maddeleri ve vitaminleri önemli oranda içerir.
HAYVANSAL GIDALAR Balığın Beslenmemizdeki Önemi � Protein, sudan sonra vücudun büyümesi, gelişmesi ve hastalıklardan korunması için gerekli olan en temel besin maddesidir. � Protein, organizmanın su dengesini, asit-baz dengesini kontrol ederken hormonların oluşumuna da yardım eder. � Yediğimiz besinler içerisinde en iyi protein kaynakları hayvansal besinlerdir.
HAYVANSAL GIDALAR Balığın Beslenmemizdeki Önemi � Balık da özellikle iyi bir protein kaynağıdır. � A ve D vitaminleri yönünden zengindir. � Balık aynı zamanda iyi bir mineral kaynağıdır.
HAYVANSAL GIDALAR Yumurtanın Beslenmemizdeki Önemi � Gelişim için gerekli protein, vitamin, mineral ve yağa sahip olan yumurta, çocuk ve yetişkin beslenmesinde önemli bir yere sahiptir. � Yumurtanın sarısı, akına oranla daha fazla yağ, protein ve demir içerir.
HAYVANSAL GIDALAR �A vitamini ve B vitaminleri bakımından zengin bir yiyecek olan yumurtada demir, fosfor, magnezyum, kükürt ve sodyum gibi mineraller bulunur.
HAYVANSAL GIDALAR Sütün Beslenmemizdeki Önemi � İnsan yaşamının her evresinde gerekli olan süt, C vitamini ve demir dışında makro ve mikro besin öğeleri için iyi bir kaynaktır. � Özellikle çocuklarda ve yaşlılarda kemik sağlığı için önemlidir.
� Sütün obezite, kanser, hipertansiyon gibi kronik hastalıklara karşı tedavi edici bir özelliği bulunmaktadır. � Süt ve süt ürünleri, kalsiyum ve fosfor başta olmak üzere bazı mineral ve vitaminlerin kaynağıdır.
BİTKİSEL KÖKENLİ GIDALAR � Sağlık üzerinde olumlu etkileri olan bitkisel kaynaklı biyolojik olarak aktif bileşiklere fitokimyasallar denilmektedir. � Fitokimyasallar ve diğer bitkisel kaynaklı besin bileşikleri, • - Kanser - Diyabet - Kardiyovasküler hastalıklar - Hipertansiyon gibi hastalıkların tedavisinde etkili bulunmuştur.
BİTKİSEL KÖKENLİ GIDALAR � Fitokimyasallar, daha sağlıklı ve daha dengeli beslenmeye olan önemli katkıları yüzünden zinde yaşamdaki etkinlikleri, günümüzde yeniden fark edilmiş olan besin bileşikleridir.
� Hazırlama işlemleri sırasında özelliklerini yitirmemeleri, elde edilmeleri ve besinlerle alınmamaları kolay ve ekonomik olması önemli bir kazançtır. � Ayrıca bitkisel ağırlıklı beslenenlerin kendilerini daha huzurlu hissettikleri de hatırlanacak olursa, bu maddelerden yararlanmayı daha çekici hale getirmektedir.
FONKSİYONEL BESİN NEDİR? � Temel besleyici özelliklerinin ötesinde sağlığımıza olumlu katkıları olan besinlere fonksiyonel besinler adı verilir. � Fonksiyonel besinler; ü Hiçbir işlem görmemiş doğal bir besin maddesi de olabilir. ü Fonksiyonel bir besin ögesi ile zenginleştirilmiş veya genetik mühendislik yöntemleri ile değişikliğe uğratılmış bir besin de olabilir.
SEBZELER � Maydanoz Kalsiyum, potasyum, magnezyum fosfor ve çinko ihtiyaçlarının büyük bölümünü karşılar. ü Nefesin güzel kokmasını sağlar. ü Kanın içinde toksit maddeleri temizler ve kansızlığı giderir. ü
� Domates ü ü ü İdrar söktürür. Damar sertliğini önler. Hazmı kolaylaştırır. � Brokoli ü Kanseri engeller.
MEYVELER � Ananas ü ü ü Kemikleri güçlendirir. Sindirime yardımcı olur. Siğilleri geçirir. � Kiraz İdrar söktürür. ü Kanın temizlenmesine yardım eder. ü Böbrekteki zararlı maddelerin atılmasına yardımcı olur. ü
� Üzüm Beden ve zihin gücünü Arttırır. ü Kan yapar. ü Vücutta biriken zararlı maddeleri dışarı atmayı sağlar. ü Yüksek tansiyonu önler. ü
� Çilek ü ü ü Vücudu kuvvetlendirir. Hasta olmayı önler. İdrar söktürür. � Muz Mineraller ve vitaminler bakımından çok zengin yüksek ölçüde lif içerir. ü
BESİNLER � Besinler Ø Ø Ø 3 grupta toplanır. Bunlar; Enerji vericiler: Karbonhidrat, yağ ve protein Yapıcı-onarıcı: Protein, yağ ve karbonhidrat Düzenleyiciler: Protein, vitamin, mineraller ve su
KARBONHİDRATLAR Canlıların yaşamsal faaliyetleri için temel enerji kaynağı olan karbonhidratlar, genellikle karbon, hidrojen ve oksijen elementlerinden oluşmuş bir grup organik bileşiklerdir. � Karbonhidratların genel formülü (CH 2 O)n dir. � Karbonhidratların polihidroksi aldehit ve keton yapısındaki en küçük yapı birimleri monosakkarit olarak adlandırılır. �
KARBONHİDRATLAR � Karbonhidratların iki temel görevi vardır: • Enerji kaynağı • Yapısal madde (bitkilerde çeperin yapısına, bütün canlı hücrelerde zarın yapısına katılarak görev yapar)
� Günlük enerji gereksiniminin %55’i karbonhidratlardan sağlanmaktadır. • Karbonhidratların başlıca kaynakları; • Patates • Makarna • Tahıl gibi ürünlerdir.
KARBONHİDRATLARIN SINIFLANDIRILMASI � Bulundukları yere göre: • Bitkisel karbonhidratlar: Tüm şekerler, nişasta, selüloz • Hayvansal karbonhidratlar: Laktoz, glikojen � Fonksiyonlarına göre: • Çatı-iskelet bileşeni olan karbonhidratlar: Selüloz, hemiselüloz, kitin • Rezerv maddesi olan karbonhidratlar: Nişasta, glikojen, inulin • Jelleşme maddesi olan karbonhidratlar: Pektin, agar
KARBONHİDRATLARIN SINIFLANDIRILMASI � Kimyasal Yapılarına (sakkarit birimlerine) göre: • Monosakkaritler: En basit monosakkarit bir aldehit grubu içeren gliseraldehit ve bunun izomeri olan, keton (ketoz) grubu içeren dihidroksi asetondur. Özellikleri ise: • Sindirime uğramazlar. • Yalnızca ototroflar tarafından sentezlenir.
• Disakkaritler: Disakkaritler yapılarında glikozidik bağla birbirine bağlanmış iki monosakkarit birimi içerirler. • Maltoz (glikoz + glikoz = maltoz +H 2 O) • Laktoz (glikoz + galaktoz = laktoz +H 2 O) • Sakkaroz (glikoz + fruktoz = sakkaroz +H 2 O)
KARBONHİDRATLARIN SINIFLANDIRILMASI � Kimyasal Yapılarına göre: • Oligosakkaritler: Oligosakkaritler ise yapılarında 3 -10 birim monosakkarit içerirler ve çoğu kez polisakkaritler içerisinde sınıflandırılırlar.
• Polisakkaritler: Polisakkaritler çok sayıda (n) monosakkarit birimlerinin değişik karbonlar arasında glikozidik bağlarla bağlanıp n sayıda H 2 O çıkması ile oluşmuş karbonhidratlardır. • Homopolisakkaritler: Çok sayıda monosakkaritin dehidrasyonu ile oluşan büyük moleküllü karbonhidratlardır. • Heteropolisakkaritler: Yapılarında monosakkaritlere ek olarak başka maddelerde içeren karbonhidratlardır.
KARBONHİDRATLARIN ÖZELLİKLERİ Optik aktivite: Bir maddenin doğrusal polarize ışığın salınım yüzeyini çevirme özelliğidir. � Hidroliz: Karbonhidratların kimyasal olarak parçalanması bünyelerine su alarak olmaktadır. Bu olaya hidroliz denir. � Suda çözünürlük: Apolar yapıda olan karbonhidratlar yapılarındaki hidrojen bağı ile suda çözünebilmektedirler. �
KARBONHİDRATLARIN ÖZELLİKLERİ � Tatlılık: Karbonhidratların tipik bir özelliği olan tatlılık molekül ağırlığı arttıkça azalmaktadır. � Karamelizasyon: Sakkaroz kuru formda 210 0 C ye kadar ısıtılırsa önce erir ve sonra sarıdan kahverengiye kadar değişen bir renk alır. Bu olaya karamelizasyon denir.
KARBONHİDRATLARIN ÖZELLİKLERİ � Fermantasyon: Karbonhidratların mayalar, bakteriler ve küf mantarları tarafından parçalanması olayıdır. � Jelleşme: Polisakkaritler, yapılarına su alarak kesilebilecek sertlikte jel olma özelliğine sahiptirler.
PROTEİNLER � Canlıların temel yapı taşlarını proteinler oluşturmaktadır. � Canlılardaki kemikler, kaslar, deri, sinirler yani vücudun büyük bir kısmı proteinlerden oluşmaktadır. � Proteinler, amino asit denilen, karbon, hidrojen, oksijen ve azot atomlarından meydana gelen moleküllerin yana dizilmeleri ile oluşur.
PROTEİNLERIN SINIFLANDIRILMASI � Basit proteinler • Hidrolizleri sonucu yalnız aminoasit veren başka esas organik ve anorganik bileşenleri vermeyen yani sırf amino asitlerden oluşmuş proteinlerdir.
� Kompleks proteinler • Konjüge proteinlerin aminoasit yapısında olmayan bileşenlerine prostetik grubu adı verilir. • Kompleks proteinler, prostetik gruplarının kimyasal tabiatlarına göre sınıflandırılırlar.
PROTEİNLER NASIL OLUŞUR? � Proteinler aminoasit moleküllerinin birleşmesi ve suyun açığa çıkmasıyla oluşur. � Protein oluşumunda aminoasitler birbirine peptit bağlarıyla bağlanırlar. � Bu nedenle bu olay peptitleşme olarak adlandırılmaktadır. � Bu yönüyle proteinlere de polipeptitler denilmektedir.
PROTEİNLERİN SİNDİRİMİ VE EMİLİMİ � Protein metabolizması aslında aminoasitlerin metabolizmasıdır. � Besinlerle alınan proteinler, organizma için yabancı maddelerdir. � Organizmanın yararlanabilmesi için bunların yapı birimleri olan amino asitlere kadar yıkılmaları gerekmektedir.
PROTEİNLERİN SİNDİRİMİ VE EMİLİMİ � Proteinlerin sindirimi midede başlar ve bağırsaklarda devam eder. � Mide hücreleri tarafında salgılanan ve mide özsuyunda bulunan pepsin enzimi ile mide özsuyundaki HCl yardımıyla proteinlerdeki bağlar kopar. � Böylece çeşitli büyüklükle peptitler ve aminoasitler meydana gelir.
PROTEİNLERİN SİNDİRİMİ VE EMİLİMİ � Proteinlerin başlıca kaynakları • Hayvansal yiyecekler olarak, yumurta, et, balık, peynir ve süt vb. • Bitkisel yiyecekler olarak da ekmek, patates, fındık, ceviz gibi kabuklu yemişler ve bezelye, fasulye ve mercimek gibi tahılgillerdir. � Dengeli bir beslenme için proteinlerden belirli miktarlarda alınması gerekmektedir. � Çünkü, proteince zengin besinleri az veya çok tüketmek vücut için zararlı olabilir.
YAĞLAR � Canlılar için başlıca besin deposunu lipidler olarak adlandırılan yağlar oluşturmaktadır. � Yağlar C, H ve O atomlarından oluşmuş olup canlı organizmanın en önemli yapı maddelerinden biridir. � Yağların genel formülü CH 3(CH 2)n. COOH olup organizmanın başlıca besin kaynağıdır.
YAĞLAR � Yağların başlıca kaynakları: • Tereyağı, yağlı et, kaymak, peynir ve yumurta gibi hayvansal yağlar ile • Mısır, ayçiçeği, fındık ve ceviz gibi bitkisel yağlardır � Dengeli beslenme için yağlardan belirli miktarlarda alınması gerekmektedir.
YAĞLAR � Enerji verme ve depolama yönünden karbonhidratlardan daha üstün özelliklere sahiptirler. � Yağların vücudun gereksinim duyduğu miktarlardan fazla alınması kalp ve damar hastalıklarına neden olabilir.
MİNERALLER � Mineraller, vücudun sağlıklı kalabilmesi için gerekli olan kimyasal elementler ile bu elementlerin inorganik bileşikleridir. � Mineraller, diğer besinlerin metabolizması için tamamlayıcı nitelikte olan inorganik maddelerdir.
MİNERALLER � Örneğin, en çok sütte ve süt ürünlerinde bulunan kalsiyum kemiklerin ve dişlerin gelişmesinde önemli rol oynar. � Süt ürünlerinde, yumurta sarısında ve kuru yemişlerde bulunan fosfor ise kemik ve dişlerin kas ve sinir dokusunun başlıca yapıtaşlarındandır.
VİTAMİNLER � Vitaminler, vücuttaki birçok kimyasal olayların gerçekleşmesini sağlayan besinlerdir.
� Vücudun direncini arttırıp birçok hastalığı engellemeleri yanında vücuda alınan yağ asitlerinin oksidasyonunu da önlemektedirler. � Vitaminler vücutta depolanamaz ve günlük gereksinimden fazla alınan vitaminler idrarla birlikte dışarı atılmaktadır.
KATKI ÖĞELERİ � Doğal olarak besinlerin bileşiminde bulunan veya besinlerden çeşitli yollarla saf olarak elde edilen veya kimyasal olarak yapıldıktan sonra, çeşitli amaçlar için katılan öğelere besin katkı öğeleri denir.
� Besin katkı öğelerinin • Besin bileşimindeki besin öğelerinin kaybını önlemek • Besinin kalitesini ve sağlamlığını sürdürmek, ziyan olmasını önlemek
• Besinin görünüşünü güzelleştirmek, renk vermek ve şeklini düzeltmek • Besinin lezzet, tat ve kokusunun daha hoş olmasını sağlamak ve besin değerini yükseltmek gibi kullanım amaçları bulunmaktadır.
KATKI ÖĞELERİ � Renklendiriciler • Başlıca şekerlere, şekerlemelere, meşrubatlara, dondurmalara vb. eklenir. Yasak boyaların birçoğu kanser yapıcı ve toksittir.
� Baharatlar • Daha çok taze kullanılmayıp kuru olarak az miktarda kullanılan tarçın, karanfil, tozbiber gibi öğelere denir.
KATKI ÖĞELERİ � Tat ve Koku Verici Öğeler • Esanslar, şeker yerine kullanılan sakkarin ve siklamatlar, lezzetlerin kalıcılığını sağlayan glutamik asit tuzları, vanilya, tuz, maydanoz, soğan gibi baharatlardır. • Bunlardan şeker yerine kullanılanlar yapaydır. • Yapay tatlandırıcıların sağlığa zararlı olduğu gerekçesiyle denetim altında, ilaç gibi satılması ve kullanılması önerilmiştir.
� Kabartıcılar • Ekmek, kek, pasta gibi yiyeceklerin hazırlanmasında hamurun kabarmasını sağlayan ögelerdir.
�Saklayıcı • Organik ve Koruyucular Ögeler: Organik asitler ve bunların tuzları bu gruba girer. Örneğin sitrik asit şuruplara, karbonatlı içeceklere, reçel, marmelat ve jölelere eklenir.
• İnorganik Ögeler: salam ve sosis gibi et türevlerinde kullanılan nitrat ve nitrit; meyve sularında kullanılan benzoik asit; meşrubat, fırın ürünleri ve baharatlı besinlerde kullanılan sorbik asit inorganik koruyucuların en önemlileridir.
• Antioksidatlar: Daha çok yağların ve yağlı besinlerin uzun süre saklanabilmesi, sebze ve meyvelerin kararmasının önlenmesi için kullanılır. Bunlar, yağları okside olmaktan ve acımaktan korur.
BESİNLERİN BOZULMA NEDENLERİ � Besinlerin bozulmasında etken olan faktörler şunlardır: • Biyolojik faktörler • Kimyasal faktörler • Fiziksel faktörler
BESİNLERİN BOZULMA NEDENLERİ � Biyolojik Faktörler • Mikroorganizmalar besinlere biyolojik etkide bulunurlar. • Bunların başında küf mantarları gelmektedir. • Küflerin en iyi çalıştığı sıcaklık 20 -25 0 C arasındadır. • Küfler 67 -75 0 C arasındaki sıcaklıklarda yaşayamazlar. • Donma noktasında ölmezler ama pasifleşirler.
BESİNLERİN BOZULMA NEDENLERİ � Biyolojik Faktörler • Besinlerimize etkide bulunan mikroorganizmların ikincisi ise mayalardır. • Mayalardan genellikle ekmek ve hamur işlerinin yapılmasında kullanılsa da genellikle zararlıdırlar. • Mayalar daha çok 25 -35 0 C arasında yaşarlar ve 65 o. C üzerinde ölürler.
BESİNLERİN BOZULMA NEDENLERİ � Biyolojik Faktörler • Besinlerimize etkide bulunan mikroorganizmalardan üçüncüsü ise bakterilerdir. • Mikroskobik küçük canlılar olan bakteriler daha çok sebzelerin bozulmasına, onların bozulup yenilmez hale gelmesine neden olurlar.
BESİNLERİN BOZULMA NEDENLERİ Biyolojik Faktörler • Bakterilerdeki toksinler zehir etkisi yapar. • Bakterilerin en tehlikelisi ve konservelerde zehir meydana getireni «bacillus botilünüs» tür. • Bakteriler içinde bazı besinlere yararlı olanları, bazılarına da zararlı olabilenleri vardır. ü
BESİNLERİN BOZULMA NEDENLERİ � Kimyasal Faktörler • Kesilen bir ayvanın, elmanın veya soyulan bir patatesin havada kaldıklarında hemen karardıkları görülmektedir.
• Bu kararma meyve ve sebzelerin içinde bulunan enzimlerin faaliyetiyle havanın oksijeninden ileri gelmektedir. • Görüldüğü gibi bu olay kimyasal olduğu için bu tür faktörlere kimyasal faktörler denilmektedir.
BESİNLERİN BOZULMA NEDENLERİ � Fiziksel Faktörler • Güneş ışığı besinlerin rengini değiştirir, • Rüzgar sebze sularının uçmasına, solup pörsümesine yol açar. • Böylece bu besinlerin güzellikleri, görünüşleri bozulduğu gibi tazelikleri de yok olur. • Bu değişikliklere sebep olan etkenlere fiziksel faktörler denir.
BESİNLERİN İŞLENEREK SAKLANMASI Isıtma ile saklama: Besinler, mikroorganizmaların yaşaması için gerekli ısı derecesinin üzerinde tutulursa, bu etmenlerin çoğalması durur ve ısı daha da yükselirse, mikroorganizma ve enzimler yok olur. Böylece besinlerin bozulması önlenir. �
� Fermantasyon Tekniği ile Saklama: Fermantasyon, besinin içindeki bazı öğelerin biyokimyasal parçalanmasıyla daha dayanıklı ürünlere değişimidir. Bu teknikle, yoğurt, peynir, turşular vb. elde edilir.
BESİNLERİN İŞLENEREK SAKLANMASI Işınlandırma (Radyasyon) ile Saklama: İyonlayıcı ışınlar verilen doza göre mikroogranizmaların çalışmasını durdurur ya da ölmesini sağlar. Bunun için en çok gama ışınları kullanılır ve düşük dozlarda ışınlanmanın zararlı olmadığı belirtilmektedir. �
� Antibiyotikle Saklama: Bazı antibiyotikler ile mikroorganizmaların öldürüldüğü saptanmıştır. Ancak besinlerdeki antibiyotik kalıntıları sağlık için uygun değildir.
BESİNLERİN İŞLENEREK SAKLANMASI Soğutma ve Dondurma Yöntemi ile Saklama: Besinler 10 0 C altında saklanırsa çoğalma hızı yavaşlar. Isı 0 0 C ye düşünce mikroorganizmaların çoğalması tamamen durur. � Kimyasal Öğelerle Saklama: Besin saklanmasında kullanılan kimyasal öğeler, mikroorganizmanın çalışmasını durdurarak bozulmayı önler. �
BESİNLERİN İŞLENEREK SAKLANMASI � Kurutma ile Saklama: En eski saklama yöntemlerinden birisi olan kurutma güneşte, sıcak fırında, kurutma tünellerinde ve dondurulmak sureti ile yapılır. Dondurarak kurutma vakum altında besinlerdeki su miktarını buharlaştırmak sureti ile yapılır.
GDO NEDİR? � Bir canlının gen diziliminin değiştirilmesi ya da ona kendi doğasında bulunmayan bambaşka bir karakter kazandırılması yoluyla elde edilen canlı organizmalara Genetiği Değiştirilmiş Organizmalar kısaca GDO adı verilmektedir. � Mısır ve domates başta olmak üzere raflardaki pek çok ürünün hatta bebek mamasının genetiği değişmiş olabilir.
GDO NEDİR? � GDO’nun Zararları • GDO’lu ürünlerin tohumları çevreye karışıp doğal ürünlerin yapısını bozabilir. • Böceklerin olumsuz etkilenmesiyle tüm ekosistem çökebilir. • Biyo çeşitliliği tehlikeye sokmaktadır. • Biyolojik kirliliğe neden olmaktadır. • Tüm insanlığa ait olan bir materyal olan DNA’nın özelleştirilmesi endişe yaratmaktadır.
GDO NEDİR? � GDO’nun Yararları • Daha bol miktarda ürün elde edilmesi mümkün olabilir. • Böcek ilaçlarının kullanılmasını azaltabilir. • Böceklere ve hastalıklara karşı daha dayanıklı ürünler elde edilebilir.
KAYNAKLAR � Hüseyin Bağ, Kimyada Özel Konular � http: //research. sabanciuniv. edu/18128/2/D% C 4%B 1%C 5%9 Fi%C 5%9 Fleri_Dergisi_2. pdf � http: //megep. meb. gov. tr/mte_program_modul /modul_pdf/850 CK 0018. pdf � http: //megep. meb. gov. tr/mte_program_modul /modul_pdf/726 TR 0009. pdf � http: //www. mustafaaltinisik. org. uk/89 -207. pdf
ASLI AÇIL 1011211026 ELVAN İNAN 1011211044 TUĞBA KAYIHAN 1011211034 SIDIKA ALCAN 1011211030 SEMA KIPIK 1011211010
- Slides: 87