Deizm Teizm ve Ateizm geninde Varolu DOA KANUNLARIKUVVETLEROLAYLARI








































- Slides: 40
Deizm, Teizm ve Ateizm Üçgeninde Varoluş DOĞA KANUNLARI/KUVVETLERİ/OLAYLARI: NEDİR, NE DEĞİLDİR Yunus Çengel Mütevelli Heyeti Üyesi, Üsküdar Üniversitesi, İstanbul Professor Emeritus, University of Nevada, Reno (ABD) 20 Mart 2019
İnanç skalasında deism (‘deus’), teizm (‘teos’) ve ateizm: Devekuşu örneği: Kuş mu, deve mi? Ateizm Devekuşuna ‘Uç’ deyince “Ben deveyim” der. ‘O zaman yük taşı’ deyince “Ben kuşum” der. Teizm
Deizm: Allah her şeyi yarattı, sonra kendi haline bıraktı Tercüme: Allah’ın işimize karışmasını istemiyoruz. Biz kendi işimize bakalım, O da kendi işine baksın.
Allah doğa saatini kurdu, ilk hareketi verip emekliye ayrıldı. Görevli olarak da doğa kanunlarını (kuralları) bıraktı Mekanik saat örneği: • Aynı hareketi tekrarlayıp duruyor. • Her türlü değişim ve gelişime kapalı. • Hiçbir yeni oluşum yok. • Doğa için gerçekçi bir model değil. Termodinamiğin 1 nci Kanunu: • Enerji korunuyor (kinetik-potansiyel enerji dönüşümü; ) Termodinamiğin 2 nci kanunu: • Tersinmezliklerden dolayı, saat bir süre sonra duracaktır. • Yeniden kurulması gerekir.
Biyomerkezcilik (evrenin hayat-merkezli olması): ‘Akıllı tasarım’ ve ‘Çoklu evrenler’ teorilerinin kaynağı • Öyle görülüyor ki doğa kanunları, evrende hayatın mümkün olabilmesi için hassas bir şekilde ayarlanmıştır. • Yerçekimi kuvvetinden evrensel sabitlere kadar, 200’den fazla, değerleri hassas bir şekilde ayarlanmış fiziksel parametre mevcuttur. Eğer bunlardan biri mevcut değerinden biraz farklı olsaydı, hayat olmayacaktı. • Evrende mümkün olan sonsuz sayıdaki kombinasyonlar arasından, mevcut koşulların, hayatı desteklemek ve evrenin insan merkezli olmasını sağlamak için ince-ayar yapılmış olduğu tarzındaki gözlemlenen gerçekliğe antropik prensip ya da Goldilocks prensibi adı verilmiştir. • Fizikteki tüm parametrelerin ‘tam doğru’ değerlere sahip oldukları gözlemi, yaratılışın arkasında gaye, bilgi ve güç sahibi gizemli büyük bir tasarımcı olması gerektiği düşüncesini yansıtan akıllı tasarım görüşünün mantıksal zeminini oluşturur. • Akıllı tasarım teorisine karşı çıkmak için paralel evrenler teorisi olarak da adlandırılan çoklu evren teorisi ortaya atılmıştır. Bu teoriye göre, her birinde farklı bir fizik kanunları ve sabitleri seti olan, sonsuz sayıda evren vardır ve böylelikle istatistiksel olarak bazı ‘şanslı’ evrenlerde koşullar setinin hayat için ‘tam doğru’ değerlere denk gelmesi mümkündür.
Derin yanılgı: Hayal ile hakikatin karışması Doğa kanunları her şeyi gören, bilen ve yapabilen bir ilah değildir. Doğa kanunları, genel kurallar kümesi/manzumesidir. • • • TRAFİK KANUNLARI/KURALLARI: Kanunlar bir iradeyi yansıtır; düzeni sağlar. Genel kurallar manzumesidir: ‘Kırmızıda dur, yeşilde geç, hız limitlerine uy’ gibi. Gözlemlerle keşfedilebilir. Bilgisi, bilinci, amacı ve yaptırım/zorlama gücü yoktur. Trafik kurallarına uyulmasını, gören, bilen, güç sahibi trafik polisleri sağlar.
Doğa kanunları: Fiziki olmayan, farazi varlıklar; Doğanın işleyişinde uyulan genel kurallar • • Doğa kanunları, tüm evreni etkisi altına alan evrensel bir iradeyi yansıtır. Kaynağı madde/enerji yani fiziki gerçeklik değildir. Seçici değillerdir. Tercih kullanamazlar. Bilinçleri yoktur; neyin niçin olduğunu bilmezler. Amaçları, bilgileri, güçleri yoktur. Faydalılık gözetmezler. Estetik ve sanat anlayışları yoktur. Fen bilimsel araştırma: Gözlem, deney ve analizlere dayalı olarak bu genel kuralları keşfetmek ve sebep-sonuç ilişkilerini ortaya koymak. Mühendislik: Bu genel kuralları yeni ürün tasarımlarında kullanmak ve avantaj sağlamak. A. Montapert: “Doğa kanunları, dünyanın görünmeyen hükümetidir (Anayasa). A. Einstein: “Evrenin kanunlarında bir ruh tezahür eder. ”
Bediüzzaman ve Deizm: Her şey ilim, irade ve kudret ile, ve sanatla yapılıyor. Gözlemlenen Evren: • • Her şey hızla değişiyor ve yenileniyor. Dinamizm var; hiçbir şey aynı kalmıyor. Sürekli bir var oluş ve yok oluş var. Amaç ve faydalılık gözetiliyor. Yaratılışta abes ve israf yoktur; Yerli yerindelik ve hikmetlilik esastır. Her ‘doğal’ varlık bir sanat harikası. Yaprak’taki bilim&Teknoloji (fotosentez): Güneş+CO 2+H 2 O → Enerji (şeker) + O 2 Doğa kanunları: • Amaç, ilim, irade, güç yoktur. • Sanat anlayışı hiç yoktur. • Faydalılık nedir, bilmez. • Sonuç: Tüm bu vasıfları doğa kanunlarına vermek mesnetsizdir. • Deizm düşüncesi gözlemlenen gerçeklikle uyumlu değildir ve geçersizdir.
Yaşlılara her ay sonunda para veren kanun: Arkasında şefkatli ve cömert bir irade sahibini gösterir • Kişi hesabına yatırılan paranın kaynağı olarak bu kanunu görürse ve memnuniyet ve minnettarlığını bu kanuna yöneltirse, çok tuhaf olur. • Çünkü kanunun bırakın parası olmasını ve kendisini tanımasını, somut bir varlığı bile yoktur. • Ne kendi varlığını bilir, ne de para yatırmasını. • Belli ki arka planda ödemeyi hazineden bu kanuna göre yapan bir hükümet var.
Panteizm, pananteizm (fiziki evren+akıl+bilgi+bilinç+kasıt+güç+ …): Doğa içine yayılmış ve onunla özdeşleşmiş ilah inancı • Bediüzzaman, canlılarda görünen harika hareketler ve sanatlı nakışlar bir tek ilaha verilmediği taktirde, bitkiler dahil her bir canlıya bir ilahlık verilmesi gerektiğini ifade eder. • Canlının her bir atom ve molekülünde de her şeyi görür bir göz, her şeyi işitir bir kulak ve her şeyi kuşatan bir akıl ve bilinç olması gerekir. • Panteizm, tanımını ‘Allah her şeydir, her şey Allah’ klişesinde bulur. Panteizmde madde, kuvvet ve kanundan ibaret olan Doğa ile Allah aynı gerçeğin iki değişik ismidir. Ancak bu görüş sonraları çok kısıtlayıcı bulunmuş ve maddeden bağımsız olup maddeye nüfuz eden bir doğa üstü varlığın da olduğunu kabul eden pananteizm felsefi akımı doğmuştur. • Bazı panteizm fikirlerini adapte etmiş olan deizm, Allah ile evrenin bir ve aynı olduğu inancını ifade eder ve ‘pan-deizm’ olarak bilinir. • Bu görüş aslında Allah’ı evrene yayıp yok etme yani Allah’ı inkâr edip O’nun bazı vasıflarını evrene yükleme düşüncesinden farklı bir şey değildir.
Tezahür teorisi (Emergence theory): Doğa kanunları maddeden kaynaklanmaz, maddede tezahür eder • Fizik-dışı veya sübjektif nitelikler (hayat, bilinç, hür irade, vs. ) tezahürseldir yani fiziki madde üzerinde beliriverir. Maddenin yapı taşlarında o niteliği verecek birşey yoktur. • Robert Laughlin (1998 fizik Nobel ödülü), fizik kanunlarının makroskopik dünyada hiç yoktan tezahür ediverdiğini ifade eder: • “Fiziğin en temel kanunları – Newton’un hareket kanunları ve quantum mekaniği gibi – aslında tezahürseldir. Bu kanunlar büyük madde yığınlarının özellikleridir, ve onların kesinliği çok yakından incelendiğinde, hiçlik içinde kayboluverirler. ” (Arka kapak).
Doğa kuvvetleri (kör, sağır, cansız, bilgisiz, bilinçsiz, akılsız, . . ): Yerçekimi, elektrik/manyetik, atomlarda zayıf-güçlü kuvvetler Salt doğa kanunları/kuvvetleri etkisi altında oluşan doğal olgular/etmenler: • • yağmur, sel, şimşek, rüzgâr, erozyon, deprem, yanardağ, sıcaklık, soğukluk, yanma, donma • genleşme, büzüşme, buharlaşma, • fiziksel etkileşimler, • kimyasal tepkimeler, vb. Doğal olaylar, bu etmenlerin etkisi altında meydana gelebilecek olaylardır – farklı atom ve moleküllerin karışımından oluşmuş rasgele şekilli taşlar, toprak/metal yığınları, çukurlar…
Doğa kanunları/kuvvetleri (rüzgâr, yağmur, … ): Ne yapabilirler? Kasıt, bilgi ve güç gerektirmeyen rastgele şeyler
Arkeolojik kazılarda aranan: Kasıt, bilgi ve güç gerektiren şeyler Taş değil, mermer sütun. Demir külçesi değil, dikiş iğnesi
Kapadokya Vadisi (doğal olan/olmayan): Yerüstü peribacaları (rüzgar, yağmur, erozyon, …) Yeraltı evleri (kasıt, amaç, bilgi, güç, … )
Ev örneği: Doğa kanunları/kuvvetleri bir ev inşa edemez • Bir bina inşaatında kullanılacak tüm tuğla, demir, çimento, boru, vs. malzeme yığınları, fizik kanunlarının yaptırmasıyla kendilerine bir binaya dönüşmezler. • O malzeme yığınlarının, sonsuz sayıda ihtimal arasından, tasarlanan binayı oluşturacak tarzda konumlanmaları, ancak bir tercih ile olur ki o da ilim, irade ve güç gerektirir.
Cep Telefonları: Fizik kanunlarıyla uyumludur; ama onlar tarafından yapılmamıştır • Cep telefonları tüm mekanik, elektrik, ve elektromanyetik kanun ve prensiplere tam uyumlu olarak çalışır. Ama cep telefonunun varlığı, bu tür doğa kanunlarının doğal bir sonucu değildir. • Eğer dünyada ilim, irade, sanat, ve şuur sahibi varlıklar olmasaydı, hassasiyetle tasarlanmış ve yapılmış olan cep telefonu diye bir şey olmayacaktı. • ‘İnsanlar olmasaydı bile dünyada zaman içinde kendini kopyalayan bir cep telefonu oluşacaktı, ve yeryüzüne inen bir uzaylı yerden armut toplar gibi cep telefonu toplayacaktı’ iddiasının hiçbir dayanağı ve geçerliliği yoktur. • Çalışan bir cep telefonu ile onun paramparça edilmiş ikizi madde olarak birbirinin aynıdır. İkisi arasındaki her fark fizik-dışıdır.
Zamanla oluşan alışıklık körlüğü (ülfet perdesi): Yerde mozaik kuş/kelebek: Doğal olamaz; mutlaka bir yapan var. Gökte canlı kuş/kelebek: Doğal olarak kendiliğinden oluyor.
Fizik-dışı ve doğa kanunları üstü gizemli bir olgu: Hayat Biyoloji = Kimya + (gizemli) Hayat • Quora’da ‘Bilimin açıklayamadığı şeyler’ sorusuna G. Wood’un cevabı: “Milyarlarca yıl önce, bir noktada, bir miktar organik madde YAŞAMAYA başlayıverdi. Ve o andan itibaren dünya hayat ile doldu. Bu olayı tekrarlamayı başaramadığımız gibi, neyi tekrarlamaya çalıştığımızı dahi bilmiyoruz. ” • Kimya bilimi bakımından, bir su havuzunda yüzüp duran amino asitler, şekerler ve yağ asitleri yapmak oldukça kolaydır. • Zor olan, bütün bu farklı bileşenlerin birlikte çalışmasını ve koordineli bir şekilde işlev görmesini sağlamaktır. Sonuçta, bir tuğla yığını ve içleri kimyasal dolu bir dizi depo, bir kimya fabrikası değildir. .
Hayattaki derin gizem: Diğer moleküllere ne yapacaklarını söyleyen moleküller • Bir molekül grubunun, • 2 nci bir molekül grubuna bir araya gelmeleri için direktifler vermesi, • onların da 3üncü bir molekül grubuna canlı bir hücrede belirli görevleri yerine getirmek için direktifler vermesi, • kesinlikle öyle kimyasalların yapıverdiği şeyler değildir. • Belli ki hayatta, biyolojik bir gözün gördüğünden çok daha fazlası vardır. • Yapay hayat üretmeye çalışan araştırmacılar, DNA molekülünü yapıp tüm kimyasalları bir kaba koymakta ve evrimin sihirli gücüyle devreye girmesini bekleyerek hayatın ortaya çıkmasını ümit etmektedir. İnsan bedeninde 37 trilyon hücre; her hücrede 70 trilyon atom.
‘Kimyasal reaksiyonlar’ hayat teorisi (sırf-madde evren): Hiçbir zaman doğrulanmadı; zaman defalarca yanlışladı • Her türlü kontrollü veya kontrolsüz kimyasal reaksiyonlar yeryüzünün her tarafında olagelmelerine rağmen, hiçbir kimyasal reaksiyonun hiçbir formda hayat oluşturduğu görülmemiştir. Bu durum, hayatın kimyasal reaksiyonlar olduğu tezini reddetmek için yeterli gözlemsel delildir. • Eğer kimyasal reaksiyonlar hayatın kaynağı olsaydı – oksijen ve hidrojen reaksiyonlarının suyun kaynağı olduğu gibi – hayat üretmek bir gizem olarak kalmak yerine, şimdiye kadar bir çocuk oyuncağı olurdu. • Tüm gözlemlerin teyit ettiği gibi, hayatın kimya olmadığı ve kimyasal bileşenlerin içinde bulunmadığı açıktır. • Hayat, fizik aleminde bir kural dışılıktır (anomaly). • Doğa kanunları ve sebep-sonuç ilişkileri hayatı öngörmez, ve hayatı netice vermez. • O yüzden hayat bir gizemdir.
Hayatın kökeni: Kimyasal reaksiyonlar hayat üretebilir mi? • Tüm biyolojik sistemlerin yoğun kimyasal reaksiyonlara sahne olmalarından hareketle, bilim camiasında hayatın doğası hakkında öne çıkan görüş, hayatın güzel bir kimyasal reaksiyonlar kombinasyonu olduğudur. • Ancak hiçbir kimyasal reaksiyon hiçbir zaman hiçbir formda hayat üretmedi. • İki şeyin hep birlikte ortaya çıkması, bunlardan birinin diğerinin kaynağı olmasını gerektirmez. • Canlı organizmalarda kimyasal reaksiyonların varlığı, hayatın kimyasal reaksiyonlardan kaynaklandığını göstermez. • Bütün biyolojik sistemler çoğunlukla karbon, hidrojen ve oksijen atomlarından oluşurlar. Ancak bu durum, atomların (ve onların su veya DNA gibi bileşenlerinin) hayatın kaynağı olduğunu göstermez.
TV yayınları nereden kaynaklanıyor: Antenler/çanaklar TV programlarının kaynağı mı? • Antenler bozulduğu veya TV’den bağlantısı kesildiği zaman, TV ekranındaki görüntüler yok olur. • Bu durum TV programlarının yapımcısının/kaynağının anten olduğunu mu gösterir?
Hayatın kökenini kimyasallarda aramak: Amino asit: 100’den az atom içerir. En basit tek hücreli bakteri: 100 milyar atom barındırır. • İddiaya göre basit kimyasallar ısı, ışık ve yıldırımların aktivasyonuyla reaksiyona girdiler ve hayatın kimyasal öncüleri olan organik bileşikleri (amino asit) ürettiler. • Sonraları bu basit moleküllerin kendilerini kopyalayan karmaşık moleküllere dönüştüler. (Sihir veya masal gibi). • 1953’de Urey-Miller yerkürenin ilkel şartlarını laboratuvarda oluşturdu, ve bazı amino asitlerin oluştuğunu gözlemledi. • Amino asitler cansız varlıklarda da vardır. Amino asitler/proteinler cansızdır. Doğada metal tozları, cam parçaları, petrol damlaları içeren bir miktar çamur keşfedilmesi, işlemcisi aktif ve yazılımı yüklü bir akıllı telefonun ilk nasıl ortaya çıktığını açıklamaktan uzaktır.
Kafa zonklatıcı bir paradoks: Bugün şartlar hayata en uygun, ama hiç hayat oluşmuyor • Bugünkü yeryüzü, hayatın başladığı düşünülen 3. 5 milyar yıl önceki yeryüzünün hasımca ortamına kıyasla, hayata çok daha elverişlidir. • Buna rağmen, günümüzde canlı bir varlığın cansız maddeden ortaya çıktığına dair hiçbir gözlem olmaması düşündürücüdür.
Amino asitler: Canlılarda proteinlerin temel yapı taşları • Hücrede yaşamın hayati işlevlerini yerine getirenler, amino asitlerdir. Bu nedenle, amino asitler çoğu zaman hayatın yapı taşları olarak adlandırılırlar. • Amino asitler, karbon (C), hidrojen (H), oksijen (O), nitrojen (N) ve kükürt (S) elementlerinin farklı kombinasyonlarından yapılmışlardır. Ancak H, O, N, C, ve S atomlarında ve kimyasal bağlarda hayat diye bir unsur yoktur. • Amino asit molekülleri atom kümelerinden ibarettir. Bu moleküllerin başa verip proteinler inşa etmeleri söz konusu değildir – aynen lego parçalarının kendilerine belli bir oyuncağı oluşturamaması gibi. • Bu iş için, doğru amino asitlerlerle doğru proteini inşa etme bilgisine ve gücüne sahip aktif bir ajana ihtiyaç vardır.
Hücredeki tüm moleküller: Cansız atom yığınları DNA yazılımıyla çalışan milyonlarca protein robotlu bir fabrika • Atomlar görme, işitme, konuşma ve düşünme yetenekleri olmayan hayatsız, bilgisiz, iradesiz, amaçsız, zekâsız ve bilinçsiz temel parçacıklardır. • Atomlardan oluşan moleküller de bu özelliklerin hiçbirine sahip değildir. • O yüzden, hücredeki hiçbir molekül, komşu hücreler ve organizmanın bütünü şöyle dursun, içinde bulunduğu hücrede neler olup bittiğinin farkında değildir ve olamaz. • Hatta hiçbir molekül kendi varlığından bile haberdar değildir. Bu moleküller arasındaki kimyasal reaksiyonlar, hayat vb. özellikleri olmayan yeni moleküller üretir. • Hücreyi sevk ve idare eden ve tüm hayati fonksiyonları kontrol eden DNA uzun bir talimatlar setidir – tıpkı elektronik aletlerin çalışmasını sağlayan bir yazılım ya da işletim sisteminin bir talimatlar dizilimi olması gibi. DNA yazılımı da canlı değildir.
DNA: Hayatın kodu, yazılımı, şifresi, tarifi, planı veya kitabı
Her bir insan hücresinde 3 milyar harf içeren genom: Kütüphanedeki 1000 büyük cilt kitaba eşdeğer • İnsan genomundaki DNA molekülleri, yaklaşık 3 milyar basamak ya da baz çiftinden oluşur. Yani insan genomunda iki DNA sarmalının her biri, 3 milyar harf içermektedir. • Büyük bir cilt kitapta yaklaşık 3 milyon harf vardır. Bu yüzden, eğer kitaplar bildiğimiz harfler yerine aynı font büyüklüğünde DNA’daki A, C, G ve T molekül harfleriyle yazılmış olsaydı, bir hücredeki insan genomunun bir sarmalındaki harfleri sığdırabilmek için 1000 büyük cilt kitap gerekecekti.
Her hücredeki DNA kodu: 4 harf (A, T, C, G) veya 5 atom (H, C, N, O, P) ile yazılmıştır • DNA’daki H, C, N, O ve P atomlarının birşey yapma gücü var mıdır? • Bir ağacın DNA kodunun yazılmış olduğu bir kitabı toprağa gömsek acaba
i. Phone ağacı: i. Phone yapım bilgileri yüklü flaş belleği toprağa göm, i. Phone ağacı büyüsün? • Bir portakal çekirdeği, besin maddeleri ve suyu bol bir toprağa gömülünce, portakal ağacı büyür ve meyve verir. • Ama i. Phone yapım bilgilerini içeren bir bellek malzemece zengin bir toprağa gömülünce, bir i. Phone ağacı çıkmaz. • Bir şeyi inşa etmek için verilen bir dizi talimat ile, fiziksel olarak o şeyi talimatlara uygun olarak inşa etmek arasındaki fark, gizemli fizik-dışı hayattır. • Hayat olmadan, bir DNA molekülü, sıradan bir kitapta dizili harfler gibi, amaç, irade, bilgi ve güç sahibi aktif bir ajan olarak hareket etme gücü olmayan, milyonlarca harften oluşan bir harf yığınıdır.
Bir binanın DNA’sı: Mimari proje ve çizimler Bir binanın mimari proje ve çizimlerini inşaat malzemeleri içeriği zengin toprağa gömüp, yerden bir bina yükselmesini bekleyebilir miyiz?
Bir otomobilin DNA’sı: Imalat proje ve çizimleri Bir otomobilin imalat proje ve çizimlerini araba yapımında kullanılan ham maddelerce zengin bir havuzun içine koyup havuzdan bir araba çıkmasını bekleyebilir miyiz?
DNA – Basılı kitap analojisi: Hayatın genetik kitabı olarak insan genomu • Eğer genlere proteinlerin tarifi gözüyle bakılırsa, o zaman insan genomu bedenlerimizdeki hücrelerin büyük tarif kitabı olur. • Hayat kitabının alfabesi 4 kimyasal harften (her biri yaklaşık 30 atomdan meydana gelen A, C, G ve T harfleri) ibarettir. Ve bu kitaptaki kelimeler, her biri 20 amino asitten birine karşılık gelecek şekilde ACC gibi 3 harften oluşur. • Buna karşılık telgraf alfabesi, 0’lar ve 1'lerden oluşan dijital dünyanın alfabesi gibi, sadece 2 harften (nokta ve çizgi) oluşmaktadır. • Tüm alfabeler, fizik-dışı olan manaların üzerinde yansıdığı fiziki matrislerin temel yapı taşlarıdır.
Genler: Protein inşa etmek için yazılı tarifler (talimatlar) DNA: Tüm protein yapma tariflerinin yer aldığı büyük yemek kitabı • Bildiğimiz yemek kitabı ile DNA’nın her ikisi de yazıdır. Ancak: • Yemek kitabı tanıdık bir alfabe kullanarak mürekkeple, • DNA ise kimyasal bir alfabe kullanarak atomlarla yazılıdır. • Mürekkep de bir atom yığınıdır. O yüzden, hem yemek kitabının hem de DNA’ nın önce harf şekillerinde kalıplanmış atomlarla yazıldığı söylenebilir. • Ayrıca, yemek kitabı gibi, DNA (ve genler) de canlı değildir. • Bu nedenle, canlı bir hücredeki DNA, RNA ve ribozom moleküllerinin akıllara durgunluk veren hareketleri – kendilerinin kopyalarını yapmak, talimatları okumak, belirtilen malzemeleri tanımak ve yakalamak, görev-odaklı biyorobotlar inşa etmek ve onlara belirli görevler vermek – bu akılsız biyomoleküllerden değildir.
Gizemli bir yemek kitabı: Tarifleri okuyup bir şef gibi yemek yapan bir kitap? İçinde bir yemek tarifi kitabı ile muhtelif yemeklerle donanmış bir masa bulunan bir odaya girdiğimizde, bütün bu yemekleri yemek kitabının pişirip masaya koyduğunu düşünmek akla ne kadar uygundur? Benzer şekilde, bir hücrede yapılan harikulade işleri genlerde yazılı talimatlar doğrultusunda DNA molekülünün yaptığı iddiası akla ne kadar uygundur?
Yemek kitabı mı, Görünmeyen gizemli bir şef mi? Yemek kitabını okuyan, okuduğunu anlayan ve yemek yapma becerisine sahip olan görünmez akıllı bir varlığın olması gerektiğini düşünmek akla daha uygun değil midir?
Doğa (kanunlar+kuvvetler+olaylar): Kitap mı, Yazar mı? Resim mi, Ressam mı? Sanat mı, Sanatkar mı?
Bir harf yığınının, bir milyar yıl da beklense, kendilerine anlamlı bir kitap olarak dizilmeleri şansı nedir? Bir atom yığınının, kendilerine, amacı, bilgisi ve becerisi olmayan rastgele doğal etkiler altında, bir milyar yıl da beklense, muhteşem varlıklar olarak dizilmeleri şansı nedir?
Düşünmeye değer!