Biyogvenlik Biyogvenlik nedir Biyoteknoloji ve onun rnlerinden kaynaklanan

  • Slides: 56
Download presentation
Biyogüvenlik

Biyogüvenlik

Biyogüvenlik nedir • Biyoteknoloji ve onun ürünlerinden kaynaklanan olası risklerin en aza indirilmesi için

Biyogüvenlik nedir • Biyoteknoloji ve onun ürünlerinden kaynaklanan olası risklerin en aza indirilmesi için ülkelerce yapılan yasal denetim işlemidir. • Araştırma ya da GDO-hastalık yapıcı etkenlerin ticareti sonucu insan sağlığı ve güvenliği ile çevrenin korunması açısından olası risklerden kaçınmak (Zaid, 2001).

Biyogüvenlik nedir • Biyogüvenlik, modern biyoteknoloji uygulama tekniklerini ve modern biyoteknoloji ürünlerinin insan ve

Biyogüvenlik nedir • Biyogüvenlik, modern biyoteknoloji uygulama tekniklerini ve modern biyoteknoloji ürünlerinin insan ve hayvan sağlığı ile çevre üzerinde oluşturabileceği olumsuz etkilerin belirlenmesini ve belirlenen risklerin oluşma olasılığının ortadan kaldırılmasını ya da risklerin ortaya çıkması durumunda oluşacak zararların kontrol altında tutulması için alınacak önlemleri kapsamaktadır.

 • Türkiye´de biyogüvenlikle ilgili bir protokol Türkiye Biyogüvenlik Protokolü ve Biyogüvenlik Yasası adı

• Türkiye´de biyogüvenlikle ilgili bir protokol Türkiye Biyogüvenlik Protokolü ve Biyogüvenlik Yasası adı altında Tarım Bakanlığı tarafından yürürlüğe konmuştur.

Biyogüvenlik Unsurları Nelerdir • Risk tanımı, • Risk analizi, • Risk değerlendirme, • Risk

Biyogüvenlik Unsurları Nelerdir • Risk tanımı, • Risk analizi, • Risk değerlendirme, • Risk yönetimi, • Risk iletişimi, olmak üzere beş önemli ana unsurdan oluşmaktadır.

 • Risk, olayların ve süreçlerin nasıl bir tehlike oluşturacağının belirlenmesidir. Bu yapılırken tehlikenin

• Risk, olayların ve süreçlerin nasıl bir tehlike oluşturacağının belirlenmesidir. Bu yapılırken tehlikenin meydana gelmesi durumunda şiddetinin ve sonucunun ne olabileceği ile ilgilenilir. Bu konu ile ilgili ne yapabiliriz ya da ne yapmalıyız sorusuyla ise risk yönetimi ilgilenmektedir.

Risk değerlendirme bu konular içerisinde önemli bir yer tutmaktadır. Risk değerlendirmesi yapılmasının nedenleri şunlardır:

Risk değerlendirme bu konular içerisinde önemli bir yer tutmaktadır. Risk değerlendirmesi yapılmasının nedenleri şunlardır: 1. Riskin derecesinin oldukça objektif bir şekilde değerlendirilmesini sağlar. 2. Tüzükte güvenli uç noktaları belirlemek için risk değerlendirmesinin kullanımını sağlar. 3. Farklı risk yönetim stratejilerinin etkilerinin karşılaştırılmasını sağlar. a. Senaryo edilmiş testler ile etkili bir tanımlama sağlanır. b. Riski güvenli bir seviyeye indirmek için müdahaleleri belirtir. 4. Bilgi boşluklarının tespiti ile ihtiyaç duyulan tanımlamalar yapılabilir. 5. Uluslararası ticari gereksinimlerin ve kararların risk değerlendirme temeline oturtulması sağlanır.

 • Risk değerlendirme ise; GDO ve ürünlerinin biyolojik çeşitlilik, çevre, insan, hayvan ve

• Risk değerlendirme ise; GDO ve ürünlerinin biyolojik çeşitlilik, çevre, insan, hayvan ve bitki sağlığı üzerinde, kısa veya uzun vadede, tek veya toplam olarak, oluşturabileceği olumsuz etkileri önceden belirlemek amacıyla bilimsel esaslara göre yapılan tüm deneme, test, analiz ve incelemeleri ifade eder.

 • Risk yönetimi; risk değerlendirme sonucunda öngörülen olumsuz etkilerin gerçekleşmesini önlemek, gerçekleşmesi durumunda

• Risk yönetimi; risk değerlendirme sonucunda öngörülen olumsuz etkilerin gerçekleşmesini önlemek, gerçekleşmesi durumunda zararı en az seviyede ve kontrol altında tutarak ortadan kaldırmak, ürünün izin verilen amaç ve kurallar dâhilinde kullanılmasını ve muamelesini sağlamak amacıyla alınan tedbirleri ifade eder.

 • Risk iletişimi; riskler ile ilgili önlemlerin tüm birimlere duyurularak risk bilgi akışının

• Risk iletişimi; riskler ile ilgili önlemlerin tüm birimlere duyurularak risk bilgi akışının sağlanmasıdır.

BİLİMSEL ARAŞTIRMALARDA KULLANILAN GDO VE GDOLU MİKROORGANİZMALAR

BİLİMSEL ARAŞTIRMALARDA KULLANILAN GDO VE GDOLU MİKROORGANİZMALAR

HAYVANLARDA BİYOGÜVENLİK

HAYVANLARDA BİYOGÜVENLİK

v Son yıllarda hayvanlardan insanlara geçen ve zoonoz adı verilen hastalık etkenlerinin biyoterörist faaliyetlerin

v Son yıllarda hayvanlardan insanlara geçen ve zoonoz adı verilen hastalık etkenlerinin biyoterörist faaliyetlerin uluslararası kullanılması, çiftliklerde biyogüvenlik uygulamalarının önemini daha da arttırmıştır.

BİYOGÜVENLİK PLANININ PRENSİPLERİ • Biyogüvenlik planının ana hedefi hastalığın bulaşma ve sürü içinde yayılma

BİYOGÜVENLİK PLANININ PRENSİPLERİ • Biyogüvenlik planının ana hedefi hastalığın bulaşma ve sürü içinde yayılma riskini asgari düzeye indirmektir. Bu hedefe yalnızca hayvan -hastalık-çevre ilişkilerinin iyi analiz edilmesiyle ulaşılır. • Bir bulaşıcı hastalık, sürüdeki hayvanların direncinin düşük düzeyde olduğu ve çevre şartlarının hastalık etkeninin duyarlı hayvanlara ulaşmasına , çoğalmasına uygun bir ortamın oluştuğu durumlarda meydana gelir. • Herhangi bir bulaşıcı hastalık sürüye bulaşması, işletmedeki kritik noktaların belirlenmesi ve bu noktalar arasındaki risk faktörlerinin değiştirilmesiyle önlenebilir. • Örneğin, süredeki hayvanlara hastalık etkenlerinin ulaşması hayvanların yerini değiştirerek, uygun beslenme ve barınak koşullarının sağlanması ve hayvanların bağışıklık düzeylerinin yükseltilmesiyle engellenebilir.

SONUÇ • Biyogüvenlik prensipleri belirli sayıda olup bir plan dahilinde kolayca uygulanabilecek niteliktedirler. Ancak

SONUÇ • Biyogüvenlik prensipleri belirli sayıda olup bir plan dahilinde kolayca uygulanabilecek niteliktedirler. Ancak bu prensiplerin nasıl uygulandığı başarı veya başarısızlığı belirleyen faktördür. • Gerek süt sığırcığında gerekse küçükbaş hayvan yetiştiriciliğinde büyük ekonomik kayıplara neden olan bulaşıcı hastalıkların önlenmesi ancak işletmeye özgün biyogüvenlik planlarının hazırlanmasıyla mümkündür. • Etkin bir biyogüvenlik plan yönetimi işletmede sorun olan veya sorun olabilecek hastalıkların veteriner hekim yardımıyla ayrı değerlendirilmesiyle mümkündür. • Avrupa Birliği’nin 2007 -2013 yılları arasında uygulamaya koyacağı yeni Hayvan Hastalıkları Strateji “Prevention is better than cure” “Koruma Tedaviden daha iyidir. AB üye ülkelerini içine alan bir Hayvan Sağlığı Biyogüvenlik Planı’dır.

 • Biyogüvenlik programı çerçevesinde tesiste kullanılabilecek dezenfeksiyon işlemleri sürü yokken uygulanan ve sürü

• Biyogüvenlik programı çerçevesinde tesiste kullanılabilecek dezenfeksiyon işlemleri sürü yokken uygulanan ve sürü tesiste iken uygulanan dezenfeksiyon işlemleri olarak ayrılıp incelenebilir.

KANATLI HAYVANLARDA BİYOGÜVENLİK • Biyogüvenlik hastalık etkenlerini işletmelerden uzak tutabilmek için yapılan işlerin tümünü

KANATLI HAYVANLARDA BİYOGÜVENLİK • Biyogüvenlik hastalık etkenlerini işletmelerden uzak tutabilmek için yapılan işlerin tümünü kapsar. “Biyo” hayat anlamındadır, “güvenlik” korumayı tanımlar. Bu nedenle Biyogüvenlik yaşamın güvence altına alınmasını ifade eder ve kanatlıları sağlıklı tutmanın anahtarıdır.

 • Aile işletmeciliğinden , çok sayıda hayvanın aynı kümeslerde barındırıldığı ticari işletmelere geçişle

• Aile işletmeciliğinden , çok sayıda hayvanın aynı kümeslerde barındırıldığı ticari işletmelere geçişle birlikte hastalıkların da görülme sıklığı ve yayılışı artmıştır. • Bakteri, virüs, parazit , mantar ve benzeri birçok mikroorganizmalar kanatlı sürülerinde ciddi sağlık sorunlarına yol açarlar.

 • Biyogüvenlik tedbirlerini uygulayarak, hastalıkların işletmelere girişi engellenir ve böylece hem kanatlı sağlığı

• Biyogüvenlik tedbirlerini uygulayarak, hastalıkların işletmelere girişi engellenir ve böylece hem kanatlı sağlığı korunur hem de işletmelerden alınan verim ve kazanç artar.

 • Kanatlılarda sorun olan hastalıkların birçoğu viral kökenli ve bulaşıcı olup, tedavileri mümkün

• Kanatlılarda sorun olan hastalıkların birçoğu viral kökenli ve bulaşıcı olup, tedavileri mümkün değildir. • Bakteriyel hastalıklar da antibiyotiklerle tedavi edilebilmelerine rağmen bazı durumlarda hastalık etkenini tamamen yok etmek mümkün olamamaktadır.

 • Bazı durumlarda ise antibiyotiklerle tedavi sağlansa bile temizlik ve dezenfeksiyon uygulanıp infeksiyon

• Bazı durumlarda ise antibiyotiklerle tedavi sağlansa bile temizlik ve dezenfeksiyon uygulanıp infeksiyon kaynağı ortadan kaldırılmadığı taktirde tedaviden sonra tekrar ortaya çıkabilmektedir.

 • Biyogüvenlik uygulamaları, aynı zamanda işletme çevresindeki diğer kanatlı işletmeleri için de önemlidir.

• Biyogüvenlik uygulamaları, aynı zamanda işletme çevresindeki diğer kanatlı işletmeleri için de önemlidir. • Çünkü sıkı biyogüvenlik tedbirlerinin uygulandığı işletmelerde , kümesler arasında hastalıkların taşınma ve yayılma riski en az seviyeye iner.

 • Sonuç olarak, işletmelerde sıkı biyogüvenlik tedbirlerinin alınması, kanatlı endüstrisini hastalık riskinden korumak

• Sonuç olarak, işletmelerde sıkı biyogüvenlik tedbirlerinin alınması, kanatlı endüstrisini hastalık riskinden korumak ve kanatlı sağlığını korumak adına büyük önem taşır.

Kanatlılarda Biyogüvenlik Kuralları Nelerdir 1. İşletmenin kurulacağı arazi isabetli seçilmelidir. 2. İşletmeye girişler sınırlandırılmalıdır.

Kanatlılarda Biyogüvenlik Kuralları Nelerdir 1. İşletmenin kurulacağı arazi isabetli seçilmelidir. 2. İşletmeye girişler sınırlandırılmalıdır. 3. Araç trafiği kontrol altında tutulmalıdır. 4. Hastalıklar işletmelere taşınmamalıdır. 5. Kümeslerde tavuk biti , böcek mücadelesi yapılmalıdır. 6. Hasta tavuklar bildirilmelidir. 7. Düzenli temizlik ve dezenfeksiyon yapılmalıdır. 8. İşletmede düzenli kayıt tutulmalıdır

Biyogüvenliğin Faydaları Nelerdir • Sürü sağlığını korur ve hastalığa sebep olan etkenlerin çiftliklere girişi

Biyogüvenliğin Faydaları Nelerdir • Sürü sağlığını korur ve hastalığa sebep olan etkenlerin çiftliklere girişi ve yayılışını engeller. • Hastalıkların çıkış ve yayılışını en aza indirir. • Kuş gribi ve yalancı tavuk vebası gibi normalde görülmeyen ya da çok nadiren görülebilecek hastalıkların işletmelere girmesini önemli ölçüde engeller. • Salmonella gibi zoonotik ( hayvanlardan insanlara geçebilen) hastalıkların bulaşma riskini azaltır. • Hastalıkların tedavi masraflarından kaynaklanabilecek giderleri azaltır ve işletme maliyetlerini düşürür.

Biyogüvenlik sisteminin kurulması sonrasında; • Eski yöntemde doğru bilinerek sürdürülen yanlışların farkına varılması. •

Biyogüvenlik sisteminin kurulması sonrasında; • Eski yöntemde doğru bilinerek sürdürülen yanlışların farkına varılması. • Sistemin başarıya ulaşması için gereken tüm basamakların belirlenmesi. • Oluşturulan zincir sayesinde sistemin kontrolünün daha kolay sağlanması. • Önemli noktalarda yapılan her işin kayıtlarla kontrol altında tutulması. • Personelin kişisel hijyeninin giriş – çıkış noktalarında sağlanması.

 • Personelin sürekli eğitilmesi. • En büyük tehditlerden biri olan haşere ve kemirgen

• Personelin sürekli eğitilmesi. • En büyük tehditlerden biri olan haşere ve kemirgen kontrolünün en kolay ve etkili şekilde uygulanması. • Belirlenen kontrol noktalarının sürekli denetimi ile tehlikelerin önceden belirlenerek para ve zaman kaybının önlenmesi. • Yem silolarının ve depoların öncelikli temizlik ve kontrolü sayesinde uygun standartta alınan yemlerin kalite kaybının önlenmesi.

 • Biyogüvenlik sisteminin uygulanmasında asıl önemli nokta; en etkili hastalık kontrolünün sağlanması sayesinde

• Biyogüvenlik sisteminin uygulanmasında asıl önemli nokta; en etkili hastalık kontrolünün sağlanması sayesinde hastalıkların oluşmadan önlenmesi ve bu sayede maksimum kazançla tesisin güvenliğinin sağlanması olmaktadır.

BİYOGÜVENLİK PLANLARININ HAZIRLANMASI • Biyogüvenlik planları hazırlanırken veya uygulama esnasında fayda/masraf analizleri yapılmalıdır. •

BİYOGÜVENLİK PLANLARININ HAZIRLANMASI • Biyogüvenlik planları hazırlanırken veya uygulama esnasında fayda/masraf analizleri yapılmalıdır. • Her hastalık için ayrı yapılacak farklı analizler yapılacak yatırımların ne düzeyde faydalar getireceğini, veya yapılması düşünülen yatırımların yüksek maliyetleri nedeniyle yararlı olmayacağını ortaya koyacaktır.

 • Bundan dolayı; hastalıklardan korunma veya biyogüvenlik programlarının uygulanmasında iyi ve düzenli sonuçlar

• Bundan dolayı; hastalıklardan korunma veya biyogüvenlik programlarının uygulanmasında iyi ve düzenli sonuçlar alınılabilinmesi için giderlerin oluşabileceği dikkate alınmalıdır.

 Biyogüvenlik neden önemlidir? • Tarımsal ihracatın Avustralya’ya her yıl sağladığı gelir 31 milyar

Biyogüvenlik neden önemlidir? • Tarımsal ihracatın Avustralya’ya her yıl sağladığı gelir 31 milyar dolardır. • Büyük ölçekli bir haşere veya hastalık tek başına ticareti durdurabilir ve çiftçilerin işlerini ve tarımla doğrudan ilgisi olmayan toplumları da olumsuz yönde ciddi derecede etkileyebilir. • Bir şap hastalığı salgını ülkeye 12 milyar dolara mal olabilir. • Bazı haşere ve hastalıklar bölgeye has bitki ve hayvanlara zarar verebilir.

 • Kuş gribi, SARS veya Nipah virüsü gibi insanlara bulaşabilen yeni bir hayvan

• Kuş gribi, SARS veya Nipah virüsü gibi insanlara bulaşabilen yeni bir hayvan hastalığı Avustralya’nın sağlık, eğitim, otelcilik, seyahat, turizm ve ticari yatırımlarını etkileyebilir. • Bitki haşere ve hastalıklarının yıllık kontrol masrafı 700 milyon dolar ile 2 milyar dolar arasındadır. • Yabani ot, yabanileşmiş ve zararlı hayvan türleri gibi istilacı canlı türleri biyolojik çeşitlilik açısından en büyük tehditdirler.

GDO’LU BİTKİLER VE BİYOGÜVENLİK

GDO’LU BİTKİLER VE BİYOGÜVENLİK

 • GDO'lu yemle beslenen hayvanlardan elde edilen ürünlerin etiket taşımaması, tüketicinin tercih hakkını

• GDO'lu yemle beslenen hayvanlardan elde edilen ürünlerin etiket taşımaması, tüketicinin tercih hakkını doğrudan ortadan kaldırmaktadır.

 • Bunun sonucunda tüketici satın aldığı hayvansal ürünün GDO'lu olup olmadığını bilemeyecektir. Oysa

• Bunun sonucunda tüketici satın aldığı hayvansal ürünün GDO'lu olup olmadığını bilemeyecektir. Oysa ki, Biyogüvenlik Yasası GDO ve ürünlerinin tüketicinin tercih hakkını ortadan kaldırması halinde GDO başvurularının reddedileceğini söyler.

Temel Esaslar‐Başvuru, değerlendirme ve karar verme • 1. Her bir GDO ve ürününün ilk

Temel Esaslar‐Başvuru, değerlendirme ve karar verme • 1. Her bir GDO ve ürününün ilk ithalatı için gen sahibi veya ithalatçı tarafından Bakanlığa başvuru yapılır. • 2. Yurtiçinde geliştirilen GDO ve ürünü için gerçek ve tüzel kişiler tarafından Bakanlığa başvuru yapılır. • 3. Araştırma yapmaya yetkili kuruluşlar tarafından bilimsel araştırma amacıyla ithal edilecek GDO ve ürünleri için Bakanlıktan izin alınır.

 • 4. Araştırma amaçlı olan GDO ve ürünleri ile genetiği değiştirilmiş mikrooranizmalar, uygun

• 4. Araştırma amaçlı olan GDO ve ürünleri ile genetiği değiştirilmiş mikrooranizmalar, uygun koşullar sağlanması şartı ile kapalı alanda kullanılabilir. • 5. Araştırma amaçlı yapılacak faaliyet ve sonucundan Bakanlığa bilgi verilmesi zorunludur

Dünyadaki GDO ekim alanları Ülkeler 50, 000 hektar ve daha fazla 2009 -2010 29

Dünyadaki GDO ekim alanları Ülkeler 50, 000 hektar ve daha fazla 2009 -2010 29 Ülke 148 milyon hektar 10% Source: Clive James, 2010. USA Brazil* Argentina* India* Canada China* Paraguay* Pakistan* South Africa* Uruguay* Bolivia* Australia Philippines* Myanmar* Burkina Faso* Spain Mexico* 15. 4 milyon çiftçi 66. 8 25. 4 22. 9 9. 4 8. 8 3. 5 2. 6 2. 4 2. 2 1. 1 0. 9 0. 7 0. 5 0. 3 0. 1 50, 000 hektardan daha az Colombia* Chile* Honduras* Portugal Czech Republic Poland Egypt* Slovakia * Gelişmekte olan ülkeler Costa Rica* Romania Sweden Germany

GDO oranları Milyon dönüm 445 180 158 395 160 Geleneksel 346 140 Biyoteknolojik 296

GDO oranları Milyon dönüm 445 180 158 395 160 Geleneksel 346 140 Biyoteknolojik 296 120 247 100 198 80 148 60 99 40 49 20 0 0 90 33 81% Soya Kaynak: Clive James, 2010 64% Pamuk 31 29% Mısır 23% Kanola

Milyon dönüm Özelliklerine göre GDO ekim alanları 250 100 222 90 Herbisit toleransı (89.

Milyon dönüm Özelliklerine göre GDO ekim alanları 250 100 222 90 Herbisit toleransı (89. 3) 198 80 Böceklere dayanıklık (26. 3) 173 70 Herbisit toleransı/Böceklere dayanıklılık 148 60 124 50 99 40 74 30 49 20 25 10 0 0 1996 1997 1998 Kaynak: Clive James, 2010 1999 2000 2001 2002 2003 2004 2005 2006 2007 2008 2009 2010

GDO'lu 13 mısır için izin çıktı • Genetiği değiştirilmiş ürünlerle ilgili olarak Biyogüvenlik Kurulu'nun

GDO'lu 13 mısır için izin çıktı • Genetiği değiştirilmiş ürünlerle ilgili olarak Biyogüvenlik Kurulu'nun 13 mısırın yem amaçlı olarak kullanımına izin vermesi, büyük tartışmalara sebep olmuştu. Tartışmalar bu yıl daha da alevlenecek. Çünkü 21 mısır çeşidi, 3 soya çeşidi, 3 kolza, 1 şekerpancarı çeşidi ve 1 patatesin gıda amaçlı olarak kullanımıyla ilgili başvurular olduğu Biyogüvenlik Kurulu tarafından bildirildi.

Dünyada Mevcut Durum Başlıca uluslararası biyogüvenlik düzenlemeleri şunlardır: 1. ) UNIDO (BM Endüstriyel Kalkınma

Dünyada Mevcut Durum Başlıca uluslararası biyogüvenlik düzenlemeleri şunlardır: 1. ) UNIDO (BM Endüstriyel Kalkınma Organizasyonu) Sekreteryasının 1991 Temmuz ayında yayınladığı. Organizmaların Çevreye Salımı Konusunda Gönüllü Talimatı 2. ) 2. FAO (BM Gıda ve Tarım Organizasyonu) tarafından, Bitki Genetik KaynaklarıKomisyonu nun (CPGR) talebi üzerine hazırlatalarak, 1991 Kasım ayında yayınlanan "Bitki Biyoteknolojisi Talimatı, 3. ) Gündem 21 (1992) ve Gündem 21. i hayata geçirme amacını taşıyan Biyoteknolojinin Risklerinin Önlenmesi İçin Uluslararası Teknik Direktifler, 4. ) Gelişmekte olan ülkelerin, biyogüvenlik kapasitelerini oluşturmalarında klavuzluk yapmak amacıyla UNEP tarafından hazırlanmış olan. Biyogüvenlik Klavuzu. (1997), 5. ) BM Biyolojik Çeşitlilik Sözleşmesi. 6. ) BM Biyogüvenlik Protokolu

 Ulusal düzenlemelerden bölgesel bağlayıcılığı olan ve aday ülke olmamız nedeniyle ülkemizi doğrudan ilgilendiren

Ulusal düzenlemelerden bölgesel bağlayıcılığı olan ve aday ülke olmamız nedeniyle ülkemizi doğrudan ilgilendiren en önemli düzenlemeler Avrupa Birliği Direktifleridir. Avrupa Birliği 23 Nisan 1990 • 90/220/EEC kodlu direktifi“, GMO’ların çevreye salımı • 2001/18/EC geliştirilmiş direktif • 90/290/EEC, çevre ve insan sağlığının GMO’ların kapalı kullanımından kaynaklanabilecek risklere karşı korunması

 • 97/258/EEC (27 Ocak 1997), “GMO’lardan üretilmiş veya GMO içeren gıdaların insan sağlığı

• 97/258/EEC (27 Ocak 1997), “GMO’lardan üretilmiş veya GMO içeren gıdaların insan sağlığı için tehlike oluşturmamasını garanti altına almayı amaçlar. • AB (26 Mayıs 1998) Konsey Düzenlemesi 1139/98/EC; • Genetik olarak modifiye edilmiş ürünlerin etiketlenmesi. • Ocak 2000 49/2000; %1 eşiği uygulaması; • “Genetik modifikasyon sonucu, gıdaların DNA veya protein ile kaza sonucu kontaminasyonu, minimum eşik belirtimini gerekli kılmaktadır. ”

CARTAGENA BİYOGÜVENLİK PROTOKOLÜ • Cartegena Biyogüvenlik protokolü, BM Biyo çeşitlilik Sözleşmesine ek protokol olarak

CARTAGENA BİYOGÜVENLİK PROTOKOLÜ • Cartegena Biyogüvenlik protokolü, BM Biyo çeşitlilik Sözleşmesine ek protokol olarak hazırlanmış ve yürürlüğe girmiştir. • Sözleşme: § 5 haziran 1992 de hükümetler arası müzakerelere açılmıştır § 29 aralık 1992 de dünyada yürürlüğe girmiştir. § 187 ülke taraf olmuştur. § Ülkemiz bu sözleşmeye 14 mayıs 1997 de tam olarak taraf olmuştur.

 • Amacı : § Biyolojik çeşitliliğin korunması § Biyolojik kaynakların sürdürülebilir kullanımı §

• Amacı : § Biyolojik çeşitliliğin korunması § Biyolojik kaynakların sürdürülebilir kullanımı § Genetik kaynaklardan sağlanan faydaların eşit ve adil paylaşımı

 • PROTOKOLÜN KAPSAMI: • Biyoçeşitliliğin korunması ve sürdürülebilir kullanımı üzerinde olumsuz etkilere sahip

• PROTOKOLÜN KAPSAMI: • Biyoçeşitliliğin korunması ve sürdürülebilir kullanımı üzerinde olumsuz etkilere sahip olabilecek olan tüm değiştirilmiş canlı organizmaların sınır ötesi • Hareketi, transit geçişi, muamelesi ve kullanılması olarak belirlemektir. • Böylece protokolle sağlanan koruma tedbirleri tüm GDO ların uluslar arası hareketini ve ülke içindeki kullanımını kapsamaktadır.

TÜRKİYE ‘DE BİYOGÜVENLİK KANUNU Ülkemiz biyolojik çeşitlilik yönünden dünyanın en önemli ülkelerinden birisidir Bu

TÜRKİYE ‘DE BİYOGÜVENLİK KANUNU Ülkemiz biyolojik çeşitlilik yönünden dünyanın en önemli ülkelerinden birisidir Bu zenginliğimizin korunması, sürdürülebilirliğinin sağlanması ve ekonomik değere dönüştürülmesinde modern biyoteknoloji yöntemlerinin kullanımı önemli imkanlar sunmaktadır. Ancak, bu kullanımda da sınırları ve esasları cok iyi belirlenmiş biyogüvenlik kurallarına ihtiyaç vardır. Bu nedenle , kanunda biyogüvenlik bir bütün olarak ele alınmış, insan hayvan ve çevre sağlığı ile biyolojik çeşitliliğin korunması yanında bilimsel ve teknolojik gelişmelerin devamlılığının sağlanması için tedbirler öngörülmüştür. Kanun hazırlanmasında ülkemizin ihtiyaçlarının yanı sıra Cartegena biyogüvenlik protokolü ve AB mevzuatına uyum hususları da gözönünde bulundurulmuştur.

AMACI: Modern biyoteknoloji kullanılarak elde edilen genetik yapısı değiştirilmiş organizmalar ve ürünlerinden kaynaklanabilecek riskleri

AMACI: Modern biyoteknoloji kullanılarak elde edilen genetik yapısı değiştirilmiş organizmalar ve ürünlerinden kaynaklanabilecek riskleri engellemek, İnsan, hayvan ve bitki sağlığı ile çevrenin ve biyolojik çeşitliliğin korunması, sürdürülebilirliğinin sağlanması Biyogüvenlik sisteminin kurulması ve uygulanması, bu faaliyetlerin denetlenmesi, düzenlenmesi ve izlenmesi ile ilgili usul ve esasları belirlemektir.

 KAPSAMI: Bu Kanun; Genetik yapısı değiştirilmiş organizmalar ve ürünleri ile ilgili olarak :

KAPSAMI: Bu Kanun; Genetik yapısı değiştirilmiş organizmalar ve ürünleri ile ilgili olarak : ü Araştırma, üGeliştirme, ü İşleme, üPiyasaya sürme, üİzleme, üKullanma, ü İthalat, ihracat, ü Nakil, taşıma, saklama, paketleme, etiketleme, depolama ve benzeri faaliyetlere dair hükümleri kapsar.

KANUN KAPSAMINDA OLMAYAN ÜRÜNLER v Veteriner tıbbî ürünler v Sağlık Bakanlığınca ruhsat veya izin

KANUN KAPSAMINDA OLMAYAN ÜRÜNLER v Veteriner tıbbî ürünler v Sağlık Bakanlığınca ruhsat veya izin verilen beşeri tıbbî ürünler v Kozmetik ürünleri

Sorunlar 1. Ülkemizde biyogüvenlik sorunları ile ilgili ulusal bir kurum yoktur. Bu amaçla, daha

Sorunlar 1. Ülkemizde biyogüvenlik sorunları ile ilgili ulusal bir kurum yoktur. Bu amaçla, daha önce sözü edilen UBK kurulmasal BTYK tarafından karara bağlanmıştır. 2. Ülkemizde bazı üniversitelerde TÜBİTAK-MAM ve benzeri araştırma kurumlarında genetik olarak değiştirilmiş mikroorganizmalar araştırma ve araştırma-geliştirme amaçlı olarak kısıtlı düzeyde kullanılmaktadır. Ancak AB’dekine eş değer olarak ‘genetik olarak değiştirilmiş mikroorganizmaların kapalı ortamda kullanımı’ konusunda düzenleyici yasal kurallar yoktur. Bu amaçla daha önce sözü edilen TÜBA-TÜBİTAK çalışma grubu bir yönetmelik önerisi hazırlamıştır.

 3. Ülkemizde Tarım ve Köyişleri Bakanlığı’nın bazı araştırma merkezlerinde bazı GDO ların tarla

3. Ülkemizde Tarım ve Köyişleri Bakanlığı’nın bazı araştırma merkezlerinde bazı GDO ların tarla denemeleri yapılmaktadır. Ancak AB’dekine eşdeğer olarak genetik olarak değiştirilmiş organizmaların çevreye bilinçli salınımı ve pazara sürülmesi konusunda düzenleyici yasal kurallar yoktur. Bu amaçla daha önce sözü edilen TÜBA-TÜBİTAK çalışma grubu bir yönetmelik önerisi hazırlamıştır.

 4. Ülkemizde halen GDO ve GDO ürülerinin çevreye kontrolsüz salınımına resmen izin verilmemektedir.

4. Ülkemizde halen GDO ve GDO ürülerinin çevreye kontrolsüz salınımına resmen izin verilmemektedir. Ancak bazı GDO ların yasal olmayan yollarla ekimini yasaklayıcı yasal düzenleme de yoktur. Bu amaçla daha önce sözü edilen TÜBATÜBİTAK çalışma grubu bir yönetmelik önerisi hazırlamıştır.

 5. Ülkemizde GDO içeren ürünlerin yerli üretimi olmamasına rağmen başta mısır olmak üzere

5. Ülkemizde GDO içeren ürünlerin yerli üretimi olmamasına rağmen başta mısır olmak üzere ithal edilen bazı ham ve işlenmiş ürünlerin GDO içerip içermedikleri kontrol edilmemektedir. Bu konuda kesin veriler olmamakla birlikte özellikle ithal edilen tüketim amaçlı mısırların GDO içerdikleri konusunda ciddi kuşkular vardır.