BTP 106 BLGSAYAR DONANIMI CDDVDBLURAY USB BELLEKLER SDMMC
BTP 106 BİLGİSAYAR DONANIMI CD-DVD-BLURAY, USB BELLEKLER, SD-MMC KARTLAR
TARİHÇE Televizyonun mucidi aynı zamanda ilk video kaydedicinin de mucididir: 1826′da John Logie Baird gramafonla aynı ilkeyi kullanarak 25 cm. çapındaki balmumu bir diskin üzerine görüntü kaydedebilen bir aygıtın patentini aldı. Philips Electronics firması Philips Lazervision ile diskin üzerine görüntü kaydetme fikrini 46 yıl sonra yeniden icat etti; 1972′de tanıtımını yaptıkları bu aygıt ABD'de 1980′de' Avrupa'da 1982′de piyasaya sürüldü. Ayrıca Philips ile Sony firmalarının ortak olarak CD'yi piyasaya sürdükleri tarihtir. (1982) Lazer okuyuculu videodisk ve CD' James T. Russell'ın icadı olan optik diskten türemiştir. Russell' vinil plakların pikap iğnesi yüzünden aşınıp yıpranmasından bıkmış ve 1965′te bilgiyi lazerle okunacak şekilde bir disk üzerine kaydetme fikrinin patentini almıştı. Philips firması' Russell'ın fikrini video görüntülerini kaydedecek şekilde genişletti ve 1969′da Klaas Compaan ve Piet Kramer' video uzunçalarını geliştirdi
JAMES T. RUSSELL
TARİHÇE 30 cm'lik video diskin ilk tanıtımı 1972′de yapıldı ve 1980′de Lazervision adıyla piyasaya sürüldü. Bu arada' 1975′te Philips'in ses üzerine sürdürülen AR-GE çalışmalarını yürüten mühendislerden Lou Ottens' sesi küçük bir optik disk üzerine kaydetmek için çalışmalar yapıyordu: Sony ile ortak geliştirme çalışmasından sonra' 1982′de yaygın olarak kullanılan 4'8 inçlik (12 cm) kompakt diskler piyasaya çıktı; bu buluş daha sonra da CD-ROM olarak bilgisayarlara uyarlandı. Baird'in diski ile Philips'in Lazervision'ı zamanlarının ötesindeydi. Doğru düşünülmüş icatlardı ama kullanılmaları pek mümkün değildi. Bununla birlikte' disklerdeki ve Lazer teknolojilerindeki ilerlemeler 1990′larda Philips' Sony' Matsushita ve Toshiba'nın “sayısal çok yönlü disk” (DVD) i geliştirmesine öncülük etti. CD ile aynı boyuttaki DVD daha fazla bilgiyi depolayabiliyordu. Bir filmi kaliteli olarak görüntüleyebilecek kadar bilgiyi depolayabilmesi sayesinde görüntü kaydında video kasetlerin yerini aldı.
CD (COMPACT DİSK) NEDİR? Küçük, taşınabilir boyutlarda, yuvarlak ve elektronik kayıt, yedekleme, ses, video ve bilgisayar verilerini sayısal bir formatta saklayabilen, optik medyadır. Günümüz müzik sektöründe pilakların yerini almıştır. 650 -700720 Mb kapasiteleri vardır. İlk olarak yalnızca okunabilir CD’ler üretilmiş, teknoloji ilerledikçe de yazılabilen ve tekrar yazılabilen CD’ler üretilmiştir.
DVD (DIGITAL VERSATILE DISC )NEDİR? DVD’ler 1995 yılının Eylül ayında birçok üretici firmanın da desteğiyle bilgisayar dünyasında standart bir hale getirildi. DVD sürücüler CD rom da ki 650 mb’ lik bir kapasitenin aksine 4. 7 GB(ve daha fazla) bir veri depolama alanına sahiptir. Çap olarak CD ile arasında bir fark yoktur. DVD’ler 2 katmanlı bir yapıya sahip olabilir. Bu durumda ilk katman yarı yansıtma özelliğine sahip oluyor ve bu sayede lazer ilk katmanın altında yer alan ikinci katmana da ulaşabiliyor. Böylece DVD’nin depolama alanı 2 katına çıkıyor ve diskin iki yüzü de kullanılırsa bu daha da arttırılabiliyor. iskin sürücü içindeki dönüş hızında da bir farklılık söz konusu. DVD sürücüdeki diskin dönüş hızı, CD-ROM sürücüdeki diskin dönüş hızının yaklaşık olarak 3 katı daha fazladır.
BLU-RAY(BLUE-VIOLET) NEDİR? 25 ile 50 gb arasında veri depolayabilen medyaya bluray denir. Yaklaşık olarak 1 dvd’nin 10 katına kadar veri depolayabilir. Yeni nesil görüntü ve ses depolama medyasıdır. Artan veri ihtiyacına karşılık olarak bir çok büyük firmanın destek verip geliştirdiği bir teknolojidir.
CD, DVD, BLU-RAY
CD, DVD, BLU-RAY TEKNOLOJİLERİNDE VERİ OKUMA-YAZMA MANTIĞI
CD CD ‘Compact Disc’ in kısaltılmasıdır ve ‘sıkıştırılmış disk’ anlamına gelir. Bir müzik parçası, sadece aynaya benzeyen bölümün bir yüzüne kaydolur. CD’nin üzerinde, çıplak gözle görülmeyen milyonlarca oyuk ve çukur mevcuttur. CD, okuyucuda dönmeye başladığında, okuyucu bir lazer ışınını hareket ettirir. Bu ışın CD’nin ayna gibi olan tarafına değdiğinde, yansıyarak ışık dedektörüne çarpar. Işın bu yüzdeki çukur veya oyuklardan herhangi birine değdiğinde sıçrama olmaz. Lazer ışını, ışık dedektörüne değişinde bilgisayara sinyal gönderir. Bilgisayar ise, o sinyalleri çözerek müziğe dönüştürür.
DVD Aslında DVD oynatıcının çalışma prensibi CD oynatıcıdan çok farklı değildir. Genel olarak ışını veren bir lazer kaynağı ve yansımasını takip eden bir de göze sahip mercek-alıcı ikilisinden oluşan ‘okuma kafası’ bulunur. Disk yüzeyindeki girinti/çıkıntılara göre 1 veya 0 bilgisini alan okuma kafası, bu dijital bilgiyi, D/A (Dijitalden Analoga) Çevirici’ye aktarır. Bu sayede artık sinyal analog olarak yoluna devam eder. DVD oynatıcı veya CD çalar satın alırken ses kalitesi genellikle buradaki D/A çeviriciye bağlı olduğundan 24 -bit/96 k. Hz gibi standartlara veya daha yüksek bir D/A çevrim kalitesi sunan 24 -bit/192 k. Hz özelliğine dikkat etmek, hassas kulaklar için faydalı olacaktır.
DVD Analoga dönüştürülen sesin biraz da yükseltilmeye ihtiyacı bulunuyor. Ama bu yükseltme sesin hoparlörlere gönderilmesi için değil. ‘Line Seviyesi’ olarak bildiğimiz ve RCA uçlu kablolarla taşınabilecek seviyeye kadar ufak bir yükseltme yine DVD oynatıcı içerisinde gerçekleştirilir. Aynı D/A dönüşüm ve yükseltme işlemleri, video sinyalleri için de gerçekleştirilir. Böylece composite, S-Video veya component uçlardan aldığınız görüntü sinyalleri ekrana aktarılabilir hale getirmiş oluruz.
BLU-RAY , bir tür disktir. Mavi lazer anlamına gelmektedir. DVD görünümlüdür fakat DVD’nin kaydettiği bilginin yaklaşık 6 katını kaydeder. Çok fazla bilgi bulundurabildikleri için çok hoparlörlü ses sistemlerinin çıkışı için yüksek tanımlı ses ve görüntü sağlar. BLU-RAY disk, mavi-mor lazerle okunacak şekilde formatlanmıştır ve bu nedenle DVD çalarla okunması mümkün değildir. Blu-ray disklerin okunabilmesi için Blu-ray optik sürücüsünün olması gereklidir. BLU-RAY diskler az alana sahip olup daha fazla bilgi bulundururlar.
KAPASİTE FARKLARI VE SEBEPLERİ
CD-DVD FARKLARI NELERDİR? Dvd’ler Cd ‘lere göre 7 kat daha fazla bilgi saklayabilme özelliğine sahiptirler. Bir diğer fark ise fiziksel olarak Cd’ler tek bir yüzeyden oluşur ve veri bu yüzeyden okunuyor. Dvd ise alta iki katmandan oluşup iki katmanda da veri okuma yapılabiliyor.
CD BLU-RAY FARKLARI NELERDİR? Cd ile Blu-Ray farkı ise karşılaştırılamayacak kadar belirgindir. Karşılaştırılamayacak derecede farklı olmalarının en büyük nedeni kapasite farklarıdır.
DVD BLU-RAY FARKLARI NELERDİR? İkisi arasındaki farklardan önemli olanı veri okunurken kullanılan lazerdir. Blu-Ray de 405 nm’lik mavi lazer kullanılırken, dvd lerde ise 650 nm’lik kırmızı lazer kullanılıyor. Diğer bir fark kapasite farkıdır. Tek katmanlı bir Blu-Ray diske 25 gb veri sığabiliyorken Dvd’de çift taraf ve çift katmanlı bir diske 17 gb veri sığıyor. Blu-Ray ın çözünürlüğü Dvd’ye göre daha iyidir.
DEPOLAMA ALANI CD 700 MB, DVD 4, 7 GB veri kaydederken BD 25 GB depolama alanına sahiptir.
USB BELLEKLERDE KULLANILAN VERİ OKUMA-YAZMA MANTIĞI
USB BELLEK NEDİR? USB bellekler, güç kesintisinde dahi içerdiği bilgileri kaybetmeyen ve tekrar yazılıp silinebilen bir bellek çeşididir. USB belleklerin yapısı RAM'lere, kullanımı Hard Disk'lere benzer. USB bellek üzerine verilerin yazılması, RAM modüllerinin kullandığı yöntem yardımıyla gerçekleşir. USB belleklerin yapısı mekanik değildir; elektroniktir. İçerisinde hareket eden bir parça yoktur. Bu özelliklerinden dolayı bu tarz bellekler "solid-state" olarak, yani "durağan" olarak adlandırılırlar. Hareket eden parça olmamasından dolayı hassasiyet değerleri yüksek değildir.
USB BELLEK NEDİR? Flash belleklere örnek vermek gerekirse; ▪ Bilgisayarlardaki BIOS çipleri ▪ Compact. Flash kartları(çoğunlukla dijital kameralarda bulunur) ▪ Smart. Media ve micro. SD bellekler(çoğunlukla cep telefonu ve dijital kameralarda kullanılır) ▪ Memory Stick bellekler(çoğunlukla dijital kameralarda bulunur) ▪ PCMCIA hafıza kartları(çoğunlukla dizüstü bilgisayarlarda SSD yani katı halli diskler olarak kullanılırlar) ▪ Oyun konsollarında kullanılan hafıza kartları.
YAPISI
NASIL ÇALIŞIR ? USB bellekler, bir EEPROM çeşidi olarak adlandırılabilir. "Elektriksel olarak programlanabilen sadece okunabilen bellek" olarak çevirebileceğimiz EEPROM'ların üzerindeki veriler elektriksel yolla değiştirilebilir. Sadece okunabilir bellek denilmesinin sebebi, bilgilerin kalıcı olmasından kaynaklanır. Klasik bellek yapılarından bilindiği üzere, USB bellekler de hücrelerden oluşur. Her hücrenin kendi transistörleri vardır. Bilgisayar ortamında bilgiler 0 ve 1'lerden oluşur. 0'lar düşük voltaj, 1'ler ise yüksek voltaj anlamına gelir. Veri yazılmak istendiği anda, transistörlerin voltaj seviyeleri değiştirilerek bilgiler yazılır , silinir , yenilenir.
EEPROM ÇİPLERLE MEMORY KARTLARIN BENZERLİKLERİ VE FARKLILIKLARI
EEPROM NEDİR? EEPROM (Electronically Erasable Programmable Read-Only Memory)(Elektronik Silinebilir Programlanabilir Salt Okunur Bellek)küçük boyuttaki verileri kalıcı olarak saklamak için bilgisayar ya da diğer cihazlarda kullanılan bir yongadır. Elektriksel olarak silinebilir programlanabilir salt okunur bellek (EEPROM) yongaları, devre kartında kullanılan metal oksit yarı iletken bilgisayar yongalarıdır. Bu tip çip silinebilir ve güçlü bir elektronik sinyal kullanılarak yeniden programlanabilir. Bu, çipi bağlı olduğu cihazdan çıkarmadan yapılabildiğinden, birçok endüstride EEPROM chipleri kullanılır.
MEMORY CARD (HAFIZA KARTI) NEDİR? Memory card olarak da bilinen hafıza kartları bir tür flash bellektir. Flash bellek; elektrik akımı olmadığında bilgileri saklayabilen ve elektrik sayesinde bu bilgileri güncelleyebilen teknolojiye denir. Flash belleklerin küçülmesiyle birlikte hafıza kartları ortaya çıkmıştır. Hafıza kartları; fotoğraf, video ve diğer dijital bilgileri depolamak için kullanılan dijital depolama aygıtlarına verilen isimdir.
BENZERLİKLERİ ▪ İkisi de silinip yazılabilir. ▪ İkisi de veri saklamak için kullanılır. ▪ İkisi de yaygın olarak kullanılır.
FARKLILIKLARI ▪ Eeprom da silme işlemi ultraviyole (UV) ışınları yerine elektrik enerjisi kullanılır. ▪ Eeprom çipler memory kartlara göre daha pahalı. ▪ Aralarında ki en önemli fark Eeprom a bilgilerin byte, memory kartlara ise bilgilerin sabit bloklar halinde yazılmalıdır. ▪ Memory kartlar Eeprom a göre daha hızlıdır.
EEPROM MEMORY KART
ANAKART ÜZERİ BAĞLANTI TÜRLERİ
ANAKARTTA BULUNAN BAĞLANTI TÜRLERİ? Bilgisayarımızda ve bilgisayara takılan ek parçalarda bulunan bağlantı yuvaları ne işe yarar, nasıl çalışır? Her yuvanın işlevini burada anlatıyoruz. Bilgisayarımızda ve çevre birimlerde birçok farklı bağlantı şekli mevcuttur. Gerek bilgisayarın temel ihtiyaçları gerekse de kullanıcıların sonradan ekleyeceği bileşenler, birçok farklı bağlantı biçimleriyle uğraşmamıza neden olur. Peki büyün bu bağlantı arabirimleri ne işe yarar, nerede kullanılır? Hepsini teker anlatıyoruz. Önce anakartlardan başlayacağız, ardından çevre birimleri ve ses ile görüntü çıkışları diye devam edeceğiz.
ANAKARTTA BULUNAN BAĞLANTI TÜRLERİ? Anakart üzerindeki bağlantılar üst ve ara olmak üzere ikiye ayrılır. ÜST PANEL ARKA PANEL § § § § Ses çıkışları § USB çıkışları § Klavye/Mouse bağlantıları § Optik ses çıkışları. İşlemci Ram Ekran kartı SATA girişleri Güç kaynağı bağlantısı CD–ROM DVD-ROM bağlantısı Ses , TV kartı gibi donanımların girişleri
PS 2 – KLAVYE FARE BAĞLANTILARI Hâlâ modası geçmeyen bir bağlantı arayüzü olan PS/2, IBM tarafından sunulmuştur ve 22 yıldır kullanımda. USB ile kullanımı azalan bu bağlantı arayüzü, kalvye ve fare için aynı biçimde farklı renktedir. Mor renk klavye, yeşil renk ise fare için kullanılır. Bilgisayar çalışmaya başladıktan sonra boş yuvaya takacağınız bileşenler sistem tarafından tanınmamaktadır. Önemli bir ayrıntı olarak bu bağlantıların bilgisayar çalışırken sökülüp takılması, anakart üzerindeki bazı bileşenlerin hasar görmesine sebep olabilir.
USB BAĞLANTI TÜRLERİ USB günümüzde birçok bileşen için kullanılmaktadır. Klavye, fare, flash diskler, harici depolama çözümleri, ses kartları, TV kartları… Teknik olarak, saniyede 30 MB/s civarındaki veri akışının bilgisayarla iletişim kurmasına yeteceği her ürün USB aracılığıyla çalışabilmektedir. Düşük de olsa aygıtlara güç verebilirken sadece USB üzerinden şarj olacak şekilde tasarlanan binlerce ürün vardır.
ANALOG SES BAĞLANTILARI 3, 5 mm’lik bağlantıları kullanan standart analog ses bağlantılarını duruma göre anakart arakasında 3’lü veya 6’lı olarak görebilirsiniz. 3’lü bağlantıda kullanıcılara Stereo çıkış, stereo mikrofon girişi ve bir tane daha stereo çıkış hattı sağlanıyor. Bu bağlantılar 5+1 desteği için sürücü yazılımlarıyla çıkışa çevrilebiliyor (her bir bağlantıdan 2 kanal, toplamda 6 kanal). HD ses çözücülerinin anakartlara girmesiyle birlikte kullanıcılara 7+1 ses de sunulmaya başlandı. Bu durumda ise analog çıkışların sayısı 6’ya çıkıyor ve mikrofon ile stereo çıkış hattına dokunulmadan bu bağlantılar sağlanıyor. Temel olarak pembe mikrofon girişi, yeşil ise hoparlör veya kulaklık için stereo çıkıştır.
ETHERNET VE KABLOLU AĞ BAĞLANTISI Bu Ethernet bağlantısı yerine göre, çoğu üst seviye anakartta bir Gigabit Ethernet bağlantısı bulunur. Her ne kadar çok büyük dosyaların transferi haricinde uygulamada çok fazla etki etmese de 100 MBit/s hızındaki normal Ethernet bağlantısı, Gigabit LAN’da isminden anlaşılacağı üzere 1000 Mbit/s hızına çıkmaktadır. Saniyede 100 MB civarı veri aktarabilen teknoloji, kullanıcılara yerel ağ üzerinden dosya paylaşma ve veri yedekleme konusunda çok büyük ferahlık sağlamaktadır. Bu bağlantılar fiziksel olarak aynıdır ve takılan kablonun uç bağlantısı RJ-45 olarak anılmaktadır.
SERİ PORT Güncel anakartlarda neredeyse tamamen kaybolmaya başlayan yuva şekilleridir. Zamanında paralel port yazıcı bağlamak için kullanılırken seri porttan ise far veya oyun kolu, hatta 56 k modemler bağlanırdı. Şimdilerde ise bu tür bileşenler USB’den bağlanıyor.
PARALEL PORT Paralel portlar isimlerini verilerin porttan paralel bir biçimde, yani bir seferde bir bayt olarak iletilmesi gerçeğinden alırlar. Port sekiz adet veri hattı içerir ve baytın her biti bayttaki diğer bitlerle hemen aynı anda farklı bir hattan iletilir. Paralel portlar LPT 1, LPT 2 gibi isimlendirilir. Paralel portlar tek yönlü idi. Yani veriler çevre birimlerine iletilirlerdi. Fakat ters yönde iletilmezlerdi. Çift yönlü paralel port 1987’de ortaya çıktı ve çevre birimlerinin PC ile ters yönde de iletişim kurmaları sağlandı. Örneğin bir yazıcı PC’ye durumuyla ilgili (kağıt sıkışması, kağıdın bitmesi gibi) bilgi gönderebildi. Paralel portlar 25 pinlik bir dişi konnektör kullanırlar.
FIREWIRE IEEE tarafından standardın adı olarak IEEE 1394 adlandırılan veya Sony’nin ise i. Link olarak andığı Fire. Wire Apple’ın bir icadı. 14 yıllık geçmişi olan Fire. Wire teorik olarak 400 Mbit/s hızıyla USB’den yavaş, ama uygulamada USB’den daha performanslı olduğu gözlemlenebiliyor. Teorik olarak 30 Volt ve 5 Ampere kadar güç taşıyabilen Fire. Wire, 800 Mbit/s hızında yeni bir sürüme de sahip; ama Apple’ın Mac’leri haricinde pek fazla kullanılmıyor.
HDMI – SES VE GÖRÜNTÜ HDMI teknolojisi, tek bir bağlantıyla monitörlere veya yüksek çözünürlüklü televizyonlara sesi ve görüntüyü bir arada aktarmanın en kolay yollarından birisidir. Her ne kadar PC kullanıcıları monitöre tümleşik hoparlörleri kullanmayı çok sevmese de televizyonlar için en iyi seçimlerden bir tanesi bu bağlantı teknolojisi. Bazı anakartlarda ve ekran kartlarında bulabileceğiniz bu çıkış, bir adaptör vasıtasıyla DVI’dan da çevrilerek kullanılabiliyor. Ayrıca HDMI’ı da benzer bir çeviriciyle DVI’a dönüştürmek mümkün.
e. SATA – SATA’NIN HARİCİ SÜRÜMÜ Sabit diskleri bilgisayara bağlamanın en hızlı yolu olan e. SATA yuvası, SATA arayüzünden farksız. Bu şekilde kasanın dışındaki harici diskler de hızlı biçimde bilgisayarla iletişim kurabiliyor. Bu bağlantı teknolojisi enerji taşımadığı için harici disklerin anlayacağınız üzere, bir adaptörle kullanılması gerekiyor.
SATA En güncel sabit disklerin ve optik sürücülerin bilgisayara bağlantı noktası olan SATA, 300 MB/s’ye kadar bağlantı hızları sunabiliyor. Ayrıca kendisine özel bir de güç bağlantısı mevcut. Teknik olarak, denetçi desteklediği sürece, bilgisayar çalışırken çıkartılıp takılabiliyor.
IDE Eskiyen bir teknoloji olsa da günümüzde anakartlarda bir tane de olsa bulunan IDE bağlantısı özellikle optik sürücüler için hala kullanılan bir arayüz. Tek bir yuvaya iki tana aygıt bağlayabiliyorsunuz (ama bunu önermiyoruz).
SCSI Birçok bileşeni sistem içinde birbirine bağlayabilen ama artık eskidiği için yerini yeni teknolojilere bırakmış olan bir bağlantı teknolojisidir. Birçok kişi tarafından sadece disk bağlantı protokolü olarak bilinir ama gelişmiş yapısı sebebiyle aslında birçok bilgisayar bileşeni arasında veri taşıyabilme yeteneğine sahiptir.
SAS Seri bağlanmış SCSI anlamına gelen SAS, SATA benzeri bağlantı şekliyle sunucularda görülebilir. Sunucular için üretilen özel sabit diskleri bağlamakta kullanılır.
PCI Eskimesine ve alternatiflerinin çıkmasına rağmen bilgisayarlardan eksik olmayan PCI arayüzü, 32 bit haliyle son kullanıcılara sunulan anakartlarda mevcut. Bu arayüzü kullanarak birçok ek kart sisteme takılabiliyor. Bunlar arasında en popüleri ise ses kartları.
AGP Eskimiş ve şu anda yeni anakartlarda bulunmayan bir arayüz çeşidirir ve ekran kartlarını bağlamaya yarar. Yerini PCI Express 16 x’e bırakmadan önce en hızlı sürümü AGP 8 x olarak anılıyordu. Yapısı PCI’a benzer ama anakartın arka paneline olan mesafesi göz önüne alındığında daha uzaktır.
KART YUVALARI Bilgisayarımızdaki vazgeçilmez bağlantılardan birisi olan kart okuyucuları ise genellikle dizüstü bilgisayarlarda kendilerini gösteriyor. Tak bir noktada MMC, SD ve x. D Picture Card biçimlerini okuyan klart okuyucular dizüstü bilgisayarlarda görülebiliyor.
BAĞLANTI TÜRLERİ 1. PS/2 Fare Portu 4. Ses Girişi 7. ve 8. USB Port 2. Paralel Port 5. Ses Çıkışı 9. VGA Port 3. LAN (RJ-45) Port 6. Mikrofon Girişi 10. Seri Port 11. PS/2 Klavye Port
SÜRÜCÜLERDE ÖNBELLEK KULLANIMININ SEBEPLERİ
ÖNBELLEK (CACHE) NEDİR? Bir bilgisayar işlemcisi yani CPU çok hızlıdır ve sürekli olarak hafızadan veri okur. Sistem belleğinden gelen veriler ise çoğunlukla CPU’nun hızına yetişemez ve işlemci verinin ulaşmasını beklemek zorunda kalır. Bu problemi çözmek için CPU içinde yüksek hızlı hafızalar bulunur, buna ön bellek denir. Ön bellek çalışmakta olan programa ait komutların, verilerin geçici olarak saklandığı yüksek hızlı hafızalardır.
ÖNBELLEK (CACHE) NEDİR? Verileri getirmek için sürekli olarak ana hafızaya erişilmemesi amacıyla sıkça kullanılan veri önbelleğe kopyalanır. Önbellek yazarımızın masası gibi düzenlenmemiş halde olabilir ya da adres defteriniz gibi düzenli olabilir. Her iki şekilde de veri erişilebilir olmalıdır. Bilgisayardaki önbellek gerçek hayattaki örneklerden önemli bir farklılık gösterir: Bilgisayar hangi verinin erişilmesi muhtemel olduğunu bilemez, böylece yer ilkesini kullanır ve ana hafızaya erişmesi gerektiğinde bütün bir bloğu önbellekten ana hafızaya aktarır. Eğer bu blokta kullanılma olasılığı yüksek olan bir başka parça varsa, bütün bir blok erişim zamanını azaltır. Bu yeni bloğun önbellekteki yeri iki şeye bağlıdır: Önbellek eşleme planı ve önbellek boyutu.
ÖNBELLEK (CACHE)
ÖNBELLEK (CACHE) AMACI NEDİR? Önbelleğin amacı, yakın geçmişte kullanılmış olan verileri işlemciye ana hafızadan daha yakın bir yerde tutarak hafıza erişimini hızlandırmaktır. Önbellek ana hafıza kadar büyük olmasa da oldukça hızlıdır. Ana hafıza genellikle 60 nanosaniye(ns) erişim süresi olan DRAM’dan oluşur, önbellek ise genellikle DRAM’dan çok daha hızlı ve kısa dönüş süreli olan SRAM’den oluşur (genellikle 10 ns erişim süresi vardır). İyi performans vermesi için önbelleğin çok büyük olması gerekmez. Genel fikir önbelleği yeterince küçük yapmaktır. Böylelikle bit başına ortalama maliyeti ana hafızanınkine yakın olur, yararlı olmak için de yeterince büyüktür. Bu hızlı hafıza oldukça pahalı olduğundan tüm ana hafızanın bu teknolojiyle yapılması mümkün değildir.
ÖNBELLEK NASIL ÇALIŞIR? Önbellek adresle erişilmez, içerikle erişilir. Bu nedenle önbelleğe içeriği adreslenebilen hafıza (content addressable memory – CAM) adı da verilir. Birçok önbellek eşleme planına göre, istenen verinin önbellekte olup olmadığı denetlenmelidir. İstenen verinin yerinin belirlenmesi işlemini basitleştirmek için pek çok önbellek eşleme algoritması kullanılır.
L 1 ÖN BELLEK (CACHE) Önemli kodlar ve veriler bellekten buraya kopyalanır ve işlemci bunlara daha hızlı ulaşabilir. Kodlar için olan Code cache ve veriler için olan Data cache olmak üzere ikiye ayrılır. Kapasitesi 2 KB ile 256 KB arasında değişir.
L 2 ÖN BELLEK (CACHE) L 1 belleklerine göre kapasiteleri 256 KB ile 2 MB arasında değişir. Başlangıçta L 2 önbellek anakart üzerinde işlemciye yakın bir yerde yer almaktaydı. Daha sonra slot işlemciler ortaya çıkınca işlemci çekirdeğinin üzerinde kartuş şeklindeki paketlerde yer aldı. Bununla beraber çekirdeğin dışında ve işlemciyle aynı yapıda kullanılmaya başlandı. Bu kısa geçiş döneminden sonraysa L 2 önbellek işlemci çekirdeklerine entegre edildi.
L 3 ÖN BELLEK (CACHE) L 3 ön belleklerinin kapasiteleri 2 MB ile 256 MB arasında değişir. Yeni bir teknolojidir. Çok çekirdekli işlemcilerde bütün çekirdeklere tek bir bellekle hizmet vermek akıllıca bir yaklaşım olacağı düşüncesiyle geliştirilmiştir.
SÜRÜCÜLERDE ÖNBELLEK KULLANIMININ SEBEPLERİ Uygulamaların ölçeklenebilir performansını artırmak için daha derin katmanları kaldırmak için önbelleğe almayı kullanmaktan daha iyi bir yol yoktur. § § Arka taraftaki yükü azaltır. Gizlilik etkileşim için önemli unsurdur. Sıcak veriyi ele alır. Web uygulamalarındaki ve iş yükü için büyük bir kısmı zor okunur(genellikle %8090 gibi yüksek okur)
KAYNAKÇA Tech-worm. com / wikipedia / shiftdelete. net / chip. com. tr / pcnet. com. tr / dijitaldeliller. com / log. com. tr /
HAZIRLAYANLAR FATMA NUR YETİM İMREN KIŞLALI OKTAY ATAKUL SERVED BERKE YİĞİT ÖZGÜNEŞ MAHMUT CAN DOLU ATAKAN BOZKURT
- Slides: 61