ABBASLER Hz Muhammedin amcas Abbas bin Abdlmuttalibin soyundan
ABBASİLER Hz. Muhammed’in amcası Abbas bin Abdülmuttalib’in soyundan gelen ve Emevîlerin yerini alan halife hanedanı. Abbasîler, Emevî yönetiminden memnun olmayan, değişik eğilimdeki zümrelere dayanan bir ayaklanma sonucu iktidara geldiler. Abbasî ayaklanması, İranlı bir mevali olan Ebu Müslim el-Horasanî tarafından 747’de Horasan’da başlatıldı. Emevî kuvvetlerini art arda yenilgiye uğratan Ebu Müslim’e bağlı kuvvetler, 749’da Kûfe’ye girdiler ve Abbas soyundan, sonradan “es-Saffah” (kan dökücü) unvanıyla anılan Ebülabbas Abdullah’ı halife ilan ettiler. Son Emevî halifesi Mervan, 750’de Büyük Zap kıyısında Ebülabbas’ın kuvvetlerine yenildi ve kaçtığı Mısır’da öldürüldü. Emevî Hanedanı mensupları bütün Suriye’de izlendiler ve acımasızca yok edildiler, katliamdan yalnızca birkaç kişi kurtulabildi. Ebülabbas’ın ardından Mansur’un (754 -775) Sasanî İmparatorluğu’nun eski başkenti Ksetifon’un yakınlarında 762’de kurduğu Bağdat, Arap-İslam İmparatorluğu’nun yeni başkenti oldu. Böylece imparatorluğun ağırlık merkezi Bizans etkisindeki Suriye’den, Mezopotamya ve İran uygarlıklarının etkisindeki Irak’a kaydı.
1 - Samarra Ulu Camii: Halife Mütevekkil tarafından 848 -852 yılları arasında inşa edilmiştir. Dıştan 240 x 156 m, içten 180 x 260 m lik ölçülere sahip bu cami, dünyanın en geniş ve en büyük camisidir. Harim kısmı kıbleye dikey 25 sahna bölünmüştür. Cami ziyadeleri ile birlikte ortalama 38. 000 m² lik bir alanı kaplamaktadır. Tuğla malzeme kullanılması nedeniyle cami bugün kısmen harap durumdadır. Kuşatma duvarları yaklaşık 15 m yüksekliğinde ve 2, 5 m kalınlığındadır. 16 kapıdan avluya ve harime girilen caminin sahın ve revak dayanaklarından hiçbir iz kalmamıştır.
Samarra Ulu Camii’nin minaresi, caminin orta eksenine gelecek biçimde, kuzey duvardan 27, 25 m uzaklıkta inşa edilmiştir. Minarenin kaidesi kare olup bir kenarın uzunluğu 33 m, yüksekliği 3 m dir. Bu kaide ile cami arasında 12 m genişliğinde ve 25 m uzunluğunda bir yol vardır. Kaidenin üzerinde 50 m yükselen minarenin gövdesi tabandan yukarı çıkıldıkça daralmakta ve çevresinde minarenin üstüne çıkılmasını sağlayan rampa bir yol dolanmaktadır. Minarenin güneyinden başlangıç yapan bu yolun genişliği 2, 30 m olup soldan sağa kıvrılarak son bulmaktadır.
Samara Ulu Camii, öteki adıyla Mütevekkiliye Camii, İslam dünyasının en büyük cami yapılarından biridir. 150. 000 kişi burada bir arada namaz kılabiliyordu.
2 - Ebu Dulef Camii: Form olarak Ulu Camiye benzeyen Ebu Dulef Camii, Ulu Caminin 15 km güneyine inşa edilmiştir. Tuğla malzeme ile inşa edilen bu cami bugün tamamen harabe halindedir.
Ziggurat, (Akatça ziqqurrat, zaqā "yükselmiş yere kurmak") eski Mezopotamya vadisinde ve İran'da terası bulunan piramitlere benzeyen tapınak kulesidir. Zigguratlar eski Mezopotamya'da Sümerlerde, Babillerde ve Asurlarda bir çeşit tapınaktır. En eski ziggurat örnekleri basit yükselti platformları iken Ubaid döneminde, M. Ö. 4000'lü yıllara aitti. En sonuncusu da M. Ö. 6. yüzyıldadır. Piramitlerin aksine zigguratların üstü düzdür. tepesinde ya bir tapınak ya da türbe bulunurdu. Türbeye ulaşmak için bir tarafında rampalar yapılır ve bu rampa en aşağısından en yükseğine kadar uzanırdı. Tanınmış örnekleri arasında Horsabad'da bulunan Büyük Ur Zigguradı bulunur.
Nayin Camii: İsfahan'ın doğusunda yer alan camide Samerra Ulu Camii geleneğinde inşaa edilmiştir. Bezeme niteliğindeki yazılarının üslubu bu camii 860 yıllarına tarihlendirmeyi mümkün kılmıştır. Yapı sonradan bazı ilavelerle genişletilmiştir. Nayim Camii'nin bezemesi herşeyden önce süslemesinin zenginliği ile dikkat çeker. Doğu İslam Dünyası'nda tek bir yapıda bir araya toplanmış olarak bu kadar olgunlaşmış bir bezeme bütünlüğü sadece bu yapıda görülür. İslam süsleme sanatlarının yazı, geometri ve bitkiden oluşan üç esas teması bir arada bulunmaktadır.
3 - Ukhaydır Sarayı : Halife Mansur’un amcası İsa b. Musa tarafından 778 yılında, Bağdat’ın 120 km güneybatısına inşa edilmiştir. Saray bir surla çevrilidir. Bu saraydaki en önemli yenilik, yarı daire ve at nalı kemerlerin yanında sivri kemerlerin ve eyvanın kullanılmış olmasıdır. Anıtsal bir görünümü olan bu saray büyük olasılıkla Halife El Mansur'un amcası İsa Bin Musa tarafından 778'de yaptırılmıştır.
4 - Cevsaku’l-Hakani: Zamanla yıkılan ve birçok bölümleri yok olan Samerra saraylarının en önemlilerindendir. Halife Mutasım’ın 836’da yaptırdığı yapı Dicle Nehri’nin sol kenarında 17 m yüksekliğindeki bir plato üzerinde yeralır.
Stuko: Emevi yapılarının süslemeleri taş üzerine işlenmiş olduğu halde Abbasilerin tuğla duvarları ve bir metre yüksekliğe kadar kaplayan mermer tozu ile alçıdan yapılmış harca yani stukoya işlenmiştir. Mezopotamya ve İran’da çok eskiden beri bilinen bu tekniği müslümanlar yeni bezeme üslupları ile birleştirerek ustaca kullanmışlar, Herzfeld bu bezemeleri üç üsluba ayırmıştır. A Üslubu : bu üslubun ayırt edici ögesi daha önce Emeviler’de de görülen asma motifidir. Genel olarak tırtıllı biçimini koruyan asma yapraklarında değşiklik olmuş, kabarık yuvarlak çizgilerin çevrelediği tırtıllar arasında dört göz yer almıştır. Diyer iki deiğişiklikten biri yaprağın sapla birleştiği yerde üste yeralan üç üzüm salkımının artık görül memesi, diyeri zeminin sık olarak doldurulmasıdır. Bu üslupta süsleme stuko üzerine dikine derin olarak bıçakla kesilmiştir. Kareler sekizgenler içine alınan ögler henüz doğadan uzaklaşmamıştır. Motifleri tanımak mümkündür. Bu üslub birçok unsurları ve yüzeyin oldukça sık işlenişi ile Meşatta’nın üsülemelerini hatırlatır. B Üslubu : Bu üslupta bezemenin özelliği tomurcuklardan oluşan rozetlerle palmetlerin antinaturalist olmasıdır. Bu bezemede kıvrımlar büyük rol oynar, sap hiç yoktur. Bezeme sıktır, ancak üçüncü üslupta olduğu gibi sıklık son haddine ulaşmamıştır. Koyu gögeli görünecek şekilde derin kesilmiş olan daire ve dilimili rozet şeklini alan motifler birinci üslupta olduğu gibi kareler ve sekizgenler içerisindedir. Motiflerde tabiattan uzaklaşma görülmektedir. C Üslubu : Bu üslüpta rölyef koyu gölge yapmayacak şekilde az derindir. Şişe şikillerinden, yoncalardan ve kıvrımlardan oluşan motifler geometirik çerçevelre girmeden üste, yana sıralanır ve tekraralanır. Birbirinden çizgilerle ayrılan bu motifler soyut karakter gösterir. Bu teknik bakımından göze çarpan en önemli özellik motiflerin meyilli olarak kesilmiş olamasıdır. İslam santında ilk kez görülen bu tarzın İskit tunç eserlerinden ve Altay yöresindeki eski Türk sanat eserlerinden Samerra’ya Türkler tarafından getirilmiş olduğu ve oradan da Tolunoğulları ile Mısır’a geçtiği kabul edilmektedir.
Kubbetü’s-Süleybiye Halife Muntasır adına annesi tarafından yaptırılmıştır. 862.
• Mustansiriyye Medresesi: • Bağdat’ta 1233 Halife Mustansır tarafından yaptırılmıştır. 106*48 m ebatlarıyla en büyük medreselerdendir.
EMEVİ VE ABBASİ SANATI ARASINDAKİ FARKLAR a- Abbasilerin inşa ettikleri camiler, Emevilerin inşa ettikleri camilere oranla ebat olarak daha büyüktür. Örneğin Kayravan Seydi Ukba Camii 126 x 77 m iken Samarra Ulu Camii 157 x 240 m dir. b- Emevi yapılarında genellikle taş, Abbasi yapılarında ise tuğla ve kerpiç kullanılmıştır. Bu nedenle Abbasi eserleri günümüze kadar sağlam olarak ulaşamamıştır. c- Emeviler at nalı, yuvarlak ve dilimli kemerleri tercih ettikleri halde Abbasiler sivri kemere önem vermiştir. Samarra Ulu Camii’nde olduğu gibi bazen de hiç kemer kullanmamışlar, düz örtüyü doğrudan ayakların üstüne uzatılan kirişlere istinat ettirmişlerdir. d- Emeviler bütün camilerde kubbeye yer vermişlerdir. Abbasiler ise genelde düz örtüyü tercih etmişlerdir. e- Emeviler daha çok kulesel minareleri, Abbasiler ise helezonik minareleri kullanmışlardır. f- Emeviler, başkentleri Şam olması nedeniyle daha çok Bizans’tan etkilenmiş ve Helenistik tesir altında kalmışlardır. Abbasilerde ise Türk ve İran sanatının izlerini bulmak mümkündür. Samarra C üslubu ve sivri kemer, Türk tesiridir. g- Emevilerde süsleme yapının hem içinde hem de dışında olduğu halde Abbasiler daha çok binanın içini tercih etmişlerdir. h- Emevilerde süsleme natüralisttir. Abbasilerde ise yavaş soyut sanatın izleri hakim olmaya başlamıştır. I- Emevilerde süsleme fresk ve mozayik tarzındayken Abbasilerde stüko tarzı benimsenmiştir.
- Slides: 29